Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2020/222 E. 2021/320 K. 31.03.2021 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/222
KARAR NO : 2021/320
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2015/799
KARAR NO : 2017/675
KARAR TARİHİ: 12/10/2017
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 31/03/2021
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin elektrik dağıtım hizmetleri yaptığını ve temizlik hizmet alımlarının davalı şirketlere farklı dönemlerde verildiğini, davalıların bu işler için çalıştırılan işçilerden … Kocaeli 3. İş Mahkemesinin 2010/755 E. sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiğini, bu karar uyarınca Kocaeli … İcra Müdürlüğü’nün … E. sayılı dosyasında 32.750,83 TL ödeme yapıldığını, davalılar alt işveren olup, ödenen işçilik alacaklarından sorumlu olduklarını ileri sürerek ödenen 32.750,83 TL işçilik alacağının 22.000,00 TL’sinin davalılardan rucüen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Bilirkişi raporu sonrasında ıslah dilekçesi ile taleplerini 5.001,40 TL daha artırarak toplam 27.001,40 TL’ye çıkarmıştır.
CEVAP Davalı …San. Ve Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; İş Kanunu ve Borçlar Kanunu gereğince işçilik alacaklarından sorumlu olmadıklarını, sorumlulukları bulunsa dahi sorumluluk oranlarının belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/799 E. 2017/675 K. sayılı 12/10/2017 tarihli kararı ile; “…Bilirkişi Raporu :HMK nın 266. Maddesi gereğince Prof. Dr. … alınan raporda, Yargıtay’ın görüşünden hareket edildiği takdirde … Ltd. Şti.’ne 4.56037, … Ltd. Şti.’ne 325,74 TL tutarında rücu edilebileceği, … Ltd. Şti.’ne rücu edilme şartlarının bulunmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi … alınan rapor yeterli görülmediğinden HMK nın 266. Maddesi gereğince konusunda uzman bilirkişi … alınan raporda: Davacı …’ ın toplam 27.001,40 TL’yi bu davalılara rücu hakkı olduğu, bu miktarın 14.782,29 TL sinden … Ltd Şt’ in, 714,00 TL sinden …Tic Ve San Ltd Şti’ nin , 11.505,11 TL sinden … San. Ve Tic. Ltd. Şti’in sorumlu olabileceği belirtilmiştir.Her ne kadar bilirkişi raporları arasında çelişki mevcut ise de, ilk raporun yeterli inceleme ve hesaplamayı içermediği gibi denetime de uygun olmadığından , usulüne uygun düzenlenen son raporun gerekçeli ve denetime uygun olduğu da görülerek hükme esas alınmıştır. Netice olarak davacının davalılara rücu imkanının sözleşeme eki belgelere göre mümkün olduğu, ancak her bir davalının sorumluluğunun kendi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olduğu, bilirkişi İbrahim tavan tarafından yapılan hesaplama da usulüne uygun olduğundan bu rapor doğrultusunda verilen ıslah dilekçesindeki miktar esas alınarak dava kabul edilmiştir. Davacı vekilince, davadan önce davalının dava tarihi itibariyle yürürlükte buluna TBK’nın 117. maddesi hükmüne uygun olarak miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünün iddia edilmediği ve ihtarname sunulmadığı gözetilerek, dava dilekçesindeki miktar için dava tarihi, ıslah dilekçesindeki miktar için ıslah tarihi esas alınarak karar verilmiştir. ( Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/3608 Esas ve 2015/7299 Karar sayılı ilamı ve İstanbul BAM 18. Hukuk Dairesinin 2017/575 Esas ve 2017/569 Karar sayılı kararı )Bilirkişi raporunda toplam alacak için her bir davalının sorumlu olduğu miktar hesaplanırken %54,75, %2,64 ve %42,61 sorumluluk oranları üzerinden paylaştırma yapılmıştır. Toplam 22.000 TL nin %54,75 inden davalı … firması (12.045,00 TL), %2,64 ünden … firması (580,80), %42,61 inden ise … firması (9.374,20 TL) sorumlu tutulacak şekilde her bir davalı için yeniden sorumluluk miktarı hesaplanmıştır. Aynı yöntemle ıslahla artırılan 5.001,40 TL bakımından da %54,75 inden davalı … firması (2.738,27 TL), %2,64 ünden … firması (132,04), %42,61 inden ise … firması (2.131,09 TL) sorumlu tutularak hüküm kurulmuştur. Davacının faiz talebi bakımından