Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2020/1641 E. 2023/1011 K. 21.06.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1641
KARAR NO: 2023/1011
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/377
KARAR NO: 2019/1174
DAVA TARİHİ: 26/04/2018
KARAR TARİHİ: 19/12/2019
DAVA: Tazminat (Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 21/06/2023
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Maliki dava dışı … San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait olan müvekkilinin kiracısı olarak bulunduğu ve imalathane ve depo olarak kullandığı, … Mah. … Sok. No:… İstanbul adresinde 27/02/2018 tarihinde yangın meydana geldiğini, müvekkili ile davalı … arasında düzenlenen 17/11/2017 tarihinde geniş kapsamlı yangın paket sigorta poliçesi ile emtea yangın sigorta riski için 1.500.000,00 USD sigorta teminatı verildiğini, ayrıca aynı poliçede yangın mali sorumluluk için 152.000,00 USD sigorta teminatı verildiğini, meydana gelen yangın nedeniyle davalı nezdinde 447987 numaralı hasar dosyasının açıldığını, hasara konu kalemlerin sigorta teminatı kapsamında bulunmasına ve hasar tutarının poliçe teminatı kapsamında olmasına rağmen bugüne kadar davalı sigortacı tarafından müvekkilinin taleplerine karşı herhangi bir ödeme yapmadığını ve eksper raporu vermediğini, sadece şifaen riziko adresinin tam ve doğru olarak gösterilmediğini gerekçe göstererek ödeme yapmaktan kaçındığını ifade ettiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından Beşiktaş …Noterliğinin 06/03/2018 tarih … yevmiye sayılı ve 18/04/2018 tarih … yevmiye nolu ihtarnamelerine davalı tarafından olumlu bir karşılık verilmediğini, dilekçeleri ekinde sundukları aynı zamanda mahkemelerde bilirkişilik yapan …’nun talepleri üzerine hazırladığı hukuksal görüşünde taleplerindeki haklılıklarını ortaya koyduğunu, söz konusu sigortaya konu mahal adresinde her ne kadar riziko katı tüm bina olarak yazılı olsada bundan kastedilen müvekkili şirketin kullanımında olan kısım olduğunun yorum yolu ile belli olduğunu, şekil eksikliğini dahi belli bir andan sonra ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması iken, davalı … şirketinin ödeme yapmamak için ileri sürdüğü hususun kabulünün mümkün olmadığını ve hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, sözleşmenin kurulup sigorta poliçesinin merri olduğu yolunda müvekilde güven duygusu uyandıracak kadar hareketsiz kalan sigortacının pirimleri tahsil edip hayli zaman geçtikten sonra rizikoyu telafe etmemek ve böylece ediminden kurtulmak için kabul edilemez bir savunmada bulunmasının kendi yarattığı güvene aykırı davranış ve bu prensibe çelişkili davranış yasağı denildiğini, keza çoğun içinde azı davardır kuralı gereği de tüm binanın sigorta konusu olduğu bir sözleşmede, bina cüzlerinin de sigortaya dahil olduğunun şüphesiz olduğunu, tüm binayı sigorta yapıp da sigorta poliçesinin katları kapsamadığını ileri sürülmesinin dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığını, iş bu davayı açtıkları tarih itibarıyla alacaklarının miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilmelerinin mümkün olmadığından davayı belirsiz alacak davası olarak ikame ettiklerini, davalı sigortacının ödeme yapmadığı gibi herhangi bir eksper raporunuda müvekkiline iletmediğini beyan ederek taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesi kapsamında ve meydana gelen yangın nedeniyle, davalı sigortacı tarafından karşılanması gereken zararın işin ivediliği gözetilerek karşı tarafa tebligat yapılmaksızın keşfen tekstil, kumaş, iplik, konfeksiyon ürünleri alanında uzman ve uygun görülecek diğer bilirkişi heyeti marifetiyle tespit edilmesini, riziko gerçekleştiği ve müvekile ödenmesi gerektiği halde halen ödenmeyen şimdilik 10.000,00 TL sigorta bedelinin yangın tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davanın açılmasında kötüniyeti ile sebep olan davalı aleyline HMK 329.mad mucibince sözleşmesel avukatlık ücreti yükletilmesine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 27/09/2019 tarihli dilekçesi ile 10.000,00 TL üzerinden açtıkları davayı 4.689.644,90 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiş ve ıslah harcını yatırmıştır.