Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/341 E. 2021/962 K. 26.10.2021 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/341 Esas
KARAR NO: 2021/962
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25.05.2021
KARAR TARİHİ: 26.10.2021
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket —- taraflar arasında akdedilmiş olan —– kaynaklı bakiye borcundan dolayı —- dosyası ile tarafımızca icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu tarafından dosyaya itiraz dilekçesi sunulmuş olup takibin durdurulduğu, davacı ile davalı taraf arasında — tarihinde, —– imzalandığı, elma satış mukavelesinde de belirtildiği üzere davacı tarafından davalı şirkete, —- teslimi gerçekleştirildiği, teslim karşılığında davalı tarafın ifa edeceği tutar hesaplanırken sandık darasının düşüldüğü, — zamanı da sözleşmede belirtilmiş olup şirketin, davacıya sözleşme tarihinde—- aylarında ödeyeceği hususunda tarafların mutabık olduğu, davalı tarafça avans olarak verileceği kararlaştırılan —– ilişkin bir ödeme gerçekleştirilmediği, bu hususa ilişkin davacı banka hesaplarında herhangi bir hareket bulunmamakta olup ödemenin gerçekleştirildiğine dair iddianın mevcut olması halinde ispat yükünün davalı taraf üzerinde olacağı HMK’nın 190.maddesinde düzenlendiği, davalı tarafa, davacı tarafından teslim edilen elmalara ilişkin kantar fişlerinin de mevcut olup —— kesilmiş fişlerin olduğu, banka hesap dökümlerine ilişkin dekontlar ile gözler önüne serildiği üzere davalı tarafça —–miktarında ödeme gerçekleştirildiği, bunun akabinde, borçlu şirket tarafından bakiye borcun bir kısmına binaen, davacı lehine —- tutarlı çek keşide edildiği, söz konusu çek bedeline ilişkin ödeme —- tarihinde, davacıya ait banka hesabı aracılığı ile gerçekleştirildiği, bahsedilen ödemeler düşüldükten sonra ortaya çıkan —bakiye borcun ödenmemiş olması üzerine davacı— tarihinde alacağını tahsil edebilmek için ihtiyari arabuluculuk başvurusunda bulunduğu, —– süreci tamamlanmadan, davalı tarafça —ödeme gerçekleştirildiği, ancak —– bakiye borca ilişkin herhangi bir mutabakat sağlanamaması üzerine anlaşamama tutanağının düzenlenmesi ile ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri sonlandırıldığı, bahsedilen hususlar üzerine —- asıl alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatılmış, borçlu şirketçe yetki itirazında bulunulması üzerine ile dosyanın —-esasını aldığı, davacının, sözleşmeden kaynaklı ifa yükümlülüklerini yerine getirdiğini, açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile ——- sayılı dosyası ile başlatmış oldukları takibe, borçlu tarafça yapılan itirazın iptaline ve takibin aynen devamını; davalı taraf aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine; yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Arabulucuk dava şartının yerine getirilmediği, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini talep ettiklleri, davacı tarafından davalı şirkete teslim edilen elmalar ağaçtan değil, yerden toplanarak kasalara doldurulduğu, davalı şirkete teslim edilen kasalarına yere düşerek darbe almış elmaların konulduğu, bu darbe almış elmalar kasaların iç kısımlarına konulduğundan ilk başta bu hususun anlaşılamadığı, kısa bir süre içerisinde bu elmaların çürümeye başlamasıyla davacının hileli ve kötü niyetli davranışının tespit edildiği, daha satışı yapılamadan çürümeye başladığı, buna ilişkin Isparta —-müracaat edilmiş olup—–kasalara konulan elmaların yere düşerek darbe almış elmalardan oluştuğunun açıkça tespit edildiği, bu şekilde —– erken çürümesi nedeniyle davalı şirket davacı tarafından —- uğratıldığı, bu zarara ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı tutulduğu, dvaalı şirket tarafından malların ayıplı olduğu ve bu ayıp nedeniyle davalı şirketin zararı olduğu davacıya bildirildiği, davacı da ayıplı mallara sayılması niyetiyle bakiye kısmını talep etmediğini davalı şirkete bildirdiği, konunun bu şekilde sulh yoluyla kapatılmış olmasına rağmen davacı tarafından davalı şirket hakkında haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatıldığı, açıklanan nedenlerle; davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, —– icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın —- gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
——-sayılı ilamlarında ve çok sayıda benzer ilamlarda da vurgulandığı üzere;
Ticari dava ve ticari iş birbirinden farklı iki ayrı kavramdır. Her ticari dava ticari iş olmakla birlikte, her ticari iş ticari dava olmamaktadır.—— maddesi uyarınca ticari davalara bakma görevi Asliye ticaret mahkemesine aittir. Dolayısıyla ticari iş kapsamında olmakla birlikte ticari dava sayılamayan durumlarda ticaret mahkemeleri görevli olmayacak, uyuşmazlığın niteliğine göre diğer mahkemelerin görev hususu değerlendirilecektir. —– göre bir davanın ticari dava sayılması için; uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden tacir ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, —— veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde bir düzenleme bulunması, diğer bir deyişle mutlak ticari dava olması gerekmektedir. Somut olayda davalı taraf tacir ve uyuşmazlık ticari işletmesini ilgilendirmekle birlikte davacı tarafın —– olduğu görülmektedir. Uyuşmazlığın niteliği itibariyle mutlak ticari dava olmadığı tartışmasız olmakla birlikte mahkememizin görevi hususunda sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için davacının bağlı bulunduğu ilgili ticaret sicil müdürlüğüne, ilgili — ayrı ayrı müzekkereler yazılmış, —- tarihli yazıda davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, mal alış ve satış tutarlarının —- maddesinde belirtilen tutarların altında kaldığının bildirildiği, ilgili —- —- tarihli cevapta gerçek kişi ticari işletme kaydı olmadığının bildirildiği görülmüştür.
Gelen müzekkere cevapları incelendiğinde, davacının gerek ticaret sicil kaydında gerçek kişi tacir kaydı ve ticari işletme kaydının bulunmayışı, gerekse vergi dairesi kayıtlarında işletme hesabına göre defter tutup mal alış ve satış tutarlarının hem fatura tarihi hem dava tarihi göz önüne alındığında—–belirtilen tutarların altında kaldığının diğer bir deyişle gelirinin esnaf sınırını aşmadığının belirtilmesi göz önünde bulundurularak davacının tacir olmadığı ve nispi ticari dava koşullarının da oluşmadığı görülmekle, mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı ve uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1——- uyarınca mahkememizin görevsiz olduğu anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığından USULDEN REDDİNE,
2-HMK.’nun 20.maddesi uyarınca, iş bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içerisinde başvuru halinde, dava dosyasının görevli —– Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK.’nun 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde —– Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/10/2021