Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2018/2048 E. 2018/1588 K. 06.07.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO : 2018/2048 Esas
KARAR NO : 2018/1588
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/06/2018
NUMARASI : 2018/44 2018/243
DAVANIN KONUSU : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
KARAR TARİHİ : 06/07/2018
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin … esas unsurlu birçok markanın dava dışı … A.Ş isimli firmanın 2013 yılında başlayan iflas ve tasfiye süreci sonunda müvekkilince icra ihalesi ile alınmak suretiyle sahibi olduğunu, bu markalara müvekkilince ciddi yatırımlar yapıldığını, ancak davalı firmanın kötüniyetli olarak bu süreçte 2014/106287 nolu … ibareli markayı tescil ettirdiğini, bu durumun müvekkili markaları ile çok benzerlik gösterdiğini ve iltibasa yol açacağını belirterek davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ayrıca davalı adına tescilli bu markanın 3.kişilere devrinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin faaliyet adresi olan İstanbul Anadolu FSHHM mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, davacının dava ehliyeti bulunmadığını, markanın gerçek sahibi olan … firmasının iflasına karar verilmiş olup tüm hakların iflas masasına geçtiğini, şeklen marka davacı adına tescil edilmiş olsa bile yapılan işlemin muvazaalı olup devrinin hüküm ifade etmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahekemece, dava konusu davalıya ait 2014/106287 tescil numaralı markadan doğan hakların tescil belgelerinin taraf teşkili konusunda ileride sıkıntı oluşturacağından 3.kişilere devrinin önlenmesi bakımından TPMK kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasına, takdiren teminata yer olmadığına karar verilmiş, davalı vekilinin bu karara itirazı üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme sonunda tedbir kararının marka hükümsüzlüğü davasının ileride sonuçsuz kalmasını önlemeye yönelik olduğu, bunun dışında tasarrufu kısıtlayıcı bir sonucunun olmadığı gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf sebebi olarak; HMK’nun 390.maddesinde öngörülen yaklaşık ispatın gerçekleşmediğini, ayrıca teminat yatırılması zorunluluğu bulunduğu halde kararın teminatsız olarak verildiğini, bu durumun yasaya aykırı olduğunu, davaya konu markanın sahibinin ….firması olduğunu, kararın müvekkilinin ciddi zararlara uğramasına yol açacağını bildirmiştir.
Dairemiz önüne gelen dosya içerisinde dava konusu davalıya ait marka tescil belgesinin bulunmadığı, ancak dava dilekçesi ekinde dava konusu markanın marka bilgilerinin sunulduğu, buna göre davalı markasının …şekil markası olup 2014/106287 tescil numaralı ve 25,35.sınıflar için tescilli olduğu görülmüştür.
Davacıya ait … esas unsurlu birçok markanın 25,18,35,14 ve 5.sınıflarda eski tarihlerden beri tescilli olduğu görülmüştür.
GEREKÇE:
Dava, markaya tecavüzün tespiti, men’i ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi davasıdır. Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir kararına yöneliktir. Mahkemece dava konusu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi bakımından teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Davalı vekilinin tedbir kararına yaptığı itiraz da reddedilmiştir. Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı dosya içeriğine uygun olduğu gibi ileri de meydana gelmesi muhtemel taraf değişikliğini önlemeye yönelik olup bu itibarla usul ekonomisine de uygun düştüğünden ve de söz konusu ihtiyati tedbir kararıyla davalının ticari faaliyetleri kısıtlanmadığından davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Öte yandan bu şekildeki bir tedbir kararı ile davalının ne ölçüde zarara uğrayacağı ortaya konmadığından teminata hükmedilmemiş olmasında da bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hal böyle olunca usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına yönelen davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile HMK’nun 362/1-f maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi.06/07/2018