Emsal Mahkeme Kararı İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/189 E. 2022/336 K. 08.04.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/189
KARAR NO : 2022/336

DAVA : Ticari Şirket Feshi
DAVA TARİHİ : 14/02/2018
KARAR TARİHİ : 08/04/2022

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkillerinin, davalı şirketin % 25’er hisseden toplam % 50 hisse ile ortağı olduklarını, davalı …’in ise davalı şirketin % 25 ortağı ve münferiden temsile yetkili şirket müdürü olduğunu, davalı şirketin inşaat yapma amacıyla kurulduğunu, taşınmaz satın alındığını ve başkaca hiçbir faaliyette bulunmadığını, gayri faal bir şirket olduğunu, hiçbir iş ve işlem yapmadığını; şirketin eski müdürü … …’in davalı şirket aleyhine birçok usulsüz ve zarar verici işler yaptığını, şirket taşınmazlarını kendi ve 3. kişiler adına devrettiğini ve şirketi büyük zarara uğrattığını, bu sebeple eski şirket müdürü … …’in 03/07/2015 tarihli ortaklar kurulunda 2012-2013-2014 yıllarındaki görevi sebebiyle ibra edilmediğini, eski müdür … …’in şirket taşınmazlarının büyük kısmını kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile bedelsiz olarak 3. kişi … İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına devrettiğini, bu işlem 12/11/2013 tarihinde gerçekleştirilmesine rağmen taşınmazlarda çivi dahi çakılmadığını, davalı şirket müdürünün kat karşılığı inşaat sözleşmesini feshederek taşınmazlarını geri istemesi gerekirken hiçbir işlem yapmadığını, davalı müdür …’in şirketi koruyucu hiçbir önlem almadığı gibi şirkete ait mevcut taşınmazları da satma hazırlığında olduğunu, bu konuda 08/06/2017 ve 30/11/2017 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden belge aldığını öğrendiklerini, çekilen ihtarnameye rağmen ortaklar kuruluna toplantı çağrısı yapmaktan da imtina ettiğini, esasen davalı şirketin 10.000,00 TL olan sermayesinin tümünü kaybetmiş olduğunu, TTK’nın 633-376 maddeleri gereği tasfiye koşullarının oluştuğunu, ayrıca TTK’nın 636/2 maddesi gereğince ihtara rağmen halen genel kurulun toplanamamasının da şirketin tasfiyesini gerektirdiğini, şirket müdürü olan davalının başkaca eylemleri sebebiyle TTK’nın 630/3 maddesinde yer alan “yükümlülüklerin ağır ihmali” durumunun gerçekleştiğini, davalı şirkete ait tüm taşınmazların büyük hisselerinin devredildiği dava dışı … İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den devir bedelinin alınmadığını, inşaata hiç başlanmadığını ve bu sebeple devredilen taşınmazların geri alınması gerektiğini, ancak davalı şirket müdürünün bu işlemi yapmaktan kaçındığını, … İnş. Ltd. Şti. ile birlikte satış hazırlığında olduklarını, … İnş. Ltd. Şti.’ye karşı müvekkillerinin dava açma yetkilerinin bulunmadığını, taşınmazların satılması halinde şirketin ve dolaysıyla müvekkillerinin telafisi mümkün olmayan zarara uğrayacaklarını, davalı şirketin eski müdürü … …, davalı müdür …, dava dışı …, … İnş. Ltd. Şti. yetkilisi ve ortağı … … arasında organik bir bağ bulunduğunu, davalı şirketin dava dışı ortağı …’nun % 25 hissesini … …’den aldığını, bu kişinin aynı zamanda … …’in kız kardeşinin oğlu olduğunu, … …’in şirketin taşınmazlarının büyük bölümünü … …’in … İnş. Ltd. Şti.’nin hakim hissedarı olduğunu, bu şirkete satılan bu taşınmazların şirkete