Emsal Mahkeme Kararı Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/681 E. 2022/994 K. 08.11.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/681 Esas
KARAR NO : 2022/994

DAVA : Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 01/02/2021
KARAR TARİHİ : 08/11/2022
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :07/12/2022
Davacı vekili tarafından açılan alacak davasının Mahkememizde yapılan açık
yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Bakırköy …. İcra Müdürlüğü’nün …. E. Sayılı dosyasıyla Dava Dışı ….. A.Ş tarafından Davalı Şirket’e ve Dava dışı cirantalara kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, dava dışı… 26/01/2011 tarihinde menkul haczi için dava dışı cirantalara iş yerine gelindiğinde talimat gereğince haciz işlemlerine başlandığını, o esnada hacze tanık olan müvekkilinin insani duygularla haczin yapılmasını engellemek amacıyla ve borçlunun da borcunu sonradan ödeyeceği inancıyla birlikte borca icra kefili olma iradesi gösterdiğini, dava dışı alacaklının alacağını tahsil edememesi üzerine 23/04/2011 tarihli icra emri müvekkilin gönderildiğini, dava dışı alacaklı tarafından süresinde ödeme yapmayan müvekkilimizin araçlarına 03/08/2016 tarihinde haciz konulduğunu, aracının yakalatılmasını müteakip müvekkilinin 31/08/2016 tarihinde 61.800,00 TL ödeyerek dosya borcunu kapattığını, iş bu davayla ilgili olarak arabulucuya gidildiğini ancak müzakereler sonucunda anlaşmaya varılamadığını, icra Kefili sıfatıyla icra dosyasına borçlu olarak eklenerek asıl borçlunun kambiyo senedine bağlı borcunu ödeyen müvekkilinin, ödedeği bedelin tüm ferileriyle davalıdan rücuen tahsili için Mahkeme nezdinde işbu davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkilinin yaptığı 61.800,00 TL tutarındaki ödemenin fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizi ile, eğer faiz hususunda Mahkeme aksi kanaatte ise ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan rücuen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu talebin zamanaşımına uğradığından, öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, huzurdaki davanın, davacı yanın dava dışı-….. adına dosya borcunu ödeyerek icra kefili olduğu Bakırköy ….. İcra Müdürlüğü’nün ….. Esas sayılı dosyasına dayanak 22.12.2010 tarihli 28.000,00 TL bedelli çek dolayısıyla 17.01.2011 tarihinde müvekkil ve dava dışı ….. Şti., …. aleyhine başlatılmış bir icra takibine dayanılmak suretiyle iş bu dava ikame edildiğini, alacak iddiasının 22.12.2010 tarihli 28.000,00 TL bedelli çeke dayandığını, çek alacağından kaynaklanan icra kefaleti dolayısıyla alacak iddiası zamanaşımına uğramış olup öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, davacı yanın dava dışı-….. adına dosya borcunu ödeyerek icra kefili olduğu Bakırköy ….. İcra Müdürlüğü’nün ….. Esas sayılı dosyası 22.12.2010 tarihli 28.000,00 TL bedelli çek dolayısıyla 17.01.2011 tarihinde müvekkil ve dava dışı ….. Şti., ….. aleyhine başlatılmış bir icra takibi olduğunu, davacı yanın alacak iddiası, Bakırköy …. İcra Müdürlüğü’nün …. Esas sayılı dosyasında dava dışı-….. Şti.’nin “…. Cad. …. Apt. Eski No:…. Yeni Numara….. Şişli/İstanbul” adresinde 26.01.2011 tarihinde gerçekleştirilen haciz dolayısı ile haciz esnasında ….’nın borcuna istinaden kefil olmasına dayandığını, yani davacının, ….. şirketi adına borca icra kefili olduğunu, buna rağmen davacı yanın, müvekkili ve ….. şirketinin yetkilisi olan ….. aleyhine öncelikle Bakırköy ….. İcra Müdürlüğü’nün …. Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış olup takibe itirazımız üzerine de iş bu huzurdaki alacak davasını ikame ettiğini, ancak davacı yanın, …. şirketi adresinde gerçekleştirilen haciz esnasında …. ‘nın borcuna kefil olmasına rağmen şirket yetkilisi (….) ve müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatmış ve alacak davası açtığını, bunun sebebinin ….. firmasının sicil kaydının kapalı olması olup şirket aleyhine herhangi bir icra takibi başlatılamayacak ve dava açılamayacak olmasından olduğunu, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının öncelikle usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı tarafından davalı ve dava dışı cirantalar aleyhine Bakırköy ….. İcra Müdürlüğü’nün …. esas sayılı dosyasında kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takipteki borca icra kefili olduğu ve borcu ödediği ve ödediği bedelin davalıdan rücuen tahsilini ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı tarafından davalı ve dava dışı cirantalar aleyhine Bakırköy ….. İcra Müdürlüğü’nün ….. esas sayılı dosyasında kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takipteki borca icra kefili olması sebebiyle alacaklıya ödediği borcun davalıdan tahsil edip edemeyeceği, kefaletin geçerli olup olmadığı, davalıdan alacaklı olup olmadığı ve alacaklı ise miktarı hususlarındadır.
Taraflar arabuluculuk görüşmelerinde anlaşamamış ve arabuluculuk son tutanağı dosyamıza sunulmuştur.
Bakırköy …..İcra Dairesinin ….. esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı …. tarafından davalı …… Şti. ve dava dışı ….. aleyhine Bakırköy ….İcra Dairesinin …. esas sayılı dosyasında ödediği 61.800,00-TL bedel alacak ve 1.051,45-TL işlemiş faiz için ilamsız takip yoluyla icra takibi başlatıldığı, davalı şirketin takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda Mahkememizin 22/02/2022 tarih, …. esas ve ….karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, Mahkememiz ilamının İstinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ….. Hukuk Dairesi’nin 04/07/2022 tarih,…. esas ve….. karar sayılı ilamı ile; ” …..Davacının tarafı olmadığı Bakırköy ….İcra Müdürlüğü’nün …. Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan 26.01.2011 tarihindeki haciz işlemleri sırasında icra kefili olduğu, belirtilen tarih itibariyle 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olması nedeniyle kefaletin geçerliliği yönünden bu kanunun uygulanması gerektiği, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun kefaleti düzenleyen 484. maddesinde, “Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes’ul olacağı muayyen bir mikdar iradesine mütevakkıftır” şeklinde olup, madde düzenlemesi gereğince icra müdürlüğü tarafından belirlenen miktara davacı tarafından imza atılması ile kefaletin geçerlilik kazandığı, başkaca bir şartın bulunmadığı sabittir. Mahkemece olaya uygulanacak kanun bakımından yanılgıya düşülerek, olayda uygulanma olanağı bulunmayan 6098 Sayılı TBK’nın 583. ve 584.maddelerindeki koşulların olmadığı gerekçesiyle kefaletin geçersiz olduğu ve bu nedenle olayda sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına; kefaletin geçerli olması nedeniyle davanın 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğu ve davanın yasal süresinde açıldığı gözetilerek davaya devamla delillerin toplanarak oluşacak duruma göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine…. ” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Somut davada; davacı vekili tarafından davacı tarafından davalı ve dava dışı cirantalar aleyhine Bakırköy ….. İcra Müdürlüğü’nün ….. esas sayılı dosyasında kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takipteki borca icra kefili olduğu ve borcu ödediği ve ödediği bedelin davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir.
