Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2023/1084 E. 2023/1007 K. 21.06.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1084
KARAR NO: 2023/1007
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/44
DAVA TARİHİ: 19/01/2023
ARA KARAR TARİHİ: 23/03/2023
DAVA: Konkordato Tasdiki
KARAR TARİHİ: 21/06/2023
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ambulans ve sağlık hizmet araçları ile acil yardım, ambulans, mobil sağlık ve iş güvenliği hizmeti verdiğini, hizmet kalitesini düşürmeden sektörde yurt içi faaliyetlerini başarı ile tamamladığını, son dönemlerde kendini hissettiren küresel kriz ve kurdaki dalgalanmalardan dolayı hammadde maliyetlerinin yükselmesi ve genel tahsilat sıkıntısı ile ödeme yükümlülüklerinin ifasında bazı aksamalar meydana geldiğini, şirketin nakit akışının girdiği bu olumsuz döngüden çıkması, borçların projede belirtilen oran ve vadelerde alacaklılar arasında adil bir denge çerçevesinde tasfiyesinin sağlanması ve şirketin faaliyetlerine devamının mümkün hale gelmesi için yönetim kurulu tarafından makul ve gerçekleştirilebilir bir planlama yapıldığını, konkordato talebinin kabul edilmesi halinde şirketlere ortak olma görüşmeleri devam eden ortak adayları ile sürecin başarılı sonuçlanabileceğini ve sıcak para girişi sağlanacağını, müvekkilinin sektördeki faaliyetlerine devam ederek borçlarını belli bir vadede tasfiye edeceğini, müvekkili şirketin havalimanı işletmecisi … Anonim Şirketi ile akdettiği sözleşmelere istinaden İstanbul Havalimanında sağlık ünitesi işleterek havalimanı personeline iş sağlığı ve güvenliği alanında hizmet verdiğini, müvekkili şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi ve bu kapsamda konkordatoyu başarıya ulaştırabilmesi için … Anonim Şirketi ile akdedilen sözleşmelerin yürürlükte kalması gerektiğini ancak müvekkili ile … Anonim Şirketi arasındaki sözleşmede konkordato ilan edilmesi haklı nedenle fesih sebebi olarak düzenlendiği için bu konuda alınan hukuki mütalaayı dava dilekçesi ekinde sunduklarını belirterek müvekkilinin faaliyetlerine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi için İİK. 287. ve devamı maddeleri gereğince 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesini, müvekkili şirketin cirosunun %100’ü … Anonim Şirketi ile akdedilen sözleşmelere istinaden elde edildiğinden ve bu sözleşmelerin feshi halinde konkordatonun başarıya ulaşma ihtimali ortadan kalkacağından … Anonim Şirketinin müvekkili şirket ile olan sözleşmeleri feshetmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, bu kapsamda yine müvekkilinin … Anonim Şirketi ve diğer kamu kuruluşları nezdinde doğmuş ve doğacak hak, alacak ve istihkaklarının üzerine haciz konulmamasına, konulmuş olanların kaldırılmasına, … Anonim Şirketi ve diğer kamu kuruluşları tarafından kendi alacakları gerekçe gösterilerek müvekkilinin hakediş ve alacakları üzerine blokaj konulmasının önlenmesine, … Anonim Şirketinin müvekkili ile yapmış olduğu sözleşmelerin feshedilmesinin ve kurum sistemlerinde müvekkiline ilişkin ekranların kapatılmasının, giriş-çıkış kartlarının iptalinin tedbiren önlenmesine, borçları veya kestiği/keseceği cezaları gerekçe göstererek yeni sözleşme yapmaktan kaçınmasının önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerekli görülmesi halinde geçici mühletin 2 ay daha uzatılmasını ve akabinde 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmesini ve yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Geçici mühlet ve tedbir kararı; Mahkemenin 23/01/2023 tarihli kararı ile; “İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün … nosunda kayıtlı … Anonim Şirketi hakkında İİK. 288. maddesi yollamasıyla İİK. 287. maddesi