Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2023/130 E. 2023/735 K. 27.04.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/130
KARAR NO: 2023/735
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25.10.2022
NUMARASI: 2018/107 E. – 2022/1012 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılardan … Tic. Ltd. Şti. arasında tanzim olunmuş 04.01.2013 tarihli sözleşme uyarınca; davalı şirketin sözleşmede nitelikleri ve nicelikleri yazılı toplam 51 adet mobilya takımını 130.000,00 TL bedel karşılığında müvekkiline satmayı yükümlendiğini, müvekkili tarafından satış bedelinin 10.000,00 TL’lik kısmının peşin olarak ödendiğini, bakiye 120.000,00 TL’lik kısım için davalıya 04.02.2013 vade tarihli 60.300,00 TL bedelli ve 04.03.2013 vade tarihli 59.700,00 TL bedelli, lehtarı davalı şirket yetkilisi … olan 2 adet bono tanzim olunarak verildiğini, sözleşme konusu ürünlerin bir kısmının 10.01.2013 tarihinde müvekkiline teslim edildiği halde, 16.700,00 TL bedelli toplam 6 adet mobilya takımı (2 adet Karadeniz Koltuk, 2 adet Belek Koltuk, 2 adet … Koltuk) müvekkiline teslim edilmediğini, yine bedeli 6.000,00 TL olan 18 adet somyanın da müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin ürünlerin eksik teslim edilmiş olması ve Fransa’da bulunuyor olması nedenleriyle senet bedellerini ödemediğini ancak bilahare Türkiye’ye dönüş yaptığında, davalı şirket yetkilisi … tarafından bonoların icra takibine konu edildiğini öğrendiğini, davalı şirket yetkilisi tarafından İstanbul … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyası ile başlatılan takipte, müvekkilinin haciz baskısı altında sözleşme gereğince ödemeyi taahhüt ettiği miktarların tamamını farklı tarihlerde makbuz karşılığı ya da çek vermek suretiyle ödediğini, takip alacaklısı tarafından 2 adet bononun bilahare müvekkiline iade edildiğini, müvekkilinin haciz baskısı altında kendisine teslim edilmeyen 6 adet mobilya takımının ve 18 adet somyanın bedelini de ödemek zorunda kaldığını, bunun üzerine 2016 yılı Ağustos ayında, davalı şirket ile irtibata geçen müvekkilinin , davalı şirketten 6 adet mobilyanın irsaliyeli fatura ve dolaşım belgesi ile müvekkiline teslim edilmek üzere, önceki nakliye işlerini de yapmış olan diğer davalı … Tur. Tic. Ltd. Şti.’ne 09.01.2013 tarihinde teslim edildiği bilgisini aldığını, buna karşın, 2016 yılı Ağustos ayına kadar müvekkiline 6 adet mobilyanın nakli için nakliye firmasına teslim edildiği hususunun her iki davalı tarafından bildirilmediğini, bu aşamada mobilyaların nerede olduğu ve hatta gerçekten nakliye firmasına teslim edilip edilmediğinin de müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, özellikle mobilyaların davalı nakliye firmasına teslim edilip edilmediği noktasında yazılı bir belgenin bulunmayışı nedeniyle her iki davalının hasım gösterildiğini, bedelleri müvekkili tarafından ödenmiş olması nedeniyle, 09.01.2013 tarihinde müvekkile teslimi gereken ve değeri 16.700,00- TL olan 6 adet mobilya takımının davalıların kusurlu davranışları ile müvekkile teslim edilmediğini, bu nedenle müvekkilinin uğradığı zarardan davalıların müşterek ve müteselsil sorumlulukları bulunduğunu iddia ederek, teslimi yapılmayan, 6 adet mobilya takımı bedeli 16.700,00 TL ile 18 adet somya bedeli 6.000,00 TL toplam 22.700,00 TL’nin 09.01.2013 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı …Ltd.Şti. cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin adresinin Başakşehir’de olması nedeni ile yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının müvekkili şirket ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, CMR evrakları incelendiğinde, davacının belirttiği alacak kalemlerinden 6 adet mobilya takımına ilişkin ihracatçısı Başakşehir’de bulunan diğer davalı …Ltd.Şti.nin Fransa’da bulunan … adlı firma olduğunun görüleceğini, davacının müvekkiline karşı dava açma sıfatının bulunmadığını, müvekkili şirket yönünden husumetten davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın CMR sözleşmesi gereğince yapılan taşımadan kaynaklanan bir dava olduğunu, bu tür davalarda zaman aşımı süresinin bir yıl olduğunu, taşıyanın bilerek ve kötü hareketleri ile oluşan zararda ise zaman aşımı süresinin üç yıl olduğunu, davanın 4 yıl sonra 19.10.2016 da açıldığını bu nedenle zaman aşımı itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı …Ltd.