Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2017/3413 E. 2019/2720 K. 10.12.2019 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2017/3413 Esas
KARAR NO : 2019/2720 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL(KAPATILAN) 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/03/2017
NUMARASI : 2013/186 E. – 2017/48 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
KARAR TARİHİ: 10/12/2019
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, yaklaşık 25 yıldan bu yana Fatih’te düğün salonu işletmekte olduğunu, …. Salonu markası ve logosunun 2009/43908 sayı ile müvekkili adına TPE nezdinde 18/08/2009 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle 23/08/2010 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren davalının, “.. Salonu” ibaresini işletmesinde kullandığının tespit edildiğini, bunun üzerine davalıya İstanbul …. Noterliği’nin 03/05/2013 tarih ve … yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil eden işlem ve eylemlerine son verilmesinin ihtar edildiğini, ancak davalının kötü niyetli eylemleri ve tecavüzünün devam ettiğini, müvekkiline ait işletme ile davalıya ait işletmenin aynı muhitte olduğunu, müvekkili haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek, tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, tecavüzün durdurulması, giderilmesi ve men-i kapsamında davalının müvekkilinin markasında yer alan görsel ögeleri, logoları kullanmasının ve çeşitli şekillerde iltibasa mahal verecek davranışlarının durdurulmasını, giderilmesini ve yasaklanmasını, benzer ibarelerin davalı tarafça ürün ve tabelalar üzerine konulmasının, iş evrakı ve reklamlarda kullanılmasının durdurulmasını, giderilmesini, yasaklanmasını, müvekkili adına tescilli markaya tecavüz teşkil eden ve haksız rekabet teşkil eden ürünler ve araçlar üzerindeki iltibasa mahal veren unsurların silinmek suretiyle iltibas veya taklit olgusunun ortadan kaldırılmasını, mümkün değilse imhasını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL maddi ve 8.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; düğün salonunun yıllarca aynı adreste …. Düğün Salonu olarak faaliyet gösterdiğini, davacının düğün salonunun faaliyetlerine hiçbir zaman karşı çıkmadığını, ancak söz konusu düğün salonunun müvekkili tarafından 2011 yılının başında satın alındıktan sonra, davacının müvekkilini zor durumda bırakmak amacıyla çeşitli taleplerde bulunduğunu, müvekkilinin davacının isteği üzerine düğün salonunun adını …Düğün Salonu olarak değiştirdiğini, 2013 yılının ortalarına kadar davacının bu isme hiçbir itirazda bulunmadığını ve müvekkilinin … adını iki yıldan fazla bir süre sorunsuz kullandığını, davacının 03/05/2013 tarihinde müvekkiline gönderdiği ihtarname ile, müvekkiline ait düğün salonunda … ibaresinin kullanılmamasını istediğini, müvekkilinin tanınmaya ve işlerini düzeltmeye başladıktan sonra davacının kötü niyetli olarak ve müvekkilini zor durumda bırakmak amacıyla “….” ibaresinin kullanılmasına itiraz ettiğini ve işbu davayı açtığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İstanbul (Kapatılan) 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 21.03.2017 tarih, 2013/186 E. – 2017/48 K.sayılı kararıyla, ” davanın kısmen kabulü ile, oluşan markaya tecavüz ve haksız rekabet fiilinin tespiti ile men ve ref’ine, 556 Sayılı KHK’nın 66/c maddesi kapsamında bilirkişilerce belirlenen 20.800,00 TL maddi ve haksız filin niteliği, yoğunluğu, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine ve karar özetinin ilanına” karar verilmiştir.Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; bilirkişinin raporunu dosyaya davacı tarafça sunulan fotoğrafa göre hazırladığını, dava açılmadan önce tabelanın değiştirildiğini, fotoğrafın 17/03/2014 tarihli delil listesi ekinde mahkemeye sunulduğunu, bu tabelada … değil … kelimesinin öne çıkarıldığının görüldüğünü, bilirkişilerin ve mahkemenin bu fotoğrafı hiç incelemediğini, müvekkilinin düğün salonunun adını ve logosunu değiştirdiğini, davacının düğün salonunu hatırlatmaması için her türlü önlemi aldığını, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini istemiştir.TPE Markalar Dairesi Başkanlığından gelen kayıtlardan, 2009/43908 sayılı … SALONLARI + Şekil markasının 41. Sınıfta 18/08/2009 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davacı adına tescil edildiği tespit edilmiştir.Dosyaya davacı vekili tarafından davalı işyerinin dış cephesi ve tabelası ile müvekkilinin işyeri tabelası ve dış cephesinin fotoğrafının ibraz edildiği görülmüştür.