Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/840 E. 2023/49 K. 24.01.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/459 Esas
KARAR NO : 2022/866

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/06/2022
KARAR TARİHİ : 06/12/2022

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Herhangi bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ve tarafların karşılıklı, birbirlerine uygun irade beyanlarının sunulması ile kabul ve taahhüt edilmiştir.Esasında dilekçe ekinde yer alan sözleşmeler uyarınca davalı … A.Ş., dava dışı …’nin faaliyet alanına ilişkin gerçekleştirdiği, gerçekleştireceği tüm eylem ve işlemlerden sorumlu olduğunu müteaddit defalar beyan ve taahhüt etmiştir.
… A.Ş. işbu fesih bildirimleri ile adeta “kullan at mantığından hareket ederek” artık hiçbir şekilde hizmetine ihtiyaç duymayacağını düşündüğü dava dışı … ile ilişkisini bir anda sona erdirmek ve …’ye ödemeyi müteahhit olduğu bedelleri ödemekten imtina etmek adına tamamen kötü niyetli bir şekilde hareket etmeyi hedeflemiştir.
Bununla birlikte … A.Ş. Hukuk Danışmanlığı Hizmet ve Ücret Sözleşmesi uyarınca dava dışı … ile müştereken ödemekle yükümlü olduğu … tarih ve … no’lu serbest meslek makbuzunu da iade etmiştirBahse konu ödeme emrine konu amme alacakları dava dışı …’nin davalı borçlu şirkete hizmet verdiği döneme ilişkin vergisel yükümlülüklerden kaynaklanan alacaklar olup tüm deliler ile sabit olduğu şekilde bu dönem her nevi kayıt ve işlem ile mali yükümlülükler davalı şirket üzerinden yürütülmektedir. Hal ve gerçekler böyle iken, davalı borçlu banka anılan sözleşmeler gereği müvekkilin davalı borçlu nedeniyle karşı karşıya kalacağı her türlü hukuk, idari, cezai yaptırımın yükümlüsü olduğunu açıkça kabul, beyan ve taahhüt etmişken anılan icra dosyasına itiraz etmesi açıkça davalı borçlunun kötü niyetli olduğunu ve müvekkili zarara uğratmak amacı ile hareket ettiğini gözler önüne sermektedir.
1. Davamızın KABULÜNE,

2. İtirazın İPTALİNE,

3. Haksız ve kötü niyetli yapılan itiraza ilişkin olarak dava değerinin %20sinden az olmamak üzere KÖTÜ NİYETE ve İCRA İNKÂR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNE,

4. Fazlaya ilişkin tüm haklarımızın mahfuz tutulmasına,

5. Yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana yükletilmesine, karar verilmesini…”talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “Somut olayda ise bahse konu icra takibinin temelinde …’nın … ana takip dosya nolu 10.202,92 TL bedelli ödeme emrine ile yine …’nın … ana takip dosya nolu 175.899,37 TE bedelli ödeme emrine konu bakiye amme borcu yer almakta olup: yukarıda defaten izah edildigi sekilde bu borç davalı … sorumluluğunda iken yalnızca sirket ortağı olması nedeni ile müvekkilin sahsi malvarlığına ilişkin hukuki işlemler başlatılmıştır” Davacı taraf, davasını dayandırdığı 12.01.2010 tarihli “… A.Ş. ile … Şirketi Arasındaki Banka Ürünleri Pazarlama Sözleşmesinin Feshedilmesine Dair Sözleşme?” nin tarafı değildir. Dolayısıyla davacının, taraf olmadığı bir sözleşmeden bahisle alacak iddiasında bulunmasına hukuken olanak yoktur yani davacı tarafın pasif husumet ehliyeti yoktur. Davacı taraf, Vergi İdaresinin kendisi hakkında cebri icra işlemlerine başladığını iddia ederek alacak iddiasında bulunmaktadır. Davacı taraf Vergi İdaresine herhangi bir ödeme yapmamış olduğundan herhangi bir zararı da yoktur. Oluşmayan bir zarara (olası zarara) dayalı olarak dava açılmasına ise hukuken olanak bulunmamaktadır. Davacı taraf “Vergi İdaresinin dava dışı … ait vergi borçları için kendisine haciz uyguladığını (yani … Limited Şirketinin vergi borçlarının kendisinden talep edildiğini), … A.Ş.’nin ise dava dışı … Limited Şirketine borçlu olduğunu, buradan hareketle … A.Ş. ‘den alacaklı olduğunu” iddia etmektedir. Davacının bu iddiasının hiçbir hukuki geçerliliği bulunmamaktadır. Bu iddianın, yukarıda belirtildiği üzere öncelikle taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddi gerekmektedir. Davanın ayrıca müvekkil Bankanın dava dışı … Şirketine herhangi bir borcunun olmaması nedeniyle de reddi gerekmektedir. Şöyle ki: Müvekkil Banka ile davacı dışı … Şirketi arasında destek hizmeti konusunda muhtelif sözleşmeler akdedilmiştir. Destek hizmeti konusunda en son 15.12.2008 tarihli …Sözleşmesi akdedilmiştir. Haksız ve yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, İcra ve İflas Kanununun 67/2. maddesine göre red olunacak meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere MÜVEKKİL BANKA LEHİNE KÖTÜ NİYET TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNE, Yargılama giderleri ile Avukatlık Ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini…” savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 67. Madde uyarınca itirazın iptali talebine ilişkindir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK’da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, davacının tacir olması davayı ticari iş haline getirmez.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve her iki tarafın tacir olması gerekir.
HMK.nun 114.maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunması dava şartı olup, HMK.nun 115.maddesi gereğince de davanın her aşamasında re’sen gözetilebileceğinden, davacı tarafın avukat olup tacir olmadığı, dava konusu alacağın vekalet ilişkisinden kaynaklandığı bu sebeple davanın tacirler arasında görülen ticari bir dava niteliğinde olmadığı, TTK kapsamında münhasıran ticaret mahkemesinde görülmesi gereken ticari davalardan da olmadığı gözetilerek mahkememizin görevsizliğine, davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli bulunduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK 114 ve 115/2. Maddesine göre davanın usulden REDDİNE,
2-Davaya bakmaya görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-6100 sayılı HMK nın 20. maddesi uyarınca, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde davacılar tarafından yapılacak müracat halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
4-Tarafların yukarıda belirtilen süre içerisinde başvarmamaları halinde mahkememizce dosyanın re’sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK’nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına,
5-6100 sayılı HMK nın 331/2 maddesi uyarınca harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve gider avansı gibi hususların görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda karar verildi. 06/12/2022

Katip
¸e-imza

Hakim
¸e-imza