Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2020/1746 E. 2020/1757 K. 21.10.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2020/1746 Esas
KARAR NO : 2020/1757
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/10/2018
NUMARASI : 2012/196 E. – 2018/363 K.
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 21/10/2020
Dairemizin 23/09/2019 gün ve 2019/302 E., 2019/1841 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11.HD’nin 17/06/2020 gün ve 2019/4702 E., 2020/2984 K. Sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, Dairemizce duruşmalı yapılan inceleme sonucu:
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı …’ün … adlı sinema filminin senaristi olduğunu, Filminin senaryosunu, “…” sloganı üzerine inşa etmiş olduğunu, bu filmde sevgiyi ve sevginin büyük emek gerektirdiği temasını işlediğini, “…” deyiminin Türk Halkının arasında nerdeyse bir atasözüne dönüştüğünü, deyim üzerine yüzlerce gazete yazısı ve kitap yayınlandığını, sinema tarihinin kült filmlerinden … isimli filminin senaryosunun FSEK’nun 6. maddesi uyarınca işleme eser olduğunu, “Kırmızı Eşarp” isimli eserden esinlenilerek oluşturulduğunu, ancak yaratıcısının hususiyetini taşıyan “bağımsız” bir eser niteliğinde bulunduğunu, eserin sinema filmi olması ve davacının bu filmin senaryosunu yazmış olmasından bahisle davacının senaryo üzerinde ayrı ve bağımsız bir hak sahipliği olduğunu, davalı bankanın … filminin dialogunu davacıdan hiçbir izin yahut onay almaksızın, kendi reklam filminin içinde kullandığını, bir teklifte bulunulsaydı dahi halkın gözünde efsaneleşmiş bu filmin reklam ve pazarlama metası olarak kullanımına izin verilmeyeceğini, reklam filminin 15. saniyesinde açıkça kullanılan cümlenin “önemli olan izleyicinin kalbine dokunabilmek onun halinden anlayabilmektir. O zaman sevginin emek olduğunu anlatabilirsin” şeklinde kulllanıldığını, bu durumun haksız rekabet de teşkil ettiğini, bu nedenle FESK 68/1 maddesine göre şimdilik 1.000 TL maddi ve Fsek 70.maddeesine göre; 6.000 TL manevi olmak üzere toplam 7000 TL tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili maddi tazminat talebini 1000TL’den 75000TL’ye ıslah etmiş ve ıslah ederek artırılan bedel olan 74000TL üzerinden nisbi harcı tamamlamıştır….Davalı vekili beyan dilekçesinde özetle; davacının, “…” filminin sanatsal değerini, sadece iki kelimeye indirgemesinin kabul edilemeyecek bir yaklaşım olduğunu, bankanın sözleşmesel ilişkide bulunduğu ajans ve yapımcı şirket, filmin eser işletme sahibi olan yani mali hak sahibi olan kişilere gerekli ödemeleri yaparak kullanım haklarını hukuka uygun olarak satın almış durumda olduğunu, “..” filminin senaryosu özgün ve tamamen senarist tarafından yaratılmış bir hikaye de olmadığını, film konusu hikayenin aslının bir Çin masalına dayandığını, Ünlü Kırgız edebiyatçı Aytmatov’un, bu Çin masalından esinlenerek “…” adlı hikayeyi kaleme aldığını, esas itibariyle kökü anonim sayılabilecek bir masaldan yola çıkılarak … tarafından yazılan bir hikayeden esinlenerek yazılan bir senaryoda geçen bir cümle üzerinde davacı yanın hak sahipliği iddia edilmesinin ne hukuk açısından, ne de hakkaniyet açısından kabul edilebilecek bir durum olamayacağını, ayrıca eserin 1995 yılı öncesi yapım olup, film üzerindeki tüm hakların yapımcıya ait olduğunu, davacının iddialarının hukuki ve subuti dayanağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERE…EMESİ KARARI : İstanbul 1. FSHHM’nin 02/10/2018 tarihli, 2012/196 Esas – 2018/363 Karar sayılı kararıyla; filmin görüntülerinin davalı bankanın reklam filminde kullanılabilmesi için yapımcı firmadan yazılı izin alındığını, senaryonun