Emsal Mahkeme Kararı Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/460 E. 2020/472 K. 23.09.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2015/460
KARAR NO : 2020/472

DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/08/2015
KARAR TARİHİ : 23/09/2020

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili, müvekkillerinin … GÜÇ SİSTEMLERİ SANAYİ VE TİCARET AŞ.’nin ortağı olduklarını, davalıların ise bu şirketin 2014 yılı içinde görev yapan yönetim kurulu üyeleri olduğunu, davalı yönetim kurulu üyelerinin özensiz, tedbirsiz ve sadakat yükümlülüklerine aykırı yönetim anlayışları ve tasarrufları ile neredeyse şirketin tüm malvarlığını bir yıl içinde tamamen eriterek şirketi milyonlarca lirayı aşan zarara uğrattıklarını ileri sürerek davalıların şirkete verdiği zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000,00 TL’nin müteselsilen şirkete ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, şirket yönetiminde aktif rol oynamayan müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, davalı … nın … üyesi olmayıp bağısız … üyesi olduğunu, zararın ve kusurun bulunması halinde her bir … üyesinin kusuru ile verdiği zarar miktarından sorumlu tutulabileceğini, davacıların zararın varlığını ispat etmesi gerektiğini, davacıların dava dilekçesindeki iddialarının varit bulunmadığını, davacıların verilen zararları açıklaması gerektiğini, davacıların da daha önce … üyesi olduklarını ve şirket aleyhine faaliyette bulunduklarını, davacıların kötüniyetle her yıl yapılan Genel Kurul toplantıları aleyhine dava açtıklarını savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, Anonim Şirket Yöneticileri hakkında açılmış sorumluluk davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları, sunulan ve sağlanan bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere;
Davacı ortağı olduğu AŞ. yöneticileri olan davalıların 01/04/2016 tarihinden dava tarihine kadar geçen dönemde yöneticisi oldukları … AŞ’yi kötü yönettikleri ve bu nedenle ortağı olduğu şirketi zarara uğrattıkları iddiasıyla iş bu sorumluluk davasını açmıştır.
Somut davada iddia edilen zararlandırıcı eylemlerin yapıldığı tarihler dikkate alındığında 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekir.
Bilindiği üzere Anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğu TTK 553. maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu madde hükmüne göre A.Ş. yönetim kurulu üyeleri kanundan, esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihya ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına verdikleri zararlardan sorumludurlar. Diğer yandan TTK 555. maddesi şirkete verilen zarar nedeniyle şirketin uğradığı zararın tazminini, şirketin ve her bir pay sahibinin isteyebileceğini öngörmüş bulunmaktadır. Ne var ki pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.
Taraflar arasındaki dava bir AŞ’nin … üyeleri aleyhine İkame edilmiş olan sorumluluk davasıdır. Sorumluluk davalarında yönetim kurulu üyelerinin şirkete bir zarar vermiş olmaları, bu zarara kusurlarıyla sebebiyet vermiş olmaları, zararla işlem/eylem arasında illiyet bağının bulunması gereklidir. … üyelerinin zarara uğratan eylem/işlem neticesinde bir menfaat tesis etmiş veva etmemiş olmalarının sorumluluk davası bakımından bir ehemmiyeti yoktur. Ancak Belirtmek lazımdır ki şirket … üyelerinin elde ettikleri menfaat bizatihi kusurlu davranışın kendisini teşkil edebilmektedir.