Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 2020/579 E. 2020/953 K. 02.06.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/579
KARAR NO: 2020/953
KARAR TARİHİ: 02/06/2020
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/10/2019
NUMARASI: 2019/100 2019/690
DAVANIN KONUSU: Tazminat
Taraflar arasındaki davada İstanbul Anadolu 3. Tüketici ile İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R Dava; davacı tarafın ( alacağı temlik sözleşmesi ile devraldığı sigortalı … ‘nın haklarına halef olup buna dayanarak temlik edenin haklarına dayanarak dava açılmıştır) davalı … şirketinden gerçekleşen riziko nedeniyle sigorta poliçesine dayanarak hasar tazmini ve ekspertiz ücreti alacağının tahsiline ilişkindir. Tüketici Mahkemesince, “…6502 Sayılı Kanuna göre tüketici mahkemelerinin görevli olması için taraflardan birinin tüketici sıfatına sahip olması gerekmektedir. Tüketici ise ticari ve mesleki olmayan amaçla hareket eden gerçek ya da tüzel kişidir. Davacı limited şirketin tüketici olmadığı yukarıda açıklanan gerekçelerle sabittir. Tüketiciden devraldığı alacak dahi davacıyı tüketici sıfatına sahip kılmamaktadır. Çünkü bir limited şirket için herhangi bir alacağın temlik alınması dahi TTK’nın 16.maddesi kapsamında tacir olan limited şirketin yine TTK 3.madde kapsamında yaptığı ticari iş olup, ticari bir işte tüketici olunamayacağı açık olduğu gibi, poliçe Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiştir. Mahkememizin Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olan sigorta poliçesi sebebiyle görevli olabilmesi için taraflardan en az birinin 6502 Sayılı Kanunun 3/1-k maddesinde tarif edildiği şekilde mesleki ya da ticari amaçla hareket etmeyen gerçek ya da tüzel kişi olması şarttır. Keza davacı şirket bakımından kanuni halefiyette söz konusu değildir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle mahkememizin uyuşmazlığın esası bakımından görevsiz olduğu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, benzer bir uyuşmazlık hakkında Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 04/05/2016 tarihli 2016/2920 esas, 2016/5093 karar sayılı ilamı da bu doğrultuda olduğu, mahkemenin görevinin kamu düzenine ilişkin olup mahkemenin görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında re’sen nazara alması gerektiği gözetilmek suretiyle, tüm dosya içeriğine göre mahkememizin görevsizliğine…” gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi ise; “…Dosyaya celp edilen araç kayıtlarının incelenmesinde; … plakalı aracın sahibinin gerçek kişi olduğu ve aracın kullanım amacının hususi olduğu, dava dışı araç sahibi olan gerçek kişi ile davalı … arasında kasko sigorta sözleşmesinin bulunduğu ve aralarındaki bu ilişkinin 6502 sayılı TKHK’nın 3. maddesi anlamında bir tüketici işlemi olduğu, davacının dava dışı tacir sıfatı bulunmayan gerçek kişi sigortalıdan alacağın temliki hükümlerine göre hasar ile ilgili rücu takip ve dava haklarının tamamını temlik aldığı, açılan davanın yukarıda etraflıca anlatıldığı üzere mutlak ve nispi ticari dava niteliğinin bulunmadığı, böylece tüketici hukukundan kaynaklanan davanın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği için (Yarg. 20.H.D. 08/12/2016 T. 2016/12766-11918 E-K.) davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu davanın; mahkememiz görevsizliği nedeni ile HMK.115-(2) maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından usulden reddine, görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemesi olduğuna, Mahkememizce verilen kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde mahkemeler arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilerek yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın HMK.nun 21-(1)c maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığı’na gönderilmesi…” gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı vermiştir. 28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.Somut olayda; davacı vekili, dava dışı …’ a ait sigortalı aracın hasarlanması nedeniyle oluşan hasar bedeli ve ekspertiz ücreti alacağının müvekkiline temlik edildiğini ileri sürerek bu tutarın Kasko Sigorta Poliçesi uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmektedir. Davacı tacir ise de, alacağını temlik eden … ile davalı şirket arasında akdi bir ilişki olup, davalının sorumluluğunun kaynağı bu sözleşmedir. Temlik eden …’ ın tacir olduğuna dair bil bilginin dosyada yer almadığı, sigortalı aracın da hususi araç olduğu, tüketici sıfatında bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın 6502 sayılı yasa hükümleri uyarınca Tüketici Mahkemesinde çözümlenmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 3. Tüketici Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 02/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
KANUN YOLU: Kesin olmak üzere