Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2011/3042 E. 2011/3958 K. 05.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3042
KARAR NO : 2011/3958
KARAR TARİHİ : 05.07.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 28.10.2010 gün ve 87/318 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.07.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat … ve karşı taraftan davalılar vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı vekili, dava dilekçesinde yazılı bulunan 5 parça taşınmazın kök miras bırakan …’e ait iken vekil edeni tarafından satın alındığını,1955 yılından itibaren vekil edeninin zilyet bulunduğunu, kadastro çalışmaları sırasında yakın miras bırakan tarafların babaları … adına tesbit ve tescilinin yapıldığını açıklayarak taşınmazlara ait tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, taşınmazların miras bırakan …’den kaldığını, mirasçılar arasında taksim yapılmadığını ve davacının kullanımının tereke adına olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iddiasını yani taşınmazların öncesinin …’e ait olduğunu ve davacının satın aldığını ispatlayamadığı, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin nizalı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu Akbucak köyü 133 ada 18, 138 ada 26, 140 ada 29, 143 ada 4 ve 144 ada 4 parseller 1999 yılında yapılan kadastro çalışmalarında 20 yılı aşkın … oğlu … zilyetliğinde olduğu, ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği ancak mirasçılarının kimler olduğu belirlenemediği açıklanarak … oğlu ölü … adına tesbit edilmişler, tutanaklar 6.6.2000 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmişlerdir. Davacı ile davalılar 14.8.1955 tarihinde ölen … oğlu … mirasçılarıdır.
Davacı vekili, taşınmazların babaları …’den değil, kök miras bırakan …’ten kaldığını ve sağlığında vekil edeni tarafından satın ve zilyetliğin devralındığını açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesine göre, herkes meşru vasıta ve yollarla mahkemelerde iddia ve savunma hakkına sahiptir. Yine TMK.nun 6. maddesine göre, iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir. Davacı taraf usulüne uygun şekilde verilen mehil üzerine tüm delillerini bildirmiş ve mahallinde yapılan keşifte tanıklarını dinletmiştir. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi ile davacı tanıkları genel olarak ifadelerinde davacının tam olarak taşınmazları nasıl edindiğini bilmediklerini, davacının dedesinden satın aldığını duyduklarını ifade ederken davalı tanığı ise, ifadesinde, taşınmazların tarafların babaları …’den kaldığını, mirasçılar arasında taksim yapılmadığını açıklamıştır. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, davacının dinlettiği tanık beyanları görgü ve bilgiye değil duyuma dayalı olup, mahalli ve tespit bilirkişilerinin beyanlarında da davacının taşınmazları ne şekilde edindiğinin bilinmediği ifade edildiğine, dosya arasına getirtilen ekteki … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/38 ve 1995/284 Esas sayılı dava dosyalarında keşif giderinin yatırılmaması sebebiyle davalar reddedildiğine, eldeki dosya açısından delil niteliğinde bulunmadığına, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/12 Değişik İş sayılı dosyasında 12.6.1995 tarihinde dinlenen mahalli bilirkişi beyanında da o dosyada tesbite konu taşınmazın …’den kaldığı bildirildiğine, netice olarak davacı tarafından taşınmazların …’ten kaldığı ve davacı tarafından da …’ten satın alındığı ispat edilemediği anlaşıldığına göre mahkemece, dava konusu taşınmazların muris …’den kaldığı ve taksim de yapılmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 825 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalılara verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 17,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,25 TL’ nin temyiz edenden alınmasına 05.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.