Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2021/941 E. 2023/480 K. 22.03.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2021/941 Esas
KARAR NO: 2023/480
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/10/2020
NUMARASI: 2019/262 2020/256
DAVANIN KONUSU: Patent (Patent Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/03/2023
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili … Ticaret A.Ş.’nin “…” markasını ve diğer markalarını 35 yıla yakın zamandır faaliyet alanına ve tescil kapsamına giren emtialarda kullandığını, müvekkili markasının bilinen bir marka olduğunu, 02.03.2007 tarihinden itibaren “…” markasını kendi adına tescil ettirdiğini, 08.03.2016 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle … ibaresini … no ile SMK hükümlerine göre tescil ettirdiğini, davalı şirket ile müvekkil şirketin iştigal konularının aynı olduğunu, her iki şirketin de tekstil alanında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin müvekkil şirketin bilinirliğinden yararlanmak için … ibaresini kendi unvanına eklediğini, müvekkilin … ibaresi ile davalının “…” ibaresinin iltibasa mahal verdiğini, … markasının haksız ve iltibasa mahal verecek şekilde kullanımının müvekkilin zarara uğramasına yol açtığını ve müvekkilin “…” ibaresinin birebir aynısı olan davalının “…” ibaresinin ticari dürüstlükle bağdaşmadığını, haksız rekabete yol açtığını iddia ederek, davalı şirketin ticaret unvanına tecavüz teşkil eden ve haksız rekabete yol açan eylemlerinin tespitini ve tecavüzün ref’ini, tecavüzün giderilmesi amacıyla ilgili araçların ve malların, taklit konusu resimlerin yer aldığı tüm unsurların (belge, broşür, reklam aracı ve ürünler), her türlü evrak ve araç üzerinde kullanılmasının engellenmesini, tecavüz konusu ürünlerin ortadan kaldırılmasını, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli kullandığı unvanındaki “…” ibaresinden “…” kısmının çıkartılarak ticaret sicilinden terkinini ve verilecek karar özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından yapılan tespit ile gerek marka, gerek ticaret unvanı, gerekse iştigal alanı konusunda tespitler gerçekleştirilmiş ve taraflar arasında ticaret unvanı benzerliğine rastlanılmadığı kanaatine çıkan bir rapor tanzim edildiğini, davacı taraf tüketici nezdinde karıştırma ihtimalinden bahsetmekte ise de, bu hususun doğru olmadığını, davacının markasına konu ibarenin “…” olduğunu, kırmızı bir şeklin içerisinde beyaz bir yazı ile içerisindeki harflerden O kısmı büyük şekilde … ifadesinden oluştuğunu, davacının unvanı “… Tekstil” ibaresi iken müvekkil şirketin “… Tekstil” olduğunu, müvekkil markasının ve ticaret unvanının farklı olduğunu, markalara şekilsel ve fonetik olarak bakıldığında “…” ile “…” arasında benzerlik ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/262E.-2020/256K. Sayılı kararı ile; “… davalının kullanımının davacı markasıyla iltibas teşkil eder şekilde olmadığı, markasal kullanımının 27/05/2015 başvuru tarihli davalı şirket yetkilisi … adına olan … tescil nolu marka kapsamında olduğu, davalı kullanımının davacının tescil kapsamına giren hizmet sınıfında olmadığı, davalının, markanın kapsadığı hizmetin satışının teklifine yönelik kullanımının halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurmayacağı, davalının tescilli markaya dayalı kullanımının, davalı markasının tescil tarihi ile birleşeceğinde gözetildiğinde SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz ve bu suretle haksız rekabet oluşturmadığı, davalının ticaret unvanı kullanımının, ünvansal nitelik arz ettiği, unvandaki ekin taraf unvanları arasında benzerlik ve iltibas riski doğurmayacağı, haliyle davacı ticaret ünvanına tecavüzün ve bağlantılı olarak haksız rekabetin söz konusu olmayacağı ve terkin şartlarının mevcut olmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine…” şeklinde karar