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının 28/02/2018 tarihinde meydana gelen yangını müvekkiline aynı gün ihbar ettiğini, eksper tarafından kesin raporun henüz verilmediğini, davacının müvekkili şirkete dava açabilmesi için müvekkilinin ödeme süresini geçirmiş olması gerektiğini, davacının dava şartını yerine getirmeden sui niyetle iş bu davayı açtığını bu nedenle müvekkili şirket açısından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının zarar gördüğünü iddia ettiği emteaların sigorta poliçesinde teminat verilen riziko adresinde olmadığını, davacının riziko adresindeki emtiaların yangından zarar görmediğini, bu nedenle davacının sigorta poliçesinden mütevellit talep edebileceği bir hasar tazminatı olmadığını, bu hususun eksper raporu düzenlendiğinde daha açık bir şekilde anlaşılacağını, kaldı ki poliçedeki beyan klozunda açıkça sigorta ettiren sigortalı tarafından bildirilen yazılı adresler doğru ve tam olarak kabul edilmiştir hükmü ile adreslerin kesinliğine dikkat çekildiğini, bununla birlikte poliçenin bir çok yerinde teminat sadece poliçede belirtilmiş riziko adresi için geçerli olacağının açıkça şart olarak yazıldığını, davacı tarafın dava dilekçesinde ifade ettiği teminata dahil edilmemiş bir riziko adresindeki hasarların adreste hata yapıldığından bahisle teminata alınmasının sigorta hukuku ile bağdaşan bir durum olmadığını, sigortacının ancak ve sadece poliçede yazılı riziko adresindeki rizikolara karşı teminat verdiğini onun dışındaki yerlere teminat vermediğini, davacının dava dilekçesinde hernekadar 10.000,00 TL talep etmiş isede davadan sonra müvekkiline tebliğ ettirdiği tespit raporu ve noter ihtarnamesinde zararlarının 3.104.124,31 TL olduğunu iddia ettiğini, bu miktarın hirçbir şekilde gerçekçi olmadığını ve son derece fahiş ve hayal ürünü olduğunu ayrıca yangından sorumlu olan elektrik dağıtım şirketine de dava açıldığını hususunda bilgiler aldıklarını bu hususun araştırılarak iki davanın birleştirilmesi gerektiğini, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının bütün iddialarını ayrıntılı olarak hukuken geçerli ispat vasıtaları ile ispat etmek zorunda olduğunu, hasarı, hasar miktarını, hasar şekli ve poliçe şartları itibarı ile poliçe teminatına girdiğini müvekkilinin sorumluluğunu ve aktif husumet ehliyetini ispat etmesi gerektiği beyan ederek, müvekkili aleyhine açılan davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; “…Taraflar arasında 17/11/2017 Başlama, 17/11/2018 Bitiş tarihli Geniş Kapsamlı Yangın Poliçesi düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Davacı tarafın depo olarak kullandığı … Mahallesi … Sokak No:… adresinde bulunan binanın (-1.) katı ile beraber (4.) katının da riziko adresi kapsamında kalıp kalmadığı, bu katta meydana gelen zararın ”Geniş Kapsamlı Sigorta Poliçesi” kapsamında davalı taraftan tahsil edilip edilmeyeceği hususuna yöneliktir. Dosya kapsamında toplanan deliller çerçevesinde hasara ilişkin delillerin değerlendirilmesi gerekecektir. Büyükşehir Belediye Başkanlığının 05/03/2018 Tarihli Yangın Raporunda binanın (-1) nolu bölümüne ilişkin bir tespitte bulunulmadığı, (4) nolu bölüme ilişkin tespitlerde bulunulduğu görülmüştür. Davacı tarafça İstanbul 12.