Emsal Mahkeme Kararı Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2020/981 E. 2022/912 K. 13.05.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. GAZİANTEP BAM 17. HUKUK DAİRESİ
T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2020/981
KARAR NO : 2022/912

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : … (…)
ÜYE : … (…)
ÜYE : … (…)
KATİP : … (…)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/01/2020
NUMARASI : 2018/1216 Esas- 2020/63 Karar
DAVACI : … – T.C. NO: …
VEKİLLERİ :Av. …- ……..
: Av. …
DAVALI : … –
VEKİLLERİ : Av. …- […….] UETS
: Av. …-………….
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 13/05/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :16/06/2022

Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 20/01/2020 tarih, 2018/1216 Esas ve 2020/63 Karar sayılı kararı aleyhine davalı vekili istinaf başvurusunda bulunduğundan dosyanın yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; …. tarihinde …….Otoyolu ….. istikametinde ….plakalı ve……plakalı araçlar park halindeyken sürücülüğünü….’ın yaptığı …. plakalı aracın ikisine birden çarptığını, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğunu araçta yaralandığını, müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kalıcı ve geçici işgöremezlik tazminatı olarak 750-TL toplamda 1.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili 26/11/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 36.907,25-TL’ye yükseltmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının maluliyeti ile ilgili olarak özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik çerçevesinde yetkili bir hastaneden alınacak sağlık kurulu raporunun sunulması gerektiğini, gerekli belgelerle başvuru yapılmadığından, ve ZMSS genel şartlarında belirtilen gerekli belgelerle müracaat şartının yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin sorumluluğu kabul edilse dahi en az %40 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, 36.907,25-TL daimi ve geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından süresi içerisinde sunulan istinaf dilekçesinde; davacı tarafından usulüne uygun başvuru yapılmadığını, doğru yönetmelik hükümlerine göre rapor alınmadığını, kusura ilişkin alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, dilekçede talep etmediği bir hakkı ıslah dilekçesi ile talep edemeyeceğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, emniyet kemeri takmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, faiz tarihinin hatalı belirlendiğini, maluliyet rapor tarihinin faiz başlangıç tarihi olması gerektiğini, uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının araştırılması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
HMK 355 maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davasıdır.
Davacı tarafından 1.000,00 TL maddi tazminat davası açılmış ise de ön inceleme duruşmasında 250,00 TL geçici iş göremezlik ve 750,00 TL kalıcı maluliyet tazminatı talep ettiği yönünde dilekçesini açıklaması karşısında davalı vekilinin ıslah ile geçici iş göremezlik talep ettiğine ilişkin iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
2918 sayılı KTK.nın 97. maddesi “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir…” hükmünü amirdir. 2918 sayılı KTK’nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Davacının söz konusu hüküm kapsamında davalı kuruma başvurduğu, kaldı ki madde metninde başvuru sırasında hangi belgelerin sunulacağına ilişkin hüküm de bulunmadığı sabit olduğundan davalı vekilinin faiz başlangıcının başvurudan 15 gün sonrasında başlatılması kararının hatalı olduğuna ve gerekli belgelerle başvurulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazları kabul edilmemiştir.
Mahkeme tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve takdirinde bir isabetsizlik olmamasına göre özellikle 6111 sayılı yasanın 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı KTK’nın 98. maddesi ile getirilen ” Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır” hükmü gereğince trafik kazası sonucu yaralanan kişi, tümüyle iyileşip eski sağlığına kavuşuncaya kadar yaptığı tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmet bedelleri …. tarafından karşılanacaktır. Geçici iş göremezlik tazminatının ve bakıcı giderinin bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceği ve bu tazminatların da davalı … şirketinin sorumluluğunda olduğu belirtildiği üzere davalı … şirketinin sorumluluğunun devam ettiğinden, tüm bu açıklanan nadenlerle davalı vekilinin itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
İlk derece Mahkemesince kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan özürlülük ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurul raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre rapor tanzim edildiği tespit edilmiştir. Mahkemece Cumhuriyet Savcılığı soruşturma dosyasının bir suretinin istendiği ve soruşturma dosyasının olmadığına ilişkin cevap verildiği tespit edilmiştir. İlk derece Mahkemesince kusur raporunun alındığı itiraz üzerine üç kişilik İTÜ heyetinden kaza tespit tutanağı ve alınan raporu değerlendirerek rapor alındığı için kusura yönelik itiraz yerinde görülmemiştir.
2918 sayılı KTK’nın 87/1. maddesinde; “Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir” düzenlemesine yer verilmiş; aracın hatır için verildiği ya da hatır için taşıma yapılan durumda oluşacak zararlarla ilgili değerlendirmenin genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Hatır taşıması; bir kimseyi ücretsiz olarak, bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Hatır taşıması, sigorta teminatı kapsamında ise de, hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi (818 sayılı BK. 43. maddesi) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, hatır taşımasının söz konusu olduğu durumlarda TBK’nın 51ve 52. maddeleri gereğince tazminattan belli bir ölçüde hakkaniyet indirimi yapılması öngörülmektedir. Hatır taşıması indirimi, bizzat hatır için taşınan kişinin ölmesi veya yaralanmasına ilişkin zararlar hakkında uygulanır. Kanun koyucu, indirim imkânını hatır için taşıyan işleten ve sürücüye bahşetmiştir. İşleten yönünden hatır taşıması indirim imkanından doğal olarak onun halefi konumundaki diğer müteselsil sorumlu sigorta şirketi de yararlanacaktır. Somut olayda davacının ….plakalı araçta yolcu konumunda bulunduğu ancak ne sebeple yolculuk yaptığının tespit edilemediği gibi davalı tarafça da hatır taşıması olduğu ispat edilemediğinden mahkemece verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.. (Yargıtay 17.HD 2019/6339E.,2020/7657K.)
6098 sayılı Borçlar Kanun’un, “Tazminatın belirlenmesi” üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanununun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52. maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanununun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indiriminde, her somut olayın özelliğine göre, olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Eldeki davada, kaza tespit tutanağında davacının araçta yolcu konumunda bulunduğu ve emniyet kemeri takıp takmadığının belirsiz olduğu kodunun işaretlendiği, davacının yaralanmasının sol kol ve sol bacak kırığı olduğu da gözetildiğinde kemer takılmamasının durumu ağırlaştırdığının tespit edilmediği gibi davacının kemer takıp takmadığının ispat yükü iddia eden davalıda olduğu davalının buna yönelik delil bildirmediği mevcut deliller itibariyle de davacının müterafik kusurunun ispat edilemediği anlaşıldığından mahkemece verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b,1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı taraftan alınması gereken 2.521,13 TL istinaf karar harcına peşin yatırılan 685,40 TL istinaf karar harcının mahsubu ile eksik kalan 1.835,73 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye irad kaydına,
3-İstinaf masrafının davalı üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Gider avansından harcanmayan kısmın talep halinde ilgilisine iadesine,
6-Kararın kesin olması nedeniyle tebligatların ve harç tahsil/iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 13/05/2022

Başkan Üye Üye Katip
… … … …

….