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, dava dışı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Prof. Dr. …., Doç. Dr. …. ve ….’ten alınan 25.10.2016 tarihli ilk bilirkişi heyeti raporunda özetle; incelenen evraktan anlaşıldığı kadarıyla … üyelerinin şirketten piyasa şartlarının çok üzerinde bir oran veya tutarda huzur hakkı veya sair ödemeler adı altında doğrudan bir menfaat elde ettiğini ve bunun da şirketi zarara uğrattığını ifade etmenin güç olduğu, nitekim bu husus … faaliyet raporunda açıklanmış olup, 2.000.000 TL civarındaki üst düzey yönetici ödemelerinin … üyelerine yapılmadığının görüldüğü, ikinci olarak değinilmesi gereken meselenin davalı …’un bağımsız … üyeliği olduğu, 6102 sayılı TTK hükümlerine tabi ortaklıklar bakımından m. 360’da bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiş olmakla birlikte, bu düzenlemenin halka açık olmayan şirketlerde uygulanabilmesi için esas sözleşmede hüküm olması gerekli olduğu, adı geçen kişinin imza yetkisinin bulunmaması ise kendisinin 6183 s. Kanun çerçevesindeki sorumluluğu bakımından etkili olabilecek bir husus olup, 6102 s. TTK bağlamında aynı sonucun doğması pek mümkün olmadığı, zira adı geçen kişinin İmza yetkilisi olmamasının, TTK’da … üyelerine tahmil edilmiş olan genel sorumluluktan ari kılınmasını gerektirmeyeceği,
TTK m. 558 gereğince GK’da ibra oylamasında ibraya olumlu oy verenlerin sorumluluk davası açamayacakları hüküm altına alındığı, dava dışı şirket’in 2014 mali yılı için bir GK toplantı çağrısı olmakla birlikte, TTSG’de yayımlanmış bir GK karar tutanağı olmadığı, dolayısıyla 2014 yılı için bir ibra oylamasının olmadığı sonucu çıktığı, davacıların davalılara izafe ettikleri zararın 2014 yılı içinde gerçekleştiği iddiası çerçevesinde davacıların işbu davayı açmaları için bir engel de söz konusu olmadığı,
Şirketin (“… Güç Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.”) 2014 yılı bilançosuna bakıldığında bir önceki yıla göre çok büyük oranda zarar ettiğinin görüldüğü, şirket 2013 yılında 106.529,72 TL zarar etmiş olmasına karşın, 2014 yılında 4.847.347,19 TL tutarında zarar etmiş gözükmekte olduğu, ancak bu zararın kaynağının tam olarak belli olmadığı, … faaliyet raporunda genel olarak yurt dışı kaynaklı sorunlara yer verilmiş olmakla birlikte, bilançosuna bakıldığında şirketin bu zararı gerekçelendirecek bir ihracat faaliyetinin olmadığının görülmekte olduğu, dolayısıyla yurt dışı kaynaklı sorunların şirket’i doğrudan değil olsa olsa dolaylı biçimde etkilemiş olabileceği ki, bu hususta … faaliyet raporundan bilgi edinmenin güç olduğu,
Şirket’in 2014 yılı ortasında dava dışı … Jeneratör Elektrik San, ve Tic. A.Ş. ile olan bayilik sözleşmesinin bu şirketin (… Jeneratör Elektrik San. ve Tic, A.Ş.) feshi ihbarı neticesinde sona erdiği, sona erme sebebine ilişkin dava dosyasından bilgi edinmek mümkün olamadığı, dava dışı … Jeneratör Elektrik San, ve Tic. A.Ş. ile dava dışı Şirket’in … üye yapısı çok benzer bir durumda olduğu, bu şirketlerden birisi üretici şirket (… Jeneratör Elektrik San. ve Tic. A.Ş,), diğeri ise pazarlamacı şirket (… Güç Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş,) konumunda olduğu, üretici şirket konumunda olan şirketin pay sahipleri arasında pazarlamacı şirketin azlık ortakları konumunda bulunan davacıların bulunmadığının görüldüğü, üretici şirkette … üyesi olan kişilerden bir kısmı, pazarlamacı şirkette de … üyesi olarak görev yapmakta oldukları, dolayısıyla bu durumun feshi ihbarda bulunan şirket (üretici şirket) ile fesih ihbar edilen şirket (pazarlamacı şirket) yönetimlerinin hemen hemen aynı kişilerden oluşması gibi bir sonucu ortaya çıkarttığı, davacı ortakların ise bu resme bakıldığında edilgen bir konumda oldukları, dava dışı Şirket’in en büyük müşterisinin hangi nedenle bayilik sözleşmesini feshettiğinin belli olmadığı, ancak fesih bildirimini tebliğ edenle tebellüğ eden şirketlerin yönetim kurulu profilindeki benzerlik/paralelliğin dikkat çekici olduğu, bu fesihle birlikte Şirket’in önemli bir zarara uğraması da -hatta riskin erken teşhisi komitesinin yaptığı saptama uyarınca Şirket’in mevcut iş olanaklarının tamamen ortadan kalkmasının bile söz konusu olabileceği ki, bunun belirtilerinin daha feshin bildirildiği 2014 yılı içerisinde ortaya çıktığı ve 2013 yılındaki zararın