Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/651 E. 2022/26 K. 19.01.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/651 Esas
KARAR NO : 2022/26

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 18/05/2017
KARAR TARİHİ : 19/01/2022

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREKÇE : Mahkememizin —- Karar sayılı davasında,
“Davacı vekili, davalı şirketin—— tarihleri arasında geçerli olan ve —— sayılı kredi sigorta poliçesi tanzim ettiğini; bu poliçenin ana poliçe olduğunu, yine ana poliçeye bağlı olarak aynı tarihler arasında geçerli olan —–poliçesi ile de, müvekkili şirketin —— gerçekleştireceği ihracat bedellerinin 3.000.000,00 Euro tutarına kadar ( alıcı limiti tutarı ) tazmin etme yükümlülüğü altına girdiğini; davalının —- tarihinde de limiti iptal ettiğini; bu tarihlerde —- yılında teslim edilmek üzere 02/11/2015 tarihinde verilen ancak henüz sevkiyatı yapılmamış — sipariş bulunduğunu; müvekkili şirketin alıcı limiti tutarının iptal edildiği —kapsamında, — düzenlenen — sevkiyatları gerçekleştirdiğini; poliçe koşulları gereği davalıdan 06/01/2016 tarihinde bekleyen siparişler ile ilgili teminat talep edildiğini; fakat 19/01/2016’da bu talebin reddedildiği; böylece sigorta şirketinin sigortalısına, sigorta teminatına güvenerek alıcı firma tarafından verilen siparişlere istinaden —- satın alınıp, ödemesi yapılan — özel olarak üretilmiş ve başka bir şirkete satılamayacak ürünler için “artık size teminat vermiyoruz, kendi yöntemlerinizle kendinizi garantiye alın” biçiminde bir davranış içine girildiğini; bunun üzerine müvekkili —üretilmesi ve başkasına satılamayacak olması sebebiyle adı geçen firma ile artık sigorta kapsamına girmeyecek olan yüklemeler için akredidifri bir çalışma kararı verdiğini; bu kapsamda — edildiğini; müvekkili şirketin 24/03/2016 tarihinde —–davalıya başvurduğunu, davanın bu kapsamda —dosyasını açtığını; poliçe özel şartları madde 4.4.3/d bendinin “karşılığında teminat olsun olmasın tüm risk fatura detayı ile birlikte yapılmalıdır.” şartı gereği teminat içinde olmayan ve ayrıntıları tabloda verilen — mal mukabili gerçekleştirilen —— tutarındaki sevkiyatın sigortacıya bildirildiğini; davalının —- ——– ile limit iptal edildikten sonra gerçekleştirilen —- nolu faturanın sigorta teminatı dışında bırakıldığını; bildirilen hasar tutarının poliçeye özel ve genel şartları gereğince muafiyet ve limit dikkate alınması sonucu 781.416,80 Euro üzerinden %90 oranında teminat kapsamında ödenebileceğinin bildirildiği; davalının 19/01/2017 tarihli yazı ile hasar dosyasında yapılan ikinci değerlendirme sonunda güncel cari hesap ekstresi incelendiğinde, kalan bakiyeyi oluşturan ——yapılan satışlar olduğunun tespit edildiğini; kredi sigorta şartalarının A.7.1.2 maddesi gereğince sigorta teminatı dışında bırakıldığını bildirdiğini; ret gerekçesine dayanarak gösterinen maddenin somut olayda uyuşmazlıkla bir ilişkisinin bulunmadığını; müvekkili şirketin —- sigortacı tarafından verilen limitin 12/01/2016 tarihinde iptal edildiğini; bu tarihten sonra —- içinde olmadığını; esasen vesaik mukabili— yapılan sevkiyat olduğunu; hal böyle olunca ret gerekçesinin yerinde bulunmadığını; teminat kapsamında yapılan ihracat tutarının 784.416,80 Euro olduğunu; poliçede beher muhafiyet 3.000,00 euro ve sigortasız olan %10 olarak belirlendiğini; bu itibar ile ödenmesi gereken tazminatın 703.275,12 Euro olduğunu; kredi sigortası genel şartlarının A.6.2 maddesi uyarınca müdahale talebinin sigortacıya intikal etmesinden 5 ay sonrasında ödeme yükümlülüğünün doğduğunu; buna göre 24/08/2016 tarihi itibariyle davalının temerrüte düştüğünü; bu kapsamda alacaklarının tahsili için—-sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını; davalının haksız bir itirazla takibi durdurduğunu belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına ve davalıdan %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dayandığı poliçe kapsamında 19/10/2015 tarihinde alıcı için—— limit tahsis edildiğini; davacının 26/10/2015 tarihi itibariyle alıcıya sevkiyat yapmaya başladığını; 04/12/2015 tarihinde alıcı — olumsuz durumdan dolayı müvekkili şirket tarafından limiti —- faturanın alıcı tarafından ödenmediğini; 12/01/216 tarihinde davacının ilk kesilen faturası olan 26/10/2015 tarihli 3 faturanın vade tarihinde ödenmemesi nedeniyle limitin iptal edildiği; dolayısıyla 12/01/2016 tarihinden sonra kesilen tüm faturaların poliçe kapsamı dışında kaldığını; 14/01/2016 tarihinde davacı taraf elindeki ürünleri, vadesi geldiği halde ödeme yapmamış olan alıcısına gönderebilmek için —- tarihinde sevk edilmesine rağmen durumu sigortacısına bildirmediğini; 19/01/2016 tarihli poliçede yer alan “bekleyen siparişler modülü” kapsamında müvekkili şirketten onay talep ettiğini, fakat alıcının tespit edilen olumsuz mali durumundan dolayı müvekkili şirketin bekleyen siparişler — kullanılmasını uygun bulmayarak e-mail ile bu talebi reddettiğini; poliçe şartları gereği müvekkili şirketin risk izleme ve bilgi verme sorumluluğunu yerine getirerek zamanında bilgilendirme yaptığını; alıcının faturaları ödememesi ve —-verilerinde oluşan olumsuzluklardan dolayı riskli bulunan alıcıya sevkiyat yapılmaması gerektiği ve bekleyen sevkiyatlara onay verilmeyeceğini sigortalıya gerekli açıklamalarla birlikte bildirdiğini; buna rağmen — tarihinde davacının ikinci kez akredidifri satış yaptığını, bu satışıda davalı sigortacıya bildirmediğini; 04/02/2016 tarihinde sigorta tarafından gecikme bildirimi yapılmadığını; 09/02/2016 tarihinde davacının ——– satış yaptığını; bu defa satışı müvekkili şirkete bildirdiğini; 29/02/2016 tarihinde müvekkili tarafından davacıya sevkiyat yapmaması gerektiği, gelecek olan ödemelerin poliçe şartları gereğince en eski açık faturayı kapatacağının belirtildiğini; 24/03/2016 tarihinde davacının müvekkili şirkete “müdahale talebinde” bulunduğunu; müdahale talebinin kredi sigortalarında hasar bildirimi anlamına geldiğini; dava konusu hasarda 09/06/216 tarihli tazminat hesaplamalarında kullanılan cari hesap ekstresinde —- satışların karşılığında 3. Taraflardan alınan tahsilatların yer almadığını; dosyada tahsilat görülemediğini ve bahsi geçen tutar olan —- teminatlı olduğunun davacıya bildirildiğini; Ekim 2016’da yapılan —- ise cari —- görüldüğünden tarihsel olarak en eski açık faturayı kapatacak şekilde hesaplamalar yapılacağını; yapılan tahsilat tutarının 784.416,80 Euro’yu geçtiğinden poliçe kapsamında kalan tutarın kapandığını; sigorta poliçesi genel şartlarının A.7.1.7 maddesi uyarınca sigortalının ödeme güçlüğü içine düştüğünü bildirdiği alıcılara yapılan sevkiyat, teslimat ve hizmet sağlamadan doğan zararların teminat dışında kaldığını; davacının ilk kesilen —– vade tarihinde ödenmemesi nedeniyle limit iptal edildiğinden; 12/01/216 tarihinden sonra kesilen tüm faturalar ile sevkiyatların poliçe kapsamı dışında olduğunu; sigorta ettirenin limiti iptal edilmesine rağmen, hem alıcının ödeme güçlüğüne düştüğünü bildiği halde, satış yaptığı sigorta poliçesinden kaynaklanan yükümlülüklere uymadığını; —— davacı tarafın —— vadesi geldiği halde, ödeme yapmayan alıcısına gönderebilmek için akredidifri satış yaptığını;—— tarihinde sevk etmesine rağmen durumu sigortacısına