Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/302 E. 2021/962 K. 08.11.2021 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/302 Esas
KARAR NO:2021/962

DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:27/05/2019
KARAR TARİHİ:08/11/2021

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıdan olan fatura alacağı nedeniyle davalı aleyhine …. İcra Müdürlüğünün …Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 25/06/2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini ve davalının icra takibine itirazın ettiğini, itiraz neticesinde icra takibinin durduğunu, zorunlu dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, icra takibine kötü niyetli ve haksız olarak itiraz ettiğini, alacağın likit alacak olduğunu, borçlu tarafından bilinmediğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı aleyhine icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın …. İcra Müdürlüğü’nün …Esas numaralı dosyası ile başlatmış olduğu takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve anılan takibe taraflarınca süresi içerisinde ve usulüne uygun itiraz edildiğini, davacı tarafın alacak iddiasının kabul edilemez mahiyette olduğunu, zira takip talebine dayanak faturanın kapalı fatura olduğunu, davaya konu takipte yer alan faturanın da bedeli peşin olarak alınmış bir fatura olduğunu, bu itibarla faturaya dayalı alacak iddiasının yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, yüksek yargı kararlarının da savunmamız doğrultusunda olduğunu, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı açılmış davanın reddini, davacı taraf aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; fatura alacağı nedeniyle yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
… ve Sanatkarlar Odaları Birliği yazı cevabında; davalı …’in 25.12.2017 tarihinde … sicil numarası ile oda kaydı yapıldığı ve halen devam ettiği bildirilmiştir.
… Sicil Müdürlüğü yazı cevabında; davalı gerçek kişi …’in ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
… Odası kayıtlarında; … Tic. Ltd. Şti.’de davalı …’in ortağı olduğu görülmüştür.
… Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabında; davalı …’in 01.12.2017-31.12.2019 tarihleri arası … şirketinde işletme hesabı defteri tutarak vergi mükellefi olduğu bildirilmiştir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, uyuşmazlığın taraflar arasındaki fatura alacağından kaynaklandığı, bu davanın ticari bir dava niteliği taşımadığı, görev hususunun re’sen göz önüne alınması gerektiği, 6102 sayılı TTK’nun 4 ve 5. maddelerinde tarif edilen ticari davalardan sayılmadığı, davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, dosya içeriğinin incelenmesinde her ne kadar davacının tacir kaydı bulunsa da davalının tacir olduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığı, mahkememizce 5. Celse 1 nolu ara karar ile taraf vekillerine tarafların dava tarihi itibari ile tacir olduklarına göre yazılı delillerini sunmak üzere kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde yazılı delil sunulmadığı, yine mahkememizce yazılan müzekkere cevaplarında davalının … Tic Ltd Şti’nin tek ortağı ve müdürü olduğu görülmüş ise de ilgili şirketin kuruluşunun 05.09.2019 olduğu, oysa dava konusu alacağa dayanak fatura tarihinin bu tarihten önce 19.03.2018 tarihinde düzenlendiği, yine davacının davasını 27.05.2019 tarihinde açmakla davalının ticari kaydından önce açıldığı, bu halde davalının alacağa dayanak fatura tarihinde ve dava tarihinde tacir kaydının bulunmadığı, müzekkere cevapları doğrultusunda esnaf olduğunun anlaşıldığı tüketici olmadığı, bu hali ile TTK 4. maddesinde tarif edilen her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olma şartının bulunmadığından nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün bulunmadığından eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir.
Bu nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı olarak yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2- 6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,
3- 6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi.08/11/2021

Katip … Hakim …
e-imzalıdır e-imzalıdır