ayni sermaye olarak konduğunu, davalı şirkete finans sağlamak amacıyla müvekkillerinden … tarafından inanç sözleşmesiyle devredilen taşınmazların finans ihtiyacı bittikten sonra tekrar müvekkilinin bilgisi dışında … …’e devredildiğini, bu konuda İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin …/… Esas sayılı davasının açıldığını ve derdest olduğunu, davalı müdür …’in şirket taşınmazlarını … İnş. Ltd. Şti. ile birlikte satmaya çalıştığını, organize olarak bu işlemi yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, şirket müdürlerinin yaptığı zarara uğratıcı işlemlerin tamamen müvekkillerinin bilgisi dışında olduğunu ve sonradan araştırılarak öğrenildiğini, hiçbir müdürün şimdiye kadar şirket hakkında isteğe rağmen belge ve bilgi vermediklerini belirterek, öncelikle delillerin 8. maddesinde belirtilen taşınmazların … Ltd. Şti. ve … İnş. Ltd. Şti. adına olması halinde bütünü üzerine tedbir konulmasına, taşınmazların şirkete iadesini sağlamak amacıyla açılacak dava için taraflarının veya mahkemenin uygun göreceği bir kişinin bu yetkiyi taşıyan kayyım sıfatı ile tedbiren atanmasına, davalı şirkete dava sonuçlanıncaya kadar kayyım atanmasına, bu şekilde karar verilmeyecekse davalı müdür …’in şirketi temsil yetkisinin dava sonuna kadar kaldırılmasına veya her türlü tasarrufu engelleyecek biçimde kısıtlanması konusunda tedbir kararı verilmesine, davalı … Uluslararası Nakliyat Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile özetle; şirket taşınmazlarının … İnşaat firmasına devrini öngören 12/11/2013 tarihli sözleşmede bizzat davacı …’in imzasının bulunduğunu, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yerine getirilememesinin tek sebebinin taşınmazların imar iznine sahip olmaması olduğunu, bu durumun davacılar tarafından da bilindiğini, davalı şirketin … … ve … … tarafından iki ortaklı olarak kurulduğunu, şirketin Gaziemir’deki taşınmazların tehlikeye girdiğini, icra takipleri ile taşınmazların ihaleye çıktığını, şirkete finansman sağlamak için aile dışındaki 3. kişilere ortalık payı verildiğini Gaziemir’deki taşınmazların satışlarının engellenmesi için şahsi mülklerin elden çıkarıldığını, borç alındığını, bu sırada Gaziemir’deki taşınmazlar için beklenen imar durumunun sağlanamadığını, bu yatırımın paraya dönüştürülemediğini, bu aşamada … İnş. San. ve Tic. A.Ş. ile bu taşınmazların tamamı için kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile birlikte yüklenici … Şirketinin davalı şirketin ve … ailesinin borçlarını ödediğini ve taşınmazlar üzerindeki takyidatların kaldırıldığını, karşılığında taşınmazların şirket lehine ipotek edildiğini ancak yükleniciye söz verilmesine rağmen taşınmazların imar izninin alınamadığını, yüklenicinin sözleşmeyi feshettiğini ve şirkete ve alacaklılarına verdiği paraları geri alabilmek için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, böylece Gaziemir’deki taşınmazların tehlikeye girdiğini, tamamının kaydının söz konusu olduğunu, bu aşamada ailenin … İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin kurucusu ve büyük hissedarı … … ile tanıştığını, kendisine Gaziemir’deki taşınmazların gösterildiğini ve bu kişi ile 24/07/2013 tarihinde kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin imzalandığını, … İnş Şirketi’nin taahhüt ettiği gibi çektiği kredinin tamamını müvekkili şirkete ve şirketin alacaklılarına vererek şirketin tüm borçlarını kapattığını, çekilen bu kredinin faizlerinin başından beri ve halen … İnşaat Şirketi tarafından ödenmekte olduğunu, arsa sahiplerinin yükümlülüğü olarak kabul edilen “taşınmazların imara açılması, inşaat yapmaya elverişli hale getirilmesi” şartının arsa sahibi … Şirketi tarafından yerine getirilemediğini, imarın çıkmamasının arsa sahibinin kusurundan kaynaklanmadığını, bu şartlarda yüklenici … İnşaat firmasının inşaat sözleşmesini feshederek verdiği paraları istediğini, … İnşaat Şirketi ile müvekkili şirket arasında şirketin o tarihteki müdürü … … ve hissedarlar … ve davacı …’nün de imzası ile 12/11/2013 tarihli ek sözleşmenin imzalandığını ve sözleşme konusu taşınmazların % 72 payının yükleniciye avans niteliğinde devrine karar verildiğini, bu sözleşmede bizzat davacının “muvafakat ettiğine” ilişkin imzasının bulunduğunu, gerçekte … İnşaat Şirketinin bu taşınmazları bedelsiz olarak almadığını, bu şirketin gerek müvekkili şirkete gerekse alacaklılarına 9.819.000,00 TL ödeme yaptığını, taşınmazların imar sorununa ilişkin davaların devam ettiğini, bu nedenle inşaatlara başlanamadığını, davacılar devamlı Gaziemir Belediyesine gittiklerinden dolayı zaten konuyu bildiklerini, … İnşaat ile para + kat karşılığı şeklinde anlaşmaya varıldığını, imar izni çıkması için çalışmaların devam ettiğini, taşınmazların son derece kıymetli olduğunu, imar izni çıktığında davalı şirketin % 28 hissesi karşılığında yaklaşık 80 adet bağımsız bölümün sahibi olacağını, bunun toplam yaklaşık değerinin 64.000.000,00 TL olacağını, bu nedenle şirket müdürü …’in kat karşılığı inşaat sözleşmesini feshederek devredilen taşınmazları geri almaya yönelik işleminin şirketin ve dolayısıyla davacıların zararına neden olacak bir işlem olmadığını, 11/04/2016 tarihli protokolde … İnşaat tarafından yapılacak proje sonucunda şirketin hissesine düşecek % 28’lik paya isabet eden bağımsız bölümlerin şirket ortakları arasında paylaşımında … İnşaat’ın sahibi … …’in hakem olarak belirlendiğini, bu protokolü davacıların, davalı …’ın, eski müdür …’ın imzaladıklarını, şirketin feshi ve tasfiyesi durumunda tüm tarafların çok büyük zararlara uğrayacaklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER ;
Ticaret sicil kayıtları, tanık anlatımları, bilirkişi raporu.
GEREKÇE ;
Dava; limitet şirketin haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Davacılar vekili cevaba cevap dilekçesi ile; müvekkillerinin birçok konudan bilgisinin olmadığını, davalı şirketin borca batık olduğunu, davalı şirket ve müdürlerinin durumu düzeltmek için hiçbir girişimde bulunmadıklarını, imar durumu nedeniyle inşaata hiç başlanmadığını ve başlama ihtimalinin kalmadığını, Cumhuriyet Savcılığı’na şikayet yapıldığını ve davaların açıldığını, uzun süredir genel kurul yapılmamasının açıklamasının yapılmadığını, tüm bu sebeplerin tasfiye sebepleri olduğunu belirtmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davalı şirketin fesih ve tasfiyesi koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının fesih ve tasfiye istemesi konusunda haklı sebeplerinin olup olmadığı” konularındadır.
