Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2022/67 E. 2022/717 K. 02.06.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/67
KARAR NO: 2022/717
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/10/2021
NUMARASI: 2021/21 E. – 2021/740 K.
DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tasfiye memuru tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; sigortalılarından …’un geçirdiği iş kazası sonunda maluliyeti nedeniyle Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2017/367 Esas sayılı dosyası ile rücuan alacak davası açıldığını, davalı … Tic. Ltd. Şti.’nin sicilden terkin edilmesi nedeniyle taraf teşkili sağlanamadığından mahkemece şirketin ihyası için yetki ve süre verildiğini ileri sürerek, Tasfiye Halinde …. Ltd. Şti. nin sicil kaydının ihyası ile tüzel kişilik kazandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı … Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; müvekkilince tasfiye tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nın 34.maddesi ve Ticaret Sicil Tüzüğü 28.maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye memurunun iddia edilen eksik işlemlerinin, müvekkilince tespit edilemeyeceğini, tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının tasfiye memurun sorumluluğunu gerektirdiğini savunarak, müvekkili yönünden davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “… Tasfiyesi sonlandırılan şirketlerle ilgili; İstanbul ticaret sicil müdürlüğünün 298548/0 sicil nosunda kayıtlı Tasfiye Halinde … Ticaret Ltd. Şti.nim dosyasında yapılan incelemede, şirketin 29.04.2004 tarihinde tasfiyesine karar verildiği, 30/06/2011 tarihinde de tasfiyenin sona erdiğinin tescil edildiği ve şirket sicil kaydının terkin edildiği, şirketin tasfiye memurunun da … olduğu anlaşılmaktadır. Uyap ortamından getirtilip incelenen Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2017/367 E sayılı dava dosyasında, davacı SGK tarafından davalılar … Ltd. Şti. ve … aleyhine 12.08.2015 tarihinde alacak davası açıldığı ve davanın derdest olduğu, mahkemenin 15.03.2018 tarihli celsede verilen ara karar ile davalı şirketin ihyası için süre verildiği, iş bu davanın verilen sürede açıldığı anlaşılmaktadır. Şirketin ticaret sicilinden silinmesi işlemi kurucu değil, açıklayıcı nitelik taşır. Açılan davada davacı Kurum sigortalılarından …’un geçirdiği iş kazası sonunda maluliyeti nedeniyle Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2017/367 E. Sayılı dosyası ile iş veren davalı … Ltd. Şti. ve … aleyhine rücuan alacak davası açılmış olup, tasfiye ve terkinden önce doğan bir alacağın, terkinden sonra açılan dava ile davalı şirketten tahsili istenmektedir. Bu durumda davacının ihya davası açmakta hukuki menfaati olup, İş Mahkemesinden verilen yetki çerçevesinde tüzel kişiliğin ihyasının talep edilmesi olanaklı bulunduğundan; …’nunn … sicil nosunda kayıtlı Tasfiye Halinde … Ticaret Ltd. Şti.’nin sicil kaydının talep gibi Bakırköy 2 İş Mahkemesinin 2017/367 E sayılı dava dosyası ve müteakip işlemlere istinaden yeniden ihyasına, Tasfiye memuru olarak …’in atanmasına, TTK’nun 547. Maddesi hükmü uyarınca kararın tescil ve ilanına karar verilmiştir. ” gerekçesiyle davanın kabulü ile Tasfiye Halinde … Limited Şirketi’nin sicil kaydının Bakırköy 2. İş mahkemesinin 2017/367 Esas sayılı dava dosyası ile sınırlı olmak üzere yeniden ihyasına, tasfiye memuru olarak …’in atanmasına, kararın tescil ve ilanına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı tasfiye memuru vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tasfiye sürecine dair tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, tasfiye sonu olan 30.06.2011 tarihine kadar davacı tarafından açılan ve tasfiye memuruna beyanda bulunulan bir dava bulunmadığını, iş kazasının 01.03.1999 tarihinde meydana geldiğini, bu tarih sonrasında davacı tarafından açılan davalarda esas sorumlu …’ın davayı kabul ederek kurum zararlarının ödendiğini, yaklaşık yirmi yıl öncesine ait kurum zararının zamanaşımına uğradığını; tasfiye işlemleri tamamlandığı tarihte şirket açılmış bir dava bulunmadığından tasfiyenin sonlandırıldığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/1677 Esas, 2014/3808 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, dava içeriğinde delillerin ve sebebin tartışılması değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin veya şirketin borçtan kurtulma amacı ile hareket etmediğini, 1999 tarihli kazadan sonra 2011 yılında tasfiyenin tamamlandığını ve bu tarihte açılmış bir dava bulunmadığını, buna rağmen kararda