Emsal Mahkeme Kararı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2022/1939 E. 2022/1936 K. 06.10.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1939
KARAR NO: 2022/1936
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/06/2022
NUMARASI: 2021/379 E. 2022/556 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/10/2022
KARAR YAZIM TARİHİ: 07/10/2022
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’nin istinafa konu edilen 28/06/2022 tarih ve 2021/379 E – 2022/556 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, mülkiyeti kendisine ait olan … plakalı Özel Halk Otobüsü ile … sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34/1. Maddesi gereğince davalı şirkete devredilen yetki ve aynı Yönetmeliğin 33. maddesi gereğince hak edişler için taşıma sözleşmesi yapmak üzere Noterden vekaletname çıkartılarak vekil sıfatıyla … Başkanı ile davalı … A.Ş. arasında … tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl nesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas birim bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapılmış olduğunu, müvekkilinin dava konusu olan ihtilaflı 07.01.2020 tarihli ek sözleşme hariç onayarak sözleşme ile bağlanmış olduğunu, ancak yeni oda başkanının 07.01.2020 tarihli sözleşmeyi kendisinde vekaletname olmadığını bildiği halde ve davalı tarafın da basiretli tacir gibi gerekli araştırmayı yapmadan tamamen davalı şirketin menfaatine uygun, kişilerin sözleşme serbestisini ihlal eden 07.01.2020 tarihti ek sözleşmenin akdedilmiş olduğunu, hukuka uygun olmayan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, mezkur ek sözleşmenin 4. madkesi ile hak ediş ödemelerinde taahhütlü km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümlerin askıya alındığını, 2. maddesinde ödemeye esas 11 kalem alacak türünün belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yaptlar bu sözleşmenin müvekkilini bağlayıcı nitelikte olmadığını, bu ek sözleşmenin Covid-19 salgını nedeniyle mücbir sebep olduğundan bahisle yapıldığını ancak davalı … A.Ş.’nin dürüstlük kurallarına aykırı davranarak, Özel Halk Otobüslerinin taahhüt edilen kilometrelerde çalıştırılmayıp, davalının kendi bünyesindeki otobüslerini çalıştırmaya devam etmiş olduğunu, Covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen … Otobüsleri Taşıma ve İşletme Kooperatifinin hak edişlerinde hiçbir kesinti yapılmadığını ve ek sözleşme yapılması ihtiyacının da duyulmadığını, Covid salgını döneminde seferlerin arttırlması gerekirken azaltılmış olduğunu, sözleşmede belirlenmiş olan alacak kalemlerinden “Diğer Yolculuk Bedeli” alacaklarırın sözleşme akdedildiği tarihten bu yana müvekkiline hiç ödenmediğini, bahsi geçen alacakların Sosyal Devlet İlkesi gereği Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca ihdas edilen Ücretsiz Veya İndirimli Seyahat Kartları Yönetmeliği’ne göre ya da Belediye’nin kendi tasarrufu ile ya da başkaca mevzuatlar ya da idari tasarruflar neticesinde bedeli ilgili idareden tahsil edilmek üzere ücretsiz veya indirimli seyahat imkanı sağlanmış kişiler için müvekkiline ödenmesi gereken bedellerden ibaret olduğunu, mezkur dönemde 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken Tam Yolculuk Bedeli, Diğer Yolculuk Bedeli, Aktarma Yolculuk Bedeli, Sabit Gelir Bedeli, Kayıp Kilometre Bedeli, Performans Bedeli, Taahhütlü Kilometre Bedeli alacaklarının müvekkiline ödenmemiş olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Tam Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00TL, Diğer Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00TL, Aktarma Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00TL, Sabit Gelir Bedeli karşılığı şimdilik 50,00TL, Kayıp Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00TL, Performans