bildirmediğini; 19/01/2016 tarihinde davacının poliçesinde yer alan bekleyen siparişler modülü kapsamında onay talebinin, alıcının olumsuz mali durumlarından ötürü reddedildiğini; artık dava dilekçesinde iddia edildiği gibi bir üslubun kendilerince kullanılmadığını; müvekkili şirketin risk izleme ve bilgi verme sorumluluğunun zamanında yerine getirilerek yükümlülüklerinin karşılandığını; tüm bunlara rağmen bekleyen ——ile ilgili onayda alınmaksızın siparişe istinaden ham madde alındığını, üretime başlandığının dava dilekçesinde kabul edildiği; davacının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davranmış olduğu; buna rağmen 04/2/2016 tarihinde ikinci kez akredidifri satış yaptığını, bu satışında davalı sigortacıya bildirilmediği —– tarihinde sigortalı tarafından gecikme bildirimi yapıldığını; —– davacının üçüncü defa —- satış yaptığını, bu satışıda müvekkiline bildirdiğini; 29/02/2016 tarihinde müvekkili tarafından davacıya sevkiyat yapmaması gerektiği, gelecek olan ödemelerin poliçe şartları gereği en eski açık faturayı kapatacağını bildirdiğini; buna rağmen 24/03/2016 tarihinde davacının davalıya müdahale talebinde bulunduğunu; davacının talep konusu hasarının teminat haricinde kaldığını; poliçe genel şartlarının A.7.1 maddesinde akredifri satışlar, ödeme güçlüğü içine düşen alıcıya yapılan sevkiyatların poliçe kapsamı dışında olduğunu; borcun teminatı aşan kısmı olarak değerlendirilen durumunun ise; limit verilmiş olan dönemde yapılan limit üstü satışlardan kaynaklanan teminatı aşan kısım için tazminat ödemesine kadar yapılan tahsilatlar, en eski açık faturayı kapatarak limit verilen dönem için kesilen ve teminatlanmayan faturalar teminat altına alındığını; poliçe özel şartlarının hasar bildiriminden sonra yapılan tahsilatlar ile ilişkili 9.2.2 maddesinde bir bölümü teminat kapsamındaki borçlar, tazminat ödemesi öncesindeki tahsil edilen bütün tutarlar önce borcun teminatı aşan kısmından sayılacak ve tamamen sigorta ettirene ödeneceği düzenlemesinin bulunduğunu, özel şartlarının ikinci maddesinde sıralanan hallerden doğan tutarların teminatı aşan kısmın hesaplanmasında dikkate alınmayacağı; özel şartların üçüncü maddesinde sıralanan hallerden doğan tutarlar içierisinde —– ödeme güçlüğü çeken alıcılara yapılan satışlar sayıldığını; 09/06/2016 tüarihli tazminat hesaplamasında kullanılan cari hesap ekstresinde üçüncü taraftan alınan tahsildatlar yer almadığından, 784.416,80 Euro’nun teminatlı olduğu davacıya iletilmişse de; Ekim 2016’da yapılan analizlerde cari hesaba yansıyan tahsilatlar görüldüğünden, yapılan tahsilat tutarıda 784.416,80 Euro’yu geçtiğinden poliçe kapsamında olun tutarın kapandığını; hasar ödemesinden sonra poliçe şartlarına uygun hareket edilip edilmediği, hasarın poliçe kapsamında olup olmadığı; müvekkili şirketin her zaman denetleme hakkının bulunduğunu; hatta sonradan tespit edilen durumlarda hasar tazminatının geri istenebildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dava, İİK’nun 67. Madde gereğince açılan itirazın iptali davasıdır.
İcra takibinde —- alacağın, asıl alacağı işleyecek yıllık %2,35 faiz ile fiili ödeme tarihindeki Türk parası karşılığındaki tahsili için genel haciz yoluyla takip başlatıldığı; takipte borç sebebi olarak dava dilekçesinde dayanılan poliçe gösterildiği ve 1841 nolu hasar dosyasından kaynaklanan 09/06/2016 tarihli yazı ile ödeneceği ifade edilen sigorta alacağının alacak olarak gösterildiği; davalının bu takibe süresi içinde itiraz ettiği, itirazları ile takibin durduğu; iş bu davanında bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı belirlenmiştir.
