Emsal Mahkeme Kararı İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/789 E. 2022/786 K. 18.10.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/789 Esas
KARAR NO : 2022/786

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/11/2021
KARAR TARİHİ : 18/10/2022

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.06.2021 tarihinde …’a ait ve …’ın sevk ve idaresindeki …………. plakalı aracın, ………….’a ait ve onun sevk ve idaresindeki …yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin kazanın meydana geldiği Muğla ili, Bodrum ilçesinde, Konacık semtinde seyir halindeyken trafiğin yavaşladığı sırada, arkasında seyir halinde olan sigortalı araç sürücüsü dikkatsizliği ve yeterli takip mesafesi bırakmamış olması sebebiyle müvekkilinin aracına arkadan çarpmış ve bunun sonucunda müvekkilin arka tamponunda maddi hasar meydana geldiğini, tarafınızın 29.04.2021-29.04.2022 tarihleri arasında geçerli olan…………. poliçe no’lu ZMMS poliçesi nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusuru ile neden olduğu maddi hasardan sorumlu olduğunu, müvekkiline ait ve Alman trafiğine kayıtlı aracın kaza sonrası tamir masrafı Almanya’da bulunan Bilirkişi Bürosu tarafından düzenlenen 15.06.2021 tarihli bilirkişi raporu ile araçta oluşan hasar bedeli KDV dahil 4.086,57 EUR, müvekkil aracının rayiç değeri 4.600,00 EUR, hurda değeri ise 1.451,00 EUR olarak tespit edildiğini, Bu durumda aracın total pert olduğu kabul edilerek, müvekkil ‘nezdinde gerçekleşen gerçek zarar, aracın rayiç değerinden hurda değerinin düşülmesi sonucu 3.149,00 EUR olarak belirlendiğini, ayrıca müvekkil tarafından bilirkişiye 820,39 EUR bilirkişilik ücreti ödenmiştir. İş bu ihtara konu toplam bedel KDV dahil 3.969,39 EUR olarak hesaplandığını, yine müvekkilinin daimi ikametgâhı ve aracın Almanya plakalı olduğu dikkate alındığında müvekkilin zararı gidermek için yabancı para Euro üzerinden harcama yapacağının da kabulü gerektiği, bu durumda müvekkilin zararının tazmini de Euro üzerinden hesaplanmalı ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsil edilmesi gerektiği, 6098 sayılı TBK md.99’a göre de yabancı para üzerinden doğan borç “ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir.” Nitekim Yargıtay kararları da bu yönde olduğunu, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, Karayolları Trafik Kanunu 98 vd. maddelerine göre müvekkile ait araçta meydana gelen hasar karşılığı toplam 3.969,39 EUR tazminatın fiili ödeme günündeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanarak Türk Lirası karşılığının, iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 8 (sekiz) iş günü içinde, müvekkile iletilmek üzere, Av……………… adına T.İş Bankası A.Ş Alsancak Şub.(Şub.Kod…………) nezdindeki IBAN:…………….. no.lu vadesiz TL hesaba yatırılması; aksi takdirde Karayolları Trafik Kanununda düzenlenmiş yasal yaptırımların uygulanması yoluna gidileceği, bu nedenle doğacak mahkeme masrafları ile avukatlık ücreti ve diğer her türlü masraf ve ücretlerin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı Emel Demiraslan vekili cevap dilekçesi ile özetle; 6100 Sayılı HMK’nun 6/1.maddesinde; “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” hükmü yer aldığını, bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydı olduğunu, trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 Sayılı HMK’nun 16.maddesinde ise “Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir” hükmü yer aldığını, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 110.maddesinde “Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin, ve ya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir” hükmü yer aldığın, bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahip olduğunu, davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçtiğini, somut olayda belirtilen yetki kuralları değerlendirildiğinde; öncelikle HMK’nun 6. maddesi gereğince davalı müvekkil araç işletenin ve diğer davalı araç sürücünün adresi de Bodrum olup diğer davalı sigorta şirketinin yerleşim yerinin İstanbul’da bulunduğunun anlaşıldığını, 6102 Sayılı TTK’nun 40. maddesi gereğince, “Her tacir ticari işletmenin açıldığı günden itibaren 15 gün içinde, ticari işletmesini ve seçtiği ticaret Unvanını işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmesi gerektiğini, diğer yetki kuralı ise: haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK’nun 16. maddesinde yer alan haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi kuralı dikkate alındığında, dosyada mevcut kaza tespit tutanağına göre trafik kazası da Bodrum’da meydana