Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2020/1900 E. 2021/171 K. 11.02.2021 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1900
KARAR NO : 2021/171
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/12/2017
DOSYA NUMARASI : 2017/463 Esas – 20171219 Karar
DAVA: EK TASFİYE (TTK 547’den Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 11/02/2021
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin İstanbul 12. İş Mahkemesi’nin 2011/330 Esas – 2011/1305, 1306, 1307, 1308, 1309, 1310 Esas sayılı dosyaları ile … Ltd. Şti. aleyhine alacak davası açtıklarını, davalar devam ederken şirketin ünvan değişikliği yaparak … Ltd. Şti. adını aldığını, daha sonra bu şirketin 18/05/2015 tarihli genel kurulunda tasfiye kararı verildiğini, tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için … tasfiye memuru olarak atandığını, 23/12/2016 tarihli genel kurul toplantısı ile tasfiye işlemlerinin sonlandırıldığını ve bu durumun 03/01/2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, müvekkillerinin tasfiye edilen … Ltd. Şti.’ne karşı açtıkları davaların müvekkilleri lehine sonuçlandığını, başlatılan icra takiplerinin kesinleştiğini, şirketin tasfiye memuru davalı … şirket hakkındaki icra takiplerinden haberdar olmasına rağmen tasfiye işlemlerini tamamlayarak hukuka aykırı bir şekilde şirketi tasfiye ettiğini belirterek, müvekkillerinin alacaklarının tahsili ve icra takiplerinin devamı için, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün … sicil numarasında kayıtlı … Ltd. Şti.(…Ltd. Şti.)’nin tüzel kişiliğinin ihyası ile ticaret sicile kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Sicil Müdürlüğünün davaya konu olayın cereyan ettiği dönemde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 34. maddesi ve Ticaret Sicil Tüzüğünün 28. maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memuru tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurun sorumluğunu gerektirdiğini, müvekkili kurumun dava açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek, müvekkili kurum yönünden açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/12/2017 tarih ve 2017/463 Esas – 20171219 Karar sayılı kararı ile; “…. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre … Ltd. Şti.’nin tasfiye memurunun … olduğu ve tasfiye sonu tescilini yaptırdığı ve şirketin kaydının bu nedenle sicilden terkin edildiği anlaşılmış ise de; tüzel kişiliğinin sona erdiğinin hukuki açıdan kabul edilebilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanmış olmasının gerektiği, davacıların, …Ltd. Şti.’ hakkındaki davalar sonuçlanmadan tasfiyenin kapatılmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla 6102 sayılı TTK’nın 547. maddesine göre davacının davasının kabulüne ve tasfiye işlemlerini yürütmesi için son tasfiye memuru … oğlu ve aynı zamanda şirket yetkilisi … tasfiye memuru olarak atanmasına ilişkin … ” gerekçeleri ile; ” 1-Davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil müdürlüğünün … (sicil numarası yanlış yazıldığından düzeltilmiştir.) sicil numarasında kayıtlı … Ltd. Şti nin (Eski Ünvan … Ltd. Şti ) nin İstanbul … İcra müdürlüğünün… esas sayılı dosyası, İst. … İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyalı ile sınırlı olmak üzere tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına, 2-Tasfiye memuru olarak … TCKN lu … atanmasına, …” karar verilmiş ve verilen karara karşı, tasfiye memuru olarak atanan … tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: … istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme ilamının usulüne uygun olmadığını, taraf olarak … Ltd. Şti.’nin adının belirtilmediğini, tasfiye süresince davacıların hiçbir itirazlarının olmadığını, tasfiyenin kesinleştiğini, bu aşamada tasfiyeden dönülmesinin TTK’nın 547. madde hükmü ile bağdaşmayacağını, Davada taraf olmamasına rağmen aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesinin yasal olmadığını, tasfiye memuru olarak tayininde iradesinin sorgulanmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK’nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, dava dışı … Ltd. Şti.