romandan uyarlandığı, senaryo üzerinde hak iddiasında bulunabileceği tek hususun hususiyet anlamında senaryoya katkısı olabileceği, filmin yapım yılı ve mali hakların devredilmiş olması karşısında film içinde birkaç cümlenin filmden ayrı değerlendirilmesinin tartışmalı olduğunu, sinema filmi 1995 yılından önce yapılmış olduğundan FSEK 8.maddesi gereğince ilk halinin dikkate alınacağı ve filmi imal ettiren yapımcının eser sahibi sayılacağını, senaryo ve film 12.06.1995 tarihinden önce meydana getirildiğinden davacının söz konusu eserlerde mali bir hakkının bulunmayacağını, dosyadaki mali hak devir belgesine göre davacının reklam filmi için mali hakları hukuka uygun olarak devrettiğinin anlaşıldığını gerekçesi ile maddi tazminat talebi reddedilmiş, koşulları oluşmadığı gerekçesi ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekil istinaf isteminde özetle; kararın yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, filmin yapım yılının 1977 olduğunu, o tarih itibarı ile filmin eser sahibinin filmin yapımcısı olduğu ve koruma süresinin 20 yıl olduğu, Avrupa Topluluğu’nun 93/98 sayılı Direktifi nazara alındığında koruma süresinin 20 yıldan 70 yıla çıkarıldığını ve eser sahibin yapımcı yerine yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo ve diyalog yazarı olarak değiştirildiğini, 4630 sayılı Yasa ek2 maddesi gereğince haklar yapımcıya geri döndüğünden eser sahibinin…r olduğu konusunda şüphe olmadığını, ancak yapımcının eser sahibi olmasının -mali hakları devralmadığı sürece- senaryo üzerinde dilediği tasarrufta bulunabileceği anlamına gelmediğini, mali hakların yazılı şekilde devralınabileceğinin, mahkemece 1995 yılı öncesinde mali hakların davacı tarafından yapımcıya devredildiği kabul edilmiş ise de; bu husuta dosyada herhangi bir belge olmadığını, mali hakların devredilmediğini, bu hususta herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, senaryonun tamamının … tarafından yazıldığını, iki sözcüğün eser sayılamayacağına ilişkin mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, 09.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda “…” sözcüğünün senaryonun özgünlüğünü daha çok öne çıkardığını ve senaryonun davacının bir işletme eseri olduğunu, manevi tazminat koşulları yönünden davalının kimliğinin bir öneminin olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; bankanın ürün ve hizmetlerinin reklamı için dava dışı …. LTD ŞTİ ile sözleşme imzalandığını, filmin dava dışı ….LTD ŞTİ’ye çektirildiğini ve ilgili şirketin ” …” filminin eser işletme sahibi olan ….LTD ŞTİ ‘ye bedelini ödeyerek filmin görüntülerini kullanım hakkını satın aldığını, filmin sanatsal değerinin salt iki kelimeye indirgenemeyeceğini, bu sözün FSEK anlamında eser niteliğinde olmadığını, filmin 1995 öncesi üretilmiş olan davacının hak sahipliğinin olamayacağını, Anayasa Mahkemesi’nin 2010/73 E, 2011/176 karar sayılı ilamına göre Kanun’un 12.06.1995’ten sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanacağı düzenlenerek ihtilafların önlenmesinin amaçlandığını, filmin … eserinden uyarlandığını, yapım yılı 1978 olan sinema eserine dayalı olarak davacının talepte bulunamayacağı belirtilerek istinaf isteminin reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
DOSYA KAPSAMI:- İlk derece mahkemesinde dosyada üç ayrı bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
