Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2017/903 E. 2018/726 K. 13.06.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

.
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2017/903
KARAR NO : 2018/726
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/06/2017
NUMARASI : 2015/1183 E.- 2017/635 K.
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2018
İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, müşterisi K…. A.Ş’ye ait 10.300 kg kaynak teli ve kaynak elektrodu nev’inde yükün T…adresinden, … adreslerine taşınması hizmetini üstlendiğini, taşıma hizmetinin gerçekleştirilmesi hususunda davalı ile müvekkil şirketin anlaştığını, yükün davalı tarafından 10.04.2013 tarihinde davalıya ait olan … plakalı araca yüklenerek nakliyesi gerçekleştirilmek üzere teslim alındığını, davalının kendisine ait ve yüklü halde bulunan aracını taşıma akdine aykırı olarak gece vakti ve güvenli olmayan bir alana, evinin önüne park halinde bıraktığını, yükün anılan plakalı araç ile birlikte davalının ağır kusuru sebebiyle 11/04/2013 tarihinde çalındığını, müvekkil şirketin uğradığı zararlar veya karşılamak zorunlu kalabileceği zararlar ve buna bağlı vekalet ücreti, faiz ve sair diğer zararlardan davalının sorumlu olduğuna dair 19/04/2013 tarihli, 19045 yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, davalı aleyhine İstanbul Anadolu ….İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun borca haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunması üzerine başlatılan takibin durduğunu öne sürerek davalı/borçlu tarafından yapılan haksız itirazın iptalini, davalı borçlu aleyhine % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacı şirketin 5 yıldır nakliye işlerini yaptığını, olay tarihinde davacı firmanın taşınacak emtiayı davalının aracına yüklediğini, aracı fabrikada bıraktırmadıklarını ve güvenli bir otopark da göstermedikleri için davalının evinin önüne park ettiğini, evinin önünün en güvenli yer olarak düşündüğünü, gece uyandığında aracın evinin önünde olmadığını farketmesi üzerine karakola şikayette bulunduğunu, bir hafta sonra aracın bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davalı taşıyıcının “tenteli dorsesinde 50.000- TL civarında mal olduğunu bildiği kamyonun kontağını kapatıp, kapılarını kilitlemek suretiyle evinin önünde park ederek, sabahı beklemekle” basiretli bir tacir gibi davranmadığı, aracın çalınabileceğini düşünüp ona göre hareket etmesi ve gereken tedbirleri alması gerektiğinden asli ve tam kusurlu olduğu, dolayısıyla çalınan/kaybedilen emtia bedelinden tamamen sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tacir olduğundan ve yapılan iş ticari olduğundan avans faize hükmedilmiş, alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi gerekçesiyle icra inkar tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz edildiğini, takibe yapılan itirazın iptali ile, alacağın likit olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkili lehine olan kısmı korunarak sadece reddedilen icra inkar tazminatı yönünden inceleme yapılarak müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; itirazın iptali davasıdır. Davalı açısından sözleşmeye aykırılık olan durumun özü ise 3. Şahıslar tarafından gerçekleştirilen haksız fiildir. Davalıya taşınmak üzere teslim edilen mallar davalının aracı ile birlikte (haksız fiil sonucu) çalınmıştır. İstanbul Anadolu … İcra Müdürlüğü’nün … sayılı dosyasında, davacı taraf çaldırılan araç içindeki ürün bedelleri açıklamasıyla 49.000,12- TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapmıştır. Davalı, hırsızlığın kendi dışında meydana geldiğini belirterek, borca ve faize itiraz etmiştir.
HMK.’nın 355. Maddesine göre, istinaf açısından uyuşmazlık konusu icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığıdır. İcra inkar tazminatının yasal dayanağı İİK’nın 67/2. Maddesidir. Bu maddeye göre: “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.”
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacak miktarının davalı-borçlu tarafından bilinecek tarzda muayyen-belirli, likit bir alacak olması gerekmektedir. Eldeki davada alacak miktarı davalının bilebileceği bir tutar değildir. Zira davalı, taraflar arasındaki ilişkide taşıyıcı olup aracına taşınmak üzere yüklenen eşya, kendi aracı ile birlikte 3. bir kişinin eylemi neticesinde çalınmıştır. 3. Kişinin haksız fiilinden kaynaklanan davalının sorumluluğu kapsamında belirlenen tutar, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için gerekli olan alacağın muayyen, likit bir alacak olması niteliklerini taşımamaktadır. Bu durumda, alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle likit olmayan tazminat kabilinden olan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine konu alacağın tahsiline ilişkin icra takibine itiraz edilmiş olmasından dolayı icra inkar tazminatına hükmedilmemesi, dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olup, istinaf nedenleri yerinde olmadığından başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 35,90- TL istinaf karar harcının, davacı tarafından yatırılan 837,- TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 801,10- TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine .
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK ‘nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2018

.