Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20279 E. 2014/13349 K. 03.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20279
KARAR NO : 2014/13349
KARAR TARİHİ : 03.07.2014

Tebliğname No : 15 – 2011/276917
MAHKEMESİ : Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/02/2011
NUMARASI : 2010/115 (E) ve 2011/107 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür.Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, 24/08/2005 tarihine kadar A. Şarküteri Gıda Dağıtım Pazarlama Ticaret ve Limited Şirketi’nin müdürlüğünü yaptığı, aynı tarih itibari ile imza yetkisinin H. A. ve A. E. Y.’a verildiği, sanığın şirketteki hissesini de devrettiği, ve bu nedenlerle imza yetkisi bulunmadığı halde aynı şirketin Halk Bankası Antalya Toptancı Hali Şubesinde bulunan çek hesabından 14/10/2008 keşide tarihli, 3000 TL bedelli çeki keşide ederek yaptığı alış veriş karşılığında katılan şirkete verdiği iddia edilen olayda:
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküme yönelik incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, bunun dışına çıkılarak dava konusu edilmeyen eylem esas alınarak hüküm kurulamayacağı ve resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık ile karşılıksız çek keşide etmek suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu halde, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 09/06/2009 günlü iddianamesi ile sanık M.. Y..’un çek düzenleyip katılana vererek kullandığından bahisle “karşılıksız çek keşide etme” suçundan açılan kamu davasının “resmi belgede sahtecilik suçuna dönüşmeyeceği gözetilmeden, dava konusu yapılmayan resmi belgede sahtecilik suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Dolandırıcılık suçundan kurulan hüküme yönelik incelemede;
Temyiz aşamasında dosyaya sunulan Antalya 10. Noterliğinin 14/03/2008 tarih ve 9578 yevmiye numaralı vekaletnamesine göre, sanığın şirketi temsil yetkisi bulunan oğlu A. E. Y. adına çek keşide etme yetkisinin bulunmasına göre, bu vekaletname araştırılarak, A. E. Y.’un tanık olarak beyanı alınarak elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.