gelmiş olup kazanın meydana geldiği yere göre yetkili yer kaza yeri mahkemesi olduğunu, yine dava dilekçesine göre davacının yerleşim yeri yurt dışı olduğunu, seçimlik yetki kurallarına 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110.maddesinde düzenlenen yetki kuralına göre de motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin dava sigortacının merkez veya şubesi ile sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceğini, davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçede Bodrum’da düzenlendiğini, Sigorta sözleşmesini yapan acentanın durumu ise şubeden farklı olduğunu, zira acentalar; 6102 Sayılı TTKnun 102.maddesinde tanımlanmış olup, “Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi, veya bunları bu tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acenta denir” düzenlemesi bulunmakta olup, aynı yasanın 105.maddesinde ise “Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmeler ile ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya veya bunları kabule yetkili olduğunu, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.” hükmü ile acentelerin sözleşme yapma yetkisi bakımından TTK’nun 107.maddesinde “özel ve yazılı bir yetki almadan acente müvekkili adına sözleşme yapmaya yetkili olmadığını, acentelere müvekkilleri adına sözleşme yapma yetkisi veren belgelerin, acente tarafından tescil ve ilan ettirilmesi zorunludur.” hükümleri bulunduğunu, tüm bu nedenlerle dava konusu uyuşmazlıkta, HMK’nun 16. maddesi HMK’nun 6. maddesi, HMK’nun 14/1. Maddesi, HMK.nın 7. Maddesi ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesine göre belirlenen tüm yetki kurallarına uyulmadan İZMİR Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılan işbu davanın HMK 114/1-ç ve 115. maddeleri uyarınca yetki nedeni ile davanın davalı yönünden usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Trafik kazası tespit tutanağında da yazılı olduğu üzere trafik akışının yoğun olması ve davacının aniden durması sebebi ile kaza meydana geldiğini, davacıya araçta meydana geldiği ileri sürülen hasar gerçeği yansıtmadığını, kaza sonrası çekilen ekte sunulan fotoğraflardan görüleceği üzere davacının aracında sadece alt tamponunda biraz açılma olduğunu, kaza sonrası müvekkil bu hasarı yaptırmayı teklif etmiş,davacı taraf bu teklifi kabul etmediğini, dosyaya ibraz edilen davacı aracı fotoğraflarından ekspertiz raporunda gösterilen oranda hasar olmadığının görüldüğünü, bu durumda mahkemece üç kişilik bilirkişi kurulundan kusura ve hasara ilişkin rapor alınmasına karar verilmesini talep ediyoruz.
Davalı………..Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesi ile özetle; … plakalı araç, müvekkil şirket nezdine 29/04/2021-2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ………..sayılı KTK Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınmış olup, poliçenin kaza tarihi itibariyle kaza başına maddi teminat limiti 43 TL ile sınırlı olduğunu, sigortalı aracın 1 karışmış olduğu trafik kazası neticesinde davacı tarafından aracında meydana geldiği iddia edilen hasar tutarı talep edildiğini, daha önce başvuru sahibinin müvekkil şirkete başvurması üzerine müvekkil şirketçe nolu hasar dosyası açılmış olup, ve yapılan değerlendirme ile aracın maddi hasar ilişkin zararının olduğu tespit edildiğini, 23/09/2021 tarihinde kusur durumuna göre; 2.400 tl maddi hasara ilişkin hasar ödemesi yapıldığını, yapılan ödeme ile müvekkil şirket poliçeden doğan tüm sorumluluğunu yerine getirmiş olup, başkaca bir sorumluluğu kalmadığını, davacının aracının yurtdışında onarıltıldığına ilişkin hiçbir somut delil olmaksızın, yurtdışı onarım tutarının talep edilmesi mümkün olmadığını, arz ve izah edilen nedenlerle; Öncelikle b.kişir raporuna itirazlarımızla birlikte davacı yanın delillerinin ve dava dilekçesindeki eklerin tarafımıza tebliğine, KTK 97 kapsamında öncelikle davanın reddine, aksi halde aracını yurtdışında onarttığını ispatlayamamış davacının taleplerinini reddine, davaya sebebiyet vermediğimizden yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
04/06/2021 tarihli kaza tespit tutanağı, … plakalı aracın ZMMS poliçe sureti, araç ruhsatı, sürücü belgesi, davacıya ait …plakalı araç ruhsatı, sürücü ehliyeti yeşil kart ve türkçe tercümeleri, arabuluculuk son tutanağı, davalı sigorta şirketine ödenen 27/08/2021 tarihli ihtarname ve tebliğ çıktığı, davalının kısmi ödeme tarihinde geçerli TCMB EURO-TL kur bilgileri, davalı sigorta şirketinin İzmir Şube müdürlüğünün bulunduğunu bildirir ticaret sicil gazetesi sureti, dosyaya delil olarak sunulmuştur.
