Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2014/7060 E. 2014/25130 K. 09.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7060
KARAR NO : 2014/25130
KARAR TARİHİ : 09.12.2014

MAHKEMESİ :Konya 2. Aile Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (kadın) tarafından kusur belirlemesi, nafakaların miktarı ile reddedilen tazminat talepleri yönünden; davalı-karşı davacı (koca) tarafından ise, kadının davası, kusur belirlemesi, nafakalar ve reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 09.12.2014 günü duruşmalı temyiz eden davalı-karşı davacı A.. B.. vekili Av.
. ve karşı taraf temyiz eden davacı-karşı davalı B.. B.. vekili Av. M.. Ç.. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların yerinde bulunmayan temyiz isteklerinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, duruşma için taktir olunan 1.100,00 TL. vekalet ücretinin Afif’ten alınıp Betül’e verilmesine, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz edenlere yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 123.60’ar TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.09.12.2014 (Salı)
Mahkemece, taraflar evlilik birliğinin sarsılmasında eşit kusurlu kabul edilerek, tarafların boşanmalarına, karşılıklı olarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davacı-davalı (kadın) lehine 400 TL tedbir, 600 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, tanık anlatımlarına göre, davacı-davalı (kadın)’ın “Talat” isimli şahısla telefonla uygunsuz saatlerde birden fazla görüşme yaptığı, “evlendiğine pişman olduğunu, kendisi ile evlenmesi halinde mutlu olacağını söylediği ve mahkemede yalancı tanıklık yapmasını istediği”, davalı-davacı (koca)’nın babası hastanede iken eşine destek vermediği, ailesinin yanına Konya’ya gittiği ve bir daha da dönmediği, davalı-davacı (koca)’nın ise ayrı ev açmadığı, davacı (kadın) ile yaşlı anne-babasına bakması için evlendiğini söylediği, evlilik süresince cinsel ilişkinin gerçekleşmediği, ancak davacı (kadın)’ın ilk gece birleşme konusunda istekli olmadığı, diğer günlerde ise davalı (koca)’nın babasının hasta olması ve yoğun bakımda yatıyor bulunması nedeniyle bu ilişkinin gerçekleşmediği, koca’nın doktor olması nedeniyle kadındaki vajinismus rahatsızlığının tedavisi ile de ilgilendiği anlaşılmaktadır.
Davacı tanıkları, davalının, müşterek konutun tadilatı bitinceye kadar davacının ailesi ile birlikte kalması gerektiğini bildiğini ve bunu bilerek evlendiklerini ifade etmişler, davalı tanıkları ise, davalının, davacı eşin babasının rahatsızlığına rağmen Konya’ya ailesinin yanına gittiğini, müşterek konutta tadilat olduğunu ve davacının babasının bu sırada rahatsızlık geçirmesi nedeniyle eşlerin davacının ailesi ile birlikte kaldıklarını, davalının “istemiyorum, gideceğim” diye kayınvalidesine bağırdığını, beyan etmişlerdir. Bütün bu açıklamalar ışığında davalı (kadın) daha ağır kusurlu olduğundan yoksulluk nafakası alamaz. Bu yönden kararın bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyoruz.