Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/557 E. 2018/958 K. 17.10.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/557 Esas
KARAR NO : 2018/958
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/06/2017
KARAR TARİHİ: 17/10/2018
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; davacının iş sahasını esas olarak tekstil ve örgü makineleri ile bunların yedek parçalarının alım satımı ve ticareti oluşturduğunu, davalı ile davacı arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, davalı tarafından son olarak 08.02.2017 tarihinde 3.000,00-TL ödeme yapıldığı ancak bu tarihten sonra yapılan tüm uyarılara rağmen bakiye borcu ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul … İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı 07.06.2017 tarihli dilekçe ile böyle bir borcun bulunmadığından bahisle borca itiraz ettiğini, davalı bu yolla borcunu ödemekten mümkün olduğunca kaçınmak ve davacıya zarar vermek kastı ile hareket ettiğini, davalı yanın itirazının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, mahkemece takdir olunacağı ve yerleşik yargıtay içtihatlarında vurgulanduğu üzere ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için talepte bulunanın talebi konusunda ortaya koyduğu delillerin yakın ispat kuralını yerine getirdiğini, bu nedenle huzurdaki davada yakın ispat kuralı gerçekleştiğini davalı yanın taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine davacının alacak miktarı olan 14.020,00-TL ile sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz konulmasını talep ettiğini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; davacı tarafından açılan itirazın iptali davası 12.07.2017 tarihinde tarafına tebliğ olduğunu, haksız açılan bu davaya süresi içinde itiraz ettiğini, davacı ile arasında makine alımında kaynaklı borç ilişkisi mevcut olduğunu, bu makinelere istinaden karşı taraf fatura kestiğini, ancak kesilen bu faturalar makine bedellerini tam olarak karşılamadığını, biz de bu nokta da karşı tarafın alacağını güvence altına aldığını adına sıralı bu faturaları da kapsayan senetler düzenlediğini, senetlerin süresinde ödenmiş olup karşı taraf ile arasında hiçbir borç ilişkisi kalmadığını, karşı taraf konuyla ilgili olarak ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, fakat talebin haksız olduğunu, firmanın aktif olarak adresinin de devam ettiğini, ticari faaliyetlerinin aynen devam ettiğini, bu nedenle ihtiyati haciz talebinin reddini yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E /
Bilirkişi raporuna göre; davalı tarafın incelemeye konu 2015-2016-2017 yıllarına ait yevmiye defteri kebir ve envanter açılış onay ve kapanış tasdiklerini zamanında ve tam olarak yapıldığını yasal defterlerinin muhasebe tekniklerine göre düzenli ve usulüne uygun olarak tutulduğunu, davacı ile davalı arasında makine alım satımından doğan bir ticari ilşikinin olduğunu, davacının davalıya 31.03.2015 tarihinde seri … sıra nolu 6.600,00-TL + %8 KDV 528,00-TL toplam 7.128,00-TL bedelli makine satış fatuarası tanzim ettiği 07.04.2015 tarihinde Seri … sıra nolu 2.550,00-TL +%8 KDV 204,00-TL toplam 2.754,00-TL bedelli, 07.04.2015 tarihinde seri … sıra nolu 1.050,00-TL %8 KDV 84,00-TL toplam 1.134,00-TL bedelli makine satış faturası tanzim ettiğini, 20.04.2015 tarihinde seri a …sıra nolu 8.800-TL %8 KDV 704,00-TL toplam 9.504-TL bedelli makine satış faturası kesildiğini, davacı tarafın davalı adrına tanzim ettiği fatarıları usulüne uygun olara kgününde yevmiye defterine ve defteri kebir defterine kaydettiğini, davacının davalı tarafın borcuna karşılık