Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/12528 E. 2014/20504 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/12528
KARAR NO : 2014/20504
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

Tebliğname No : 15 – 2014/143371
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 23/01/2014
NUMARASI : 2012/664 (E) ve 2014/8 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık E.. Y..’in daha önceden tanıdığı görme özürlü olan katılanın yanına giderek ağabeylerinin cezaevinde olduğunu, TIR ve otobüslerinin tehlikede bulunduğunu söyleyerek katılanın evi ipotek gösterip 100.000 TL kredi çekerler ise kimseye borçlarının kalmayacağını, katılana kredi borcunu bitirdikten sonra evini iade edeceklerini söylediği, katılanın sanığın teklifini kabul ettiği, sanık Ertan’ın kendi üzerine kredi alamayacağını düşünerek yanlarında müdür olarak çalışan E.. K.. üzerine kredi çekmeye karar verdikleri, bu amaçla katılandan evini E.. K..’nın üzerine devretmesini istedikleri, katılanın evini tapuda 22/03/2006 tarihinde E.. K..’ya devrettiği, E.. K..’nın bu evi ipotek ettirerek ….bank Küçükbakkalköy şubesinden kredi talebinde bulunduğu, 60.000 TL krediye onay çıktığı, E.. K..’nın bankada krediyi aldıktan sonra hiç dokunmadan sanık Ertan’a verdiği, aynı gün sanıklar E.. Y.. ile vefat eden sanık İ.. Y..’in katılanın evine geldikleri, bu seferde esasında 100.000 TL kredi çekmeyi düşündüklerini ancak 60.000 TL çekebildikleri için paraya ihtiyaçları olduğunu söyleyip katılanın güvenilir olduğunu bildiği Harem Gümrüğü’nün çeklerini elden verip karşılığında nakit para talebinde bulundukları, bu amaçla birisi yine sanık Ertan’ın eniştesi olan sanık Aydın’a ait 11.000 TL, diğeri ise 5.000 TL olmak üzere iki adet çeki katılana verdikleri, katılanın çekler karşılığında 14.000 TL daha parayı sanıklara elden teslim ettiği, çeklerin günü geldiğinde katılanın çekleri bankaya ibraz ettiği, çeklerin Harem Gümrüğü çekleri olmadığını anladığı, 5.000 TL’lik çeki İşbankası’na ibraz ettiğinde karşılığının bulunmadığı, temyiz kapsamı da bulunmayan sanıklardan İbrahim’in karşılıksız çıkan bu çeki katılandan isteyerek aldığı, tahsil ettiğinde katılandan olan 3.000 TL alacağını düştükten sonra bakiye 2.000 TL’yi katılana vereceği söylediği, katılanın çeki bu sanığa teslim ettiği, ancak çek bedelinin katılana ödenmediği, katılanın diğer 11.000 TL bedelli zannettiği çeki bankaya ibraz ettiğinde banka yetkililerinin çek üzerinde yazılı miktarın 11.000 TL değil 11 TL olduğunu söyledikleri, katılanın bu durumu düzelttirmek için çek ile birlikte sanık Aydın’ın yanına gittiği, Aydın’ın tahsil ettiğinde bedelini katılana vereceğini söyleyerek çeki katılandan istediği, katılanın çeki teslim ettiği ancak sonraki günlerde katılana herhangi bir ödemede bulunmadığı, katılanın evini devrettiği E.. K..’dan sanıkların çektiği kredi borcunu ödemediklerini bu nedenle ipotekli evinin satılabileceğini öğrendiği, sanıklarla temasa geçip kredi borçlarını ödemelerini çek bedellerini vermelerini istediği halde sanıkların katılanın talebini yerine getirmedikleri olayda, katılanın daha önceden tanıdığı sanık Ertan ve ağabeyi İbrahim’e güvenerek kredi çekmeleri için evini başkasına tapuda devretmesi, ele geçirilemeyen çeklerin karşılığı bulunmadığından borcundan mahsup edilip geri kalanının ödenmesi için İbrahim ile Aydın’a iade etmesi, çekte bedelin belirtildiği rakam ile yazı arasındaki farkta yazıya itibar edileceğinden çekte iddia edilen 11000 TL rakamının 11 TL olarak yazılmasının çekin geçerliliğine halel getirmeyeceği, sanıklar tarafından çekilen banka kredisinde herhangi bir usulsüzlük iddiasının bulunmadığı, sanıkların ödeme güçlüğü nedeniyle borcu ödeyemediklerini savunmaları karşısında, dolandırıcılık suçunun hile unsurunun ne şekilde oluştuğu denetile imkan verecek şekilde açıklanmadan ve eylemin hukuki ihtilafa kapsamında kaldığı gözetilmeden sanıkların beraatları yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/12/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.