Mahkememizce, taraf delilleri toplanmış, uzman bilirkişilerden rapor alınmış, tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmiştir.
Taraflar arasındaki —- limit iptalinden sonra, davacı —- mukabili yaptığı; satımlardan elde ettiği tahsilatın, limit iptali öncesinde oluşan rizikodan hasar bedelinden mahsup edilip edilmeyeceği; mahsup edilmeyecek ise, —–kalan satışların dışında kalan, diğer satışlardan dolayı tahsilatların hangi borca / satışa mahsubu noktasında toplandığı; buna göre de davacının davalıdan isteyebileceği hasar ödemesi miktarının icra takibi esnasındaki miktarının ne olacağı noktasında toplandığı belirlenmiştir.
———–yüklemeyi yapmasından sonra, ihracat evraklarının, —– tahsil edilebilmesi —- bir tahsil talimatı ile birlikte verdiği, tahsil talimatını alan —-tahsil bankası aracılığı ile mal bedelini peşin olarak tahsil ettiği satışlardır. Öncelikle, —- yapılan satış poliçe şartları uyarınca zaten teminata dahil olmadığından, buna mukabil gelen satış bedelinin / tahsilatın poliçe teminatı kapsamında oluşan hasar bedelinden mahsup edilemeyeceği; dava dilekçesinde —– olduğu belirtilen satışların gösterildiği; yine bu satışlara ilişkin bedellerin ayrılması gerektiği belirlenmiştir. Bilirkişi heyeti raporunda —– gösterilen tüm faturaların —- mukabili olduğu esasına göre hesap yapmış olup; mahkememizce son duruşmada bu husus taraf vekillerine sorulmuş; davacı vekili, bilirkişinin —- tablodada eşleştirdiği faturaların ——olmadığına dair bir itirazları bulunmadığını; hatta bunun üstü olan—- işlemler olduğunu ve bedellerininde alındığını kabul etmekte olduğu görülmüştür. Hal böyle olunca, bilirkişiler tarafından —– gösterildiği üzere—-olduğu bildirilen satışlar yönünden —-tarihten sonra gelen tahsilatların tarihleri gösterilmek suretiyle tek tek çıkarıldığı; dava dilekçesinde gösterilen ve—- satışların tamamının——olduğu; —– farklar hariç ilişkili havalelerin tutarlarına nazaran eşleştirildiği; ——- olduğu beyan edilen tüm satış bedellerinin tahsilinden sonra —- havalenin açıkta kaldığı; davacının —–mevcut olmakla beraber, öncelikli —- kapsamında bulunan 324.687,79 euro borç bulunduğu; hangisine mahsubun yapılacağında poliçe özel şartları 9.2.2 maddesinin göz önünde tutulması gerektiği zira ———— sayılı faturanın poliçe kapsamında satış olmadığı buna karşılık tahsilat tarihi itibariyle müdahale talebinin bulunduğu; 9.2.2 maddede “tazminat ödemesi öncesinde tahsil edilen bütün tutarlar önce borcun teminatı aşan kısmını sayılacağı ve tamamen sigorta ettirene ödeneceği, özel şartların 3. Maddesinde sıralanan hallerden doğan tutarlar teminatı aşan kısımlarda dikkate alınmayacağı” şeklinde açıklandığı; müdahale talebi mevcut fakat tazminat ödemesi yapılmamış iken, gelen bu ödemenin teminatı aşan kısma yapılmış sayılacağı bir başka anlatımla sigorta örtüsüne tabii borca sayılmayacağı; dolayısıyla kural olarak sigortalının diğer alacaklarına mahsubu gerektiği, ancak düzenleme özel şartlar 3’e atıf suretiyle istisna getirildiği, anılan özel şartların 3.3 maddesinde “ödeme güçlüğü içine düştüğü bilinen alıcıya yapılan satışların” teminatı aşan kısım hesaplamasında değerlendirilemeyeceği; ———— konu sevkiyatın alıcının—— durumundaki olumsuzluğunun sigortacı tarafından bildirilmesinden sonra yapılması sebebiyle, özel şartları madde 3.3. Uyarınca sigortacının durumunu kötüleştirmeyeceği ve mahsup kuralında teminat dışı borç kapsamından mahsup edilemeyeceği; bu durumda sigorta örtüsü altında kalan satışlardan