tasfiye işlemlerindeki eksiklik ve usule aykırılık ile ihya sonrasında tamamlanacak tasfiye işlemlerinin gerekçe gösterildiğini, sicil dosyasının getirtilerek tasfiye işleminde bir eksiklik bulunup bulunmadığı belirlenmeden tasfiyeden 12yıl sonra açılmış bir dava gerekçe gösterilerek tasfiyenin eksik bırakıldığının kabul edilemeyeceğini, dosyada hiç bir delil toplanmadan tüzel kişiliği terkinle sona eren şirketin kaydının ihyasına karar verilmesinin usulsüz olduğunu, tasfiye ve kazadan uzun süre sonra dava açılması, davacı kurumun zararının daha önce ödenmesi nedeniyle nedeniyle kararın hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK’nın 547. maddesi gereğince, tasfiyesine karar verilmiş bulunan şirketin ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için sicil kaydının ihyası talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda şirketin ihyasına karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Tasfiye ile terkin olunan şirket aleyhinde davacı tarafından Zonguldak 1 İş Mahkemesinin 2015/362 Esas dava dosyasında rücuen alacak tahsili talebiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince 19.07.2018 tarihinde davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 18.12.2020 tarih ve 2019/241 Esas, 2020/1432 Karar sayılı ilamıyla davalıya dava dilekçesinin tebliği ile taraf teşkilinin sağlanmadığı gerekçesiyle kaldırılmıştır. Yapılan yargılama sırasında davalı tasfiye memuru vekili sunduğu istinaf dilekçeleri ve beyanlarında, terkin tarihi itibariyle açılmış bir dava bulunmadığını, 1999 yılında meydana gelen iş kazasından sonra davalının zararının ödendiğini, yaklaşık yirmi yıl önce meydana gelen bir kaza nedeniyle ihya kararı verilemeyeceğini savunmuştur. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gönderilen sicil kayıtları incelendiğinde; … sicil nosunda kayıtlı Tasfiye Halinde … Limited Şirketinin 24.06.2011 tarihinde tasfiyesinin sona erdiği ve bu tarihte şirketin sicil kaydının terkin edildiği görülmüştür. Tasfiye memuru olarak şirket yetkilisi …’in gösterildiği anlaşılmaktadır. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 Sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK’nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK’nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re’sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür. İhya davasının TTK’nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK’nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Dosyanın incelenmesinde, davacı tarafından Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2017/367 Esas dava dosyalarında iş kazası nedeniyle ödenen tazminatın rücuen tahsilinin talep edildiği, yargılama sırasında şirketin terkin edildiğinin anlaşılması nedeniyle ihya davasının açıldığı anlaşılmıştır. Tasfiyenin tamamlanarak şirketin terkin edildiği tarihte rücu davasının henüz açılmadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacı tarafından tasfiye halindeki şirket aleyhine açıldığı anlaşılan iş davasının derdest olduğu, derdest olan bu davada taraf teşkilinin sağlanarak yargılama yapılmasının sağlanması bakımından, tasfiye halindeki şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yarar bulunmaktadır. Davalı tasfiye memuru tarafından ileri sürülen alacağın bulunmadığı ve zararın ödendiği iddiası tazminat davasında değerlendirilecektir. Bu davada yargılama yapılarak taraf teşkilinin sağlanması için tüzel kişiliğin ihyası zorunludur. Tasfiye işlemleri tamamlanıp ticaret sicilinde ilan edildiği tarihte, tazminat davasına konu iş kazası bulunduğundan bu durumu bilebilecek durumda olan tasfiye memurunun tasfiyeyi kapatması ve HMK’nın 326. maddesi dikkate alındığında yargılama giderlerinden davalı tasfiye memurunun sorumlu tutulması da isabetli olmuştur. TTK’nın 547.maddesinde düzenlenen ihya davası için herhangi bir zamanaşımı veya sürenin öngörülmediği, tasfiyenin TTK’nın 547.maddesine göre yapılması nedeniyle aynı Kanun’un geçici 7. maddesindeki sürenin uygulanamayacağı anlaşılmakla davalı tasfiye memuru vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince dava dışı şirket hakkında derdest dava dosyasındaki işlemlerle sınırlı olarak ihya kararı verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin ve başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 21,40 TL istinaf karar harcının davalı tasfiye memurundan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 02.06.2022 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK’nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.