gereğince 23/01/2023 tarihi saat 14:00’dan itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet verilmesine, Alacaklı olduğu belirtilen … Anonim Şirketi ile konkordato talep eden arasında akdedilen 01/06/2021 tarihli protokole konu olan 10/09/2018 tarihli sözleşmenin 20.2.maddesinde düzenlenen “Hizmet Alan Tarafından Nedensiz Fesih” maddesinin uygulanmasının tedbiren önlenmesine, … Anonim Şirketi sistemlerinde konkordato talep edene ilişkin ekranların kapatılmasının ve giriş-çıkış kartlarının iptalinin tedbiren önlenmesine,Geçici mühlet tarihinden (23/01/2023 günü saat 14:00) sonra … Anonim Şirketi ve diğer kamu kuruluşlarının kendi alacaklarını gerekçe göstererek konkordato talep edenin hakediş ve alacakları üzerine blokaj konulmasının ve takas- mahsup edilmesinin tedbiren önlenmesine, Konkordatonun tasdikine karar verilmemiş olduğundan … Anonim Şirketi ve diğer kamu kuruluşları nezdinde doğmuş ve doğacak hak, alacak ve istihkaklarının üzerine konulmuş olan hacizlerin kaldırılması taleplerinin reddine, … Anonim Şirketinin, borçları veya kestiği/ keseceği cezaları gerekçe göstererek yeni sözleşme yapmaktan kaçınmasının önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine” karar verilmiştir. Tedbir kararına karşı alacaklı … Anonim Şirketi vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesinde; mahkemece verilen ihtiyati tedbirin yalnızca 10/09/2018 tarihli Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi Hizmet Alım Sözleşmesinin 20.2.maddesi uyarınca nedensiz fesih yoluyla sona erdirilmesi halini kapsadığını, kararın lafzına göre ihtiyati tedbirin sözleşmenin sadece nedensiz fesih yoluyla sona erdirilmesi halinde uygulanabileceğini, sözleşmenin geçici mühlet süresi öncesinde tarafların yazılı mutabakatı sonucu ikale yoluyla sona erdirilmesi yahut sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi halinin tedbir kapsamında olmadığını, sözleşme taraflarca ikale yoluyla sona erdirilmiş olduğundan söz konusu ihtiyati tedbir kararının konusuz kaldığını, bu kapsamda sözleşmenin geçici mühlet süresinin başlangıcı öncesinde tarafların yazılı mutabakatı sonucu ikale yoluyla sona erdirilmesinin veya sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesinin mümkün olduğu konusunda tavzih talebinde bulunduklarını, aynı cümlenin devamında bahsedilen davacının kullanımındaki ekranların kapatılmasına ve davacı personelinin giriş-çıkış kartlarının iptalinin tedbiren önlenmesine ilişkin hükmün ise sadece sözleşmenin 20.2. madde uyarınca nedensiz fesih ile sona erdirilmesi şartına bağlanması gerekirken genel bir ifade ile yazıldığından hangi durumda geçerli olacağına dair soru işaretleri bulunduğunu, kararın hukuka aykırılığına dair açıklamaları saklı kalmak üzere hükmün açık ve uygulanabilir olmadığını, bu nedenle ifade edilen tedbirlerin, yalnızca sözleşmenin 20.2. maddesi uyarınca nedensiz fesih ile sona erdirilmesi durumunda uygulanabilecek tedbirler olduğu konusunda tavzih talebinde bulunduklarını belirterek neticeten konkordato talebine istinaden geçici mühlet kararıyla birlikte müvekkili şirket aleyhine verilen ve esasen konusuz kalmış olan tüm ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Tedbirin kaldırılması ara kararı; Mahkemece 31/01/2023 tarihli ara karar ile; tedbir kararında belirtilen 01/06/2021 tarihli protokole konu olan 10/09/2018 tarihli sözleşmenin, geçici mühlet ve tedbir kararından önce sona erdirilmiş olduğu alacaklı vekili tarafından sunulan “10 Eylül 2018 tarihli Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi Hizmet Alım Sözleşmesine ilişkin Fesih ve İbra Protokolü” başlıklı sözleşmeden anlaşıldığı gerekçesiyle, “Alacaklı olduğu belirtilen … Anonim Şirketi