Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2020/351 E. 2021/662 K. 23.06.2021 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/351
KARAR NO: 2021/662
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2014/1806 Esas
KARAR NO: 2018/52
KARAR TARİHİ: 23/01/2018
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:23/06/2021
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin, neden olmaksızın, Kadıköy …Noterliği 13.12.2010/… yevmiye sayılı ihtarnamesiyle sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, davalının yaygın ve oturmuş bir servis ağı bulunmasına rağmen, kendi bünyesinde müşteri iletişim servisi adı altında bir birim kurduğunu ve servis hizmetinin bu birim yönlendirmesi ile yapılmasını şart koştuğunu, ürün satışlarında garanti kapsamı için … nolu telefonun aranılmasının zorunlu kılındığını, bu uygulamada ise servis sözleşmelerine aykırı işlem yapmaya başladığını, arıza yönlendirmelerinde keyfi davranıldığım, bölge şartına uyulmadığını ya da sözleşmelere aykırı bölge kaydırmaları yapıldığını, müşterinin, süresinde ve yeterince hızlı servis alamaması üzerine kendi yakınındaki servise müracaat ettiğini, ancak şirketin yeni koyduğu prensip ve uygulamalar neticesinde servislerin hizmet vermekte zorlandığını, yetkili servis olmalarına rağmen elleri kolları bağlanmış müşterilerin hizmet alamaması nedeniyle servis ve şirketin suçlandığını, 02.03.2010 tarihli servis toplantısına müvekkilinin, davalı şirket tarafından çağrıldığını, şirket prensibi beyanıyla şart koşulan boya, kaplama ve diğer hususların tamamlandığını, ancak 2010 Aralık ayında sözleşmenin davalı tarafça feshedildiğini, bu durumun, müvekkilinin kazanç kaybına yol açtığını, zira 2010 yılına kadar kar eden firmanın, 2011 yılını 15.754.46 TL zararla kapattığını ileri sürerek; her türlü tazminat, munzam zarardan doğacak alacakların talep ve dava hakları ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kar mahrumiyeti ve masraflardan kaynaklanan 118.000 TL, haksız fesihten kaynaklanan 50.000 TL ile haksız iade olunan fatura bedellerine istinaden 5.000 TL olmak üzere toplam 173.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin standart yetkili servis sözleşmesi olduğunu, ilgili sözleşmenin mutlak bir bölgesel kısıtlama içermediğini, TDD ürünleri için servis hizmetlerinin,iş dağılım merkezi olarak gerçekleştirilmemekle beraber, TDD çağrı merkezine gelen servis taleplerinin ilk olarak en yakın ve iş durumu müsait VIP servisine yönlendirildiğini, ilgili VIP servisinin, iş yükünün sistem dahilinde öngörülen süreler içerisinde hizmet vermeye imkan tanımaması veya ilgili VIP servisinin iş yoğunluğu nedeniyle servisi kabul edemeyeceğini beyan etmesi halinde,bölge ıntern kapsamında çağrı intern servisine yönlendirildiğini, yoğunluk nedeniyle intern servisinin müdahalesi mümkün olmuyorsa çağrı standart servisine yönlendirildiğini, garanti dışı hizmetler bakımından tüketicilerin TDD çağrı merkezini aramak yerine doğrudan hizmet almak istediği servise (standart veya VIP) başvurarak kendi inisyatifleri ile de hizmet almak istediği servisi seçebildiğini, bu durumda TDD tarafından bir yönlendirmenin söz konusu olmadığını. somut olayda müvekkilinin, anlatılan sistemde haberdar olup çalışmalarını söz konusu sistemin bilincinde olarak yürüttüğünü, VIP servis modeline 2010 yılında geçilmiş olmasına rağmen davalının kar kaybına ilişkin iddiasını ileri sürmesinin samimi olmadığını ,sözleşme süresince davacının kar mahrumiyetine uğradığını müvekkil şirkete beyan etmediğini, mevcut sözleşmenin 6.2 maddesine göre davacının istediği zaman sözleşmeyi feshederek müvekkil