Bedeli Karşılığı şimdilik 50,00TL, Taahhütlü Kilometre Badeli karşılığı şimdilik 50,00TL’nin sözleşme gereği belirlenen vade tarihlerinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Dava dilekçesinde belirtilen hususların hukuki dayanağı olmadığını, iddia edildiği gibi 07.01.2020 tarihinde müvekkili tarafından imzalanmış hiçbir ek protokol bulunmadığını, iddia edilen protokolün pandemi sürecinde imzalanan ek protokollerden biri olma ihtimali üzerine beyanda bulunduklarını, müvekkili şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi’nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokol içeriğinde taraflar arasırıda akdedilen sözleşmenin ve ek sözleşmelerin davacı da dahil bağlayıcı olabilmesi için “odaya üyelik bağı olan veya vekalet yöntemi ile bağ kuran” ifadesine yer verikliğini, buna göre özel halk otobüsü iştetmecilerinin sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi için vekalet zorunluluğunun getirilmemiş olduğunu, sözleşmede muhatabın Oda olduğunu, davacının Oda’ya üye olup olmamasının veya vekalet verip vermemesinin sözleşme yapılmasını engellemediğini, müvekkili şirketin sözleşmeleri davacı taraf ile değil Oda ile yapmış olduğunu, Oda Başkanrıı’nın değişmesinin Oda’nın tüzel kişiliğini ortadan kaldırmayacağını, davacı tarafın vekaletsiz işlem yapıldığı iddiasının hukuki dayanağı bulunmadığını, bu hususun Oda ile davacının iç ilişkisi olduğunu, müvekkili firma tarafından Oda ile taşımacılar arasındaki vekalet ilişkisini aradığı tek hususun hak ediş ödemelerine ilişkin olduğunu, müvekkili tarafından tüm ödemelerin tek elden Oda’ya yapıldığını, Oda’nın da işletmecilere dağıttığını, müvekkili firma tarafından ileride iddia edilebilecek “Kötü Ödeme” iddiasının önüne geçmek için Oda’dan işletmeciler adına parayı tahsil edip edemeyeceği yönünde vekalet ilişkisinin arandığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bugüne kadar lehine olan ek sözleşme ve düzenlemelere itiraz etmezken, aslında aleyhine olmayan ve pandemi sürecinde yine lehine düzenleme yapılan iş bu ek sözleşmeyi “vekaletim yok” bahanesiyle inkar etmesinin kabul edilemez bir yaklaşım olduğunu, Yolcu Taşıma Sözleşmesi 35. maddesi gereğince ek sözleşmelerin yapılmış olduğunu, davacının sözleşme kapsamında kaldığı sürece tüm maddelerden sorumlu olduğunu, Yolcu Taşıma Sözleşmesi’nin 20. maddesi gereğince davacının sözleşme kapsamına girip çıkabileceğini, davacının sözleşme şartları ile bağlı kalmak istememesi halinde yapması gerekenin sözleşmeden faydalanmayarak taşıdıkları yolcu gelirleri oranında pay almaları olduğunu, davacının basiretli tacir gibi davranmadığını ve kötü niyetli olduğunu, Oda ile daha önce de ek sözleşmeler yapıldığını, davacının bunlara sessiz kaldığını, davacının işine gelen sözleşmeye uyduğunu, işine gelmeyene itiraz ettiğini, örneğin 27.08.2019 tarihinde yapılan ilk ek sözleşme ile davacının da dahil olduğu tüm otobüs işletmelerinin lehine ciddi kazanımlar olduğunu, davacı tarafından bu ek sözleşmenin kabul edilerek hak ediş ödemelerinin buna göre yapıldığını ve davacı tarafından buna göre faturalar kesilmiş olduğunu, davacının bunu kabul ederken, pandemi dönemi ek sözleşmesine itiraz etmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının ek sözleşmeye uygun olarak hak edişlerini aldığını, bu şekilde fatura keserek yaklaşık 1 seneyi aşkın süredir alacaklarını aldığını, davacının zımni şekilde ek sözleşmeye başındarı beri muvafakat etmiş olduğunu, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedelinin Yolcu Taşıma Hizmet Sözleşmesi maddelerinde yer alan hak ediş bedeli olduğunu, bunun herhangi bir karıun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, hak ediş metodunda yar alan diğer yolculuk