ile konkordato talep eden arasında akdedilen 01/06/2021 tarihli protokole konu olan 10/09/2018 tarihli sözleşmenin 20.2.maddesinde düzenlenen “Hizmet Alan Tarafından Nedensiz Fesih” maddesinin UYGULANMASININ TEDBİREN ÖNLENMESİNE, … Anonim Şirketi sistemlerinde konkordato talep edene ilişkin ekranların kapatılmasının ve giriş-çıkış kartlarının iptalinin tedbiren önlenmesine dair 23/01/2023 tarihli karara itirazın kabulü ile bu yöndeki tedbirin kaldırılmasına, bu yöndeki tedbirin kaldırıldığına dair işbu kararın borçlu ve alacaklı vekillerine ve komiser heyetine ayrı ayrı tebliğine, Alacaklı vekili … Anonim Şirketi ile bağlantılı her türlü tedbirin kaldırılmasına talep ettiğinden mahkememizce 23/01/2023 tarihinde “geçici mühlet tarihinden (23/01/2023 günü saat 14:00) sonra … Anonim Şirketi ve diğer kamu kuruluşlarının kendi alacaklarını gerekçe göstererek konkordato talep edenin hakediş ve alacakları üzerine blokaj konulmasının ve takas-mahsup edilmesinin tedbiren önlenmesine” şeklinde verilen tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine” karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan 31/01/2023 tarihli talep dilekçesi; Mahkemece tedbirin kaldırılmasına karar verilmiş ise de alacaklı vekili tarafından sunulan fesih ve ibranemedeki imzaların davacı müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını ve fesih iradelerinin bulunmadığını, feshin geçersizliğine ilişkin dava ikame edileceğini, işbu dava süresince davacı konkordato talep eden şirketin varlığının korunarak davanın amacına ulaşabilmesi, hem şirketin hem alacaklıların menfaati için fesihin geçersizliği ortaya çıkıncaya kadar “davacı şirketin varlığını yitirmemesi adına sözleşmelerin ayakta duruduğuna ve personelin giriş-çıkış yapabilmesine ilişkin” tebir kararı verilmesini talep etmiştir. Talebin değerlendirilmesi kararı; Mahkemece 01/02/2023 tarihli ara karar ile; “Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, geçici mühlet tarihinden önce sona erdirildiğine, fesih konusunda mutabakata varıldığına dair yaklaşık ispata elverişli protokol örneğinin alacaklı tarafından sunulmuş olması karşısında yeniden tedbir kararı verilmesi talebinin reddine” karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan 02/02/2023 tarihli talep dilekçesi; Mahkemece gerçekliği teyit edilmeyen belgeye istinaden, taraflarına tebliğ edilmeden, komiser heyetinin görüşü alınmadan, HMK’nın 394/4 madde hükmüne aykırı olarak duruşma açıkmaksızın dosya üzerinden karar verildiğini, şirket yetkilisi tarafından herhangi bir fesih protokolü imzalanmadığını, mahkemece belge aslı istenerek imza incelemesi yapılması gerektiğini, İstanbul Jandarma Genel Komutanlığı Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı Grafoloji Ve Sahtecilik Uzmanından alınan imza inceleme raporunda da ibra ve fesih protokolündeki imzanın müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini belirterek, tedbirin kaldırılması yönünde tesis edilen kararından dönülmesini ve tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Talebin değerlendirilmesi kararı; Mahkemece 07/02/2023 tarihli ara karar ile; “Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, geçici mühlet tarihinden önce sona erdirildiğine, fesih konusunda mutabakata varıldığına dair yaklaşık ispata elverişli protokol örneğinin alacaklı tarafından sunulmuş olması karşısında yeniden tedbir kararı verilmesi talebinin reddine” karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Dairemizin kaldırma kararı; Dairemizin 08/03/2023 tarihli 2023/269 E. 2023/375 K. sayılı kararıyla; “Dava, borçlu şirket hakkında geçici ve kesin mühlet verilerek nihayetinde konkordatonun tasdik edilmesi istemine