önce muaccel bakiye borcun cari hesap incelemesi sonunda ——– tarihli havalenin —–diğer ödemelerin eşleştirilmesine göre) bu tutardan mahsubu gerektiği, buna göre risk altında bulunan borç tutarının —— olduğunu; netice olarak iptal öncesindeki satışlar sebebiyle davacının tahsil edemediği tutarın bir başka deyişle davalının teminat kapsamında oluşan hasar tutarının —- muhafiyet bulunduğu, buna göre kalan miktarın 193,773,46 Euro olduğu; yine poliçe özel şartları gereği %10 oranın sigortasız bulunduğu bu nedenle 19.377,35 Euro’nun indirilmesi gerektiği; buna göre tazmini gereken zarar tutarının —– poliçe primi ile faturanın aynı para biriminde olduğu, hal böyle olunca poliçe özel şartlarını n15. Maddesi uyarınca teminat ödemelerinde poliçeye ait para biriminin kullanılmasının mümkün olduğu, davacınnıda —– tahsil tarihindeki —– karşılığını istemesinin makul olduğu, takipteki asıl alacak miktarının 174.396,11 Euro olması gerektiği belirlenmiş; takipteki birikmiş faiz talebi yönünden ise sözleşmenin A.6.2 maddesi uyarınca müdahale talebinin sigortacıya intikalinden 5 ay sonra ödeme yükümlülüğünün başladığı, buna karşılık özel şartlarının 8.3 maddesinde “sigortacı tazminat kredi sigortası genel şartlarının A.6.1 ve 6.2 maddelerinde belirtilen 5 aylık bekleme süresinden sonra ödeme yükümlülüğünü doğuran bilgi ve belgelerin kendisine ulaşmasından itibaren en geç 30 gün içinde sigorta ettirene ödemek zorunda olduğu” düzenlemesinin bulunduğu; bu durumda temerrütün —– tarihinde müdahale talebinde bulunulması nedeniyle 24/08/2016 tarihinin özel şart hükmü gereğince 30 gün eklenerek 23/09/2016 olarak bulunduğu, takip tarihine kadar—- olduğu kabul edilerek bu miktarlar üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş; alacak likit olduğundan asıl alacağın TL karşılığı olan 639.378,01 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatına” hükmedilmek suretiyle davanın KISMEN KABULÜNE karar verilmiş;
Karar taraf vekillerince istinaf edilmiş,
——– Karar sayılı hükmüyle istinaf talebinin reddine karar vermiş;
İş bu karar taraf vekillerince temyiz edilmiş,
—— sayılı hükmünde diğer temyiz talepleri reddedilip sadece alacağın likit olmadığı bu nedenle inkar tazminatı verilmemesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuş;
Bozma üzerine dosya mahkememizin bu esasına kaydedilmiş ve 24/02/2022 tarihinde duruşmasının yapılmasına karar verilmiş;
Ancak, taraf vekillerinin karşılıklı dilekçelerle sulh olduklarını beyan etmiş olmaları, HMK gereğince sulhun davayı bitiren taraf işlemlerinden olduğu, dönüşünün mümkün olmadığı; taraf vekillerinin HMK 315/1 madde gereğince karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ettikleri; ayrıca yargılama giderlerinin yapanlar üzerinde bırakılmasına, karşılıklı olarak birbirlerinden vekalet ücreti istemedikleri talepleri de nazara alınarak aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
SULH NEDENİYLE HMK 315/1 MADDE GEREĞİNCE, KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Peşin olarak alınan harçtan maktu harcın mahsubu ile 33.864,93 TL bakiye harcın talebi halinde davacıya iadesine,
Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin yapanlar üzerinde bırakılmasına,
Talep nazara alınarak tarafların leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Karar kesinleştiğinde bakiye gider avansının da davacıya iadesine,
Dair karar, tarafların yokluğunda, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay yolu açık olarak oy birliğiyle verildi.