Mahkememiz ara kararı gereğince dosya trafik bilirkişisine ve otomotiv alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 23/06/2022 tarihli raporlarında özetle; mahkememizin ………..E. sayılı dosyasında, Davalı sigorta poliçeli araç sürücüsü …’ın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84/d maddesine göre trafik kazalarında sürücüler tarkadan çarpma” hallerinde asli kusurlu sayılırlar kuralını ile aynı Kanunu’nun madde 52/b ve 52/c kurallarını ihlali nedeniyle söz konusu kazanın meydana gelmesinde Etken Olduğu, Davacı sürücü ……….. meydana gelen kazada etken ve atfi kabil kusuru olmadığı, kusursuz Olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. ………. plaka sayılı araçta hasar onarım bedeli KDV dahil 4.086,57 Euro olarak hesaplanmış olup, SÖZ konusu aracın riziko tarihi itibarıyla 2. el rayiç değeri araştırılmış ve ortalama rayiç değerinin 4.600,00 €. mertebesinde olduğu ve söz konusu aracın tamirinin ekonomik onarım limitlerini aştığı, tamirinin ekonomik olmadığı görüş ve kanaatine varılmış olmakla, sovtaj bedeli riziko tarihi itibarıyla 1.451,00 €. mertebesinde olduğu meydana gelen gerçek zarar 4.600,00 €. — 1.451,00 €. ” 3.149,00 €. olarak hesaplanmıştır. Davalı sigorta şirketi tarafından 23.09.2021 tarihinde 2.400,00 TL tutarında kısmi ödeme yapılmış olduğu, bu tutarın ödeme tarihindeki yabancı para kur karşılığı (1 €. = 10,1626 TL.) 236,16 Euro olup, kısmi ödeme sonrasi 2.912,84 Euro bakiye hasar onarım bedelinden davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limiti olan 43.000,00 T L’yi aşmamak üzere davalının kusuru oranında (bu olayda heyetimiz trafik bilirkişisi tarafından davacının olayın meydana gelmesinde kusursuz olduğu kanaatiyle %100) 13.09.2021 tarihinden itibaren diğer 1 ve 2 nolu davalılar bakımından ise 04.06.2021 kaza tarihiden itibaren 3095 Sayılı Kanun’un 4/a maddesine göre (Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.) belirlenen değişken oranlı faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası (€) Efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak yasal faiziyle sorumlu olduğu görüş ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Mahkememizce Bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğundan davalı ……….vekilinin bilirkişiden ek rapor alınması talebinin redddine karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, 04/06/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacıya ait araçta oluşan hasarın davalı sigorta şirketinden ve davalı araç sürücüsü ve işletenden tahsiline ilişkin tazminat davasıdır.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracı işletenin ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, maddenin devamında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin araç sürücüsünün veya kullanılmasına yardımcı olan kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Kanunun 90.maddesinde ” zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanunda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” denilerek tazminatlar ve hesaplama şekli kanunda gösterilmiştir. Kanunda ayrıca söz konusu tazminatlara ilişkin bu kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 Sayılı TBK’nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Aynı kanunun 91.maddesinde ise işletenlerin bu kanunun 85.maddesinin 1.fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Kanunu ve hüküm bulunmadığı hallerde TBK’nun haksız fiillere ilişkin hükümleri dikkate alındığında, trafik kazasında kusuru ile bir kişinin ölümüne ya da yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet veren araç sürücüsü kusuru oranında araç işleteni ile birlikte ve zorunlu mali sorumluluk sigortası düzenleyen sigorta şirketi poliçe teminat limiti kapsamında sorumludur.