(Eski Ünvan …Ltd. Şti ).’nin 6102 sayılı TTK’nın 547. maddesi gereğince ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı tasfiye memuru olarak atanan … tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK’nın 547. Maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir. Tasfiye sonunda ticaret sicilden kaydı silinen şirket hakkında görülmekte olan davaların, başlatılmış icra takiplerinin bulunması halinde tasfiye işlemlerinin tamamlandığından söz edilemeyecektir. Dava dışı … Ltd. Şti. (Eski Ünvan: … Ltd. Şti)’nin 18/05/2015 tarihli genel kurulunda tasfiye kararı verilerek … tasfiye memuru olarak atandığı, tasfiyenin sona erdiğinin 28/12/2016 tarihinde Ticaret Siciline tescil edilerek şirketin kaydının terkin edildiği, bu hususun 03/01/2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, kaydın terkin edildiği tarihte, şirket aleyhine terkinden önce davacılar tarafından açılmış olan davalarda verilen kararlar uyarınca başlatılmış derdest icra takiplerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. TTK’nın 547. maddesine göre açılan ihya davalarının, Ticaret Sicil Memurluğu ile tasfiye memurları aleyhine yöneltilmesi gerekmektedir. Kaydı terkin edilen şirket aleyhine taraf olarak husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından, ihyası talep edilen … Ltd. Şti.’nin davada taraf olarak yer almamasının usule aykırı olmadığı, şirketin genel kurulunun verdiği karar üzerine tasfiye edildiği dikkate alındığında, davacıların tasfiye aşamasında bir itirazda bulunmalarının söz konusu olmayacaktır. Mahkemece, tasfiye memuru … dava açıldıktan sonra vefat ettiği tespit edilerek, şirket yetkilisi … adına dava dilekçesi ekli duruşma günü bildirir davetiye çıkartılarak, adı geçenin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği görülmektedir. TTK. 547/2 maddesi; ”Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir,” hükmünü haiz olup, son tasfiye memuru … yargılama sırasında vefat ettiği nazara alındığından, TTK’nın 547/2 maddesi hükmüne göre, terkin edilen şirketin yetkilisi olan… tasfiye memuru olarak atanmasında usule aykırılık bulunmadığı, ancak tasfiye işlemlerini kendisinin yapmadığı ve Ticaret Sicil Müdürlüğünün de yasal hasım olduğu dikkate alınarak, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin ihyasına karar verilen şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik tasfiye memuru olarak atanan … tahsiline karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin atanan tasfiye memurundan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, tasfiye memuru … istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 14/12/2017 tarih ve 2017/463 Esas 2017/1219 K sayılı kararının HMK’nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; Davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün … (sicil numarası yanlış yazıldığından düzeltilmiştir.) sicil numarasında kayıtlı … Ltd. Şti nin (Eski Ünvan … Ltd. Şti ) nin İstanbul … İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyası, İst. … İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyalı ile sınırlı olmak üzere tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına, 2-Tasfiye memuru olarak … TCKN lu … atanmasına, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 59,30 TL karar harcından, davacı tarafından dava açılırken yatırılan 31,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 27,9 TL’ nin ihyasına karar verilen şirketten alınmak üzere şimdilik tasfiye memuru olarak atanan … tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4- Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden Dairemiz karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca belirlenen 4.080,00 TL vekalet ücretinin, ihyasına karar verilen şirketten alınmak üzere şimdilik tasfiye memuru olarak atanan … alınarak davacılara verilmesine, 5-Davacı tarafın yapmış olduğu harç, tebligat ve müzekkere giderleri toplamı 142,00.TL yargılama giderinin, ihyasına karar verilen şirketten alınmak üzere şimdilik tasfiye memuru olarak atanan … tahsili ile davacılara verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider/delil avansı varsa, talep halinde taraflara iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 7-İstinaf kanun yoluna başvuran tasfiye memuru tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 54,40.TL istinaf karar harcının talep halinde tasfiye memuruna iadesine, 8-İstinaf kanun yoluna başvuran tasfiye memuru tarafından sarf edilen 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 23,63 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri toplamı 172,23 TL’ nin davacıdan alınarak tasfiye memuruna verilmesine, 9-Artan gider avansı olması halinde, talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 10-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/02/2021 tarihinde HMK’nın 362/1-ç (YHGK.nun 13/12/2018 tarih ve 2017/11-2924 Esas – 2018/1935 Karar) maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.