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/56 Değişik iş dosyası ile yapılan tespitte hazır bulunan Bilirkişiler vasıtası ile yapılan inceleme neticesinde davacı tarafın depo olarak kullandığı (-1) nolu bölümde yangın, demirbaş ve kumaşa ilişkin zarar tespiti bulunmadığı (4) nolu bölüme ilişkin tespitlere yer verildiği görülmüştür. Sigorta eksperi tarafından hazırlanan rapor da yine aynı yönde değerlendirmelerde bulunulduğu görülmüştür. Taraflar arasında düzenlenen 17/11/2017 Tarihli ”Geniş Kapsamlı Yangın Paket Sigorta Poliçesi” nin incelemesi gerekecektir. Poliçe incelenirken 6098 Sayılı kanunun 19.md.sinin göz önünde bulundurulması gerekecektir. 6098 Sayılı Kanunun 19.md./1 aynen ”MADDE 19- Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” denilmektedir. Bu hali ile poliçeyi incelerken tarafların gerçek ve ortak iradelerinin belirlenmesi gerekecektir. Sigorta Poliçesinde ”… ADRES BİLGİLERİ” başlığı altında riziko adresi “… Mahallesi … Sokak No:… Kağıthane / İSTANBUL” olarak belirtilmiştir. Riziko adresinde 5 nolu binanın (-1) nolu bölümünün riziko adresi olduğu açıktır. Riziko katı ibaresinde ise Tüm bina ibaresinin yazılı olduğu görülmektedir. 5 nolu binada (-1) ve (4) nolu bölüm dışında ki diğer katlar başkaca kişilerin kullanımındadır. Bu hali ile taraflar arasında düzenlenen poliçenin tüm binayı kapsadığından bahsetmek mümkün olmayacaktır. Tarafların iradelerinin tespiti hususunda düzenlenen raporları da değerlendirecek olursak; İstanbul 12.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/56 Değişik iş sayılı dosyasında tespit davacı tarafın ticari defterleri ve yangın çıkan (4) nolu bağımsız bölümdeki tespitleri içermektedir. Raporda Yangında hasar gören maliyet toplamının 151.180.TL.olabileceği, tekstil malzemelerinin maliyetinin temizleme ve oluşacak fireler dahil olmak üzere 2.952.944,31.TL.zarar olabileceği, toplam zararın ise 3.104.124,31.TL. olduğu şeklinde belirlemede bulunulmuş, zararın sigorta poliçesi kapsamında kalıp kalmadığı hususunda değerlendirmede bulunulmamıştır. Mahkememizce yaptırılan Bilirkişi incelemesi ile İstanbul ”12 Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/56 D,İş nolu dosyasında yaptırılan tespit raporunda inşaat mühendisi bilirkişitarafından hesaplanan toplam 151.180 TL.(KDV hariç) inşaat maliyeti tutarının doğru bir tutar olduğu, Yangın meydana gelen binanın -1 ve 4.Katlarında bulunan tekstil kumaşlarından sadece 4.Katta bulunan kumaşlarda hasar olduğu ve toplam kumaş hasarı bedelinin 2.952.944,31.TL. olduğu, Poliçede -1 ifadesinin yer alması, 4, ibaresinin yer almaması, diğer katların başka bir sigorta şirketi tarafından sigorta edilmesi, sigorta ettiren davacının beyanları kapsamında sigorta bedeli olarak belirlenen 1.500,000.TL.’ nin -1 katta bulunan emteaların değerine karşılık gelmesi nedenleriyle 4. Katta meydana gelen zararın teminat kapsamında sayılmaması gerektiği,” yönünde görüş bildirdikleri görülmüştür. Bilirkişi raporunda sigorta teminat bedeli olarak ”1.500.000.TL.” yazılmış olmasına rağmen poliçede gösterilen değer “1.500.000.USD.” dir. Bilirkişi heyeti bu hususta yanlış değerlendirmede bulunmuştur. Dosya kapsamına ibraz edilen ”… Ltd.Şti.” tarafından düzenlenen raporda ‘4.) Kat depoda mevcut kumaşların KDV hariç maliyet değerinin 6.819.582.TL.olduğu, (-1) kat depoda mevcut kumaşların KDV hariç maliyet değerinin 5.791.955,40.TL.olduğu, her iki depoda mevcut kumaşların KDV hariç maliyet değerinin toplam 12.252.159,50.TL.olduğu, hasarın meydana geldiği tarih itibari ile poliçede ki emtia Sigorta bedelinin TL.cinsinden değerinin (1.500.000.USD.X 3,7901.TL.) 5.685,150.TL. olduğu, bu teminatın (-1) kattaki depoda ki malların bedelini (5.791.955,40.TL.) ancak karşıladığı yönünde görüş mahkememizce yerinde görülmüştür. Sunulu nedenlerle; Taraflar arasında 17/11/2017 Başlama, 17/11/2018 Bitiş tarihli Geniş Kapsamlı Yangın Poliçesinde ”RİZİKO ADRES BİLGİLERİ ” başlığı altında riziko adresinin ” … Mahallesi … Sokak No:… Kağıthane/ İSTANBUL” olarak belirlendiği, … Mahallesi … Sokak No:… adresinde bulunan binanın (-1. ) katı ile beraber (4.) katının da riziko adresi kapsamında kaldığı hususunda ispat yükünün 6100 Sayılı Kanunun 190.md.si uyarınca davacı tarafta olduğu, 6102 Sayılı Kanunun 18.md.si uyarınca Basiretli Tacir olarak hareket etmesi gereken davacı tarafın Riziko adresinin eksik yazıldığı iddiasını kanıtlar somut bir delil ortaya koymadığı, 6098 Sayılı Kanunun 19.md. uyarınca poliçe kapsamında tarafların gerçek ve ortak iradelerinin belirlenmesi aşamasında poliçenin (4.) katıda kapsadığına yönelik bir tespit elde edilmediği, aksine yukarıda açıklandığı ve eksper raporunda belirlendiği üzere sigorta teminatının ancak (-1.) katta ki malların değerini karşılayacak miktarda olduğu…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; poliçede riziko katı “tüm bina” olarak belirtildiğinden müvekkilinin kullanımında olan tüm alanların teminat altına alındığını, söz konusu binada … San. ve Tic. Ltd. Şti’nin hissedar malik ve kiralayan olup müvekkilinin kiracı olduğunu, ancak … şirketi ile müvekkili … Tekstil şirketinin sahiplerinin aynı kişiler olduğunu, her iki şirket yönünden poliçelerle tüm binanın sigortalatıldığını, poliçelerin 3 yıl aralıksız sürdüğünü, anaçlarının tüm binanın sigorta teminatı altına alınması olup 4.katın sigorta kapsamı dışında bırakılmasının mantıklı olmadığını, bu nedenle TBK 19.hükmü gereği tarafların gerçek iradelerine bakılması gerektiğini, sigortacının hem prim tahsilatı yapıp hem de riziko gerçekleştiğinde kendi yazdığı ibareye dayanmasının dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, sigorta sözleşmelerindeki bilgilendirmeye ilişkin yönetmelik hükümleri gereğince müvekkiline gerekli bilgilendirmenin gerektiğini, mahkemenin emtia bedeli yönünden hesaplamasının da hatalı olduğunu, İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin tespit raporunda depoda bulunan stokların en fazla 5.125.978,67 TL olarak hesap edildiğini ve bu miktarın ise 1.500.000,00 USD’yi karşıladığını, Dr. … tarafından düzenlenen 16/07/2019 tarihli mütalaada “05-Tüm Bina denilerek sigortalıya ait -1 ve 4.katların teminat altına alındığı” yönünde görüş bildirildiğini, mahkemece eksper raporuna üstünlük tanınmasının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK’nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re’sen gözetilmiş ayrıca HMK’nın 357. maddesindeki “İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz” kuralı nazara alınmıştır.Dava, yangın sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında 17/11/2017-2018 dönemini kapsar şekilde ”Geniş Kapsamlı Yangın Paket Sigorta Poliçesi” düzenlenmiştir. Davacının sunduğu poliçede “Riziko Adres Bilgileri” kısmında; “… Mahallesi … Sokak No:..Kağıthane/İSTANBUL” ,”Faaliyet Konusu” kısmında; “Tekstil/Kumaş-İplik-Konf. Ürünleri vb. Deposu -5″,”Riziko Katı” kısmında; “05/Tüm Bina” olarak yazılmıştır. Emtia hasarı 1.500.000,00 USD ile teminat altına alınmıştır. Davalı şirket tarafından gönderilen hasar dosyası kapsamında yer alan poliçede ise “Riziko Adres Bilgileri” kısmında ise; “… Mahallesi … Sokak No:… D:.. Kağıthane/İSTANBUL” olarak yazıldığı anlaşılmıştır. Yani her iki tarafın sunduğu poliçelerin “Riziko Adres Bilgileri” kısmında yukarıda gösterilen farklılığın olduğu, davacının sunduğu 9 sayfadan ibaret poliçenin her bir sayfasının alt kısmında “Poliçenin Aslıdır” ibaresinin yer aldığı, davalının sunduğu 10 sayfadan ibaret poliçenin her bir sayfasının alt kısmında “Poliçenin Suretidir” ibaresinin yer aldığı, diğer kısımlarda ise bir değişiklik olmadığı tespit edilmiştir. İtfaiye raporunda yangın olayının 27/02/2018 günü enerji kesilmesine bağlı olarak oluşan herhangi bir elektriksel arıza nedeniyle -2.katta mutfak bölümünde tutuşan