Dava konusu trafik kazasında davalı araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığının tespiti için trafik bilirkişisi tarafından rapor düzenlenmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; taraflar arasında düzenlenen kaza tespit tutanağına göre, Muğla İli, Bodrum İlçesi, Konacık Mahallesinde D330 numaralı Devlet Karayolu üzerinde davalı araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki aracın gündüz vakti trafiğin normal işlediği yolda gereken dikkat ve özeni göstermeden aracının hızını yolun icap ve şartlarına göre uyarlamayıp istikametini etkin ve kontrolü altında bulundurmadan her an güvenle durabilecek mesafe bırakmadan önünde yavaş ilerleyen davacıya ait araca tehlikeli ve tedbirsiz bir şekilde yaklaşarak ve kontrolünü kaybederek çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün ise kazanın oluşumunda her hangi bir kusurunun bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Kusur yönünden yapılan bu değerlendirme sonucunda araç işletenin ve ZMMS poliçesini düzenleyen davalı sigortacının da sorumlu olduğu dikkate alınarak davacıya ait araçta oluşan hasar makine mühendisi bilirkişi tarafından tespiti istenilmiş, bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede; aracın ikinci el piyasa rayiç değerinin 4.600,00 EURO olduğu, araçtaki hasarın KDV dahil 4.086,57 EURO olarak belirlendiği, araçtaki hasarın araç ikinci el piyasa rayiç değerinin %50 sinin üzerinde olması nedeni ile aracın tamirinin ekonomik olmadığı, aracın sovtaj değerinin 1.451,00 EURO olduğu, aracın ikinci el piyasa rayiç değeri ile sovtaj bedeli arasındaki farkın hasar bedeli olarak 3.149,00 EURO olarak belirlendiği, Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre davacının Almanya’da sürekli ikamet etmesi nedeni ile oluşan zararı bulunduğu ülkenin para birimi üzerinden talep edebileceği, davalı sigorta şirketi tarafından 23/09/2021 tarihinde 2.400,00 TL kısmi ödeme yapıldığı, yapılan bu kısmi ödemenin ödeme tarihindeki merkez bankası efektif satış kuru karşılığı 236,16 EURO olduğu, hesaplanan toplam hasar bedelinden ödenen bedel düşüldüğünde davalıların bakiye 2.912,84 EURO bakiye hasar bedelinden sorumlu oldukları, davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibari ile poliçe teminat limitinin 43.000,00 TL olduğu, yapılan ödeme poliçe teminat limitinden mahsul edildiğinde davalı sigorta şirketinin bakiye 40.600,00 TL poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak bakiye hasar bedelinden sorumlu olduğu, diğer davalıların belirlenen 2.912,84 EURO bakiye hasar bedelinden sorumlu oldukları anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş ve 820,39 EURO ekspertiz ücreti hasarın tespitine yönelik makul gider kabul edilerek karar tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dahil edilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı vekilince her ne kadar arabuluculuk görüşmelerine katılmaları nedeniyle ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi talep edilmiş ise de; 6100 sayılı HMK’nın 323.maddesinde yargılama giderlerinin kapsamı belirlenmiştir. Maddenin f bendinde vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderlerinden sayılmıştır. 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda ve diğer kanunlarda dava vekalet ücreti dışında ayrıca arabuluculuk vekalet ücretine yargılama gideri olarak hükmedileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından arabuluculuk nedeniyle ayrıca davacı yararına vekalet ücreti hükmedilmesi talebinin reddi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
6325 sayılı kanun kapsamında yapılan zorunlu arabuluculuk görüşmeleri nedeni ile arabuluculuk ücreti yönünden yapılan değerlendirmede; davanın haksız fiilden kaynaklı tazminat davası olduğu, İzmir BAM ilgili hukuk dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre haksız fiilden kaynaklı tazminat davalarında işleten ve sürücü yönünden arabuluculuk şartının zorunlu olmadığı hususu dikkate alınarak arabuluculuk ücretinin davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜNE;
2-2.912,84 Euro bakiye hasar bedelinin (davalı sigorta şirketi yönünden bakiye poliçe limiti olan 40.600-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru Türk Lirası karşılığının davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 13/09/2021 tarihinden itibaren, davalılar ……….. ve … yönünden kaza tarihi olan 04/06/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-820,39-Euro ekspertiz ücretinin karar tarihindeki Merkez Bankası Efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama gideri olarak hüküm altına alınmasına,
4-Arabuluculuk vekalet ücreti talebinin REDDİNE,
5-Alınması gereken 2.204,41-TL nispi ilam harcından, peşin alınan 228,85- TL nispi harç indirildikten sonra kalan 1.975,56-TL harcın davalılardan alınarak, Hazineye gelir kaydına,
6-Davacının yatırmış olduğu 80,70-TL başvurma harcı ile 228,85-TL nispi harç toplamı 309,55-TL’nin davalılardan alınarak, davacıya verilmesine,
7-Davacının yapmış olduğu 1.400,00-TL bilirkişi ücreti, (820,39 euro) 15.037,66-TL ekspertiz ücreti ile 253,60-TL tebligat-posta giderinden ibaret toplam 16.691,26-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak, davacıya verilmesine,
8-7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 1.320,00-TL arabulucu ücretinin yargılama gideri olarak davalı sigorta şirketinden alınarak, Hazineye gelir kaydına,
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre takdir ve tayin edilen 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak, davacıya verilmesine,
10-Davacının yatırdığı gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı … vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize yahut başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamını ödemek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/10/2022
Katip…
e-imzalıdır.

Hakim..
e-imzalıdır.