İlk derece mahkemesi tarafından alınan 19/03/2015 tarihli bilirkişi raporunda; davalı yanın öncesinde …Düğün Salonu olarak kullandığı tabelayı …. Düğün Salonu olarak kullanmaya başladığı ve bu kullanımda … kelimesini öne çıkardığı, davacının markasının kullanıldığı düğün salonu ile davalı yanın söz konusu markayı kullandığı düğün salonunun aynı muhitte bulunduğu, renk kelimesinin farklı boyutta ve farklı bir tarzda yazılmış olması sebebiyle ortalama tüketici diye adlandırılan gurubun özellikle kullanılan kelimenin aynı iştigal alanı içerisinde kullanıldığı gibi, renk kelimesinin sektörde çok fazla kullanılan bir kelime olmaması sebebiyle ilgisiz terim olarak değerlendirilebileceği ve dolayısıyla iltibas oluşacağı, markaya tecavüz ve haksız rekabetin oluştuğu yolunda görüş bildirmişlerdir.İlk derece mahkemesi tarafından alınan 19/09/2016 tarihli ek raporda; davacı yan tercihine göre yapılan değerlendirmede, maddi tazminat tutarının 20.800,00 TL edeceği hususunda görüş belirtildiği anlaşılmıştır.Davacı vekili 08/11/2016 tarihli dilekçesi ile, 10.000,00 TL olan maddi tazminat talebini, 10.800,00 TL arttırarak 20.800,00 TL olarak ıslah etmiştir.Davalı vekilinin 17/03/2014 havale tarihli delil dilekçesinde; ” Ek; müvekkile ait düğün salonunun fotoğrafları” ibaresinin bulunduğu dilekçenin UYAP üzerinden gönderildiği, dilekçe ekinde fotoğrafların bulunmadığı görülmüştür.Davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarını bildirdiği 06/04/2015 tarihli dilekçesi ekinde bir adet fotoğraf ibraz ettiği görülmüştür.
G E R E K Ç E :Davacı vekilinin davalının müvekkiline ait … tescil numaralı şekil+… SALONU markasına davalının tecavüz ve haksız rekabet ettiğinden bahisle markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refi, maddi ve manevi tazminat talepli dava açtığı, ilk derece mahkemesi tarafından ıslahla arttırılan davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu görülmüştür.Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunun sadece davacı tarafça ibraz edilen fotoğraflara göre hazırlandığını, dava açılmadan tabelanın değiştirildiğini, fotoğrafın 17/03/2014 tarihli delil listesi ekinde sunulduğunu, fotoğrafta “..” değil “…” ibaresinin ön plana çıkarıldığını, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmıştır.Davalı vekilinin delil listesinde dayandığı ve rapora itiraz dilekçesi ekinde sunduğu fotoğrafın bilirkişi heyeti ve mahkeme tarafından değerlendirilerek, davalının tabelasındaki kullanımın markaya tecavüz teşkil edip etmediği veya davanın konusuz kalıp kalmadığının değerlendirilmediği gibi, davacı tarafça 556 Sayılı KHK 66/c maddesine göre tazminat talebinde bulunulmasına, davacı tarafça dosyaya emsal lisans sözleşmesi sunulmamasına rağmen, KHK 66/son maddesi gereğince inceleme yapılarak, ihlal süresi dikkate alınmadan, davalının ticari defterleri incelenmeden ve somut hiçbir veriye dayanmadan, “sektörel analiz ve öngörülerden hareketle hesaplandığı” beyan edilen bilirkişi raporuna dayanarak, eksik inceleme ile maddi tazminata ve manevi tazminata karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, eksiklikler giderildikten sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İstanbul (Kapatılan) 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 21.03.2017 tarih, 2013/186 E. – 2017/48 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 85,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdanalınarak davalıya verilmesine, b)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 40TL (teb-müz-posta) giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 10/12/2019 tarihinde HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.