Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/30555 E. 2015/27238 K. 22.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/30555
KARAR NO : 2015/27238
KARAR TARİHİ : 22.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın SSK görevlisi olmadığı ve SSK adına gazete çıkarmadığı ve maliye görevlisi de olmamasına rağmen şikayetçilerin işyerine gidip kendisini SSK görevlisi olarak tanıttığı, elinde bulunan ve üzerinde büyük harflerle SSK ibaresi bulunan kimlik kartını gösterdiği, SSK’yı desteklemek için yardım topladığını, S.S.K için gazete çıkardığını söyleyip gazeteyi göstererek 20 TL ile 40 TL arasında para istediği, şikayetçilerden aldığı para karşılığında makbuz verdiği, ayrıca şikayetçi …’dan emekli olabilmesi için 40 TL aldığı, sanığın inandırıcılık sağlamak amacıyla suçun işlenmesinde kullandığı ve adli emanete kayıtlı bulunan üzerinde gösterilen kişinin doğrudan dikkatini çekecek nitelikte büyük harflerle SSK ibaresi bulunan eski gazete, makbuz kocanı, basın pres tanıtım kartını kullandığı, şikayetçilere kimlik kartını da gösterdikten sonra hemen geri çekerek müştekilerin kimlik kartını dikkatlice incelemelerini önleyerek sanığın gerçekten SSK görevlisi olup olmadığı hususunu denetleme imkanını ortadan kaldırmak suretiyle menfaat temin ettiğinin kabul edildiği olayda; eylemin TCK 158/1-d maddesi kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri tayin ve takdir görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olacağı gözetilerek “görevsizlik” kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMK’nın 326/son maddesi gereğince sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına 22/06/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.