A. İlk bilirkişi heyeti olarak Bilirkişiler …, … seçilmiş olup bilirkişiler ayrı rapor sunmuşlardır.Bilirkişiler İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümü ABD Başkanı Prof Dr. … senarist yönetmen …’ün 12.12.2013 tarihli raporlarında özetle; Davacıya ait program formatının FESK kapsamında eser olarak değerlendirilemeyeceğini; ancak, reklam filminin çok kısa yapıtlar olması itibariyle tek bir cümlenin dahi önemli bir hususiyet arz ettiği, üstelik reklam filmindeki görüntülerin de söz konusu filmin görüntülerinden teşkil etmesinden, bu anlamda dava konusu cümlenin senaristin yazdığı ve filmle özdeşleştiği ve fikrin korunması gerektiği, davacının senaryoyu ele alış biçimine bağlı olarak senaryonun mottosu, yani sloganı haline gelen ve yazılı basında filmle ilgili tanıtım yazılarında özellikle vurgulanan altı çizilen “…” mottosunu izinsiz kullanıldığı, bu mottoyu bir cümle içinde kutlanmasının farklı bir anlam oluşturmayacak bir biçimde kullanılması halinin manevi haklarına halel getirip getirmediğinin takdirinin Mahkemeye ait olacağı, Filmin 1995 yılından önce yapılması nedeniyle senarist olarak filmin üzerinde hak sahibi olmayacağı ve hak sahibinin yapımcı … olduğu, 1995’den sonra yürürlüğe giren hükümlerin geriye yürütülmeyeceği şeklinde görüş belirtmişlerdir. Ayrık rapor sunan sinema sanatçısı …raporunda özetle; … mottosunun senaryonun sloganı haline geldiğini ve filmin duygusunu çağrıştıran bir cümle olduğunu, bu nedenle davacıdan izin alınması gerektiğini, mottonun izinsiz kullanıldığını, film maliyetinin %10 unun altında olmayacak bir bedel ödenmesi gerekli olduğu yönünde görüş belirtmiştir.B. İkinci bilirkişi heyeti Yönetmen, fİlm yapımcısı … İletişim Analiz Uzmanı … ve Oyuncu … 09.06.2014 havale tarihli raporlarında; “… ” sözcüğünün FSEK kapsamında korunması gereken nitelikte olmadığını, senaristin senaryodan doğan telif haklarına sahip olmadığı ve tecavüzün söz konusu olmadığını, ancak mahkemenin uygun görüp de haksız rekabet bağlamında değerlendirmesi durumunda, filmin kullanım haklarının yapımcıdan alış; bedelinin %5’i kadar bir bedel ödenmesinin uygun alabileceği yönünde görüşbelirtmişlerdir. …ncü bilirkişi heyetİ Yönetmen-yapımcı … Yönetmen, yapımcı, Senarist … 08.04.2016 tarihli raporlarında; Davalı ve İhbar olunan … mahkemeye sunduğu, … ile yapılan sözleşmenin ve yapımcının, “…’ filminden, yani haklarına sahip olduğu sinema eserinden, bölümler ve/veya diğer eser sahiplerinin eserleri kullanılarak, bambaşka bir amaç için yeni bir eser oluşturma izninin geçerli olamayacağını, çünkü sinema eseri sahibinin hakkı, FSEK Madde 20 de belirtilen “Alenileşmiş bir eserden eser sahibine münhasıran tanınan faydalanma hakkı, bu Kanunda mali hak olarak gösterilenlerden ibarettir/, hükmü doğrultusunda ve yalnız eserin bütünü için geçerti olduğunu, FSEK kapsamında korunan “…” ifadesinin reklam filminde sunulmasının davacının senaryodan doğan telif haklarına tecavüz oluşturduğunu, bir reklam filminin veya o filmde kullanılan bir fikrin, kavramın değerinin ölçüsü uzunluğu veya miktarı olamayacağını, “…” sözcüğünn filmin seyredenleri etkilemesi orantısında değerli olduğunu, dava konusu reklam filminde iş sonuçlarına etkisiyle bu eserin maddi değerinin 200.000.- TL olması gerektiğini, davacıdan izni alınsaydı belki davacının da eserinin bir bankanın satışlarını yükseltmek için kullanılmasına karşı çıkabileceğini, dolayısıyla manevi değerin de 200.000-TL olması gerektiği yönünde görüş bildirmişlerdir. – … atfen “… Ltd Şti’ye .. ” …” reklam filminde telifleri bana ait olan “…” sinema filmindeki final sahnesinin kullanımından doğacak tüm telif haklarını … izniyle …Şti’ye bedel karşılığı devrediyorum” şeklinde yazılı 22.03.2011 tarihli belge örneği dosyada mevcuttur. – Taraflar arasındaki karşılıklı keşide edilmiş olan ihtarnamelerin örnekleri ile davacı tarafça davalı aleyhine yapılan şikayete ilişkin soruşturma dosya örneği ve kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar örneği, davalı banka ile dava dışı …Şti arasındaki sözleşme örneği, senaryo örneği, reklam filmine ilişkin …adadır.