Davalı tanığı … anlatımında; “Benim babam da mali müşavirdi ve davalı şirketin kuruluşunu mali müşavir olarak babam yapmıştır. Ondan sonrasında da şirketin mali müşavir olarak görev almıştır. 2008 yılında babamın vefatından sonra davalı şirketin mali müşavirliğini ben yaptım. Davalı şirket uluslararası taşımacılık faaliyeti ile uğraşmak amacıyla ve aynı zamanda yatırım amacıyla kurulmuş bir şirketti. Tarihini hatırlamadığım bir dönem bir kaç kez taşıma faaliyetini yürüttü. Bir tane de arsa alındığını biliyorum, tarihini hatırlamıyorum. Bu taşınmaz Gaziemir’deki bir taşınmazdır ve şirketin aktifinde kayıtlı tek taşınmaz bu taşınmazdır. Şirketin aracı yoktur. Söz konusu taşınmazın bulunduğu alanda bina olduğunu biliyorum. Zira; şirket bilançosunda bu bina da gözüküyordu ancak şirket adına tapuda böyle bir taşınmazın olup olmadığını bilmiyorum. Sadece arsa olarak kayıtlı olduğunu biliyorum. Bildiğim kadarıyla başkaca taşınır bir mal yoktur. Davalı şirket gayri faal bir şirkettir. En son sadece bir iki adet fatura hatırlıyorum. Zira; arsaya dayalı olarak kat karşılığı inşaat sözleşmeleri yapılmıştır. Bunlardan bir kısmı iptal edildi. Sonra yeniden sözleşmeler düzenlendi. Hali hazırda arsanın devredildiğini ve yeni firma ile bir sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşme gereğince tapuda % 32 hissenin davalı şirket üzerinde kaldığını kalan hissenin ise dava dışı şirkete verildiğini biliyorum ancak henüz herhangi bir inşaat yapılmadı. Davalı şirketin öz sermayesi korunmaktadır, En son 2012 ve 2013 yılında değerleme raporunun hazırlandığını biliyorum. Her ne kadar davalı şirketin üzerine kayıtlı sadece yukarıda belirttiğim tek arsa varsa da bunun tamamının değerinin 40.000.000,00 TL’nin üzerinde olduğunu düşünüyorum. Şirketin beyannamelerini ben düzenli olarak hazırlıyor ve veriyorum. Davalı şirketin aynı zamanda yatırım yapma gibi bir amacı da olduğu için ve üzerine kayıtlı arsa bulunduğu için bunun yanı sıra sermayesini koruduğu için tasfiye koşullarının bulunmadığı kanaatindeyim. Şirketin daha öncesinde başkaca taşınmazının olup olmadığı konusunda bilgim yoktur.” demiştir.
Davalı tanığı … anlatımında; “Ben 2011 yılında Bornova Belediyesi’nde şehir plancısı olarak çalışmakta iken emekliye ayrıldım. Halen serbest şehir plancısı olarak çalışıyorum. Davalı şirket yetkilisi benim serbest çalıştığım dönemde bana geldi. Kendisinin … … Mahallesindeki parselleri ile ilgili olarak imar planı çalışması yapmamı istedi. Bu çalışmayı yapacağım alan 13 hektarlık bir alandı. Davalı şirket ile bu konuda sözleşme imzaladık. Ben imar planı çalışmasını yaptım. Kendi çalışmalarımı tamamladım ancak bu çalışmanın ne Gaziemir Belediyesi’nden ne İzmir Belediyesi’nden ne de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan onayını yaptıramadık. Daha sonra Gaziemir Belediyesi bu çalışmayı kendisi yine aynı plan üzerinden düzenledi. Sadece zayiat oranlarında farklılık yaptı. Benim çalıştığım planda zayiat oranı % 40 iken Gaziemir Belediyesi tarafından bu oran % 50 olarak belirlendi ve bu haliyle de onaylandı ancak bu plana mülkiyet sahiplerinden birisinin itirazı oldu. İtiraz reddedildikten sonra dava yoluna gidildi. Dava sonucunda alan plansız kaldı. Mahkemece imar planının iptaline karar verildi. Hali hazırda şu an alan plansızdır. Biz dava sürecinde de en son 2017 yılında Gaziemir Belediyesi ile durumun düzeltilmesi amacıyla yazışmalar yaptık, başvurularda bulunduk ancak Danıştay’daki davanın beklenmesi gerektiği söylendi. Şu an sözünü ettiğim alan imar görmüş parsel niteliğinde değil, boş bir arsa niteliğindedir. Bildiğim ve gördüğüm kadarıyla üzerinde herhangi bir yapı yoktur. En azından davalı tarafça yapılmış bir yapı olmadığını biliyorum. Ben davalı şirketin faaliyetinin olup olmadığı konusunda ve ileri sürülen davacı iddiaları konusunda bilgi sahibi değilim, sadece anlattığım hususlarda bilgi sahibiyim.” demiştir.