ilişkindir. Konkordato, tacir yahut gerçek veya tüzel kişi bir borçlunun, borçlarını ödeme şekliyle ilgili yaptığı teklifin, kanunda öngörülen çoğunlukla alacaklılar tarafından kabul edilmesi ve yetkili mahkeme tarafından tasdik edilmesi sonucunda, borçlunun tüm adi borçlarını ödeyebileceği koşullar göz önüne alınarak, kararlaştırılan sürede ve/veya miktarda ödemesini mümkün kılan bir hukuki müessesedir. Konkordatonun amacı borçluyu borçlarından ve eğer iflas şartlarını taşıyorsa muhtemel bir iflastan kurtarmak, alacaklıların da belirli bir vadede ve/veya indirimle alacaklarını tahsil etmelerini sağlamaktır. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkelerin gözetilmesi gerekir. İİK’nın “Geçici mühlet” başlığını taşıyan 287.maddesi uyarınca, konkordato talebi üzerine mahkeme, 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hallerde dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacaktır.Bu bağlamda İİK’nın 294.maddesinde mühlet içinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamayacağı ve evvelce başlamış takiplerin duracağı, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmayacağı belirtilmiştir.İİK’nın 296. maddesinde; “Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerin devamı esastır. Bu sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez. (Ek cümle:9/6/2021-7327/4 md.) Bu fıkra kapsamında geçici ve kesin mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle borçlanılan edimler karşılıklı olarak ifa edilir. Borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen aşırı külfetli sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izniyle herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir. Bu çerçevede ödenmesi gereken tazminat, konkordato projesine tabi olur. Hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümler saklıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Yasal düzenleme uyarınca borçlunun taraf olduğu ve işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde, borçlunun konkordato talebinde bulunmasının haklı fesih sebebi sayılacağına ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı, borçlunun konkordatoya başvurması gerekçesiyle sözleşmenin sona erdirilemeyeceği ifade edilmiştir. Davacı şirket, İstanbul Havalimanında acil yardım, ambulans, mobil sağlık ve iş güvenliği hizmetleri alanında faaliyette bulunmaktadır. Konkordato kaynakları incelendiğinde toplam 22.178.446,74 TL kaynağın 8.312.763,05 TL’lik kısmını faaliyetin devamı ile öngörülen kar oluşturmaktadır. Davacının faaliyet konusu İstanbul Havalimanındaki sağlık ve iş güvenliği hizmeti olduğu için, … A.Ş. ile akdedilen hizmet sözleşmesinin devam etmesiyle 8.312.763,05 TL’lik kaynağın yaratılabileceği açıktır. Alacaklı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin “10/09/2018 Tarihli Ortak Sağlık Ve Güvenlik Birimi Hizmet Alım Sözleşmesine İlişkin Fesih Ve İbra Protokolü” uyarınca ikale yoluyla, geçici mühlet tarihinden önce sona erdirildiğini ileri sürmüş, ilgili protokolü ibraz etmiştir. Bila tarihli protokolün 2.maddesinde “Taraflar, sözleşmenin aşağıda belirtilen hüküm ve şartlar çerçevesinde 31/12/2022 tarihi itibariyle geçerli olmak üzere feshedildiğini, bu tarihe kadar yürürlükte kalacağını ve taraflar arasında sözleşme konusu hukuki ilişkinin söz konusu tarihe kadar sözleşme hükümlerine göre yürütülmeye devam edeceğini kabul ve beyan eder.” hükmü yer almakta olup protokol, davacı şirket kaşesi basılarak imzalanmıştır. Mahkemece her ne kadar, alacaklı … A.