Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/668 E. 2019/228 K. 20.03.2019 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/668
KARAR NO : 2019/228
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/09/2014
KARAR TARİHİ : 20/03/2019

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında 08/05/2013 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi, bayilik protokolü ve satış taahhütnamesinin akdedildiğini, diğer davalının ise bayilik sözleşmesi protokolün garantörü olduğunu ve 100.000-TL’ye kadar kefil olduğunu, davalının 08/05/2018 tarihine kadar müvekkilinin bayisi olması gerektiğini, davalının akdedilen satış taahhütnamesine aykırı davrandığını ve taahhüt edilen satış hacimlerine ulaşılamadığını, bununla birlikte taraflar arasındaki sözleşme haklı bir neden olmaksızın davalı tarafından tek taraflı olarak 07/04/2014 tarihli ihtarname ile fesih edildiğini beyanla neticeten bayilik sözleşmesinin 46.d. Maddesi uyarınca müvekkili şirketin sözleşmenin erken sona erdirmiş olması nedeniyle sözleşmenin olağan bitiş süresine göre hesap edilecek kar mahrumiyetinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL’lik kısmının, davalı İrat’ın satış taahhüdünden kaynaklanan cezai şart alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000-USD kısmının, bayilik protokolünün 4.2 maddesi uyarınca ödemekle yükümlü olduğu cezai şart bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-USD’lik kısmının, davalı irat ile imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ve bayilik protokollerinde ve satış taahhütnamelerinde belirtilen yükümlülüklerine aykırı davranmış olması nedeniyle satış taahhüdünden kaynaklanan cezai şart alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-USD kısmının, bayilik protokolünün 4.2 maddesi uyarınca ödemekle yükümlü olduğu cezai şart bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-USD kısmının, davalı irat ile müvekkili şirket arasındaki cari hesap ilişkisi uyarınca, müvekkili şirket defter ve kayıtlarında halen davalı şirketin borçlu olarak göründüğü 2.755,32-TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, tüm alacak kalemlerine ihtarname tarihinden, bu talepleri kabul edilmez ise dava tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşme şartları madde 42 uyarınca hesap edilen avans faizine 20 puan eklemek suretiyle tespit edilecek faiz oranından faiz işletilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin söz konusu akaryakıt istasyonu için 350.000-TL civarında yatırım yaptığını, ancak istasyonu kiraya veren … tarafından istasyonun kendilerine bırakılması için zorlama yapıldığını, bu yaptırımlar neticesinde müvekkili ile davacı şirket arasında yapılan sözleşmede belirtilen yıllık alım kotasının da bu nedenle dolmadığını, davacı şirketin hukuk dışı davranarak 12 ay dolmadan müvekkili şirkete ihtarname çekmiş ve doğmamış bir alacağın tahsili yoluna gittiğini, davacı şirketin asıl amacının istasyonu geri alarak mülk sahibi olan ortaklığı devam ettirmek
ve bir şekilde müvekkili şirketten kurtulmak olduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin sözleşmeyi haklı olarak fesih ettiğini, ayrıca yapılan eylemlerden dolayı … ve … aleyhine maddi manevi tazminat davaları açıldığını beyanla neticeten davalı adreslerinin ve dava konusu istasyonun yerinin Nizip olması nedeniyle davanın yetkisiz mahkemede açıldığının kabulü ile dosyanın yetkili yer mahkemesi olan Nizip mahkemelerine gönderilmesine, davacının her ne kadar ticari ilişkinin zamanından önce sonra erdirilmiş olduğu iddiası ile tazminat talebi var ise de bu talebin mahkeme edilmesinin konu ile alakalı … Ve … Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılmış …, … ve … numaralı tazminat ve el atmanın önlenmesi davalılarının sonuçlarına etki edeceğinin kesin olması sebebi ile bu dosyalar ile birleştirilmesi gerektiğine bu nedenle reddine, davacının iddia ettiği bayilik protokolüne davalının aykırı hareket ettiği mevzunun ise yine belirtildiği üzere kimin kime zarar verdiğinin tespitinin, davaların sonuçları belli olmadan yapılabilmesinin imkansız oluşu sebebi ile reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; akaryakıt bayilik ilişkisinden kaynaklı cezai şart, kar mahrumiyeti, cari hesap alacak istemlerine ilişkindir.
