Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2018/746 E. 2021/115 K. 28.01.2021 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2018/746 Esas
KARAR NO: 2021/115
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 28/12/2017
NUMARASI: 2015/757 Esas, 2017/1439 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ: 28/01/2021
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı ile dava dışı … Ltd Şti arasında özel işyeri paket sigorta poliçesi düzenlendiğini, dava dışı sigortalı şirketin işyerinde 03.10.2014 tarihinde patlama olduğunu, çıkan hasar ile ilgili davacı sigortanın sigortalısına toplamda 8.260,00TL ödeme yaptığını, patlamanın meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunduğunu belirterek dava dışı sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; trafodaki patlamanın neden kaynaklandığının net olarak ortaya konulmadığını, kaynağı ve nedeni tam olarak tespit edilemeyen patlamadan dolayı müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi; tehlike arz eden bir işletme işleten davalının patlama nedeniyle kusursuz sorumlu olduğu, davalının her türlü özeni gösterdiğine yahut illiyet bağını ortadan kaldıran sebebin veya mücbir sebebin varlığını ortaya koyamadığından sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Davalı vekili istinaf talebinde; müvekkili idarenin her türlü özen ve dikkati gösterdiğini, kontroller ile gerekli denetim ve tamiratları yaparak arıza durumunda gerekli bildirimleri yaptığını, eksper ve bilirkişi raporunda patlamanın hangi sebepten meydana geldiğinin tespit edilemediğini, buna rağmen zarardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, şehir şebekesinde meydana gelen ani iniş çıkışlarında patlamaya neden olabileceğini, bu hususun değerlendirilmediğini, zarar görenin davranışının zararın oluşumuna veya artmasına neden olmuş ise tazminatta indirim yapılması gerektiğinden, bu nedenle de davanın reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinaf talebine cevabında; hasarın davalının denetim ve sorumluluğunda bulunan trafodan kaynaklandığını, davalının tehlike arz eden bir işletme işletmesi nedeniyle kusursuz sorumlu olduğunu ve kurtuluş beyyinesi de getiremediğini belirterek istinaf talebinin reddini savunmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibari ile TTK.nun 1472. maddesine dayalı rücuan tazminat davasıdır. Mahkemece, hasardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı taraf, patlamanın hangi nedenden kaynaklandığının ortaya konulamadığını ve müvekkilinin her türlü özeni gösterdiğini belirterek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6102 sayılı TTK’nın 1472. maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen İşyerim Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalıya ait işyerinin 18/12/2013-2014 tarihleri arasında sigorta örtüsüne alındığı, sigortalı işyerinde bulunan trafoda 03/11/2014 tarihinde meydana gelen patlama nedeni ile trafo koruma hücresi ve redresör gurubunun değiştirildiği, hasar nedeniyle davacı sigorta şirketinin sigortalıya 8.260,00 TL ödediği anlaşılmaktadır. Elektrik mühendisi, yangın ve patlayıcı madde uzmanı ile sigortacı bilirkişisi 06.04.2017 tarihli raporlarında; trafo binası içerisinde OSB’ye ait trafo ve trafo binasının bulunduğu ana binada kiracı … şirketine ait trafo bulunduğunu, yangının hangi trafodan başlayıp diğerine sirayet ettiğinin tespiti güç olmakla birlikte olaydan bir gün önce davalı tarafından düzenlenen 02/10/2014 tarihli tutanakta -davalıya ait trafoda ani akım nedeniyle arıza oluştuğu, …’a arıza kaydı verildiği, arızanın devam ettiği davalıya ait 12014 nolu trafoya enerji verilemediğinin- bildirilmesi nedeniyle patlamanın davalıya ait trafodan meydana geldiği kanaatine vardıklarını, trafoların bakım ve kontrolünün davalıya ait olduğunu, patlama rizikosunun poliçe teminat kapsamı içinde bulunduğunu, davalının işletmesi ile ilgili tehlike arz eden trafodan denetim ve gözetimde özen yükümlüğü bulunduğunu, trafonun patlaması sebebiyle meydana gelen zarardan kusur aranmaksızın tehlike sorumluluğunun olduğunu, davacının sigortalısına ait işyerinde infilak sebebiyle oluşan zarar miktarının 8.260,00 TL olarak eksper raporu ile tespit edildiğini, değişimi yapılan malzeme ve işçilik dahil bedelin piyasa koşullarında uygun olduğunu, davacının 7.000 TL için 11/11/2014 , 1260 TL için 27/11/2014 ödeme tarihinden itibaren avans faizi talep edebileceğini belirtmişlerdir. Tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinden bir gün önce tutulan tutanakta, davalıya ait trafoda ani akım nedeniyle arıza oluştuğu, …’a arıza kaydı verildiği ve arızanın devam ettiğinin belirtildiği, trafoların bakım ve kontrolünün davalıya ait olduğu, patlamanın bu trafolardan kaynaklandığı, dolayısı ile ilk derece mahkemesince davalının hasardan sorumlu tutulmasının yerindedir. Öte yandan hasar bedeli yönünden uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sebeplerle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Dosya kapsamı ve delil durumuna göre İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve hukuka uygun olduğundan HMK’nın 353/1.b.1 Maddesi gereğince davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 91,10 TL başvuru harcı + 564,24 TL nispi istinaf kanun yolu başvuru harcı ile toplam 655,34 TL harcın, Davalı tarafından peşin yatırılan 239,16-TLharçtan mahsubu ile bakiye 416,18-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadığından istinaf vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353 / 1-b/1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.28/01/2021