Ş. tarafından tedbir kararına itiraz dilekçesinde sunulan protokol esas alınarak, taraflar arasındaki sözleşmenin tedbir kararından önce sona erdirildiği gerekçesiyle tedbirin kaldırılmasına karar verilmiş ise de, davacı vekili tarafından bu karara karşı sunulan itiraz dilekçesinde, ibraz edilen protokolde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı ifade edilmiş ayrıca bu hususta alınan kriminal rapor ibraz edilmiştir. İstanbul Jandarma Genel Komutanlığı Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı Grafoloji Ve Sahtecilik Uzmanı Mehmet Kocabadak tarafından düzenlenen 02/02/2023 tarihli raporda; mukayese konusu imza asılları ile incelemeye konu belge fotokopisi (aslı mevcut olmadığından) karşılaştırıldığında, inceleme konusu “10/09/2018 Tarihli Ortak Sağlık Ve Güvenlik Birimi Hizmet Alım Sözleşmesine İlişkin Fesih Ve İbra Protokolü” başlıklı belge ön yüzleri üzerinde tetkik amaçlı imza incelemesine tabi tutulan … Hiz. A.Ş.’ne atfen atılı imzaların …’e ait tüm mevcut asıl olan mukayese belgelerindeki imzalara kıyasla farklılık olduğu, grafolojik tanı unsurlarından tersim tarzı, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu yönünden de saptanan farklılıklar nedeniyle imzanın … eli ürünü olmadığı, inceleme konusu imzaların …’ün samimi imzalarından faydalanılarak taklit yöntemi ile atılmış olduğu kanaatine varıldığı ifade edilmiştir.Davacı şirketin kaynakları nazara alındığında, … A.Ş. ile akdedilen hizmet sözleşmesinin devam etmesi konkordatonun başarıya ulaşması için elzem olduğundan, mahkeme kararına esas teşkil eden protokol üzerinde yer alan imzanın, davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığının kesin olarak tespit ettirilmesi amacıyla imza incelemesi yaptırılması ve konkordato sürecinin devam etmesinin temini bakımından bu aşamada tedbirlerin aynen uygulanması, yaptırılacak imza incelemesi sonucunda tedbire yönelik alacaklı itirazlarının değerlendirilmesi gerekirken, alacaklı … A.Ş. tarafından sunulan ve davacı tarafça inkar edilen protokol uyarınca yaklaşık ispat sağlandığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmesi hatalı olduğu gibi alacaklı … Anonim Şirketi tarafından sunulan protokole karşı davacı beyanı alınmaksızın tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetinde olduğundan usul yönünden de doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına” karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı; Dairemizin kaldırma kararının ardından mahkemece tedbire itirazın değerlendirilmesi için 23/03/2023 tarihinde duruşma açılmasına karar verilerek, duruşmada taraf vekillerinin beyanları alınıp, “Alacaklı olduğu belirtilen … Anonim Şirketi ile konkordato talep eden arasında akdedilen 01/06/2021 tarihli protokole konu olan 10/09/2018 tarihli sözleşmenin 20.2.maddesinde düzenlenen “Hizmet Alan Tarafından Nedensiz Fesih” maddesinin UYGULANMASININ TEDBİREN ÖNLENMESİNE, … Anonim Şirketi sistemlerinde konkordato talep edene ilişkin ekranların kapatılmasının ve giriş-çıkış kartlarının iptalinin tedbiren önlenmesine dair 23/01/2023 tarihli tedbir kararına itirazın kabulü ile bu yöndeki tedbirin kaldırılmasına” karar verilmiş, Bu karara yönelik yazılan aynı tarihli gerekçeli kararda; “Somut talep yönünden 01/06/2021 tarihli protokole konu olan 10/09/2018 tarihli sözleşme, davacı borçlu şirketin faaliyetlerinin devamı açısından önem arz etmekte ise de davacı şirketin yalnız konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle yapılan bir fesih ihbarı bulunduğunun iddia edilmediği, alacaklı vekili tarafından sunulan “10 Eylül 2018 tarihli Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi Hizmet Alım Sözleşmesine ilişkin Fesih ve İbra Protokolü” ile sözleşmenin geçici mühlet ve tedbir kararından önce sona erdirilmiş olduğunun bildirildiği, sözleşme süresinin “10 Eylül 2018 tarihli Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi Hizmet Alım Sözleşmesine ilişkin Fesih ve İbra Protokolü” ile sona erip ermediği yönündeki muarazanın dava ve geçici mühlet tarihinden öncesinde oluştuğu anlaşılmaktadır. 