Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2021/121 E. 2022/2012 K. 29.11.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2021/121 Esas
KARAR NO: 2022/2012
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/11/2019
NUMARASI: 2017/774 2019/473
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/11/2022
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1999 yılında grup şirketi olarak kurulduğunu, kısa zamanda Türkiye’nin en saygın fastfood ve restoran zinciri haline geldiğini, müvekkili şirketlerin hali hazırda esas unsuru … olan “…”, “…”, “…” gibi markaların tanınmışlığını artırmak için yurt içi ve yurt dışında çalışmalar yaptığını, …’nin Türkiye’de toplam 68 şubesi bulunduğunu, müvekkili grup şirketlerin yalnızca Bursa’da 8 adet franchise alan firması bulunduğunu, müvekkili şirket … markası ve konseptini büyütmek ve tanınmış marka haline getirmek için uğraşırken davalı tarafın müvekkilinin markasından ve itibarından haksız çıkar elde ettiğini, müvekkiline lisans ve muvafakat veren … isimli şahsın … esas unsurlu markalarının Türkiye’de tanınmıştık düzeyine ulaştığını, müvekkile ait markalar ile davalı markası arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğunu, müvekkilinin … ile imzaladığı lisans sözleşmesi ve muvafakatname uyarınca dava taraf ehliyeti olduğunu, müvekkili bir kısım markaları … isimli şahsa devretmiş ise de “…” ana unsuru olan pek çok markasının olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalıya ait … nolu “…” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, kararın kesinleşmesinden sonra davalı tarafın iltibas yaratan “…” markasını kullanmasının önlenmesi, müvekkilin markası ile iltibas yaratan unsurların kaldırılması talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava ehliyetine sahip olmadığı, … ibaresinin TPE nezdinde tescil edildiği, meyhane ve muhallebi ibarelerinin farklı anlamlar taşıdığı, görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığından iltibasa yol açılmadığı, meyhane kelimesinin muhallebi olarak okunması ve anlaşılmasının mümkün olmadığı, halk tarafından karıştırılma ihtimali bulunmadığından iltibastan söz edilemeyeceği, davacının kötü niyetli olduğu, Yargıtay’ın 2015/14439 E., 2017/2248 K., 19.04.2017 T. kararı uyarınca markalar aynı sınıfta olmasına rağmen işaretlerdeki ortak unsurların benzerliğinden bahsedilemeyeceği, dava dilekçesinde belirtilen davacı markalarının hemen hepsinin davalı markasından sonraki tarihte tescil edildiğini ileri sürerek davanın usulden ve esastan reddini talep etmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 19/11/2019 tarihli, 2017/774 E.-2019/473K. Sayılı kararı ile; “… alınan bilirkişi raporu yukarıda izahı yapılan mevzuat hükümleri ile bir arada değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı davalıya ait markanın karıştırılma ihtimali, benzerlik, seri marka iddialarına dayalı olarak hükümsüzlük talebiyle iş bu davayı açmış ise de davacıya ait markanın zayıf marka niteliğinde olduğu, marka tescilinde yer alan … ibaresinin belli bir bölgeye verilen (İzmir ilinin tanınmış ilçesi) isim olduğu, markalarda yer alan diğer ibarelerin ayırt edici olarak kabulünün mümkün olmadığı dikkate alındığında davacının marka ve tescilli olduğu sınıflar benzer olsa dahi marka tesciline dayalı olarak bu ibarenin başka ek unsurlar ile birlikte kullanılmasına engel olamayacağı, aksi kabulün dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracağı, davalı tescilinde yer alan meyhane ek unsurunun davacı markalarında yer alan muhallebici ve diğer ek unsurlarla karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, heyet raporundaki tespitlerin aksine seri marka olgusunun -yukarıda izah olunduğu üzere- davacı markaları yönünden oluştuğunun kabulünü gerektirir şartların oluşmadığı anlaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine…” şeklinde karar verilmiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; açılan davada davalı vekilinin süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı hususunun karar verilirken göz ardı edildiğini, mahkemenin gerekçe göstererek mevcut bilirkişi raporuna uymayıp karar verebileceğini ancak somut olayda davalı tarafça talep edilmesine rağmen gerekçe göstermeden ve yeni rapor istemeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin … ibareli markasının 2004 yılında tescil edildiğini, bu tarihten itibaren … markasına eklemeler yapılarak birden fazla markanın müvekkili adına tescil edildiğini, müvekkili ve dava dışı … adına kayıtlı markaların seri marka niteliği taşıdığını, müvekkili şirketin markaları da … esas unsurlu olmakla beraber …, …, …, …, … gibi birden fazla markanın esas unsurunu teşkil ettiğini, ancak mahkemece … markasının ilk olarak 2015 yılında tescil edildiği ve bu nedenle uzun süreli kullanım koşulu sağlamadığı ve yeterli marka sayısına sahip olmamasından bahisle müvekkili şirketin markalarının seri marka niteliği taşımadığına karar verildiğini, ” bu noktada meyhane ile muhallebici ibarelerinin birbiriyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı aksini kabulün toplumsal zekayı küçümsemek olacağı izaha muhtaç değildir.” açıklamalarını kabul etmediklerini bildirmiştir.