şirketle ticari faaliyetine son verme hakkına sahip iken davacının bu hakkını kullanmadığını, kurulan sistem ile müvekkil firmanın servis hizmetleri alanında müvekkil şirketin yetkili servisleri arasında rekabeti de kısıtlamadığını, davacının yaptığı masrafların ise kendi seçimlik ve kendi kararı çerçevesinde yaptığı masraflar olduğunu, müvekkil şirketin bu masrafların yapılması için davacı şirketi yükümlendirmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, ” davacının haksız fesih bedeli ile haksız iade edilen fatura bedellerinden dolayı tazminat talebinde bulunamayacağı, ancak kar mahrumiyetinden kaynaklı kaybını isteyebileceği anlaşılmış , kar mahrumiyeti kaybının belirlenmesi için ise 16/06/2017 tarihli 3 kişilik mali müşavir bilirkişilerden alınan rapor çerçevesinde 5 aylık kar kaybı talep edebileceği bu 5 aylık kar kaybının hesabında da davacının 5 yıllık bütün faaliyetleri ve bu faaliyetlerden elde edeceği kar ortalaması hesaplanarak buradan talep edebileceği 5 aya düşen kar kaybının 3.775,82 TL hesaplandığı gözönüne alınarak ” davanın kısmen kabulü ile tespit olunan 3.775,82 TL kar mahrumiyeti tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline. diğer taleplerin reddine karar verilmiştir
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; bilirkişiler tarafından sözleşmenin feshinden dolayı sözleşmenin sadece son altı ayda uğranılan zararlar tespit edildiği, onda raporların birbiri ile çelişkili olduğu halbuki baştan bu yana iddia edilen davalının sözleşmeye aykırı uygulamaları, başka servislerin kendi bölgesinde görevlendirilmeleri, gerek MİM gerekse VİP servis uygulamaları nedeniyle davacı şirketin çalışma alanının devamlı daraltıldığı, sözleşmeye aykırı külfetler yüklendiği ve davalının keyfi uygulamaları nedeniyle geçmişe dönük uğranılan zararlar da talep edilmesine bu konuda hiç araştırma yapılmadığını, tarafların bilgisayarları üzerinde inceleme yapılması talebinin yerine getirilmediğini, davalı şirket tarafından yapılan yeni uygulamaların bir çoğu sözleşmeye aykırı olduğunu, bu uygulamalar nedeniyle bir çok servisin sözleşmeleri feshedilmelerine yada işi bırakmalarına neden olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki 1980li yıllarda başladığı, 2010 yılında feshedildiği tarihe kadar devam ettiğini, gelişen ticari hayat ve koşullar, yeni faaliyet alanları nedeniyle sözleşmeler belli periyotlarla yenilendiğini, artık bu ilişkinin süreklilik kazandığının kabulü gerektiğini, bu nedenle sadece son 5 yıllık sözleşme ile ilişkinin değerlendirilmesi ve ileri dönem ilişkilerin kapsam bırakılması da incelemenin eksik yapılmasına neden olduğunu, müvekkil şirkette yaklaşık 30 yıl süren bu ilişkinin devam edeceği kanaati uyandırıldığını ancak en ufak itirazında ise feshedildiğini, bu iddiaların kapatılan servis ağında mevcut olduğunu. Tüm talimat ve öneri adı altındaki dayatmalar bu kayıtlarda mevcut oluğunu, bu nedenle eksik ve hatalı inceleme ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm tesis edilmesi hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; sözleşmenin 6.2 maddesi uyarınca müvekkilinin sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğu ve sözleşmeye aykırı uygulaması bulunmadığından davacının kar kaybından kaynaklanan tazminat talebin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK’nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki yetkili servis sözleşmesinin haksız feshine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Hükme esas alınan 16/06/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; “10.07.2014 Tarihli … Mali Uzman Ekonomist, … Borçlar Hukuku