28.02.2018 tarihinde kabul edilip, 15 Mart 2018 tarihli Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren, “İcra Ve İflas Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun “un 13 vd maddelerinde, 2004 sayılı İİK ‘nun “ Konkordato İle Sermaye Şirketleri ve Kooperatiflerin Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırılması “ üst başlığını taşıyan on ikinci babında değişiklikler yapılmış, iflasın ertelenmesi kaldırarak konkordato yeni bir içeriğe kavuşturulmuştur. Konkordato talebi başlıklı 285. maddede, borçlarını, vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyeme tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu ile iflas talebinde bulunabilecek her alacaklının, borçlu hakkında konkordato talep edebileceği düzenlenmiş olmakla hasımsız olarak açılan iş bu davada davacı ve davalı sıfatı bulunmamaktadır. Kendine özgü bir yargılama sistemi getirilen konkordatonun tasdiki davasında, geçici mühlet tarihinden önce doğmuş muarazanın giderilmesi için imza incelemesi yapılması, yetkisiz temsilci tarafından yapılmış işlemlere onay verilip verilmediğine ilişkin araştırma cihetine gidilmesi mümkün görülmemiş ve 23/01/2023 tarihli tedbir kararına itirazın kabulü ile bu yöndeki tedbirin kaldırılmasına dair karar vermek gerekmiştir.” şeklinde gerekçe oluşturulmuştur. İstinaf sebepleri; Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Fesih protokolüne ilişkin önceki beyanlarını tekrar ederek, yerel mahkeme tarafından usul hukuku adeta delinmek suretiyle istinaf mahkemesinin kesin kararına uymayarak tedbirleri kaldırıldığını, konkordatonun tasdiki davasında alacaklı/borçlu sıfatlarının olup olmadıklarının değerlendirilmesi hususunda baş rol oynayan sözleşmenin geçerliliğini araştırmayadığını, usul hukukunda mevcut bir sözleşmenin bir defa hitamı olmasına rağmen mevcut olayda aynı sözleşmenin birden çok defa sona erdirilmiş olmasına rağmen tek taraflı beyanlara itibar ederek karar verdiğini, verilen kararın uygulanması halinde müvekkilinin ticari faaliyetinin sona erme durumunun kesin ve müvekkilimin iflas ettiriliyor olmasının aşikar olduğunu, bu halde konkordato geçici mühlet ara kararların şekli olmaktan öteye gitmeyeceğini, bu nedenle … ile sözleşmesel ilişki olduğundan öncelikle evvelce verilmiş tedbir kararlarının devamı ile dava dosyasına … tarafından sunulan sözleşmenin altındaki imzanın müvekkiline ait olmaması nedeniyle bu hususta imza incelemesi yapılmasını ve neticesine göre hüküm tesis edilmesini, şayet imzaya ilişkin inceleme yapmayacak ise imzanın müvekkiline ait olmadığının ispatı için süre verilmesi yönünde ara karar tesis edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesini, aksi ispatlanıncaya karar tedbir kararının devam ettirilmesini ve bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Değerlendirme Ve Gerekçe 6100 sayılı HMK’nın 353/1.maddesinde; “Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 6) (Değişik bent: 22.07.2020 – 7251 S.K./35. md) k ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.” hükmü yer almaktadır. Dairemizin 08/03/2023 tarihli 2023/269 E. 2023/375 K. sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırma gerekçeleri ayrıntılı şekilde açıklanmış ve 6100 sayılı HMK’nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kesin olarak karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27/05/2021 tarihli 2020/(20)5-451 E. 2021/636 K sayılı ilamı; “…6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 bendi değerlendirildiğinde; Anılan hüküm istinaf kanun