Mahkememizin 2014/1207 esas, 2015/256 sayılı yetkisizlik kararının Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin … esas, … karar sayılı bozma ilamı ile; ”…Mahkemece davalıların Nizip’de ikamet ettiği ve dava konusu istasyonun da Nizip’de olduğu gerekçesi ile davanın yetki yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
HMK’nın 17. maddesi “ Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü içermektedir.
Taraflar arasında düzenlenen 08/05/2013 tarihli Bayilik Sözleşmesi’nin 54. maddesinde “ Doğacak ihtilaflarda İstanbul Mahkemeleri yetkilidir.” şartı mevcuttur.
Bu durumda tarafların tacir olduğu gözetilerek İstanbul Mahkemelerinin yetkili olması nedeniyle işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçeleri ile bozulması üzerine usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı ticari defterleri üzerinde inceleme icrası amacı ile Gaziantep Nizip Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi’ne talimat yazılarak bilirkişi raporu temin edilmiştir.
Davalı tarafın bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak fatura tarihi olan 2016 tarihinden geriye doğru 3 yıllık bilanço ve gelir /gider durumunu gösterir kayıtlar celp edilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişiler … ve … marifetiyle hazırlanan 24/10/2018 tarihli bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır.
Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi ve tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat sonucunda; huzurdaki davada taraflar arasındaki 08/05/2013 tarihli bayilik sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın davalı tarafça tek taraflı olarak 07/04/2014 tarihli ihtarname ile fesih edildiği iddiasına dayalı olarak cezai şart, kar mahrumiyeti, cari hesap alacağının dava konusu edildiği, davalı şirketin asıl borçlu, diğer davalının garantör sıfatı ile bayilik sözleşmesinde imzalarının bulunduğu, davalının istasyonu terke zorlanmasının, önceden öngörülmeyen bir durum olmadığı, böyle bir durumda davalının, makul bir süre tayin ederek zorlamanın bertarafa edilmesini talep etmek ve tayin ettiği makul sürenin semeresiz geçmesi halinde aynen ifa dışındaki diğer seçenekleri yürürlüğe koyma imkanına sahip olduğu, somut olayda davalı tarafın tek taraflı feshinin haklı nedene dayanmadığı, cezai şart isteminin satış taahüt ihlaline dayalı olup davacı defterlerinin taraflar arasındaki sözleşme gereğince kesin delil hükmünde olduğu kararlaştırılmakla davacı defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesiyle davalının taahhüt ettiğinden eksik ürün aldığının sabit olduğu, 6102 sayılı TTK’nun 22. maddesine göre tacir sıfatına haiz bir borçlunun fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemeyeceği, ancak kararlaştırılan cezai şart miktarının borçlunun ekonomik yönden mahvına sebebiyet verecek derecede yüksek olduğunun belirlenmesi halinde hakimin uygun bir miktarda indirimde bulunabileceğinin Yargıtay kararları ile kabul edildiği, rapordaki hesaplamanın dosya kapsamına uygun, denetime elverişli olduğu, 81.713,37-TL bedelinde cezai şartın üstündeki bir cezai şartın davalı şirketin ekonomik olarak mahvına sebep olacağının tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşmeye ek taahhütnamede davalının sözleşme süresi boyunca her yıl yapmış olduğu eksik alımların m3 başına 60-USD ile çarpılarak cezai şart hesaplanacağının kararlaştırılmış olduğu, sözleşmenin başladığı 08/05/2013 tarihinden feshedildiği 11/04/2014 tarihine kadar davalının davacıdan toplam alım miktarının 17 m3 olduğu görülmekte olup, buna göre davacının davalıdan talep edebileceği cezai şart tutarının 26.760,00-USD olarak hesaplandığı, ancak davacı talebinin eksik alım yönünden 10.000-USD olduğundan HMK’nın 26. maddesinin amir hükmü taleple bağlılık kuralı gereğince bu miktar yönünden davacı yanın cezai şart talebine hükmedilmesinin gerektiği anlaşılmıştır. Bir diğer cezai şart talebi yönünden