Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/4729 E. 2014/3875 K. 20.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4729
KARAR NO : 2014/3875
KARAR TARİHİ : 20.03.2014

MAHKEMESİ : İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 06/11/2013
NUMARASI : 2012/35-2013/260

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı, müvekkiline ait aracın tek taraflı kazada hasarlandığını, ihbara rağmen davalının hasarı ödemediğini, davalı hakkında 25. İcra Müdürlüğünün 2012/2993 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı aracının kiralık olarak kullandığını, bu durumda poliçe gereğince zararın %50’sinden sorumlu olduklarını, eksper raporunda belirlenen 12.085 TL zararın 1/2’si olan 6.040 TL’nın 7.2.2012 tarihinde davacıya ödendiğini, davacının 10.12.2012 tarihinde ilgili bankadan bu ödemeyi tahsil ettiğini, sorumluluklarının kalmadığını, temerrüde düşmediklerini, alacağın likit olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2012/2993 sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 3.460 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağın %40’ı olan 1.384 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dosya kapsamından davalı tarafından dava açılmadan önce davacıya 7.2.2012 tarihinde 6.040 TL kısmi hasar bedelinin ödendiğinin anlaşılmasına, davalı vekilinin bilirkişi incelemesi deliline dayanmasına, bunun davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması hususunu da kapsamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak itirazın iptali şeklinde açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamında giren hususlar Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1. maddesinde belirlenmiştir. Diğer taraftan TTK’nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına dair iddianın sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde sigortacının iddia ettiği şekilde gerkçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı Kasko Sigortası Poliçesi Genel Şartlarının 1.5.maddesi ve TTK 1292/3.maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda, davaya konu riziko sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu tarihte meydana gelmiştir. Davacı aracı tek taraflı trafik kazasında hasarlanmış olup buna dair kaza tespit tutanağı mevcuttur. Aracın olay anındaki sürücüsü S. Ö.n’dir. Sürücü ile araçta bulunan arkadaşı C. Y.’in kazanın akabinde Erbaa Devlet Hastanesinde ifadeleri alınmış olup ifadelerinde aracın kiralık olduğundan bahsetmemişlerdir. Davalı taraf, davacı aracının rent a car olarak kullanıldığı sırada rizikonun meydana geldiğini, bu nedenle poliçe hükümlerine göre tespit edilen hasarın %50’sinin davacıya ödendiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili
aracın kiralık olarak kullanılmadığını, davalının buna ilişkin somut bir delil sunmadığını, tanık listesinde bildirdiği aracı sürücüsü ile yanında olan arkadaşının dinlenmeleri halinde bu hususun anlaşılacağını iddia etmiştir.
Mahkemece, aracın kiralık olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti için davacı tarafın ticari defter, belge ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması için bunların davacı tarafça ibraz edilmesi istenilmiş ve ibraz edilmediğinden bahisle davalı tarafın aracın kiralık olduğu hususunu ispatladığı kabul edilmiş ise de; davacı taraf ticari defter ve kayıtları ibraz etmiş olsaydı dahi mahkemece seçilen makine mühendisi ile sigorta hukukçusu bilirkişi, ticari defter ve kayıt incelemesi konularında uzman olmadığından gerekli inceleme yapılamayacağından, bu konuda 26.9.2012 tarihli oturumda kurulan ara kararı hukuki sonuç doğurmayacağından usule uygun bulunmamıştır. Davacı tarafından bildirilen tanıkların dinlenilmesi talebi de mahkemece reddedilmiştir. Bilirkişi raporunda dosya kapsamına göre aracın kiralık olduğunun tespit edilemediği belirtilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı tarafça bildirilen tanıkların usulüne uygun biçimde dinlenmeleri, daha sonra davacı şirketin ticari defter, kayıt ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kuruluna gerektiğinde mahallinde inceleme yaptırılarak, kazaya karışan aracın rent a car olarak kullanılıp kullanılmadığı hususunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi (ispat külfetinin davalı sigorta şirketinde olduğunun, sigortacının soyut iddialarla değil somut delillerle aracın kiralık olduğunu kanıtlaması gerektiğinin gözönünde bulundurulması) gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de; Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.1 maddesine göre, sigorta sözleşmesinden doğan alacağın muaccel olduğu tarih hasar miktarına ilişkin belgelerin sigortacıya verilmesinden itibaren hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorunda olduğu 15.günün son günüdür. Dosya kapsamına göre davacı taraf, davalıya 14.11.2011 tarihinde olayı ihbar etmiş ve ekspertiz incelemesi talep edilmiştir. Bu durumda mahkemece 14.11.2011 tarihine 15 gün ilave edilerek, davalı sigortacının temerrüde düştüğü tarihin belirlenmesi ve temerrüt tarihinden 18.1.2012 takip tarihine kadar asıl alacağa işlemiş faiz yönünden de karar verilmesi gerekirken temerrüt tarihinin 10.12.2011 tarihi olarak kabul edilmesi ve asıl alacağa takip tarihine kadar işlemiş faiz hususunda talebe rağmen karar verilmemesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.3.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.