Davacılardan … 15/06/2020 havale tarihli dilekçesi ile; davadan feragat ettiğini bildirmiştir.
Davalılar 15/06/2020 havale tarihli dilekçeleri ile; davacıdan masraf isteklerinin bulunmadığını bildirmişlerdir.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen 11/12/2020 havale tarihli yazı ekindeki belgeler incelendiğinde; davalı şirketin en son 24/07/2020 tarihinde 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısını yaptığı, toplantının çağrısız olarak yapıldığı, 50 adet hisse sahibi …’in toplantıya katılmadığı, toplantının başkan sıfatıyla davalı … tarafından yapıldığı, bu toplantıda 2005 ve 2015 yılları arasında görev yapan müdürler kurulunun ibrasının görüşüldüğü, oy birliğiyle ibra edildiği, bunun yanı sıra faaliyet raporları, bilançolar ve gelir gider tablolarının müzakereye açıldığı, davalı şirket müdürü …’in 5 yıl süreyle şirketi temsil ve ilzam yetkisinin aynen devam etmesine karar verildiği görülmüştür. Toplantıya davetin tüm ortaklara iadeli taahhütlü olarak bildirildiği, davacı …’nun hazır olmadığı, diğer ortakların hazirun listesinde yer aldıkları görülmüştür.
Davalı şirketin, dava dışı … İnşaat Şirketi ile yapılan sözleşme 23/01/2019 tarihinde feshedilmiş, bu husus toplantı tutanağına da “feshin şirket yararına olduğu” ifadesiyle geçirilmiştir.
05/03/2021 tarihli duruşmada davacı … vekili; davalı şirketin 24/07/2020 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıya ilişkin davetin müvekkilinin eski adresine yani oturmadığı adrese gönderildiğini, tebligat yapılan adresin müvekkilinin şirkete daha öncesinde bildirdiği adres olduğunu, müvekkilinin Türkiye’de başkaca adresinin olmadığını, kendisinin Almanya Münih’de oturduğunu, toplantıdan haberi olmadığı için toplantıya katılamadığını, şirketin mal varlığı konusunda bilgilerinin bulunmadığını ancak kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanan dava dışı şirket tarafından İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde …/… Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasının açıldığını, bu davada davalı şirketin tüm aktifi üzerindeki ortaklığın giderilmesinin istendiğini, davanın devam ettiğini, müvekkilinin bu dava sebebiyle zarara uğrayacağını, bu nedenle de şirketin feshini istemenin zorunlu hale geldiğini belirtmiştir. Davalı … ise; davacının şirkete bildirdiği adresin kendisine 24/07/2020 tarihli toplantıya davetin çıkartıldığı adres olduğunu, başkaca veya yeni bir adres bildiriminde bulunmadığını, şirkete ait taşınmaza ilişkin imar izninin alınması konusunda açtıkları bir davanın bulunmadığını ancak aynı ada içerisinde yer alan bir başka taşınmaz sahibi Vodafone tarafından davalı şirketin taşınmazının da bulunduğu adayı kapsayacak şekilde imar iznine ilişkin olarak açılmış İzmir 3. İdare Mahkemesi’nde …/… Esas ve …/… Karar sayılı davanın bulunduğunu, bu davada verilen kararın İzmir 3. İdare Dava Dairesi’nde …/… Esas numarasını aldığını ve daha sonrasında Danıştay’a gönderildiğini, Danıştay’da 6. Daire’de …/… Esas numarasını aldığını, bu dava sonucunda çıkacak karar ya da verilecek imar izninin şirkete ait taşınmazı da etkileyeceğini belirtmiştir.