elektrik kablo izolelerinin kombi cihazında yangın başlangıcı ve gelişimine neden olduğu, yine aynı elektriksel arıza nedeniyle eş zamanlı olarak ön girişe göre zemin üzeri 4.kat tavan yüzeyinden geçen elektrik kablo izolelerinin de tutuştuğu ve dökülen alevli kablo eriyiklerinin altına isabet eden ambalajlanmış kumaş toplarını yakması ile yangın olayının bu bölümde de gerçekleştiği belirtilmiştir. Davalının söz konusu binada “kiracı” konumunda olduğu, “-1 ve 4. Katları” kullandığı, 4.katın 01/04/2015 tarihli, -1.kata ilişkin14/10/2015 tarihli kira sözleşmelerinin bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Somut olayda ihtilaf; poliçede riziko adresi kısmında “-1” ibaresi ile davacının kullanımında olan -1.katın mı ifade edildiği ve poliçenin yalnızca -1 kat için mi düzenlendiği, yoksa poliçenin riziko katı kısmında “05/Tüm Bina” ibaresi ile davacının kullanımında olan tüm bölümlerin mi ifade edildiği ve poliçenin davacının kullandığı -1 ve 4.katlar için mi düzenlendiği hususlarında toplanmaktadır. Öncelikle davacı ve davalı tarafça sunulan poliçelerde adres kısmında yukarıda ifade edilen farklılık nedeniyle davacının sunduğu poliçenin geçerli olduğu kanaatine varılmıştır. Zira gerek mahkeme gerekse bilirkişi heyeti inceleme sırasında bu poliçeyi esas almış olmasına rağmen davalı tarafça bir itiraz ileri sürülmemiştir. Sigorta sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1401. maddesinde: “Sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir. ” şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın sigortanın kapsamı başlıklı 1409.maddesinde; “(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. (2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.” hükmüne yer verilmiştir. Sigorta ettiren prim ödeme, doğru beyanda bulunma, ağırlaşan rizikoyu bildirme, rizikodan sonra zararı azaltma ve kurtarma yükümlülüğü, sigortacı ise poliçe hükümlerine uygun olarak riziko gerçekleştiğinde sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğü altında olduğundan sigorta sözleşmesi riziko unsurunu ve menfaat unsurunu içinde barındırmaktadır. Sigorta sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iyiniyeti ve güven esasına dayanan sözleşmeler olup, iyiniyet ve güvenin sözleşme görüşmelerinden başlayıp sözleşme kapsamında oluşan zararın giderimi anına kadar varlığını koruması gerekir. Sözleşmenin her iki tarafı da sözleşmenin diğer yanının hak ve menfaatlerini gözetip korumak ve bu konuda her türlü önleyici tedbiri almak zorundadır. Somut olayda o güven ilişkisi kurularak davalı … ile davacı arasında davacıya ait kumaş depolanan alanlar, davacının menfaati ölçüsünde ödenecek primlerle garanti altına alınmış ve dava konusu sözleşme imzalanmıştır. İmzalanan bu sözleşme kapsamında TTK’nın 1409. Maddesi hükmüne göre sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olacaktır. Poliçede riziko adresi kısmında “-1.kat”, “-1.katta bulunan bağımsız bölüm”, ya da davalı tarafça sunulan poliçedeki gibi “D: -1” şeklinde bir ibare yer almamaktadır. Poliçede yer alan “No:5 -1” ibaresi ile kastedilenin 5 no.lu binanın -1.katı olduğu açıkça anlaşılamadığından ve davalı tarafça sigorta poliçenin düzenlenmesi aşamasında davacının “sadece -1.kata yönelik” poliçe tanzim ettirmek istediğine dair bir kayıt yada belge (mail yada telefon yazışmaları, beyan dilekçesi vs) sunulamadığından, her iki katın davacı tarafından kumaş deposu olarak kullanılmakta olduğu ekspertiz raporuyla da açık olup, davacının -1.katta bulunan kumaş emtiasını sigorta ettirmek istemesine rağmen yine aynı binanın 4.katında bulunan kumaş emtiasını ise sigorta ettirmeyi düşünmemesinin ise hayatın olağan akışına aykırı olduğu kanaatine varıldığından ayrıca poliçede “Riziko Katı” kısmında ise açıkça “05/Tüm Bina” ifadesine yer verilmesi