verdiği 31.05.2016 vadeli 2063704 nolu 3.500-TL bedelli … Bankası çekini 05.04.2016 tarih ve … nolu yevmiye kaydı ile yevmiye defterine kaydettiğini ve davalı hesabına alacak kaydettiğini, davacının davalı tarafın borcuna karşılık 14.02.2017 tarihinde … Bankası Hesabına yaptığı 3.000,00-TL bedelli EFT ödemesini 38 nolu yevmiye kaydı ile yevmiye defterine kaydettiği ve davalı hesabına alacak kaydettiğini, defteri kebir kayıtlarına göre davalının hesap bakiyesinin 2017 yılı dönem sonu itibariyle 14.020,00-TL olduğunu, dönem sonu 320 nolu yevmiye maddesi ile 14.020,00-TL borç bakiyesi ile 2018 yılına devrettiğini, davalı tarafı ndavacı ile arasında kaynaklanan borç ilişkisi olduğunu satın aldığı makinelere istinaden davacını nfatura kestiğini keslen faturaların makine bedellerini tam olarak karşılamadığını, karşı tarafın alacağını güvence altına almak adına sıralı bu faturaları da kapsayan senetler düzenlediğini senetlerin süresinde ödendiğini, karşı taraf ile aralarında hiçbir borç ilişkisi kalmadığını iddia ettiğini, davalı taraf ayrıca davacı tarafa senetleri elden ödediğini ve bunun karşılığında da senetlerin iad edildiğini iddia ettiği tespit edildiğini, davalını nkarşı tarafın bildirdiği bankadan ödeme yaptıklarını miktarlar ise bu senetlere ilişkin olan borcun karşılığı olduğunu iddia ettiğini, davalı tarafın cevap dilekçesinde fatura karşılığı satın aldığı mallar karşılığı davacıya verdiğini ve hepsinin ödendiğini iddia ettiği senet koplalarının 21 adet toplam 102.692,00-TL olduğunu, senet asıllarının dosyaya sunulmadığını, bonolar üzerinde düzenleme tarihinin olmadığını, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin 31.03.2015 tarihinde başladığı davalının dosyaya fotokopilerini sunduğu senetlerin miktar ve vadeleri itibariyle davacının tanzim ettiği faturalarla ilişkili olamayacağını, davalının davacıya 05.04.2016 tarihinde 31.05.2016 vadeli 2063704 nolu 3.500-TL bedelli İş Bankası çeki ile 14.02.2017 tarihnide…Bnakası Hesabına 3.000,00-TL bedelli EFT ödemesi yaptığı yapılan ödemelerin davalının dosyaya sunduğu senetler ile ilişkilendirilmeyeceğini, davacının yasal defterleri üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmelere göre davalıdan 14.020,00-TL alacaklı olduğunu belirtmiştir.
Uyuşmazlık dava konu edilen faturaya dayalı alacağın var olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
Fatura ile ilgili olarak; Dosyada davalı tarafında kesilmiş bir fatura bulunmaktadır. Faturanın taraf lehine delil teşkil edebilmesi için Yargıtay … Hukuk Dairesi Esas No: …, Karar No: … sayılı ilamında da belirtildiği gibi “Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır.(Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK’nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu’nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa’nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu’nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK’nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür.” Taraflar arasındaki ihtilafa konu alacak iddiası bakımından dosyada mübrez irsaliyeli fatura incelendiğinde teslim alan olarak davalı şirket kaşesi ve kaşe üzerinde imza bulunduğu görülmekle faturanın davalıya teslim edildiği, davalı aleyhine taraflar arasındaki sözleşmenin davacı bakımından ifa olunduğu karinesi oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Ticari defterle ilgili olarak; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Esas No : 2016/3858, Karar No : 2017/2944 sayılı ilamında ” Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.” görüşüne yer verilmiştir.