yaklaşık 45,5 katı oranında bir zarar 2014 yılında bilançoda kayıtlandığı, sonuç olarak şirketin … üyelerinin bayılık sözleşmesinin hangi sebeplerle fesholunduğunu, bu fesih aksiyonunda Şirket’i yönetirken kusurlu davranmadıklarını ortaya koymak durumunda olduklarını, riskin erken teşhisi komitesinin raporunda meydana gelebilecek olumsuz sonuçların izalesine yönelik tedbirlere yer verilmiş olmakla birlikte, feshin gerekçelerine değinilmediğini, öte yandan göz önünde tutulması gereken diğer bir hususun ortaklık profilinde davalıların önemli bir kısmının da yer aldığı diğer bir şirket olan … Jeneratör İç ve Dış Ticaret A.Ş.’nin durumu olduğunu, özetle ifade edilmek lazım gelirse, üretici şirketin ürünlerini, pazarlamacı şirket (… Güç Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.) değil de … Jeneratör İç ve Dış Ticaret A.Ş.’nin pazarlaması durumunda, bundan davalı ortak … üyeleri sonuçta bir zarar görmezken, … Jeneratör İç ve Dış Ticaret A.Ş.’nin ortağı olmayan davacı ortakların zarar görmelerinin söz konusu olacağını, işte bu sebeple yönetim yapısı hemen hemen aynı olan iki şirkette pazarlamacı şirketin bekasını tehlikeye düşürecek mahiyette bir fesih kararının alınmasının arkasında son derece sağlam ekonomik, ticari, malı ve hukuki gerekçelerin bulunması lazım geleceğini, bunların ortaya konulması ise davalı … üyeleri bakımından kusursuzluğu ispatta önem taşıyacağını,
Dava dışı Şirket’in mali tablolarına bakıldığında 2013 yılından 2014 yılına geçildiğinde brüt satışlarının yaklaşık 15,5 milyon TL azaldığının görüldüğünü, dava dosyasından bunun sebebine ilişkin bir bilgiye ulaşmak imkanı olmadığı, eğer bu satışlar aynı müşterilere davalı … üyelerinin ortağı oldukları … İç ve Dış Ticaret A.Ş, üzerinden yapıldı ise bunun sorumluluk sebebi olacağının aşikar olduğu, anılan azalmanın sebebi Şirket’in müşterilerinin ticaretinin sona ermesi ise bunda davalı … üyelerinin bir sorumluluğunun olmayacağının da aşikar olduğunu, ancak yukarıda da ifade edildiği üzere bu hususa ilişkin dava dosyasından bilgi edinmenin mümkün olmadığı,
Diğer taraftan davacı ortaklar ile davalıların arasında 2012 yılından bu yana bir takım hukuki ihtilafların bulunduğu ve bu ihtilafların sayısının zamana sari olarak yıllar içerisinde arttığı, bu çerçevede davacı tarafların 2014 yılındaki zararın TTK m. 531 bağlamında olası bir fesih davasında davacılara mümkün olan en az ödemenin yapılması maksadını güttüğünü iddia ettikleri, öncelikle ifade etmek lazımdır ki, TTK m. 531 talihsiz ve bîr o kadar da İsabetsiz bir şekilde mehaz kanun olan İsviçre Borçlar Kanunu m. 736 hükmünden sapılmak suretiyle “payların karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip” ifadesini içerir bir biçimde kanunlaştığı, bu hali ile hüküm ortalamada 2-3 yıl süren bir dava sürecinde şirketin içinin boşaltılmasına imkan sağlayabilecek bir mahiyette olduğu, oysa ana ilke olarak feshi isteyen ortağın paylarının -hakimin duruma uygun düşen başkaca bir kararıyla- davalı şirket tarafından satın alınması durumunda davacının, dava açtığı tarihteki şirketin duruma göre karar verilmesi gerekli olduğu, ortalama 2-3 yıllık fesih davası sürecindeki artış veya azalışlardan davacının olumlu veya olumsuz etkilenmesinin kanaatlerince hatalı olduğu gibi, kötüye kullanılmaya da son derece müsait olduğu, bu tespitten sonra ifade edilmek lazımdır ki, fesih davasının 2015 yılında ikame edildiği, oysa Şirket’in uğradığı zararın 2014 yılında ortaya çıktığı, bu durumun davacının iddiasına göre fesih davasında düşük maliyet çıkması için bir ön hazırlık hareketi olup olmadığının mahkemenin takdirinde olduğu,