dava dilekçesindeki kısım için dava tarihi, ıslah dilekçesindeki kısım için ıslah tarihinden itibaren işleyecek (tarafların tacir olması ve ticari iş olması sebebiyle ) avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Vekalet ücreti hesabında da davacı lehine tek bir vekalet ücreti takdir edilerek davalı …. %54,75, davalı … Grubun %2,64, davalı … %42,61 oranında sorumluluğu bulunduğundan bu sorumluluk oranlarına göre her bir davalı kendi sorumluluğu oranında sorumlu tutulmuştur. Harç ve yargılama gideri hesabında da aynı oran esas alınarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle,”1-Açılan davanın KABULÜ ile : a-Dava dilekçesi ile talep edilen 22.000,00 TL miktar bakımından her bir davalı kendi çalıştırdıkları dönemle sorumlu tutularak yapılan hesaplamaya göre, 12.045,00 TL’nin … Ltd Şti’nden, 580,80 TL’nin …’nden, 9.374,20 TL’nin …’nden dava tarihi olan 07/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, b-Islah dilekçesi ile talep edilen 5.001,40 TL miktar bakımından,2.738,26 TL’nin … Ltd Şti, 132,04 TL’nin …, 2.131,10 TL’nin …’den ıslah tarihi olan 30/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine” karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı …. San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece alınan iki bilirkişi raporu arasında çelişki olmasına rağmen raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verildiğini, müvekkili şirketin alt işveren olduğunu, TBK 167.maddesi uyarınca davacı ödediği bedelin ancak yarısını rücu edebilecekken tamamının davalılardan tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tarafların sorumlu olduğu miktarlar belirlenirken davalı işverenlerin sorumluluğunun dava dışı işçiye ödenen toplam ücretin işçinin çalıştığı toplam süreye oranlanması sonucu çıkan günlük ücretin, davalı işverenlerde çalıştığı süre ile çarpılmak sureti ile bulunduğunu ve bu hesaplama yönteminin Yargıtay’ın belirlemiş olduğu metoda aykırı olduğunu, rapora ilişkin sunulan itirazların değerlendirilmediğini, davaya konu rücu alacağına ilişkin olarak dava dışı işçinin, davacı idareye açmış olduğu ve kesinleşen davanın müvekkili şirkete ihbar edilmeyerek, şirketin savunma hakkının kısıtlandığını, işçilik alacaklarını ödemeyen davacının davanın açılmasına sebebiyet vermesi ve dava sonucu kesinleşen miktarıda ödemeyerek icra takibinin yapılmasına ve icra masraflarının doğmasına sebep olması sebebiyle, icra masraflarını da davalılara yükleyen bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılmıştır.Dava, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştırılan işçilere ödenen işçilik alacaklarından, sözleşme hükümleri kapsamında davalı şirketlerin sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedellerin davalılardan sorumlulukları oranında tahsili istemine ilişkindir. Davacı, hizmet alım ihalesinin davalılar tarafından üstlenildiğini, ihale şartnamesine göre, davalı yüklenicilerin çalıştırdığı işçilerin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ile ilgili ücret ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup, dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tahsili için, …. ve …Sanayi Ticaret Limited Şirketi aleyhine açtığı dava sonunda hesaplanan miktarın, …. ve … Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nden müteselsilen tahsiline karar verildiği, icra takibi sonunda da …. tarafından ödendiği ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatından hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduğuna ilişkindir. Kocaeli 3. İş Mahkemesinin 2010/755 E. 2011/655 K. sayılı dosyasında; davacı … tarafından, davalılar … AŞ ve … Sanayi Ticaret Limited Şirketi aleyhine işçilik alacaklarının tahsili için açılan davada, işçinin sicil dosyasının incelenmesinde 11/09/1994 – 06/05/1995 tarihleri arasında … Vakfı isimli işyerinde, 16/05/1995 – 16/05/1996 tarihleri arasında … Limited Şirketi, 16/05/1996-30/09/1997 tarihleri arasında … Sanayi Ticaret