Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/22488 E. 2015/1442 K. 22.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22488
KARAR NO : 2015/1442
KARAR TARİHİ : 22.01.2015

Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve terkin, elatmanın önlenmesi ve yıkım

Hazine ile .aralarındaki tapu iptali ve terkin,elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kısmen kabulüne dair Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 22.11.2012 gün ve 541/595 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı Hazine vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu Dairesinde hüküm tesis edildiğine göre taraflar yönünden yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul, Kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 22.01.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY
Davacı Hazine vekili, davalı adına tapuda kayıtlı göre, kıyı kenar çizgisi içinde yer alan 166,80 m2’lik kısmına ilişkin tapu kaydının iptali ile taşınmaz üzerindeki beton iskelenin kal’ine karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 25.03.2009 tarih, 2009/2092 Esas – 2009/3624 Karar sayılı ilamı ile davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine, tapu iptali talebi yönünden karar düzeltme talebinin reddine, elatmanın önlenmesi ve yıkım yönünden karar düzeltme talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, taşınmaz üzerinde bulunan iskelenin dava açıldıktan sonra yapılıp yerine yasaya uygun ahşap iskele yapıldığından bu konuda karar vermeye yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 11.03.2010 tarih, 2010/1423 Esas-2752 Karar sayılı kararı ile hükmün esasına ilişkin temyiz itirazları reddedilerek karar yargılama masrafları yönünden bozulmuştur. Davacı Hazine vekilinin karar düzeltme talebi 23.09.2010 tarihinde Daire’ce reddedilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, taşınmaz üzerinde bulunan beton iskele yönünden karar vermeye yer olmadığına, davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacı vekili lehine takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce, 05.03.2012 tarih, 2011/14420 Esas- 2012/2291 sayılı karar ile hüküm esas yönünden de bozulmuştur. Bozma ilamında, Anayasa Mahkemesi’nin 12.05.2011 tarih, 2009/31-77 sayılı kararı ile hak düşürücü süreye ilişkin hükmün iptal edildiği, iptal hükmünün yürürlüğe girdiği, 10.03.1969 gün, 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere iptalin kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemeyeceği, henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına gireceği, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra, Mahkemece verilen ret kararının doğru olduğunun söylenemeyeceği, işin esası hakkında 28.11.1997 tarih, 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği ayrıca yargılama masrafı yönünden de 6099 sayılı Yasa hükümleri gözetilmek suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kabulüne, 1187 m2’lik kısmın tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine, bu kısımda yer alan çin bahçesi, bahçe ihata duvarı ve yürüyüş yolunun kal’ine, beton iskele konusunda karar vermeye yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece 10.12.2009 tarihinde, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın hak düşürücü süreden reddine yönelik verilen karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce, bu konuya yönelik temyiz itirazları reddedilmek suretiyle onanmış hüküm, 11.03.2010 tarihli ilam ile yargılama masrafları yönünden bozulmuş, karar düzeltme talebi de reddedilmiştir. Hüküm esas yönünden kesinleşmiştir.
Her ne kadar Mahkeme hükmün onanan kısmı yönünden de bozmadan sonra verdiği kararda yeniden hüküm kurmuş ise de, bu usuli bir hata olup, sonuca etkili değildir ve yok hükmündedir. Hükmün onanan kısmı kesinleşmiş artık kesin hüküm haline gelmiştir. Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dahil olmak üzere bütün mahkemeleri bağlar. Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olduğundan, tarafların iradesine tabi değildir.
Hukuki güvenlik ve yargıya güven kesin hüküm ilkesi ile sağlanır. Hukuki güvenlik ilkesi; Hukuk Devleti ilkesinin olmazsa olmaz koşulu olup, mevcut emredici hukuk kurallarının herkese eşit şekilde ve düzgün bir şekilde uygulanmasını da içeren bir ilkedir. T.C. Anayasa’sının 2. maddesi’nde Cumhuriyetin nitelikleri sayılırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu vurgulanmıştır. Hukuk devleti kişilerin hukuki güvenliğini sağlayan bir devlettir.

Hukuki güvenlik ve yargıya güven kesin hüküm ilkesi ile sağlanır. Hukuki güvenlik ilkesi; hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz koşulu olup, mevcut emredici hukuk kurallarının herkese eşit şekilde ve düzgün bir şekilde uygulanmasını da içeren bir ilkedir. T.C. Anayasa’sının 2. Maddesi’nde Cumhuriyetin nitelikleri sayılırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu vurgulanmıştır. Hukuk devleti kişilerin hukuki güvenliğini sağlayan bir devlettir.
Hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Hukuk devleti hukuk kurallarının onu koyanlar da dahil olmak üzere, her kişi ve kuruluşu bağlamasını ifade eder. Hukuk devleti kavramının özünü devlet organlarının hukuka bağlılığı yani, yönetimin eylem ve işlemlerini hukukun içinde kalarak yerine getirmesi oluşturmaktadır. T.C. Anayasası 36. maddesi; “Herkes ….. adil yargılanma hakkına sahiptir.”hükmünü içerir. Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma başlığı taşıyan 6. maddesinde; “Herkes …. davasının ….. hakkaniyete uygun …… olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.” denilmektedir.
Adil yargılanma hakkının en önemli alt kavramlarından birisi, silahların eşitliği ilkesidir. Yargılamada taraflar arasında adil, hakkaniyete uygun bir denge kurulması gerekir.
Anayasa’nın 2. maddesiyle benimsenen hukuk devletinde, hukuki güvenliği sağlayan bir düzen kurulması asıldır. Böyle bir düzende devlete güven ilkesi vazgeçilmez temel unsurlardandır. Hukuk devletinde yasama, yürütme ve yargının hukuka bağlı olması gerekir. Yargısı hukuka bağlı olmayan bir devlette vatandaşların kendilerini güvencede hissedebileceklerini söylemek mümkün değildir.
Hukuk devletinde bireyler devlete güven duyabilmeli aynı şekilde devlet de bu güveni vatandaşa verebilmelidir.
Kesin hükme saygı uluslar arası hukuk düzenine özgü hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul görmektedir. Eğer bir hukuk sistemi içerisinde yargının verdiği ve bağlayıcı olan bir kesin hüküm işlevsiz bir duruma getirilmiş ise adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden söz edemeyiz.
Somut olayda, Mahkemece verilen karar esas yönünden, Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nce onanarak kesinleşmiştir. Kesin hüküm gücü kazanan bir kararın, bozmaya konu edilmesi, kamu düzenini bozacak bir sonuç yaratır. Mahkemece verilen ilk karar esas yönünden onanıp kesinleştiğine göre, bozma ilamına konu edilip, Mahkemece de esas yönünden hüküm kurulup davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Bu durum, uluslararası hukuk düzeninde kabul görmüş ilkelere, T.C Anayasası’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine, hukuki güvenlik ilkesine, adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil eder. Devlete ve yargıya güveni ciddi bir şekilde sarsar. Açıkladığım nedenlerden dolayı Mahkemece verilen hükmün esası ile ilgili davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun, onamaya yönelik görüşlerine katılmıyoruz. 22.01.2015