Şti. Vekili, verdiği cevap dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkilinin adresinin Başakşehir’de olması nedeni ile yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığını, müvekkili yönünden aktif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddi gerektiğini, davanın CMR sözleşmesi gereğince yapılan taşımadan kaynaklanan dava olması nedeni ile CMR 32.maddesi uyarınca alacağın zaman aşımına uğradığını, esas yönden ise davacının iddia ettiği hususların hiçbirinin hukuki dayanağının bulunmadığını, iddiaların hiçbir somut , yazılı delile dayanmadığını, sadece soyut iddialardan oluştuğunu, iddia edenin iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;”…Somut olayda davalının özen yükümlüğünü ihlalden doğan hareketinin bilerek kötü hareket olarak kabulü mümkün olmadığından 1 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.Görüldüğü gibi CMR kapsamındaki taşımalarda uygulanacak zamanaşımı süresi iki türlüdür. Buna göre, zamanaşımı süresi esas itibariyle 1 yıldır, ancak taşıyıcının bilerek kötü hareketi ve kastı ile mahkemece bilerek kötü hareket olarak değerlendirilen kusur hallerinde ise zamanaşımı süresi 3 yıldır. Bu noktada hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağı; “kast ve kasta eşdeğer kusur”un tespitine bağlıdır. Yani davada taşıyıcının zarara sebebiyet veren filinin kast ve kasta eşdeğer kusurlu davranış olup olmadığı tespit edilerek zamanaşımı süresi buna göre mahkemece tayin edilecektir. Ayrıca taşıyıcının yardımcılarının ve çalışanlarının kasıt ve ağır kusuru halinde de 3 yıllık süre uygulanacaktır. 3 yıllık zamanaşımı süresi, taşıyıcının CMR.m.29’da düzenlenen sorumluluğunda uygulanacaktır. Dosyada taşıcının kast veya kasta eşdeğer kusurunu gerçekleştiren bir duruma rastlanmamıştır. Ancak 3 yıllık zamanaşımının uygulandığı halde dahi 2013 Ocak ayında gerçekleştirilen taşımalar nedeniyle en geç Ocak 2016’da dava açılması gerekirken dava 19.10.2016’da dava açılmış olup zamanaşımı süresinin dolduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce alınan her iki raporda da bu husus belirtilmiş olup…” gerekçesiyle, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılardan … Şirketi ile akdettiği 04.01.2013 tarihli sözleşme uyarınca 51 parça mobilya takımını 130.000,00 TL bedel karşılığında satın almayı kararlaştırıldığını, satış bedelinin bir kısmını peşin, bakiyesini ise iki adet bono ile karşıladığını, ancak sözleşmede belirtilen ürünlerin bir kısmının müvekkiline teslim edildiği halde toplam 24 kalem mobilyanın teslim edilmediğini, müvekkilinin bonoların icra takibine konu edilmesi üzerine haciz baskısı ile takipteki borcu ödemek zorunda kaldığını, ancak teslim edilmeyen ürünlerin ödemesini yaptığını, kararın yanlış olduğunu, huzurdaki dosyanın CMR Konvansiyonuna dayalı olarak açılmış bir dava olmayıp sıradan alacak davası olduğunu, üstelik tarafların tamamının Türk olduğunu, taşımacılığın Türkiye’den Fransa’ya kara yolu ile yapılmasının Türk Hukukunun uygulanmasından vazgeçme olarak yorumlanmasının kabul edilemeyeceğini, ayrıca müvekkilinin yurt dışında olması nedeniyle çok sonradan haberdar olduğunu, icra dosyasının ödenmesi hakkında … Şirket yetkilisi … ile 11.04.2016 tarihinde bir protokol akdettiğini, protokolde yetki şartının getirildiğini, Türk Hukukunun uygulanması gerektiğini, ayrıca taşınacak eşyanın ev eşyası olması sebebiyle uygulama kapsamı dışında kaldığının belirtildiğini, TBK 146 maddesi uyarınca her alacağın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, somut olayda CMR Konvansiyonunun uygulanmayacağını, konvansiyonun 4. maddesinde ev eşyası taşımacılığında uygulanmayacağının açıkça belirtildiğini, davalıların müvekkiline sözleşmesel yükümlülüklerinin yerine getirdiklerini , tüm malları eksiksiz teslim ettiklerine dair bir delil ileri sürmediklerini ,sözleşmede geçen ve bedeli ödenen tüm ürünlerin müvekkiline teslim edildiğini ispat yükünün davalılara ait olduğunu, dava konusu 24 parça mobilyanın kime teslim edildiği hususunun aydınlatılmadığını, teslim alan olarak adı geçen … firması ile müvekkili arasında bir bağlantı kurulamadığını, satıcı ve taşıyanın sorumluluklarını tam ve eksiksiz bir biçimde tamamladığından söz edilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, CMR hükümleri uyarınca uluslararası kara yoluyla eşya taşınmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, iş bu hukuki ilişkide CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanarak davanın zamanaşımı nedeniyle ret kararının isabetli olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı tarafça davalılardan … Şirket yetkilisi arasında 04.01.2013 tarihli sipariş formu düzenlendiği, mal talebine ilişkin sipariş formunda ürünlerin yatak odası, tv ünitesi şeklinde belirlendiği, takım adedi ve birim fiyatlarının ayrıntılı şekilde gösterildiği, satıcı ve alıcı firmanın toplam 130.000,00 TL bedel olarak onayladığı, davacı tarafça davalı adına çeşitli tarihleri ihtiva eden tahsilat makbuzları düzenlendiği, 09.01.2013 tarihli dolaşım belgesinde, ihracatçının davalılardan … Şirketi, malın gönderildiği, şahsın dava dışı davacının yetkilisi olduğu Fransa’daki firma olduğu ihraç ülkesinin Türkiye, varış ülkesinin Fransa şeklinde belirtildiği, malların tamamının 1652 kg olarak ifade edildiği, CMR belgesinin 22 parçadan oluşan oturma grubu şeklinde 09.01.2013 tarihli olarak düzenlendiği, 09.01.2013 tarihli irsaliyeli faturanın davalı … şirketi tarafından davacının yetkilisi olduğu Fransa’daki şirket adına düzenlendiği, davalı … şirketi tarafından düzenlenen çeki listesinde paket sayısının 22 açıklama kısmında paketin oturma grubu olduğunun belirtildiği, davalı …. şirketi yetkilisi dava dışı … tarafından davacı hakkında 09.04.2013 tarihinde İstanbul … İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyasında 04.02.2013 vade tarihli 60.300,00 TL bedelli ve 04.03.2013 vade tarihli 59.700,00 TL bedelli bonolar olmak üzere toplam 120.000,00 TL asıl alacak ve ferilerinden oluşan 122.623,44 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlattığı, icra takibine konu bonoların davacı tarafça 04.01.2013 tarihli olarak malen düzenlenmiş bonolar olduğu, dava dışı davalılardan … şirket yetkilisi … ile davacı arasında icra takibi nedeniyle 15.04.2016 tarihli adi yazılı şekilde düzenlenmiş protokol hazırlandığı, protokolde ödemelerin ve borcun belirlendiği, protokolün 5 maddesinde …’in 4 maddede belirtildiği şekilde 27.000,00 TL nin tamamını ödemesi halinde son taksitin ödendiği gün itibariyle alacaklı borçluyu gayri kabili rücu ibra etmiş kabul edileceğinin belirtildiği, protokolde mobilyaların satışı veya teslimi ile ilgili herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, davacının protokolden sonra iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi raporları ve ek rapor alınmıştır.Uyuşmazlık konusu taşıma Türkiye-Fransa arasında karayolu ile gerçekleştirilen Uluslararası bir taşıma olması nedeniyle, CMR hükümlerine tabidir.Dosya kapsamından, davalılardan … Şirketi ile davacı arasında mal talebine ilişkin fiyat teklifi gerçekleştirildiği, söz konusu mal talebinde firma adının dava dışı … olduğu, davalı şirket tarafından dava dışı şirket adına 09.01.2013 tarihli irsaliyeli fatura düzenlendiği, yine CMR belgesinde dava dışı şirketin adının yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının öncelikle aktif dava ehliyetinin mevcut olup olmadığı üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu değerlendirmenin yapılmamış olması isabetli görülmemiştir. Diğer taraftan, davalılardan … Tic Ltd Şti. satıcı şirket, diğer davalı ise taşıma işini üstlenen şirkettir. Bu durumda her iki davalıya yönelik olarak iddia edilen dava konusu tazminat isteminin değerlendirilirken davalıların hukuki durumlarının ayrı ayrı göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerekir iken her iki davalı hakkında CMR Konvansiyonu hükümleri kapsamında davanın zamanaşımı nedeniyle ret kararında isabet görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK’nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK’nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK’nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.27.04.2023
KANUN YOLU:HMK’nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.