Emsal Mahkeme Kararı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/845 E. 2022/705 K. 30.09.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : …
KARAR NO : …

HAKİM : …
KATİP : …

DAVACI : …
VEKİLİ :Av. …
DAVALI :… – …
VEKİLİ : Av. …
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : …
KARAR TARİHİ : …
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/10/2022
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilin kendisi adına araç satın alması için …’a Kayseri … Noterliğinin … tarih … yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekalet verdiğini, akabinde taraflar davaya konu … plakalı, … model, … tipi, … marka aracın 134.000,00 TL’ye devri konusunda anlaştıklarını, Alıcı …’ı vekili …; satıcı … Turizm Oto Kir. Tekstil İnşaat Otomotiv San.ve Tic.Ltd.Şti. Vekili …’den … tarihli Araç satış sözleşmesi ile davalının talebi doğrultusunda satış bedeli 120.000,00 TL gösterilmek suretiyle alındığını, … … Araç bedeli konulu eft ile müvekkil vekili … tarafından davalıya gönderildiğini, yine aynı gün ekte sunulmuş olan … tarih 14.000,00 TL bedelli eft ile müvekkil adına vekili …’un hesabından araç satışına ilişkin kalan tutarın davalıya gönderildiğini, aracın satın alınmasının ardından bir kaç saat sonra araç arıza yaptığını ve servise götürülerek tamir ettirildiğini, müvekkili temsilen … tarafından aracın davalıdan satın alınmasının akabinde araç teslim alındığını ve müvekkiline teslim edilmek üzere Kayseri’ye doğru yola çıkıldığını, aracın yolda arıza yaptığını, akabinde derhal davalı tarafı ile iletişime geçildiğini, davalı tarafın İstanbul’a geri dönerek aracı yaptırabileceğini, ücretinin ise satıcı tarafından karşılanacağını söylediğini, müvekkili temsilen … İstanbul’a gidebilmek için İzmit’te aracın tamirini yaptırdığını, hem aracın arızasından dolayı ödenmek zorunda kalınan otel ve yol masraflarının hem de aracın ticari sebeple alınmasından ancak ayıplı ve hasarlı olmasından dolayı işletilemeyecek kazanç kaybına uğramasından dolayı işbu zararlarımızın da tazminini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, rabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, Fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla uzman bilirkişi tarafından artırılmak üzere aracın ayıplı değeri ile ayıpsız değeri arasındaki fark ve değer kaybı nedeniyle şimdilik 100.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi üzeriden hesaplanacak faizi ile birlikte belirsiz alacak davasının davalıdan tahsilini yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının almış olduğu araç ticari bir araç olup ayrıca dava dilekçesinde belirttiği üzere bir fatura beklentisi ve aracı kazanç odaklı kullanacağını, kazanç kaybı içerisinde olduğu da anlaşıldığından görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Davacı araç satımından kaynaklı ayıp nedeniyle tazminat ve kazanç kaybı dilemiştir.
Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinin 1. bendinin (a) alt bendi uyarınca bu Kanunda düzenlenen hukuk davaları mutlak ticari davalardır. Nispi ticari davalar ise konusu ne olursa olsun, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarıdır (TTK.m.4/1). Kanuni düzenleme uyarınca sadece mutlak ya da nispi ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülürken, bunlar dışında kalan davalar (istisnalar saklı kalmak kaydıyla) asliye hukuk mahkemelerinde görülmelidir.
Bu anlamda tarafların tacir olup olmadıkları ve işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere T.T.K.nun 14. maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı yasanın 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” Yine aynı yasanın 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, 507 S.K. hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi usul Kanununun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Somut olayda vergi dairesi yazı cevaplarında davacının ve davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu gelirinin VUK 177. Maddesinde belirtilen hadlerin altında olduğunun belirtildiği görülmüş olunup tarafların bu anlamda esnaf olduğu/tacir olmadığı sabittir. Dava konusu aracın ise minibüs vasfında ticari araç olduğu görülmüştür.
Bir davanın ticaret mahkemesinde görülme koşulları kanunda açıkça bellidir. Dava konusu aracın ticari nitelikte olması onun ticaret mahkemesi görevli hale getirmez, kanunda belirlenen şartları oluşması gerekmektedir. Taraflar tacir olmadığı anlaşılmakla görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-H.M.K’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın USULDEN REDDİNE,
2-Hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli KAYSERİ NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE gönderilmesine,
3-HMK.’nun 20. maddesi gereği kararın kesinleştiği tarihten veya kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, HMK’nın 331/2. maddesi gereğince dava dosyanın re’sen mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde, harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede hüküm altına alınmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’ nde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi….

Katip …
¸e-imzalı

Hakim …
¸e-imzalı