- Sinema eseri ve kayıt tescil belgesinde yapımcı … Şti, bağlantılı hak sahipleri …, yapım yılı 1978 olarak yer almaktadır.- Davacı vekili tarafından sunulan “Dizi senaryosu danışmanlığı ve bundan doğan telif haklarının devri sözleşmesi” örneği incelendiğinde; danışman olarak davacı …’ün yer aldığı, yapımcı olarak dava dışı …AŞ’nin yer aldığı, sözleşmenin konusunun; yapımcı tarafından TV dizisi yapma hakları daha önceden alınan … Ajans Ltd Şti den daha önce alınan … isimli romanının uyarlanması ile ortaya çıkacak dizi senaryosunun danışmanlığı ve ödenecek tutara ilişkin esaslar olduğu belirtilmiştir.Dairemizin 2019/302 Esas -2019/1841Karar ve 23/09/2019 günlü ilamıyla; davacının istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Davacının temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2019/4702 Esas – 2020/298 Karar 17/06/2020 günlü ilamıyla “…temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararında ilk derece mahkemesi karar gerekçesinde hata edildiğine yer verildiğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken HMK 353/1-b-1. maddesi uyarınca istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi yerinde görülmediği” gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına…” karar verilmiştir.
GEREKÇE:Dava, FSEK’na dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık; “…” sözünün davalı bankanın reklam filminde “önemli olan izleyicinin kalbine dokunabilmek onun halinden anlayabilmektir. O zaman sevginin emek olduğunu anlatabilirsin” şeklindeki replikle davacıdan izinsiz şeklinde kullanılması nedeni ile davacının FSEK anlamında maddi ve manevi tazminat isteme hakkı olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.5846 sayılı FSEK’nun 1/B maddesinin ‘a’ bendinde eser, “sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder. Buna göre bir fikri ürünün eser sayılabilmesi için iki koşulu birlikte gerçekleştirmesi gereklidir. İlk olarak fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması, bir başka deyişle kendinden önce ortaya konmuş benzerlerine göre özgün bir niteliğe sahip olması gerekir. İkinci olarak bu fikri ürünün FSEK’nun ikinci ve devamı maddelerinde belirlenen eser kategorilerinden birine dahil edilebilmesi aranmalıdır. Kanun’da fikir ve sanat eserlerinin çeşitleri; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve işleme ve derlemeler olarak sayma yöntemiyle belirlenmiş bulunmaktadır. FSEK md. 6/1 hükmü tercümeler dahi işleme ve derlemeler arasında saymıştır. Tercümeler de asıl esere bağımlı ve fakat ondan ayrı çevirenin hususiyetini taşıyan yeni bir eserdir. Asıl eser gibi ayrı ve müstakil olarak bu işlemenin de FSEK hükümlerine göre korunması gerekir. Davacı tarafça sinema filmi üzerindeki mali haklar …’e ait ise de; davacının filmin senaryosu üzerindeki mali haklarının devam ettiğini ve FSEK 52 maddesi kapsamında senaryonun bir parçası olan ve senaryonun ana fikrini vurguladığı beyan edilen “…” sözünün reklam filminde kullanılmasının eserden kaynaklanan hakların ihlali teşkil ettiğini iddia edilmiştir. Somut uyuşmazlığa konu “Sevgi Emektir” sözünün yer aldığı “…” filminin FSEK gereğince eser niteliğinde olduğu ve davacının ilgili sinema filminin senaryo yazarı olduğu, filmin tescil belgesine göre yapım yılının 1978 olduğu sabittir. Filmin hikayesinde … romanından esinlenilmiş ise de; senaryonun davacıya ait işlenmiş eser niteliğinde olduğu birinci bilirkişi heyetinin çoğunluk görüşünde ve ikinci bilirkişi heyetinde açıkça belirtilmiştir.Sinema eserinin yapım yılı; 1978 olup 12.06.1995 Tarihinden önce yapımına başlanmış filmler hakkında 5846 sayılı FSEK 8.maddesi gereğince eser sahibi; onu imal ettirenler olup sinema filmleri yönünden hak sahipleri; film yapımcısıdır. 