bayilik protokolünün şartı ceza uygulaması başlıklı 4.2 maddesine göre davalının herhangi bir ihlalinde veya sözleşmeyi erken feshetmesi halinde davacının 50.000-USD tutarına kadar olmak üzere tek taraflı olarak ceza-i şart uygulama ve tahsil etme hakkına sahip olduğu konusunda anlaşmanın olduğu, bu hüküm gereğince sözleşmeyi süresinden önce tek taraflı fesheden davacının davalıdan sözleşmenin erken feshedilmesi sebebiyle 50.000-USD cezai şart talep edebileceğinin tespit edildiği, ancak davacının talebi 10.000-USD olduğundan HMK’nın 26. maddesinin amir hükmü taleple bağlılık kuralı gereğince bu miktar yönünden davacı yanın cezai şart talebine hükmedilmesinin gerektiği anlaşılmıştır. Davacı yanın diğer talebi olan kar mahrumiyeti yönünden ise davacının, davalının akaryakıt satış istasyonunun bulunduğu yere çok yakın başka bir bayisi olmadığı, bu kapsamda yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda bilirkişiye inceleme ve tespit yaptırılmış, davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesinin gerektiği anlaşılmış olmakla 3 aylık makul süre kapsamında davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti tutarının hesaplanması gerekmiş olup, davalının bir yıl için taahhüt ettiği tutar 500.00 m3 olup, buna göre 3 ay için 500 m3/ 12 ay x 3 ay 125m3 alım yapmasının gerekmekte olduğu, davacının davalıdan 3 aylık makul sürede talep edebileceği tutarın ise 7.500-USD olarak hesaplandığı, ancak davacının talebi 10.000-TL olduğundan HMK’nın 26. maddesinin amir hükmü taleple bağlılık kuralı gereğince bu miktar yönünden davacı yanın kar mahrumiyeti talebine hükmedilmesinin gerektiği anlaşılmıştır. Son talep olan cari hesap alacak istemi yönünden ise davacı defterlerinin taraflar arasındaki sözleşme gereğince kesin delil hükmünde olduğu kararlaştırılmakla davacının dava tarihi itibariyle kendi defterlerinde davalıdan 6.633,92-TL alacaklı durumda olduğu, ancak davacının talebi 2.755,32-TL olduğundan HMK’nın 26. maddesinin amir hükmü taleple bağlılık kuralı gereğince bu miktar yönünden davacı yanın cari hesap alacak talebine hükmedilmesinin gerektiği anlaşılmıştır. Davalı yanın davadan önce temerrüte düşürüldüğünü gösterir tebliğ şerhi ibraz edilmediğinden davalının dava tarihi ile mütemerrit olduğu, davalı gerçek kişinin garantör olarak imzasını taşıyan sözleşme ve taahhütname ile garantör ve kefalet sorumluluk hükümleri düzenlenmiş ve garanti altına alınan borcun miktarı 100.000-TL olarak belirlenmekle davalı …’ın 100.000-TL’ye kadar sorumlu olması kaydıyla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
20.000-USD Cezai şart, 10.000-TL kar mahrumiyeti ve 2.755,32-TL cari hesap alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren cezai şart alacağına 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince, devlet bankalarının 1 yıllık USD cinsi mevduata uyguladığı en yüksek faiz uygulanması ve diğer alacak kalemlerine sözleşme temerrüt faizi olarak sözleşmenin 42. Maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizini 20 puan eklenerek tespit edilecek faizi ile alınarak davacıya ödenmesine,
2-Alınması gereken 3.958,92-TL harçtan peşin alınan 982,95-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.975,97-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan 25,20-TL başvuru harcı, 982,95-TL peşin harç, 2.200-TL bilirkişi ücreti, tebligat ve posta masrafından oluşan 1.148,50-TL olmak üzere toplam 4.356,65-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına,
5-Yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.’ne göre 6.725,09-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Tarafların yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmının, hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgili taraflara iadesine; iade giderinin ilgili tarafça yatırılan avanstan karşılanmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/03/2019

Katip …
e-imzalıdır

Hakim …
e-imzalıdır