Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/25928 E. 2014/17356 K. 27.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/25928
KARAR NO : 2014/17356
KARAR TARİHİ : 27.10.2014

Tebliğname No : 11 – 2012/184582
MAHKEMESİ : Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/05/2012
NUMARASI : 2008/490 (E) ve 2012/798 (K)
SUÇ : Güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın rent a car araba kiralama işini yapan şikayetçinin iş yerine gelen ve kendisini S.S. S. olarak tanıttığı, bu isimle düzenlenmiş nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini ibraz ederek araç kiralamak istediğini İstanbul’da tekstil işi yaptığını D. işmrk K:2 No: 291 Sayılı yerde iş yerinin olduğunu söylediği, araç kiralama sözleşmesi düzenledikleri, S.S. S. adına düzenlenmiş vergi levhası fotokopisini verdiği ve ..plakalı otoyu teslim aldığı, ancak süresi bittiği halde aracı getirip teslim etmediği, şikayetçinin bir çok telefon görüşmesine rağmen devamlı oyaladığı ve iş yerine gittiğinde kapalı olduğunu gördüğü ve şikayette bulunduğu, daha sonra sanığı aracın şikayetçinin dükkanının önüne kapıları açık olarak terk edip kaçtığı iddia edilen olayda, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına dair delilleri tayin ve takdir görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın sair temyiz itirazlarının reddiyle hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunu’nun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında aynı Kanun 326/son maddesi gereğince ceza miktarı bakımından kazanılmış hakların saklı tutulmasına, 27/10/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.