bedelinin, parıdemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesinden kaynaklı hesaplanmamış olduğunu ve Oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, Oda ile yolcu gelirine değil, tamamer sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme hususunda anlaşıldığını ve buna göre hesaplama yapılmış olduğunu, bu durumunda pandemi döneminde otobüs işletmecilerinin lehine olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; “… Davacı taraf, ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekalet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekalet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekaletsiz iş görerek davalı şirket ile ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını beyan etmiş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20. maddesine bakıldığında, vekalet şartının sadece ilk hak ediş öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekalet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8.2.maddesinde Oda üyesi olanların vekalet verme zorunluluğunun da bulunmadığı anlaşılmıştır.Ana sözleşmeye bakıldığında, Oda’nın üyeleri veya vekalet veren taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdedilmiş olduğu, Oda’nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) temsilcisi olduğu, Oda’nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu anlaşılmakla, davacı tarafın 07.01.2020 tarihli ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında fatura tanzim ederek hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı kaydın bulunmadığı, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir. Davanın Reddine,…” şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece delillerinin toplanmadığını, iddialarının irdelenmediğini, her şeyden önce yapılması gerekenin sözleşmelerin irdelenmesi iken bu hususun dahi göz ardı edildiğini, müvekkilinin … AŞ ile sözleşme yapmak üzere önceki …Esnaf Odası Başkanı … ‘a vekaletname verdiğini, 10/05/2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesini vekili aracılığıyla kabul ettiğini, bu sözleşmede yapılan hesaplamalar ve yine sözleşmede öngörülen yeniden belirlenecek ücret artışları için ek sözleşmeler akdedilmesini de kabul ettiğini, dava konusu ek sözleşme haricinde yapılan ek sözleşmelerin tamamının da buna uygun olarak 2017 tarihli sözleşmedeki hak ediş kat sayılarının ve baz fiyatlarının belirlenmesi ve taahhütlü kilometre miktarlarının artırılmasına ilişkin akdedildiğini, zaten Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesinin 35. Maddesinde de açıkça belirtildiği üzere ek sözleşme yapılmasının amacının da bu olduğunu, tarafların istedikleri takdirde bu sözleşmenin kapsamında kalmak koşulu ile bu sözleşme hükümlerinde değişiklik ve/veya ek sözleşme yapabileceklerini, halbuki gelinen noktada Kayseri Ulaşım … ‘nin müvekkilinin yalnızca hak edişlerini tahsil edip kendisine ödemesi yetkisi içeren bir vekaletname çıkardığı yeni Oda Başkanıyla ilk yapılan sözleşmeyi ve ek sözleşmenin mantığı ve tanımını hiçe sayarak bir ek sözleşme imzaladığını, bu sözleşmede 2017 tarihli sözleşmede kabul edilen tüm hak edişlerinin ortadan kaldırdığını ve müvekkilini de buna uymaya icbar ettiğini, bir defa müvekkili adına imza atan kişinin yetkili olmadığını, ikincisinin ise … AŞ’nin bundan haberdar olduğunu, mahkemenin “Ya sev ya terk et” mottosundaki gibi istemeyenin bu sözleşme kapsamından tamamen çıkabileceğini,kimsenin zorla bu sözleşmeye bağlı olmadığına ilişkin sağduyudan uzak gerekçesinin, sözleşme yaparak menfaatlerini korumak isteyen kişilerin sözleşmenin diğer tarafının sözleşmeyi ihlal etmesini sineye çekerek tüm menfaatlerini bırakıp gitmesini istemekten farksız olduğunu, müvekkilinin ilk yapılan şekliyle bu sözleşmenin tarafı olmak ve sözleşmede tanınan