Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2020/242 E. 2020/241 K. 26.02.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/242
KARAR NO : 2020/241
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/11/2019
NUMARASI : 2019/1315 D.İş – 2019/1315 K.
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz
Taraflar arasında görülen ihtiyai haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, verilen ihtiyati haciz kararı üzerine İİK’nın 265.maddesi uyarınca borçlu vekili tarafından yapılan itirazın kabulüne ilişkin verilen ek karara karşı alacaklı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sunmuş olduğu hizmet karşılığında talep dilekçesinde yer alan senetlerin müvekkili şirkete teslim edildiğini, 23.02.2019 tanzim tarihli, 15.06.2019 vade tarihli, 90.000,00 TL tutarlı senedin ve 23.02.2019 tanzim tarihli, 15.07.2019 vade tarihli, 98.420,00 TL tutarlı senedin bedellerinin vadesinde ödenmemiş olduğunu, borçluların mallarını kaçırma tehlikesi de olduğunu belirterek, İİK’nın 257. maddesi uyarınca borçluların, borca yeter miktardaki mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını istemiştir. İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 24.09.2019 tarihli kararında; “…İhtiyati haciz talep eden, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimali de gözetilmelidir. Bu nedenle, ihtiyati hacize karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati haciz kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati hacize karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati haczin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. Her somut olayda ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemelidir. İhtiyati haczin şartları mevcut değilse, yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmelidir.İİK’nun 258/2. maddesi gereğince tarafları dinleme gereği duyulmaksızın evrak üzerinde karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Yukarıda hüviyeti yazılı alacaklının borçlulardan alacağı olan 188.420,00- TL alınmasının temini bakımından vaki isteği İcra İflas Kanununun 257. Maddesinin 1.fıkrasına uygun bulunmuş, alacak rehinle temin edilmemiş ve diğer taraflarla üçüncü şahısların muhtemel zarar ve ziyanlarına karşı kafi teminat karşılığında talebin kabulüne…” karar verilmiştir.Bu karara karşı, borçlu şirketler vekili tarafından, İİK’nın 265. maddesi uyarınca, süresinde itiraz edilmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili itiraz dilekçesinde özetle; işbu uyuşmazlıkta tacir olan tarafların aralarında doğmuş ve doğabilecek uyuşmazlıklar için Ankara Mahkemelerini yetkili kıldıklarını, söz konusu yetki şartının ilgili bonoda yazmadığını, yetki itirazlarının mevcut olduğunu, müvekkilinin mallarını gizleme, kaçırma gibi alacaklının haklarını ihlal eden herhangi bir eylemi olmadığını, davacı tarafında bu durumların gerçekleştiğini ispatlayamadığını belirterek, usule ve esasa aykırı olan ihtiyati haciz kararının kaldırılmana ve yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince, itirazı değerlendirdiği ve istinaf başvurusuna konu olan 08.11.2019 tarihli ek kararla; “…İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK’nun 258.1) hükmüne göre, ‘İhtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir.’ anılan Kanunun 5. maddesi de HMK’nın yetkiye dair hükümlerinin kıyasen uygulanacağını öngörmüştür. Söz konusu atıf sadece yetkili mahkemenin belirlenmesine yöneliktir. İhtiyati hacizde yetkiyle ilgili diğer hukuki meselelerde, öncelikle İcra ve İflas Kanunu’ndaki özel hükümler uygulanmalı, bu hükümlerin yetersiz olması halinde ihtiyati haciz müessesesinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde HMK kıyasen tatbik edilmelidir. İİK’nun 263/III hükmüne göre, ‘Mahkeme gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder.’ Bu hüküm uyarınca, yetki itirazının yerinde görülmesi halinde ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilir. Somut olay bakımından, itiraz eden keşideci ve lehtar ile alacaklı tacir olup bonodaki yetki şartı geçerlidir. İhtiyati hacze dayanak bonolarda; ihtilâf halinde Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre HMK’nun 17. madde gereğince tacirler arasında düzenlendiği belirlenen yetki sözleşmesi geçerli olup, kambiyo senetlerinin özelliği gözetildiğinde anılan yetki sözleşmesi tacir olan tarafları bağlar. Dayanak bononun Ankara Mahkemeleri’nin yetkisine dair yetki şartı içermesi sebebiyle Ankara Mahkemeleri ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla itiraz edenlerin yetki itirazı yerinde görüldüğünden…”, İhtiyati hacze itiraz edenler vekillerinin itirazlarının kabulüne, 24/09/2019 tarih 2019/1315 D.iş, 2019/1315 Karar nolu Değişik İş Kararının itiraz eden … Ltd. Şti ve …San. Ve Tic. Ltd. Şti. yönünden ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, karar verilmiştir.Bu ek karara karşı, alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf başvuru dilekçesinde; 25.02.2019 tarihli “reklam alanı kira sözleşmesi” adlı belgenin 11. maddesinde ve 18.03.2019 tarihli sözleşmenin genel hükümler başlıklı 12. maddesinde açıkça görüleceği üzere tacir olan taraflar arasında çıkacak ihtilaflarda Çağlayan Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olacağı belirlendiğinden tacir olan taraflar arasında yapılan yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan İstanbul Mahkemelerinin somut olayda yetkili olduğunu, borçluların müvekkilin gösterdiği iyiniyeti kötüye kullanarak söz konusu gayrımenkulleri mal kaçırma kastı ile üçüncü kişilere devrettiklerini, buradan da borçluların mal kaçırma eylemleri olmadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ilk derece mahkemesinin itirazın kabulüne dair ek kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Talep, İİK’nın 265. maddesi uyarınca ihtiyati hacze itiraza ilişkindir. İlk derece mahkemesince, itirazın kabulüne dair verilen ek karara karşı, alacaklı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Alacaklının keşideci olduğu, itiraz eden borçluların ise lehtar- ilk ciranta ve ikinci ciranta oldukları anlaşılan bonolardan dolayı verilen ihtiyati haciz kararına borçlular vekilinin, mahkemenin ihtiyati haciz kararı vermeye yetkisiz olduğu yönündeki itirazı üzerine ilk derece mahkemesince borçluların yetki itirazının yerinde bulunduğu gerekçesiyle itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının itiraz eden borçlular yönünden kaldırılmasına karar verilmiştir. HMK’nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır” hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar, sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Yine bonoda yetki şartı bulunması halinde yetki şartının geçerli olması için HMK’nın 17. maddesine göre, uyuşmazlığın tacirler arasında doğmuş olması şartı aranmaktadır.Somut olay bakımından, itiraz eden keşideci alacaklı ve borçlular tacir olduklarından, talep konusu bonolardaki yetki şartı geçerlidir. İhtiyati haciz talebi bonoya dayalı olup temel ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye dayalı değildir. Bu durumda, ilk derece mahkemesi kararı isabetli olmakla, alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK’nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun reddine,2-İhtiyati haciz talep eden alacaklı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irad kaydına,3-İhtiyati haciz talep eden alacaklı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 26.02.2020 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.