Öğretim Üyesi, … Elektrik Elektronik Mühendisi Tarafından Düzenlenen Rapor ile 06.11.2015 Tarihli … Kartal SMM. … SMM, … İşletme Uzmanı Tarafından Düzenlenen Raporlarda; davacının kar kaybının hesabı dışındaki diğer bütün konularda aynı kanaate varılmak suretiyle; davacı ve davalı arasındaki yetkili servis sözleşmesinin davalı tarafından süresinden önce haksız olarak feshedildiği, davacı şirketin iade fatura taleplerine ilişkin olarak bir delil sunulmadığından; değerleme yapılamadığından, davacının iddia ettiği böyle bir zarara uğradığı tespit edilemediği, davacı şirketin araç alımı ve personel istihdamı hususunda taraflar arasında imzalanan sözleşmede bu yükümlülükler öngörülmediğinden, davacının serbest iradesiyle bu masrafı yaptığı beyanı ile davacının davalıdan yapmış olduğu masraflar nedeniyle bir tazminat talep edilemeyeceğinin belirtildiği, bu tespit ve görüşlere bilirkişi kurulunun da aynı yönde tespit ve değerlendirme yaptığını ve bu kanaatte oldukları , davacının sözleşmenin davalı tarafından erken feshi nedeni ile oluşan 5 aylık kar kaybı hesaplamasında; ilk bilirkişi heyeti, davacının 4 yıllık faaliyeti ve bu dönemlerde elde ettiği faaliyet karlarının ortalamasını almak suretiyle; faaliyet karının 4.465.00TL olarak hesaplamıştır, ikinci bilirkişi heyeti ise; davacının 5 yıllık faaliyetinden ve faaliyet karlarından sadece davalı firma ile davacı firma arasındaki ilişkiden dolayı davalı tarafından davacıya düzenlenen faturalar ve davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların KDV’siz tutarları esas alınmak suretiyle; 5 aylık kar kaybı 1 241,54TL olarak hesapladığı, bu hesaplamada davacı firmanın 5 yıllık tüm faaliyetlerinden ve faaliyet karlarından hareket edilmeyerek, sadece davalı ile yapmış olduğu ticari ilişkiden doğan satışlar ve karlar dikkate alınmak suretiyle; davacının 5 aylık kar kaybının hesaplandığı, bu bilirkişi heyetiyle yapılan davacının 5 aylık kar kaybı hesabında; 6102 Sayılı T.T.K.’nun 122/2. Maddesi esas alınmak suretiyle; davacının 5 yıllık bütün faaliyetleri ve bu faaliyetlerden elde edilen karların ortalamasının hesaplanarak ve buradan 5 aya düşen kar kaybının 3.775,82TL olarak hesaplandığı, başka ifadeyle; davalının sözleşmeyi erken feshetmesi nedeniyle davacının 3.775,82 TL tutarında kar mahrumiyeti tazminatı alacağına hak kazandığının hesaplanarak bu tutarı davalı tarafından talep edebileceği kanaati” görüş olarak bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre taraflar arasında, 16/05/2007 tarihli yetkili servis sözleşmesi düzenlenmiş, sözleşmenin 5.maddesinde; sözleşme süresinin 1 yıl olduğu, sözleşme süresinin bitiminden bir ay öncesinde taraflardan birinin sözleşmeyi uzatmak istemediğini karşı tarafa bildirmediği takdirde sözleşmenin kendiliğinden bir yıl uzamış sayılacağı, 6.1 maddesinde; sözleşme süresinin bitiminden 1 ay önce taraflardan birinin sözleşmeyi uzatmak istemediğini karşı tarafa yazılı olarak bildirmesi halinde sözleşmenin sona ereceği, 6.2 maddesinde; yetkili servisin kendi isteği ile ayrılmak istemesi, yetkili servis sahibinin geçici de olsa işinin başında bizzat bulunmaması veya devamsızlığı, yetkili servis sahibi kişi veya kişilerin yüz kızartıcı bir suçtan hüküm giymesi, tüketiciyi taciz ettiği gerekçesiyle şikayet gelmesi, teknik bilgi ve beceri yetersizliği, rakip mamullere servis hizmeti verilmesi veya parçalarının satılması, bu sözleşmede belirlenen koşulların yerine getirilmemesi hallerinde sözleşmenin iptal edileceği ve yetkili satıcının, …’den tazminat talebinde bulunamayacağı kararlaştırılmıştır. Davalı şirket, davacı şirkete Kadıköy … noterliğinden gönderdiği 