karşısında 4.katın poliçe kapsamında olmadığı hususundaki ispat yükü davalı sigortacı üzerinde olup somut delillerle bu husus ispatlanamadığından poliçede adres bilgisinin davalı tarafından hatalı yazılmasının sigorta ettirenin, sigorta himayesinden faydalanması engellemeyeceği gerekçesiyle davanın esasına yönelik inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması hatalıdır. Mahkemece ekspertiz raporundaki veriler esas alınarak teminatın (-1) kattaki depoda ki malların bedelini ancak karşıladığı belirtilmiş ise de -bu tespitin doğru olduğu kabul edilmesi halinde dahi- teminatın sadece -1.kattaki mallara ilişkin verildiği sonucunu doğurmayacaktır. Zira sigorta değerinin, sigorta bedelinden fazla olması halinde tartışılması gereken konu eksik sigortadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/12/2022 tarihli 2021/11-478 E. 2022/1665 K sayılı ilamı ile; “…Zarar sigortalarının (mal ve sorumluluk sigortaları) amacı, rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalının maruz kaldığı veya kalacağı zararın tam olarak tazminini sağlamaktan ibarettir. Özellikle mal sigortalarında rizikonun gerçekleşmesi üzerine sigortalının alacağı tazminatın gerçek zararla sınırlı olması ve sigortalının hiçbir surette maruz kaldığı olay dolayısıyla haksız zenginleşme imkânına kavuşmaması gerekmektedir. Başka bir deyişle sigorta sözleşmesi bir kazanç sağlama aracı olmadığından sigortalının mal varlığında haksız bir artış meydana getirmemelidir. Zenginleşme yasağı olarak ifade edilen bu durum sayesinde sigorta sözleşmesi kazanç aracı olmaktan uzaklaşacaktır. Zenginleşme yasağının sonucu olarak sigorta tam sigorta olarak yapılmalı; sigorta bedeli sigorta değerine eşit olmalıdır. Sigorta bedeli taraflarca kararlaştırılan, sigorta poliçesinde gösterilen ve rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortacının ödeyeceği azami miktarı ifade eder. Sigorta değeri ise sigorta edilen menfaatin tam (rayiç ekonomik) değerini ifade eden bir kavramdır. Sigorta edilen menfaatin tam değeri ise rizikonun gerçekleştiği andaki değere karşılık gelmektedir. Sigorta sözleşmesi yapılırken sigorta değeri, sigorta bedelinin tespitine esas teşkil eder. Zarar sigortalarında rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarar, sigorta zararı olarak adlandırılır. Sigortacı, sigorta bedeli daha yüksek olsa bile riziko gerçekleştiğinde sigortalıya ancak uğradığı zararı ödemekle mükelleftir. Bu durum zenginleşme yasağının bir sonucudur. Başka bir deyişle zarar sigortalarında geçerli olan zenginleşme yasağı gereğince sigortacı sadece rizikonun gerçekleşmesi ile ortaya çıkan zararı ödemekle yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigorta sözleşmesi düzenlenirken genellikle sigorta ettirdiği malın değerini serbestçe tayin ettiği için rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalı malın gerçek kıymeti (sigorta değeri) sözleşmede yazılı olan meblağa (sigorta bedeli) eşit olmayabilir. Şayet sigorta bedeli, sigorta değerinden fazla ise aşkın sigorta var demektir. Bu takdirde sigortalı ancak sigorta değerini, başka bir deyişle rizikonun gerçekleşmesi ile maruz kaldığı zararı talep edebilir. Eğer sigorta bedeli, sigorta değerinden daha düşük ise eksik (menfaat değeri altında) sigorta söz konusu olur. Eksik sigorta durumunda kısmi zarar meydana gelmişse bu zararın sigorta bedeli ile sigorta değeri arasındaki orana göre kısmen tazmin edilmesi; tam zarar meydana gelmişse sigorta bedeli kadar kısmının tazmin edilmesi gerekmektedir…” Açıklanan nedenlerle, hasarın gerçekleştiği 4.katın poliçe kapsamında olması nedeniyle, mahkemece zarar hesabına yönelik inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/377 E. 2019/1174 K. Sayılı 19/12/2019 tarihli kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/06/2023