verilmiştir. Kararı davacılar vekili istinaf etmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin bilirkişi raporunu hükme esas aldığını, kararda raporun sonuç bölümü tekrar edilerek başka bir değerlendirmeye yer verilmeden hüküm kurulduğunu, HMK’nın 27. Maddesi gereğince mahkeme kararının somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi gerektiğini, hukuki dinlenilme hakkı kapsamında davanın red gerekçesini göremediklerini, müvekkili firmanın … markasını ve içinde … ibaresi bulunan diğer seri markaları 35 yılı aşan süredir faaliyet ve tescil kapsamına giren emtialarda kullandığını, … ibareli markaların belli bir itibara ve itimada sahip olduğunu, bu durumun tüketici çevresinde de bilindiğini, müvekkili … firmasının tekstil sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, 15/06/1988 tarihinden beri … … 31/10/1995 tarihinden itibaren de … markasını kendi adına tescil ettirdiğini, diğer müvekkili şirketin de uzun yıllardır tekstil piyasasında faaliyet gösterdiğini, müvekkillerinin bu markaların ürünlerde ve diğer alanlarda da uzun yıllardır kullandığını, davalı ile müvekkillerinin iştigal konularının aynı olduğunu, davanın ticaret ünvanında … ibaresinin bulunmasının iltibasa yol açtığını, davalının bu hali ile basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davalının kullanımının haksız olduğunu, 2 ünvanda da ortak olan ve önemli olan unsurun … ibaresinin olduğunu, Yargıtay HGK’nın 2017/119E-2019/187K. Sayılı kararındaki değerlendirmeyi mahkemenin dikkatine sunduklarını, davalının ünvanındaki … ibaresinin ayırt edici bir unsur içermediğini, dolayısıyla iltibasın gerçekleştiğini, yine Bakırköy 1. FSHHM’nın 2020/26E. sayılı dosyasındaki hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılmasına dair taleplerinin reddedildiğini bildirmiştir.
DELİLLER: TPMK’dan celp edilen marka sicil kayıtlarının incelenmesinde … tescil numaralı … markasının 18,25 ve 35. Sınıflarda 16/05/2017 tarihinde, … tescil numaralı … markasının 18,25 ve 35. Sınıflarda 16/05/2017 tarihinde, … tescil numaralı … ŞEKİL markasının 18,25 ve 35. Sınıflarda 02/12/2016 tarihinde, … tescil numaralı … markasının 18,25 ve 35. Sınıflarda30/12/2015 tarihinde, … tescil numaralı … markasının 18,25 ve 35. Sınıflarda 05/10/2018 tarihinde, … tescil numaralı … markasının 35. Sınıflarda 10/11/2011 tarihinde davacılardan … A.Ş adına tescil edildiği görülmüştür. TPMK’dan celp edilen … tescil numaralı marka tescil belgesinin incelenmesinde …+Şekil markasının davacı ..A.Ş. Adına 08/03/2006 tarihinde 25. Sınıfta tescil edildiği görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden gönderilen cevabi yazı içeriğinde, davacı … Tekstil..A.Ş’nin şirketin ana sözleşmesinin 30/07/1997 tarihinde tescil edildiği, çalışma konuları arasında her türlü tekstil ve konfeksiyon ürünün üretim, pazarlama, ihracat ve ithalatının da yer aldığı, davalı … tekstil..ltd.şti’nin ise ana sözleşmesinin 15/03/2017 tarihinde tescil edildiği, çalışma konusunun yün, pamuk, ipek ve sentetik elyaf ve benzeri maddelerden mamul tekstil ürünlerinin alım satımının gösterildiği görülmüştür.Yargılama sırasında alınan 09/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda; “…Davalı şirket adresinde (… Mahallesi … Sokak No: … Arnavutköy/İstanbul) 06.09.2019 günü yapılan keşifte; … ibaresinin marka olarak kullanıldığı, tescilli marka olduğunun gösterildiği (registeredstestilli), kullanımda … kelimesinin … ibaresine (tekstil olarak algılanmaktadır) nazaran farklı renklendirilerek vurgulandığı, ibarenin (…) ayırt edici niteliği taşıdığı, salt işaret düzeyinde bakıldığında davacı markalarında da bu ibarenin esas unsur olduğu, davalının ticaret unvanının da yazılı olduğu kartvizitte ve sevk irsaliyesinde de unvanın üzerinde marka olarak (…) kullanımın mevcut olduğu, işyeri içerisinde duvar üzerinde, kumaş kataloğu ve zarf