Emsal Mahkeme Kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 2020/1248 E. 2022/694 K. 08.04.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
22. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2020/1248
KARAR NO : 2022/694

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/189
KARAR NO : 2019/532
DAVA TARİHİ : 14.05.2014
KARAR TARİHİ : 30.04.2019
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit-İstirdat
KARAR TARİHİ : 08.04.2022
KARAR YAZIM TARİHİ : 19.04.2022

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30.04.2019 tarih ve 2014/189 Esas, 2019/532 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, raportör üye tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:
Davacı vekili, davalı taraf ile “.. Mah. … Sk. No: … …/…” adresindeki kafeteryanın bir kısım tadilatlarının yapılması karşılığında şifahen ortaklık kurulduğunu, 04.04.2012 tarihinde İnşaat İşleri Yapım Sözleşmesi imzalandığını, işler devam ederken çoğu yapılmayan işler için toplam 55.295,00 TL tutarlı 15 adet senet verildiğini, ancak yaşanan sorunlar nedeni ile işletme ortaklığı kurulmadan ayrıldıklarını, tarafların Ekim 2012’de bir araya gelerek ibralaştıklarını, müvekkiline iade edilmesi gereken senetler için icra takibine gidildiğini, müvekkilinin karşı tarafa borcunun olmadığını, davalı tarafın İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 2012/1433 Esas sayılı birleşen dosyada tanık sıfatıyla aleyhine açılan davada 07.03.2014 tarihli ifadesinde ortaklıktan ayrıldığını belirttiğini, senetlerin tadilat dolayısıyla ödendiği iddia edilen 55,295,00 TL’ye mahsuben düzenlendiğini ileri sürerek, öncelikle açılan icra takiplerden dolayı tedbir kararı verilmesi ile yazılı sözleşmeye müstenit ve miktarları yazılı toplam 55.295,00 TL bedelli 15 adet sıralı senetlerden ve tüm ferilerinden davalı tarafa borçlu olmadıklarının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile bonolarda yazılı miktar olan toplam 55.295,00 TL’nin %20’si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP :
Davalı vekili, müvekkilinin inşaat mühendisi olup tacir olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması gerektiğini, senetlerin ortaklık ilişkisinin kısa sürede sonlandırılması nedeniyle verildiğini, ibranamenin ise senetlerin verilmesi nedeniyle verildiğini, ibranamede senetlere yapılan bir atıf bulunmadığını, 25.09.2013 ve 25.20.2013 vade tarihli senetlerin tahsili için yapılan icra takibi nedeniyle icra hukuk mahkemesinde açılan davanın da ibranamede senetlere yapılan bir atıf bulunmaması nedeniyle reddedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, “…taraflar arasında inşaat işleri yapım sözleşmesinin imzalandığı ve buna dayanarak dava konusu edilen senetlerin, davacı tarafından verildiği, 2012 yılı 10. Ayına ilişkin taraflar arasında ibranamenin düzenlendiği, ilgili senetlerin ise ilk ödenecek senet tarihinin tadilat sözleşme tarihi olan 04/04/2012 tarihinden, 15 ay sonrası, 25/07/2013 tarihi olduğu, her iki raporda da davalının, davacıdan, 48.532,02-TL lik alacağının bulunduğu, her ne kadar davacı, senet bedellerinden dolayı borçlu olmadığını, ibranamenin bulunduğunu belirtmiş ise de,ilgili borçlarını ödediğine dair herhangi bir yazılı belge ibraz etmediği, söz konusu ibranamenin düzenleniş tarihi, senetlerin tarihleri, davaya konu senetlerin ödendiğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı ve buna ilişkin yazılı bir belge de sunulmayıp, davacı tarafça ispat edilemediğinden tüm açıklanan gerekçelerle davanın reddine…” şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece talep olmadığı halde mahallinde iki kez keşif yapıldığını, tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, Ekim 2012 tarihli ibranameye rağmen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, imzası inkar edilmeyen ve senetlerin düzenlendiği tarihten sonra düzenlenmiş olan ibranameye itibar edilmesi gerektiğini, senet bedellerinin ödenmiş olması nedeniyle ibranamenin düzenlendiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava konusu senetlerin 04.04.2012 tarihli inşaat yapım sözleşmesine istinaden düzenlendiğini, ilk senedin vade tarihinin 25.07.2013 olduğunu, davacının senet bedellerini ödediğini kanıtlamayamadığını, Ekim 2012 tarihli ibranamenin senetlerin verilmesi nedeniyle düzenlendiğinin açık olduğunu belirterek davacı vekilinin istinafının reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK’nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, eser sözleşmesi gereğince verilen senetlerden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat isteğine ilişkindir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf edilmiştir.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İİK’nın 72. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir.
Burada öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken husus, ticaret mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesidir. Taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, dava konusu senetler sözleşme gereğince verilmiş olduğundan mutlak ticari dava söz konusu değildir.
Belirtilen nedenle mahkemece, tarafların 04.04.2012 tarihi itibarıyla tacir olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmiş olması dairemizce doğru görülmemiştir.
6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesinde de; “Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” halinde, HMK’nın 353/(1)-a bendi uyarınca bölge adliye mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği yönünde düzenleme getirilmiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30.04.2019 tarih ve 2014/189 Esas, 2019/532 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
3-HMK’nın 353/1-a maddesi gereğince Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından yatırılan 44,40 TL istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuran davacıya iadesine,
5-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,
6-HMK’nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere 08.04.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.