Davalı … 03/07/2020 tarihli duruşmada; şirketin sözü edilen arsa dışında herhangi bir taşınmazı ya da aracı, demirbaş vs. herhangi bir şekilde mal varlığının bulunmadığını, söz konusu arsada Danıştay’dan dosya döndükten ve belediyeden imar onayı verildikten sonra üzerinde inşaat yapılması konusunda anlaşmaya vardıkları … İnşaat Şirketi tarafından bina inşaatına başlanacağını, bunun haricinde davalı şirketin başkaca bir faaliyetinin bulunmadığını bildirmiştir.Harita mühendisi, inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişiler hazırlayıp sundukları 02/11/2021 tarihli raporlarında özetle; davalı şirketin bilanço değerleri ile borca batık olmadığını, reel öz varlık değerleri ile de borca batık olmadığını, 2016, 2017 ve 2018 yıllarında şirketin ilgili dönemlerde zarar beyan ettiğinin belirlendiğini, davalı şirket ile dava dışı … İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında 11 adet taşınmazı kapsayan alanda Büyükçekmece … Noterliği’nin 24/07/2013 tarihli … sayılı arsa payı karşılığı inşaat ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiğini, sözleşme gereği bu alanda yapılacak konut ve iş yeri projesinin gerçekleşmesi için 2015 yılında imar planı revizyonu yapıldığını ancak komşu parsel malikleri tarafından imar planının iptali için dava açıldığını, davanın iptal ile sonuçlandığını ancak kararın kesinleşmediğini, imar planının iptali nedeniyle konut projesinin gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması üzerine 23/01/2019 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ve eklerinin feshi için fesih sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin gerçekleşmesinin ilk aşaması olan imar planı revizyonunun yapılarak edimin gerçekleştiğinin anlaşıldığını, 11 adet taşınmazın 14/02/2018 tarihindeki toplam değerinin imar planının eski haliyle sanayi alanı olması ve 112 ada 5 parselde hazine fazlalığı da dikkate alınarak 41.219.250,00 TL olarak belirlendiğini, davalı şirkette sermaye kaybının bulunmadığını, borca batık olmadığını, geçmiş yıllarda hiç kar payı ödemesi yapılmadığını, 2016, 2017 ve 2018 yıllarında şirketin sürekli zarar beyan ettiğini, sonuç olarak davalı şirketin feshinin istenebilmesi için gerekli koşulların oluşmadığı kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir.
Davacı vekili dava dilekçesinde birden fazla fesih ve tasfiye sebebine dayanmıştır. Bu sebeplerin yasal dayanağı olarak da 6102 sayılı TTK’nın 633-376, 636/2 maddesi ile 630/3 maddesini göstermiştir.
6102 sayılı TTK’nın 633. maddesinde; “(1) Esas sermayenin kaybı ya da borca batık olma hâllerinde anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümler kıyas yoluyla uygulanır. Ek ödeme yükümlülüğü hakkındaki hükümler saklıdır.” düzenlemesine; 376. maddesinde; “(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. (2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. (3) (Değişik: 26/6/2012-6335/16 md.) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.