üzerinde de … ibareli markasal kullanımın bulunduğu; … ibaresinin davalı şirketin tescilli ticaret unvanının ihtiyari eki olduğu, unvan kullanımı yanında -hemen yukarıdaki paragrafta IV/1. prg.) açıklandığı gibi, … kelimesinin davalı tarafından başlı başına marka olarak da kullanıldığı; ‘Tespit edilen markasal kullanımın kumaş yapıştırma-İaminasyon hizmetine ilişkin olduğu; bunun, davacının … ibareli markalarının tescilli olduğu 18, 25 ve 35. sıruflar kapsamına doğrudan girmediği, davacı markalarının kumaş yapıştırma veya benzeri bir hizmeti kapsar şekilde tescilli olmadıkları; İşyer’ınin Vergi Levhasında; “Ticarel Unvanı: … San. ve Tic. Ltd. Şti.”, “Ana Faaliyet Kodu ve Adi: …- Kumaş ve tekptil ürünlerine ilişkin diğer bitirme hizmetleri (apreleme, pliseleme, sanforlama vb. dahil)”, ”İşe Başlama Tarihi: 15.03.2017”, “Adresi: … Mah. … Sk. No: .. İç Kapı No: … Arnavutköy/İstanbul” vb. bilgilerin yer aldığı…” yolunda görüş bildirildiği görülmüştür. Yargılama sırasında alınan 24/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalının kullanımının davacı markasıyla ayniyet teşkil eder şekilde olmadığı, davalı kullanımının davacının tescil kapsamına giren hizmet sınıfında olmadığı, davalının, markanın kapsadığı hizmetin satışının teklifine yönelik kullanımının halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimalide dahil karıştırılma ihtimali doğurmayacağı, anılan sebeplerden ötürü davalının tescilli markaya dayalı kullanımının, smk’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz ve bu suretle haksız rekabet oluşturmadığı, davalının ticaret unvanı kullanımının, ünvansal nitelik arz ettiği, unvandaki ekin taraf unvanları arasında benzerlik ve iltibas riski doğurmayacağı, haliyle davacı ticaret ünvanına tecavüzün ve bağlantılı olarak haksız rekabetin söz konusu olmayacağı ve terkin şartlarının mevcut olmadığı belirtilmiştir.
GEREKÇE: Dava, markaya ve ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ref’i ile ticaret unvanının terkini taleplerine ilişkindir. Yargılama sonunda davanın reddine dair verilen karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir. Davacı tarafa ait marka sicil kayıtlarının dosyaya celp edildiği görülmüştür. Dosyanın incelenmesinde; davalı şirketin yetkilisi olan dava dışı … adına … tescil numaralı markanın 36 ve 40. Sınıflarda 27/05/2015 tarihinden itibaren tescilli olduğu, 24/08/2020 tarihli 2. Bilirkişi heyet raporundan anlaşılmakta olup, davalının kullanımlarının her iki bilirkişi tarafından da ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere kumaş yapıştırma-laminasyon hizmetine ilişkin olduğu, bu kullanımların davacının markası ile ayniyet teşkil eder nitelikte bulunmadığı, ayrıca davalı kullanımının davacının tescil kapsamına giren hizmet sınıfında olmadığı, bir başka ifadeyle davacı markalarının kumaş yapıştırma veya benzeri bir hizmeti kapsar şekilde tescilli olmadıkları, ayrıca davacı markalarının tanınmışlığının da bulunmadığı, buna göre markaya tecavüz ve haksız rekabetin gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Öte yandan davalının ticaret unvanının kullanımının ise unvansal nitelik gösterdiği, unvandaki ekin taraf unvanları arasında benzerlik ve iltibas riski doğurmayacağı kanaatine varılmakla davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir. Öte yandan hükümsüzlük davasının somut dava bakımından bekletici mesele yapılmamasında da bir isabetsizlik bulunmadığından bu yöne ilişkin istinaf talebi de yerinde değildir. Hal böyle olunca usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına yönelen davacılar vekilinin istinaf taleplerinin reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 179,90 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 120,60 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK’nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/03/2023