DELİLLER: TPMK kayıtlarının incelenmesinde, hükümsüzlüğü istenen davalıya ait … tescil numaralı “…” ibareli markanın 43. Sınıfta 07/12/2015 tarihinde tescil edildiği ve halen geçerliliğini koruduğu görülmüştür. TPMK’dan gelen kayıtların incelenmesinde, … adına tescilli … unsurlu marka sicil kayıtlarının dosyaya gönderildiği görülmüştür. Yargılama sırasında alınan 10/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda; “davacının …, …, …, …, …, … ibareli markalarının tümünün davacı tarafça “…” ibaresi etrafında türetilmiş seri markalar olduğu, davalı markasının “…” şeklinde bir bütün olmakla beraber, “…” ibaresinin yanında yer alan “…” kelimesinin markanın kapsadığı yiyecek içeçek hizmetleri vb 43. sınıf hizmetleri açısından, ilgili markanın meyhanesine ilişkin olduğu yönünde güçlü mesaj veren, görece zayıf (tanımlayıcı, vasıf bildirici) bir marka işareti olduğu, dolayısıyla davacı markaları gibi “…” kelimesi etrafında türetilmiş marka görünümünde olduğu, özellikle … markasının halk tarafından bilinirliğinin yüksek olduğu, tanınmış marka olup olmadığı konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı markasının ayırt edici esas unsuru olan “…” kelimesinin “…” markasında da aynen yer alması, “…” ibaresinden türetilmiş imajı taşıması sebebiyle markalar arasında bağlantı kurulmasına yol açabilecek düzeyde benzerlik bulunduğu, diğer ibarelerin (…) markalann karıştırılmasını engelleyecek mahiyette etki ve farklılaşma yaratmadığı, “…” ibaresinin benzer şekilde başta kullanılmasının markalar arasında benzerliğe ve ilişkilendirme ihtimaline yol açtığı, davalının “…” esas unsurlu markalanndan haberdar olan ortalama tüketicinin, … ibaresini aynı tür mal/hizmetlerde gördüğünde davalının markası ile ilişkilendirip karıştırma ihtimali bulunduğunu, tüketicinin idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu zannına kapılma ihtimalinin yüksek olduğu çekişme konusu 43 sınıfı yiyecek içecek restoran hizmetlerinin özenli ve dikkatli tüketiciye hitap etmediği, sonuç itibariyle, … markasının davacının … ibareleri markalan ile 556 sayılı KHK 8/1-b bendi anlamında iltibasa yol açacak kadar benzer olduğu, aynı mal veya hizmetlerde kullanılması halinde kanştınlma ihtimali bulunduğu, somut olayda karşılaştırma konusu markaların aynı tür hizmet konusu olmakla iltibas tehlikesinin arttığı” yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
GEREKÇE: Dava, davalıya ait markanın hükümsüzlüğü, sicilden terkini ile davalı markasının kullanılmasının önlenmesi ve iltibas oluşturan unsurların kaldırılması taleplerine ilişkindir. Davalıya ait markanın 43. Sınıfta tescilli “…” ibareli marka olduğu, davacıya ait ise … esas unsurlu birçok markanın bulunduğu anlaşılmaktadır.Dosya içeriğinde yer alan bilirkişi raporlarında taraf markaları arasında iltibas bulunduğu belirtilmiş ancak mahkemece söz konusu rapora itibar edilmeyerek davanın reddine dair karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinin karar yerinde de isabetle belirttiği üzere … ibaresinin yer adı olduğu, bu yerin İzmir İlinin tanınmış bir ilçesi olduğu, bu haliyle ayırt ediciliğinin düşük nitelikte olup zayıf marka niteliğinde bulunduğu, taraf markalarının aynı sınıflarda tescilli bulunmakta ise de davacının daha çok bilinen markasının “…” davalının markasının ise “…” olduğu, söz konusu … ibaresine getirilen bu eklerin dikkate alındığında taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin vardığı sonuç ve kanaatin yerinde bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 80,70 TL harçtan, peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK’nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/11/2022