” düzenlemesine; “Görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması” başlıklı 630. maddesinin 3. fıkrasında; “Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 636. maddesinde; “(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 6363 maddesi gereğince, limitet şirket ortağı haklı bir sebebin bulunması durumunda şirketin feshini mahkemeden isteyebilir. Haklı sebebin belirlenmesi hususunda hakimin geniş bir takdir hakkı bulunmaktadır. Hakim, haklı sebebin bulunduğuna kanaat getirse bile, şirketin yaşatılması ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru ise, fesih kararı yerine, fesih isteğinde bulunan ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Bu maddede haklı sebeple ilgili bir tanımlama yapılmadığı gibi haklı sebebin kapsamı da belirtilmemiştir. Bu durumda haklı sebep her olayın özelliğine göre farklılık gösterebilecektir. Haklı sebebin var olup olmadığı belirlenirken kollektif şirketlere ilişkin düzenlemeden yararlanmak mümkündür. Zira; Türk Ticaret Kanunu’nun kollektif şirketlerle ilgili 245. maddesinde haklı sebep tanımı yapılmış ve hangi olayların haklı sebep sayılacağı örnekleme yolu ile belirtilmiştir. Bu maddenin I. fıkrasında; “…a. Bir ortağın, şirketin yönetim ve işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, b. Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, c. Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, d. Bir ortağın, uğradığı sürekli hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi gibi haller haklı sebeplerdendir.” düzenlemesine; II. fıkrasında ise; “a, b, c bentleri gereğince kendisinde fesih sebebi doğmuş olan ortağın dava hakkı yoktur.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu maddede haklı sebebe verilen örnekler her ne kadar ortağa ilişkin olsa da maddenin örnek verici niteliği gereği ortak dışı sebepler de haklı sebep olarak kabul edilebilecektir. Özetle; tarafların şahıslarını ilgilendiren ya da kendilerinin dışında gerçekleşen olayların ortaklık ilişkisini zedelemesi ya da devamını imkansız kılması durumunda haklı sebebin var olduğundan söz edilebilecektir. Bu davanın açılabilmesi için haklı sebeplerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı sebeplerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekecektir. Bu davayı açma hakkı, haklı sebepte kusuru bulunmayan ortağa aittir. Bu düzenleme çerçevesinde mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilecektir.
Somut olayda; davacılardan … davalılar hakkında davasından feregat etmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 309 ve devamı maddeleri gereğince feragat, davayı sonlandıran işlemlerden olup, hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabileceğinden ve feragat beyanı verildiği anda kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağından, davacı … tarafından davadan feragat edilmesi nedeniyle; bu davacının davalılar hakkında açtığı davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Diğer davacı …’in davalılar hakkında açtığı davaya gelince; tarafların da kabulünde olduğu üzere davalı şirketin inşaat yapmak amacıyla kurulduğu ve taşınmaz satın aldığı, hiçbir faaliyetinin bulunmadığı, davalı şirket ile dava dışı … İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında Büyükçekmece … Noterliği’nde 24/07/2013 tarihli … yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin imzalandığı, yapılacak konut ve iş yeri projesinin gerçekleşmesi için 2015 yılında imar planı revizyonu yapıldığı ancak komşu parsel sahipleri tarafından açılan dava sonucunda İdare Mahkemesi tarafından imar planının iptaline karar verildiği, bunun üzerine konut ve iş yeri projesinin gerçekleşmeyecek olması nedeniyle davalı şirket ile dava dışı şirket arasında imzalanan inşaat sözleşmesinin feshi amacıyla 23/01/2019 tarihli fesih sözleşmesinin imzalandığı, 24/07/2013 tarihli sözleşmeden dava tarihine kadar olan dönemde ve yargılama boyunca bu sözleşmenin yerine getirilemediği hatta dava dışı