Tüm dosya muhteviyatı, bilirkişi tarafından ticari defterler üzerinde yapılan inceleme ve tespitler doğrultusunda takibe konu faturanın davalıya tebliğ edildiği ancak süresinde faturaya herhangi bir itirazın davalı tarafça yapılmadığı, davacı defterlerinin fatura ile uyumlu olduğu, davalı savunmasında borcun ödendiği ve ödemenin senet verildiği yönünde savunmada bulunmasına karşılık yapılan ödemelerin davalının dosyaya suretini sunduğu senetlerle ilişkilendirilmesinin defter durumuna göre imkan dahilinde olmaması, ödeme savunmasında bulunan davalının bunu duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispat mükellefiyeti altında olması, ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/10403, Karar No : 2017/5735 sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/11362 , Karar No : 2017/5839 sayılı ilamı) nedenleriyle davacının davasının 2004 sayılı İİK md. 67 gereğince “genel hükümler dairesinde” ispat edildiği kanaatine varılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Alacak likit olup davalının takibe itirazı haksız bulunduğundan 2004 sayılı İİK md. 67/2 gereğince davacı yararına icra-inkar tazminatına karar verilmiştir.
İcra-inkar tazminatı ile ilgili olarak; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Esas No : 2014/7674 ve Karar No : 2014/20655 sayılı kararında “2004 sayılı İİK’nun 67. maddesinin 2. fıkrasında; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir” hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay Daire’leri ve Hukuk Genel Kurulu’nun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında İİK’nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Borçlu, ne kadar borçlu olduğunu yada olmadığını her zaman kendi elinde olan delil ve bilgilerle bilme ve araştırma olanağına sahip olmayabilir. Borçlu, açıkça belli olmasa bile ne kadar borçlu olduğunu objektif kriterlere göre tespit edebiliyor veya edebilecek durumda yada tespit edebilmek için gerekli olan unsurlara ve bilgilere sahipse, alacak likit ve muayyen sayılır. Takibe konu alacağın yargılama faaliyetine ihtiyacı olup olmadığı takip talepnamesinde belirtilen rakamlarla, yargılama sonunda ortaya çıkan rakamların farklı ve takip talepnamesinden daha az olmasından da anlaşılabilir. İtirazın iptali davasına konu olan alacağın gerçek miktarının hesaplanması bilirkişi incelemesini gerektiriyorsa, takibe konu olan alacağın miktarı belli olmaktan çıkmıştır.” görüşüne yer verilmiştir. Her ne kadar dosyamızda bilirkişi incelemesi yapılmış ise de davada talep edilen miktar ile çıkan miktarın tamamen aynı olması, uyuşmazlığın alacağın miktarı ile ilgili değil var olup olmadığı noktasında toplandığından incelemenin alacağın var olup olmadığı hususunda mahkememizce yaptırılmış olması, alacağın faturaya dayalı olması (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No : 2013/2345 Karar No: 2013/6713 sayılı kararı ) sebepleriyle alacağın likit olduğu kanaatine varılmıştır.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile,
2-Davalının İstanbul … İcra müdürlüğünün … Esas sayılı takibe itirazının İPTALİNE, takibin kaldığı yerden asıl alacak ve faiz üzerinden DEVAMINA,
3-Kabul edilen alacağın (14.020,00 TL) %20’ı tutarında icra inkar tazminatı olan 2.804,00 TL takdirine, takdir olunan bu icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Alınması gereken 957,71- TL harçtan peşin alınan 169,33- TL harcın mahsubu ile bakiye 788,38- TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacının peşin olarak yatırdığı 169,33- TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 2.180,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınıp davacı tarafa VERİLMESİNE,
6-Davacının yaptığı ilk masraf 43,25-TL, bilirkişi ücreti 600,00-TL, posta gideri 166,50-TL olmak üzere toplam 809,75-TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
7-Tarafların HMK 120 madde gereğince yatırdıkları gider avansından kalan miktarın karar kesinleştiğinde talep halinde taraflara İADESİNE,
Dair; davacı vekili yüzüne karşı, davalı taraf yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip …
E-İMZALIDIR
Hakim …
E-İMZALIDIR