Bakırköy…..İcra Dairesinin ….. esas sayılı dosyasının incelenmesinde; dava dışı alacaklı … A.Ş tarafından dava dışı borçlular ….. Şti., …. Şti., ….. aleyhine 22/12/2010 tarihli 28.000,00-TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, takip sırasında İstanbul …..İcra Dairesinin …. talimat sayılı dosyası aracılığı ile 26/01/2011 tarihinde dava dışı borçlu ….. Ltd. Şti.nin adresine haciz için gelindiğinde iş bu davamızın davacısı ……. tarafından icra dosyasının tüm borcuna herhangi bir borçluya hasredilmeksizin icra kefili olduğu, icra kefili olması sebebiyle kendisine ödeme emri gönderildiği ve kendisinin alacaklıya 31/08/2016 tarihinde 61.800,00-TL ödeme yaptığı görülmüştür. Davalı vekili tarafından her ne kadar davacının borçlu ….. Şti.nin lehine icra kefili olduğu ve bu nedenle ödenen miktardan kendilerinin sorumlu olmadığı iddia edilmiş ise de; davacı tarafından icra dosyasının tüm borcuna herhangi bir borçluya hasredilmeksizin icra kefili olduğu ve bu nedenle söz konusu kefaletin tüm borçlular lehine verildiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir. Ayrıca davalı taraf cevap dilekçesinde kefil tarafından icra takibine konu borcun kefil tarafından ödendiği öğrenildikten sonra dava dışı ……. Ltd. Şti.ne ödendiği ve bu sebeple borçlarının sona erdiği iddia edilmiş ise de; davalı tarafın kefilin ödeme yaptığını bilmesine rağmen borcu asıl borçluya ödemesinin kötü niyetli olduğu anlaşılmakla geçerli bir kefalet sözleşmesi olması halinde kefile karşı yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bunun yanında söz konusu borcun ödendiğine dair dava dışı …… Şti.nin yetkilisi olmayan bir şahıstan alınan yazılı belgenin de bir hükmü bulunmamaktadır ve dava dışı borçluya karşı ödeme savunmasını ispatlar nitelikte değildir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki savunmalarına da Mahkememizce itibar edilmemiştir. Davalı vekili tarafından icra takibi sırasında kendileri hakkında Kadıköy ….. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ….. esas sayılı dosyasında iflas erteleme talepli dava olduğu, bu dava sırasında haklarında icra takibi yapılmamasına ilişkin tedbir kararı verildiği, bu sebeple yapıla takibin usul ve yasaya uygun olmadığını ve kendileri hakkında geçerli bir alacak olmadığını, geçerli bir alacak olmaması sebebiyle geçerli bir kefalet sözleşmesi de olmadığı, bu sebeple yapılan ödemelerin kendilerinden talep edilemeyeceğini iddia etmiştir. Ancak iflas erteleme kararı kapsamında tedbir kararı verilmesi alacağın geçerliliğine etki edecek bir husus olmayıp, ayrıca ödeme yapan kefile karşı ileri sürülecek bir sebep değildir. Kaldı ki davacının bu hususu bilmesi ve alacaklıya karşı ileri sürmesi kendisinden beklenemez. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Davacı tarafından dava konusu icra takibinin borçluları aleyhine başlatılan icra takibi sırasında borçluların borcu için kefil sıfatı ile yaptığı ödemeyi alacaklının haklarına halef olduğundan kefalet tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı TBK’nun 496 maddesi uyarınca borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle açılan davanın kabulüne ve davacı tarafından borca istinaden yapılan ödemenin ödeme tarihi olan 31/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Açılan davanın KABULÜ İLE;
-Davacının icra kefili olarak ödediği 61.800,00-TL bedelin ödeme tarihi olan 31/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 4.221,55 TL nispi karar harcından daha önce mahkememiz dosyasına yatırılan 1.055,39 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.166,16 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 9.888,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından mahkememiz dosyasına yatırılan 1.055,39 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.114,69 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 43,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca arabulucuk ücreti olan 1.320,00 TL’ nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
7-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
8-Mahkememiz kararının kesinleşmesine müteakiben Bakırköy …..İcra Dairesinin …. esas sayılı dosyası ve Bakırköy …..İcra Dairesinin …. esas sayılı dosyaların mercine İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen açıkça okunup usulen anlatıldı.08/11/2022
Katip ….
e-imzalıdır

Hakim ….
e-imzalıdır