haklarını almak istediğini, bunun da onun en tabii hakkı olduğunu, mahkemece uyuşmazlığın toplandığı yer olan vekaletsiz olarak sözleşme yapılması hususunu aydınlatmaya matuf olarak delilleri arasında belirttikleri vekaletnamelerin getirtilmemiş ve vekaletname olmaksızın yapılan ve müvekkilince de onanmayan sözleşmenin geçersiz olacağı yönündeki iddialarının göz ardı edildiğini, mahkemeye göre bir defa vekaletname verildiyse vekil değişse de ya da her ne olursa olsun müvekkillerinin itiraz etme ya da karşı çıkma hakkı yokmuşçasına yapılan değerlendirmelerin hukukla, sözleşme serbestisiyle ve hatta imzalanan işbu sözleşme ile dahi bağdaşmadığının açık olduğunu, … AŞ’nin kötü niyetli olduğunun Kayseri Büyükşehir Belediyesinin kendisine devrettiği kamu gücünü aynı konumda bulunan işletmecilere eşit olarak uygulamadığı ve haksızlık yaptığı yönünde dava dilekçelerinde zikrettikleri iddialarıyla dosya içerisindeki delillerinin tamamen göz ardı edildiğini, söz konusu kayıtlarda görüleceği üzere davalı şirketin dava dışı S.S. … Kooperatifinin hiçbir hak edişinde kesintiye gitmediği gibi bir de çalışmayan otobüslere zamlı ücret ödemesi yaptığını, … Kooperatifi davalı A.Ş ile yaptığı sözleşme gereği sadece Kayseri Otogarı ile belli başlı merkezler arasında taşımacılık yapmakta olup pandemi döneminde seyahat yasakları olmasına rağmen davalı şirketin dava dışı kooperatifin hak edişinden 1 TL dahi kesintiye gitmediğini, söz konusu kooperatife 2019 yılında yekun 7.318.152,06 TL ödenirken pandemi dönemi olan ve seyahat yasakları olan 2020 yılında yekun 7.475.119,01 TL ödendiğini, 2021 yılının ilk 6 ayında ise 3.778.654,37 TL ödendiğini, burada dikkat edilmesi gereken hususun müvekkilinin işlettiği özel halk otobüsünün pandemi döneminde fiilen çalışmasına, insanların hala işe gitmesine ve toplu taşımaya ihtiyaç duymasına, İçişleri Bakanlığı ve İl Hıfzısıhha Kurulunun toplu taşıma araçlarının yarım dolulukta çalışmasına karar verip insanların işe gitmeye devam ettiği için sefer azaltmak bir yana sefer artırımına gidilmesi gerektiği halde davalı şirket geçersizliğini bile bile hiç de iyiniyetli olmayan saiklerle yetkisiz temsilcinin imzasını alarak müvekkilinin hak edişlerinin azalttığını, ancak davalı şirketin kendisine devredilen yetkiyi kötüye kullanarak dava dışı kooperatifin istihkakında seyahat yasakları olmasına ve hiç çalışılmamasına rağmen bir azaltmaya gitme gereği bile duymadığını, bu şehrin tüm toplu taşıma yükünü çeken, pandemi döneminde dahi çalışan ve hatta yarım dolulukta çalışmaları gerektiği için şehrin toplu taşıma ihtiyacı gözetilerek ek seferlerle daha çok çalıştırılması gereken müvekkilinin hak edişinin kesilip zarar etmesine sebebiyet verildiğini, mahkemenin kararına gerekçe ettiği faturaların ihtirazi kayıtsız olması meselesini ise tartışmaya dahi gerek olmadığını, davalı şirketin fazla kesilen faturaları iade etmekte ve kendi istediği tutarın kesilmediği takdirde hiç ödeme yapmadığını, dönemin zorlu koşulları içerisinde karşı çıkmaya ekonomik anlamda takati olmayan müvekkillerinin istediği miktarda fatura kesmeye icbar ettiğini, zaten müvekkillerinin sözleşme gereği daha fazlasını hak ettiği izahtan vareste olup kalanı ödendiğinde elbette faturanın kalanını da bugün bile kesebileceklerinin açık olduğunu, kaldı ki alacaklarının faturadan kaynaklı değil sözleşmeden kaynaklı olduğunu, bilirkişi raporunun hiçbir taleplerini karşılamadığı ve bilirkişilerin asli amacının dışına çıkıp kendini mahkeme yerine koyduğunu, alacaklarının hesaplamasının bilirkişiler eliyle yapılabileceğini, hukuki tasnifin hakime bırakılması gerektiğini, bilirkişilerin kendini mahkeme yerine koyup karar verir gibi rapor yazdığını, asli amacı olan hesaplamayı ise hiç yapmadığı yönünde itirazlarının olmasına karşın mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden yeniden rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, müvekkillerinin daha alacağının bile hesaplanmadığını ileri sürerek istinaf başvurularının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin … A.