şirkete bir kısım taşınmazların ve şirket hissesinin devrinin yapıldığı, buna ilişkin görülmekte olan davaların bulunduğu; diğer yandan davalı şirketin 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantılarının eldeki bu dava açıldıktan sonra 24/07/2020 tarihinde yapıldığı, şirkette kar dağıtımının da bulunmadığı, hatta 2016, 2017 ve 2018 yıllarında şirketin zarar beyan ettiği; bu aşamadan sonra davalı şirketin devamının beklenemeyeceği, zira; tek faaliyet konusu inşaat yapmak olan ve satın aldığı taşınmaz üzerinde inşaat yapım işine imar sorunları nedeniyle başlayamayan şirketin bu faaliyetlere başlayıp başlayamayacağı ya da ne zaman başlayabileceği hususunun belirsiz olduğu; şirket ortaklarının birbiriyle bağlantı kuramadıkları, dava dışı yüklenici şirket ile olan sözleşmesel ilişki ve buna dayalı davalar nedeniyle ortaklar arasındaki güven ilişkisinin kalmadığı; davacının, ortak olarak davalı şirketten olan maddi beklentisinin karşılanamadığı, davada ileri sürülen konular kapsamında davacıya yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığı, varsa da davalı tarafça buna ilişkin iddiada bulunulmadığı gibi delil de sunulmadığı, davalı şirketin feshi için davacının haklı sebebinin var olduğu; davalı tarafça fesihte davacı tarafın kusurlu olduğunun da iddia ve ispat edilmediği, dava dışı şirketin açtığı ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin dosya içeriğine ve adalete uygun düşmeyeceği gibi uygun çözüm olarak kabul edilemeyeceği, davalı şirketin fesih ve tasfiye koşullarının oluştuğu anlaşıldığından; davacı … tarafından davalı şirket hakkında açılan ve haklı görülen davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine; şirket feshi davalarında husumet davalı şirkete yöneltileceğinden, davalı şirket ortağı ve aynı zamanda müdürü olan dava …’e husumet düşmeyeceğinden, davacı …’in davalı … hakkında açtığı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davacı … tarafından davalılar hakkında açılan davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Davacı … tarafından davalı … hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
3-Davacı … tarafından davalı şirket hakkında açılan davanın KABULÜ ile;
Davalı … Uluslararası Nak. Tur. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin 6102 sayılı TTK’nın 636/3 maddesi uyarınca FESİH ve TASFİYESİNE,
4-Davalı şirkete tasfiye memuru olarak mali müşavir …’in görevlendirilmesine,
5-Tasfiye memuru için tasfiye sonuçlanıncaya kadar aylık 1.000,00 TL ücret takdirine, ileride şirket mal varlığından karşılanmak üzere şimdilik 6 aylık tasfiye memuru ücreti olan 6.000,00 TL’nin tasfiyeye başlanmadan önce davacı … mahkememiz veznesine depo edilmesine,
6-Tasfiye memurunun, kararın kesinleşmesinden ve 6 aylık ücretin yatırılmasından sonra göreve başlamasına,
7-TTK’nın 533. maddesi gereğince tasfiye sonuna kadar davalı şirketin unvanına “Tasfiye Halinde” ibaresinin eklenmesine,
8-Karar kesinleştikten sonra durumun tescil ve ilanına,
9-Harçlar Kanunu’na göre alınması gereken 80,70 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 35,90 TL harcın düşülmesi ile kalan ‭44,8‬0 TL karar ve ilam harcının davalı şirketten alınarak, Hazineye gelir kaydına,
10-Davacının yatırmış olduğu 35,90 TL başvurma harcı ve 35,90 TL peşin harç toplamı olan ‭71,8‬0 TL’nin davalı şirketten alınarak, davacıya verilmesine,
11-Davacının yapmış olduğu 603,16 TL’si tebligat-posta gideri ve 3.750,00 TL’si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 4.353,16 TL yargılama giderinin davalı şirketten alınarak, davacıya verilmesine,
12-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre takdir ve tayin edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacı …’den alınarak, davalı …’e verilmesine,
13-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; davalılar vekilinin yüzüne karşı, davacıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/04/2022

Başkan …
E-imza

Üye …
E-imza

Üye …
E-imza

Katip …
E-imza