13.12.2010/… yevmiye sayılı ihtarnamede; davacının sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandığı, yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle sözleşmenin 6.2 maddesindeki haklı sebeplerle sözleşmenin tek taraflı feshedildiği bildirilmiştir. Davacı, sözleşmenin haksız fesih nedeniyle uğradığı kar mahrumiyeti ve yaptığı masraflar için 118.000 TL, sözleşmenin haksız fesihten dolayı 50.000 TL ve haksız olarak iade edilen fatura bedellerinden dolayı 5.000 TL olmak üzere toplam 173.000 TL tazminat talebinde bulunmuş ise de sözleşmenin haksız fesih nedeniyle uğradığı kar mahrumiyetine ve yapmış olduğu masraflara ilişkin tazminat talepleri birbirinden bağımsız talepler olduğundan talep edilen 118.000,00 TL’nin ne kadarı kar mahrumiyeti ne kadarı yapılan masraflara ilişkin olduğu ayrı ayrı açıklattırıldıktan sonra, yapılan masrafların sözleşmeden kaynaklı son bir yıl içinde işin gereği olarak yapılması zorunlu masraflar olup olmadığı, zorunlu masraflar ise sözleşmenin feshi nedeniyle davacının bu masraflardan dolayı bir zararı oluşup oluşmadığı var ise zararın miktarı, denetime elverişli, tereddüte yer bırakmayacak şekilde bilirkişi incelemesi ile belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yapılan masraflar yönünden talebin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Kar kaybı tazminatı yönünden ise sözleşmenin feshedildiği tarihten sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar ki mahrum kalınan 5 aylık kar hesabı yapılmıştır. Ancak davacının kar kaybı tazminatı içerisinde, davalının sözleşmeye aykırı uygulamaları, başka servislerin kendi bölgesinde görevlendirilmeleri, gerek MİM gerekse VİP servis uygulamaları nedeniyle davacı şirketin çalışma alanının devamlı daraltıldığı, sözleşmeye aykırı külfetler yüklendiği ve davalının keyfi uygulamaları nedeniyle geçmişe dönük uğranılan zararlar da talep edilmesine rağmen bilirkişilerce bu yönde bir inceleme yapılmadığı ve mahkemece bu talebin değerlendirilmediği görülmüştür. Davalı ise servis hizmetlerinin, sözleşmeli bağımsız servisler ile davalı şirket çalışanlarının oluşturduğu “Intern” olarak adlandırılan servisler vasıtasıyla sağlandığı, sözleşmeli bağımsız servislerin ise standart yetkili servis ile 2010 yılında uygulamaya koyulan “VIP’ servisler olarak hizmet verildiği, bu servis yönteminin sözleşmeye ve hukuka aykırı olmadığını, kurulan sisten ile satış sonrası servis hizmetler alanında davalı şirketin, yetkili servisler arasında rekabeti kısıtlamadığı da Rekabet Kurumu’nun 06/11/2012 tarih 2012-5-75 Dosya 12-54/1526-544 sayılı kararı ile açıkça belirtildiğini savunmuştur. O halde; mahkemece, Rekabet Kurumu’nun 06/11/2012 tarih 2012-5-75 Dosya 12-54/1526-544 sayılı kararı getirtildikten sonra bilirkişi heyetine bilgisayar uzmanı da dahil edilerek tarafların bilgisayar kayıtları üzerinde ve dosyaya sunulan delillerde incelemek suretiyle tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durularak davalının, sözleşmeye aykırı servis uygulamasında bulunup bulunmadığı ve davacının çalışma alanının kısıtlanıp kasıtlanmadığı, davalının uygulamalarından dolayı zararı olup olmadığı tespiti ile sonuca göre karar verilmesi gerekirken sözleşmenin feshinden önceki uğranılan zararlar yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK’nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1806 E. 2018/52 K. sayılı 23/01/2018 tarihli kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1.a.6 ve 355. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvurma ve karar harcının iadesine, 5-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/06/2021