yolunun ne şekilde uygulanacağı konusunda son derece belirleyicidir. Bir taraftan istinaf mahkemelerinin hukukî denetim yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak tahkikat sonucuna göre yeniden karar verme yetkisine haiz olan bir hüküm mahkemesi olduğu kabul edilirken, diğer taraftan da sözkonusu bu hükümle bir nevi eksik inceleme gerekçesiyle dosyanın mahalline geri gönderilmesi kabul edilmektedir. HMK’da kabul edilen dar istinaf sisteminin amacına uygun olarak istinaf mahkemelerinin hukukî denetim görevini yerine getirirken gerektiğinde yeniden tahkikat ve inceleme yapmalarına imkan verecek bir uygulamanın benimsenmesi ancak ortada hukukî ve maddi vakıa denetimine konu olacak verilerin bulunmaması hâlinde ise tahkikatın yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesi gerekmektedir. Olaya ve maddi delillere en yakın olan mahkeme ilk derece mahkemesidir (Kurtoğlu, T; Özel Hukukta İstinaf Denetimi ve Yargılaması, Ankara 2017, s. 152-153). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a. maddesinde altı bent hâlinde sayılmış olan usule ilişkin hukuka aykırılık durumlarında, ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın geri gönderilmesine, (b) bendinde “başvurunun esastan reddine” “düzelterek yeniden esas hakkında karar” ve “yeniden esas hakkında karar” şeklinde hüküm kurulacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda HMK’nın 353/1-a maddesinin 1-6 bentleri arasında sayılan usule ilişkin hukuka aykırılıklar tespit edildiğinde, ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verilecektir. HMK’nın 353/1-a maddesinde belirtilen durumlarda istinaf mahkemesi kararı esas yönünden inceleyemez (Kurtoğlu, 187-188). Bu nedenle madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere HMK’nın 353/1-a maddesinde 6 bent hâlinde sayılan hâllerde istinaf mahkemesinin verdiği esası incelemeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesi kararları kesin olduğundan temyiz edilemez. Öte yandan 7251 sayılı Kanun ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesine eklenen (g) bendine göre “353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar” hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı açıkça hüküm altına alınmış olup, hükmün gerekçesinde de; 353. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına giren durumlarda bölge adliye mahkemesinin duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği, fıkraya eklenen yeni (g) bendiyle, 353. madde hükmü ile uyum sağlanarak Kanunun bütünlüğünün korunması amaçlandığı ifade edilerek 353. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararların kesin nitelikte olduğu vurgulanmıştır.” şeklinde olup, Yasal düzenleme ve emsal kararda yer alan açıklamalar uyarınca bölge adliye mahkemelerinin HMK’nın 353/1.a maddesi kapsamında verdiği kararlar kesin olup, bu kararlara karşı ilk derece mahkemesince direnilebileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Dairemizce verilen yukarıda belirtilen kaldırma kararı kesin olup mahkemeyi bağlayıcı niteliktedir. İlk derece mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam olunması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup eylemli direnme niteliğindedir. Açıklanan nedenlerle; Dairemizin 08/03/2023 tarihli 2023/269 E. 2023/375 K. sayılı kararında açıklandığı şekilde inceleme yapılması için davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesinin 23/03/2023 tarihli ara kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/44 E. (derdest) sayılı dosyasında verilen 23/03/2023 tarihli ara kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak karar verilmesi için mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/06/2023