Limited Şirketi isimli işyerinde, 22/09/1997 – 04/05/1998, 05/05/1998 – 18/05/1999, 18/05/1999 – 31/05/2002, 01/06/2002 – 31/12/2003, 01/01/2004 – 28/02/2005, 01/03/2005 – 31/12/2005, 02/01/2006 – 31/05/2006, 03/08/2006 – 30/09/2006, 17/10/2006 – 21/01/2007, 01/02/2007 – 07/05/2007 ve 08/05/2007 – 26/06/2007 tarihleri arasında… Limited Şirketi isimli işverenin değişik sicil numaralı işyerlerinde, 11/07/2007 – 30/09/2007 ve 02/10/2007 – 31/12/2007 tarihleri arasında … Ticaret Sanayi Limited Şirketi isimli işyerinde, 01/01/2008 – 31/12/2008 ve 01/01/2009 – 05/03/2009 tarihleri arasında … Ticaret Limited Şirketi isimli işverinin değişik sicil numaralı işyerlerinde çalıştığı, iş akdinin son alt işveren … Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiği belirlenmiş, bilirkişi hesaplamasında işçinin kıdemi 14 yıl 5 ay 24 gün olarak tespit edilmiş ve kıdem tazminatı brüt 9.645,29 TL olarak hesap edilmiş, ihbar tazminatı brüt 1.243,20 TL olarak hesap edilmiş, yıllık izin alacağı 234 gün karşılığı 5.194,80 TL olarak hesap edilmiştir. Mahkemece Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında davacının 06/05/1995-16/05/1995 tarihleri arasında on gün, 31/05/2006-03/08/2006 tarihleri arasında altmış iki gün, 30/09/2006-17/10/2006 tarihleri arasında on yedi gün, 21/01/2007-01/02/2007 tarihleri arasında dokuz gün ve 26/06/2007-11/07/2007 tarihleri arasında on dört gün olmak üzere toplam üç ay yirmi iki gün kayıtlı çalışmasının bulunmadığı, davacının işini yaptığı yerin 2009 yılı Şubat ayına kadar kamu kurumu olması nedeniyle yüklenicilerle sözleşme imzalandığı tarihte işçi sigortalarının yapılması konusunda titizlik gösterilmesi gerektiğinden kayıtlı çalışma olmayan dönemlerde davacının fiilen çalıştırılmamış olma olasılığının yüksek olduğu, bu nedenle kayıtlı olmayan çalışmaların dikkate alınmaması gerektiği kanısıyla kıdem süresi 14 yıl 2 ay olarak kabul edilerek kıdem tazminatı 9.435,00 TL olarak hesaplanmış, ihbar tazminatı ve senelik izin alacakları yönünden bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda değişiklik olmadığı belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile 9.435,00 TL kıdem tazminatı alacağı, 1.243,20 TL ihbar tazminatı alacağı ve 5.194,80 TL senelik izin alacağı olmak üzere toplam brüt 15.873,00 TL’nin dosya davalıları … AŞ ve …Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nden müteselsilen alınarak davacıya verilmesine 22/12/2011 tarihinde karar verilmiş, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2012/9747 E. 2014/14674 K. Sayılı 07/05/2014 tarihli kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Kocaeli …. İcra Müdürlüğü’nün … E. sayılı takip dosyasında; alacaklı … tarafından, Kocaeli 3. İş Mahkemesinin 2010/755 E. 2011/655 K. sayılı ilamı gereğince, … AŞ ve … Sanayi Ticaret Limited Şirketi aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emri ile kapak hesabı fiziki olarak dosya kapsamında ve UYAP sisteminde bulunmamaktadır. Ancak … AŞ tarafından icra dosyasına 23/06/2014 tarihinde 32.750,83 TL ödeme yapıldığı dosya kapsamında bulunan kayıtlardan tespit edilmiştir. Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 818 sayılı Borçlar Kanunun 146.maddesinde “Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerlerine almağa mecburdur. Ve hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ile diğerlerine rücu hakkını haizdir. Birinden tahsili mümkün olmayan miktar, diğerleri arasında mütesaviyen taksim olunur.” (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 167. maddesi “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.”) şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından dosya kapsamına dava dışı … San. Ve Tic. Ltd. Şti ile imzalanan hizmet alım sözleşmeleri sunulmuş ise de; davalılar … Ltd. Şti., … Tic. Ve San. Ltd. Şti. ve …. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile imzalanan hizmet alım sözleşmeleri, genel, teknik ve idari şartnameler ibraz edilmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda sözleşme hükümleri değerlendirilmeksizin hesaplama yapılmış, yine gerekçeli kararda da taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde, tarafların sorumluluk oranlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Kocaeli 3. İş Mahkemesinin 2010/755 E. sayılı dosyasında bulunan sözleşmeler incelenmiş olup, dosya kapsamında yer alan sözleşmelerin 23.maddesi ile yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının genel şartnamenin altıncı bölümünde belirlendiği belirtilmiştir. Ancak bir kısım sözleşmeler dosya kapsamında bulunmasına rağmen, idari teknik ve genel şartnameler dosya kapsamında bulunmamaktadır. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede, çalışan işçilerin hak ve alacaklarından hangi tarafın sorumlu olacağının açıkça düzenlenmiş olması halinde tarafların serbest iradeleri ile imzalamış oldukları sözleşme ve şartname hükümleri, tacir sıfatına haiz her iki tarafı da bağlayacağından, dava dışı işçiye ödenen bedellerden hangi tarafın sorumlu olduğunun tespiti için öncelikle dava dışı işçinin tabi olduğu tüm hizmet alım sözleşmeleri ve genel, idari, teknik şartnameler getirtilerek incelenmesi gerekmektedir. Sözleşme ve şartnamelerde, işçilere ödenen bedellerden alt yüklenicilerin sorumlu olacağı belirlendiği takdirde, her bir alt işveren kendi dönemi ile sınırlı olacak şekilde hesaplanacak olan bedelden tam olarak sorumludur. Eğer sözleşmede ve şartnamelerde bir hüküm yer almıyorsa bu durumda her bir alt işverenin sorumlu olduğu hesaplanan bedelden, davacı alt işverenlerle birlikte yarı oranında sorumludur. Bu nedenle dava dışı işçinin davalı işçisi olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak ödenen bedellerin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Ancak ihbar tazminatının iş akdini haksız olarak fesheden işverenden tahsili gerektiği için, ihbar tazminatından fer’ileri ile (ihbar tazminatı için takip tarihine kadar işlemiş faiz, ödeme tarihine kadar işlemiş faiz, ihbar tazminatı yönünde icra ve mahkeme harçları da dahil) birlikte sadece son işveren sorumludur. Ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti açısından da davalı aleyhine hükmedilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının, davalıya bu alacağını da rücu edebileceği gözetilerek hesaplama yapılması gerekmektedir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/4926 E. 2018/6465 K. sayılı, 2015/41194 E. 2017/11657 K. sayılı, 2016/21572 E. 2018/7468 K. sayılı emsal ilamları). Yapılan açıklamalar uyarınca, Kocaeli …. İcra Müdürlüğü’nün … E. sayılı takip dosyasının tamamının dosya kapsamına alınması (takip talebi, ödeme emri, ödeme yapılan tarih itibariyle kapak hesabı vs kayıtlar), dava dışı işçinin Kocaeli 3. İş Mahkemesinin 2010/755 E. 2011/655 K. sayılı kararında tespit edilen çalışma dönemlerine konu, davalı alt işverenlerle imzalanan hizmet alım sözleşmeleri ile genel, idari ve teknik şartnameler getirtilerek öncelikle dava dışı işçiye ödenen bedellerden hangi tarafın sorumlu olduğunun tespit edilmesi, ihbar tazminatı yönünden fer’ileri ile birlikte hesaplanacak miktardan son alt işverenin sorumlu olacağı, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti yönünden ise tüm alt işverenlerin çalıştırdıkları süre itibariyle sorumlu olacakları dikkate alınarak bu yönde hesaplama yapılması ve sorumluluk miktarlarının ayrı ayrı belirlenmesi, sözleşme ve şartname hükümleri gereğince davacının alt işverenlerle sorumlu olup olmadığı hususu da tespit edilerek hüküm tesis edilmesi gerektiğinden, davalı…. San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı …. San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin, 2015/799 E. 2017/675 K. sayılı ve 12/10/2017 tarihli kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan 98,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan 589,09 TL istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/03/2021