5846 Sayılı FSEK ek 2. maddesinde yer alan hüküm gereğince 5846 Sayılı Kanun’un sinema eseri sahipliğiyle ilgili hükümleri, 4110 Sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserleri için uygulanır. Bu hüküm 1995 yılından önceki sinema eserleri yönünden yönetmenlerin, senaryo ve diyalog yazarlarının eserden doğan mali hakları kullanabilmesine engel teşkil eder. Davacı taraf, reklam filminde kullanılan “sevgi emektir” sözünün tek başına eser niteliğinde olduğunu iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de; “sevgi emektir” sözü eser niteliğindeki sinema senaryosu ile birlikte değerlendirilecek olup 5846 Sayılı FSEK ek 2. maddesinin açık hükmü gereği davacının bu sinema eserleri yönünden davacı, senaryo yazarı olarak 5846 Sayılı FSEK’ndan doğan bir hak talebinde bulunamayacaktır. Senaryodan bağımsız olarak “sevgi emektir” sözü üzerinde eser sahibi sıfatıyla davacının hak sahibi olup olmadığı bilirkişi raporlarında tartışılmıştır. Mahkemece alınan birinci ve ikinci bilirkişi raporunda; bu sözün filmin mottosu olduğu, filmle özdeşletiği ve korunması gerektiği beyan edilmişse de, filmin senaryosunun bütünü, bu sözün ifade edildiği sahne, filmdeki oyuncuların ifade ve oyunculuk yeteneği ile birlikte etkileyici ve anlamı olan “sevgi emektir” sözü toplumda herkes tarafından kullanılan bir ifade olup hususiyet taşımamaktadır. Bu ibareyi senaryodan ayrı olarak davacıya özgülemek ve başka kimse tarafından kullanılamayacağını, sahiplenilemeyeceğini ileri sürmek ve davacıya tekel hakkı tanımak mümkün görülmemiştir. İlk derece mahkemesinin kararında davacının tüm mali hakları da devrettiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olup davanın reddi kararı sonuç itibarı ile yerinde ise de, Dairemizce yapılan incelemede davacının 5846 syılı FSEK EK 2 maddesi gereğince senaryodan kaynaklanan haklarına dayalı talepte bulunmayacağı, davacının “…” sözü üzerinde senaryodan ayrı telif hakkı bulunmadığı kanaati ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, mahkemenin kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın düzeltilmiş gerekçe ile reddine karar vermek gerkemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-İstanbul 1. FSHHM’nin 2012/196 Esas 2018/363 Karar 02/10/2018 tarihli hükmün HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,2-Davacı vekilinin istinaf isteminin REDDİNE, 3-Davanın REDDİNE, – Alınması gereken 54,40TL harcın davacı tarafça yatırılan 103,95 TL harç ile 1264,00 Tl ıslah harcından mahsubu ile bakiye 1313,55 TL’nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,- Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, – Davalı tarafın yapmış olduğu 50,00-TL tebligat ve müzekkere masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 8.600 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi 10/3.maddesi uyarınca 3.145 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri ve harç yönünden;- İstinaf istemi reddedildiğinden alınması gereken 54,40 TL harçtan, peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,00 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına, -İstinaf yargılama giderlerinin davacı masrafların üzerinde bırakılmasına,- İstinaf incelemesinin duruşmalı yapılması ve duruşma sayısı dikkate alınarak AAÜT gereğince 1700,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 21/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.