Ş. ile … Esnaf Odası arasında (bundan sonra Oda olarak anılacaktır) imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi’nin (dosyada mevcuttur) 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokolünde hükme alınan maddelerin içerikleri incelendiğinde müvekkili firma ile tüzelkişiliği bulunan Oda arasında akdedilen sözleşmenin ve ek sözleşmelerin iş bu davanın davacısı da dahil olmak üzere taraflar açısından bağlayıcı olabilmesi için “odaya üyelik bağı olan veya vekalet yöntemi ile bağ kuran” ifadesinde görüleceği üzere özel halk otobüsü işletmecileri için sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi açısından vekalet zorunluluğunun getirilmediğini, davacının hiçbir sözleşmede ve ek sözleşmede onayı veya imzası bulunmadığı gibi tüm sözleşmeler sözleşmenin amir hükümleri gereği tüzelkişiliği bulunan oda ile yapıldığını, 27.08.2019 tarihli ek sözleşme de pandemi sürecinde akdedilen ek sözleşmenin de aynı Oda ve aynı yöntem ile imzalandığını, davacının Oda başkanının değiştiği ve bu sebeple vekaletlerinin hükümsüz kaldığına veya yeni oda başkanına vekalet vermedikleri için Oda’ ya verdikleri ilk vekaletin hükümsüz kaldığına ilişkin iddiaların ne denli hukukilikten uzak olduğunun aşikar olduğunu, bahsettikleri üzere bu hususun Oda ile davacının iç ilişkisi olduğunu, şayet bir usulsüzlük iddiası varsa davacı bunu müvekkili firmaya değil odaya dava açarak odaya yöneltmesi gerektiğini, bugüne kadar davacı tarafça odayı vekaletten azlettiğine yahut odaya üyelik bağıyla bağlı olmadığına veya üyelikten ayrıldığına ilişkin olarak müvekkili firmaya hiçbir bildirimde de bulunmadığını, iş bu sözleşmeler ve ek sözleşmelerin akdedilirken müvekkili firmanın muhatabı davacı veya oda başkanı değil, tüzel kişiliği bulunan Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası olduğunu, yerel mahkemece yargılama sürecinde Kayseri Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak davacı adına kayıtlı araçların bu güne kadarki tüm kayıtlarının celp edildiğini, ayrıca müvekkili şirket nezdinde tutulan Özel Halk Otobüsleri’ ne ve müvekkili firmanın işlettiği otobüslere ait otobüs işletmesi kayıtları ve çalışma çizelgelerinin de celp edildiğini, ayrıca yerel mahkeme tarafından Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası’na müzekkere yazılarak davalı şirket kayıtları ile Oda ve müvekkili şirketin elindeki tüm sözleşme suretlerinin celp edildiğini, tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırıldığını,sözleşmeler ve defterler üzerinde yapılan inceleme neticesinde alınan bilirkişi raporu ile de davacının tüm iddialarının çürüdüğünü savunarak davacının istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı mülkiyeti kendisine ait olan … plakalı Özel Halk Otobüsü ile Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34/1. Maddesi gereğince davalı şirkete devredilen yetki ve aynı Yönetmeliğin 33. maddesi gereğince hak edişler için taşıma sözleşmesi yapmak üzere Noterden vekaletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı … A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl nesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas birim bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapılmış olduğunu, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, hukuka aykırı şekilde imzalanan bu sözleşme ile ciddi zarara uğradığını, Oda yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekaletname vermediğini davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını