Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/6469 E. 2012/9049 K. 14.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6469
KARAR NO : 2012/9049
KARAR TARİHİ : 14.06.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, … (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) Kadastro Müdürlüğü vekili ile … ile davacı – davalı … Topçuoğlu tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacılardan …, 162 ada 29 sayılı taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle Kadastro Mahkemesinde 2006/188 esas sayılı davayı açmıştır.
Davacı … Yönetimi, Karahallı köyünde 185 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 2/B madde çalışmaları bitirilmeden ve askı ilanı yapılmadan 2006 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmaları sırasında orman tahdidi içinde olan 244 adet taşınmazın Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığını ve askı ilanlarının yapıldığını, orman rejimi dışına çıkarma görev ve yetkisinin orman kadastro komisyonlarına ait olduğunu ileri sürerek askıya çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle kadastro müdürlüğünü taraf göstererek dava açmıştır. Mahkemece davaya bakma görevinin İdare Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, Orman Yönetiminin temyizi üzerine Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02.07.2008 gün ve 2008/7328 – 9740 sayılı bozma kararında özetle: “Davanın 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğinde olduğu, 6831 sayılı Yasanın 11. maddesine göre davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu, mahkemece … (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile tespit tutanaklarında isimleri yazılı hak sahipleri davaya dahil edilip husumet yaygınlaştırıldıktan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulmayarak direnme kararı verilmiş; Orman Yönetiminin temyizi üzerine, Hukuk Genel Kurulunun 03.06.2009 gün ve 2009/20 – 148 Esas – 232 Karar sayılı ilamıyla Daire kararında belirtildiği şekilde bozulmuştur. Mahkemece Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına uyulmuş, 162 ada 27, 29, 30 ve 36 sayılı taşınmazlara ilişkin davalar ayrılarak yukarıdaki esasa kaydedilip Şükrü Çam tarafından açılan davada birleştirilerek … (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile kadastro tespit tutanaklarında isimleri yazılı hak sahipleri davaya dahil edildikten sonra 162 ada 30 ve 36 parsellerin halen nitelik kaybetmedikleri, diğer çekişmeli taşınmazların doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybına uğramadığı, insan eliyle zorla ormanın tahribi ile nitelik kaybının oluştuğu, el çekme halinde eski hale dönebileceği, taşınmazların 2/B madde koşullarını taşımadıkları, kadastro müdürlüğünün de pasif dava
2012/6469-9049
ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle …’nun 162 ada 29 sayılı taşınmaza yönelik davasının reddine, Orman Yönetiminin kadastro müdürlüğü aleyhine açtığı davanın pasif husumet yokluğu yönünden reddine, diğer davalılara karşı açılan davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı … davalı … tarafından 162 ada 29 parsel yönünden Hazine, … (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) Kadastro Müdürlüğü vekili tarafından tüm taşınmazlar yönünden, … tarafından ise 162 ada 27 sayılı taşınmaz yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, 2/B madde uygulamasına ve kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 09.06.1969 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 3402 sayılı Yasa uygulamalarına esas olmak üzere yapılıp kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından  hava fotoğrafı ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazların 31.12.1981 tarihinden önce  doğal yoldan  bilim ve fen bakımından orman niteliğini  yitirmedikleri, beşerî ve insanî faaliyetler yoluyla nitelik kaybettirildikleri  ve 2/B madde koşullarını taşımayan yerlerden oldukları  anlaşıldığına, kadastro mahkemelerinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi yerine  3402 sayılı Yasanın 31/3. maddesi uyarınca vekalet ücreti takdir edileceğine, mahkemece de  3402 sayılı Yasanın 31/3. maddesi gözetilerek vekalet ücreti takdir edildiğine ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 14/06/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.