beyan ederek eldeki davayı açtığı görülmüştür.Davalı sözleşmeleri Oda ile imzaladığını, Oda yönetimince davacıdan vekalet alınmadan sözleşme yapıldığı (davacı tarafından oda yönetimine vekalet verilmediği) yönündeki iddianın tarafların iç ilişkisine ait bir husus olduğunu, şayet usulsüzlük var ise davanın Odaya yönetilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalı Şirket ile dava dışı Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı hizmet sözleşmesi imzalandığı daha sonra bu sözlşemenin değişen şartlara yeniden uyarlanması amacıyla 01.08.2017 tarihli, 27.08.2019 tarihli, 30.04.2020 tarihli, 08.07.2020 tarihli 28.08.2020 tarihli, 27.10.2020 tarihli 07.01.2020 tarihli ,05.04.2021 tarihli , 30.05.2021 tarihli ek sözleşmeler imzalandığı görülmüştür.Davacı Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında imzalanan 07.01.2020 tarihli ek sözleşme için oda yönetimine vekalet vermediğini bu sözleşmenin kendisini ciddi zarara uğratığını beyan ederek eldeki davayı açmıştır. Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan 10.05.2017 tarihli ana sözleşmenin “sözleşme Kapsamına Girme, Çıkarılma ve Ayrılma” başlıklı 20. Maddesi incelendiğinde “İlk kesin hak ediş tarihine kadar bu sözleşme kapsamında çalışmak için oda yönetimine vekalet veren tüm taşımacılar vekalet verdiği tarihi takip eden ilk on günlük kesin olmayan hak ediş döneminde bu sözleşme kapsamına girebilir ve Şirket yönetimi altında taşımacılık yapabilirler Birinci kesin hak ediş süresince vekaletlerini kısmi olarak tamamlayan taşımacılar hisseleri oranında, onar günlük kesin olmayan hak edişdönemlerinde bu gözleşme şartlarından yararlanırlar. Birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulama bir daha yapılmayacaktır, Ancak ilk kesin hak ediş tarihine kadar bu sözleşme için hiçbir şekilde Oda yönetimine vekalet vermeyen taşımacılar bu sözleşme kapsamındaki gelir modellerinden faydalanamaz, yalnızca bu sürede taşıdıkları – yolcu gelirlerini alabilirler. Bu sözleşme kapsamında çalışan taşımacılar kendi – istekleri doğrultusunda, Oda yönetim kurulunun onayıyla sözleşme kapsamından çıkabilirler.” düzenlemesi mevcut olup, vekaletname şartının bir kereye mahşus arandığı anlaşılmaktadır.Davacı dava dışı Oda yönetimine vekalet vermiş olup 6098 sayılı TBK 42 maddesinde; Temsil olunanın, hukuki bir işlemden doğan temsil yetkisini her zaman sınırlayabileceği veya geri alabileceği yine Temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirmişse, bu yetkiyitamamen veya kısmen geri aldığını onlara bildirmediği takdirde, yetkinin geri alındığını iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceği düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK 47. Maddesinde; Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesini, yetkisiz temsilciden istenebileceği, ancak, yetkisiz temsilcinin, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesini istenemeyeceği düzenlenmiştir.Davacı tarafından dosyaya, davacının dava dışı oda yönetimine verdiği temsil yetkisini geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmamıştır. Bununla birlikte davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği görülmüştür. Davacı somut olayda zarar uğradığını bu zararın yetkisiz temsilci ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu ispat külfeti altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça yemin delilinin hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı görülmekle davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.Açıklamalar ışığında davacının istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’nin istinafa konu edilen 28/06/2022 tarih ve 2021/379 E – 2022/556 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/10/2022