Davalı taraflar davacıların …. Jeneratör A.Ş. unvanlı bir şirketi 2012 yılında kurduğunu ifade ettikleri, bu olgunun derdest dava bakımından ne gibi bir ehemmiyeti olduğu pek belirgin olmadığı, dava bir sorumluluk davası olup, -varsa- davalıların Şirket’e verdikleri zararın tahsili maksadını güttüğünü, davacıların da aynı sektörde iştigal eden bir başka şirket kurmuş olmasının derdest dava bağlamında mücerret olarak bir anlamı olmamak lazım geldiğini, nitekim bu perspektiften bakıldığında hali hazırda … üyesi olan davalıların önemli bir kısmının dava dışı Şirket ile aynı konuda iştigal eden bir başka şirketin … üyesi ve ortağı olmaları olgusu söz konusudur ki, bu durum zarara uğratıldığı iddia olunan dava dışı şirket bakımından sonuçları itibarıyla daha olumsuz bir durumu beraberinde getirebileceği,
Sonuç olarak; derdest davada dava dışı Şirket’in en büyük müşterisinin sozleşmesini fesih olgusunun/ bu feshi yapan şirketteki yönetim benzeşmesi bağlamında ekonomik, ticari, mali ve hukuki gerekçelere bağlı olmaksızın geleceği, bunun olmadığı halde davalı … üyelerinin kusurlu davranışının varlığının kabul edilebileceği, dava dışı Şirket’in 2013’e göre 2014’teki 15,5 milyon TL eksik satış davalı … üyelerinin ortak ve yöneticisi olduğu … İç ve Dış Ticaret A.Ş. üzerinden yapılmış ise gene bu durumun davalı … üyelerinin kusurlu davranışını teşkil edebileceği görüş ve kanaati bildirilmiştir.

Tarafların bilirkişi raporuna itiraz ve beyanlarının değerlendirilmesi için önceki bilirkişi heyetinden alınan 30.10.2017 tarihli ek raporda özetle; 2014 yılı 4. Dönem geçici vergi beyannamesinde 1.810.053,93 TL dönem net zararı raporlanmasına rağmen, 2014 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde 4.847.347,19 TL dönem net zararının raporlandığı görüldüğünden, aradaki (4.847,347,19 – 1.810,053,93) = 3.037.293,26 TL tutarındaki farkı izaha ve ispata muhtaç olduğu, yasa gereği arada % 10’dan fazla fark olmaması gerektiği, bu husus izah edilemediği takdirde, şirketin zarara uğratılmış olma ihtimalinin mevcut göründüğü kanaati edinildiği,
TTK m, 553/1 “Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye mamurlan, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yüküm lü lük ferini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar” hükmünü amir olduğu,
Daha önce de ifade edildiği gibi TTK’da halka açık olmayan AŞ’ler bakımından bağımsız yönetim kurulu üyesi şeklinde bir … üyeliği modeli olmadığı, bunun şirket içi bir tasarruf olmaktan öte yasal bağlamda sorumluluk bakımından farklı bir durum ortaya çıkartmadığı, … üyesinin ortak olması veya olmamasının da 6102 s. TTK bakımından önemli olmadığı, bu cihetle davalı … üyesi …’un aleyhine sorumluluk davası açılamaması (husumet yöneltilememesi) gibi bir durumun söz konusu olmadığı,
Benzeri şekilde yönetici … aleyhine de sorumluluk davası aynı normdaki ”…yöneticiler … kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar” hükmü mucibince ikame olunabileceği, anılan kişinin de ortak olması veya olmaması da 6102 s. TTK bakımından bir ehemmiyet taşımadığı, bu cihetle davalı yönetici ….cun aleyhine sorumluluk davası açılamaması (husumet yöneltilememesi) gibi bir durumun söz konusu olmadığı,
Bu kişiler aleyhine sorumluluk davası açılabilmekle birlikte, ikame olunan davada kendilerine bir sorumluluk tevcih edilip edilmeyeceğinin mezkûr kişilerin kusurlu hareketle şirkete zarar vermeleri neticesinde mümkün olacağı,
Sonuç olarak; açılan davada neticeten kök rapordaki görüşlerini muhafaza ettiklerini ve yıllık zarara ilişkin (4,847.347,19 [yıl sonu zararı] – 1.810.053,93 [4. dönem beyannamesi] =) 3.037.293,26 TL tutarındaki farkın izaha ve ispata muhtaç olduğu, yasa gereği arada %10’dan fark fazla olmaması gerektiği, bu hususun izah edilemediği halde şirketin zarara uğratılmış olma ihtimalinin mevcut göründüğü, görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Bilirkişi kök ve ek raporuna itirazlar nazara alınarak mahkememizce bilirkişiler SMMM …, SMMM …. ve Makine Mühendisi ….’den alınan 17.07.2018 tarihli ilk bilirkişi heyeti raporunda özetle;
Dava dışı … Güç Sistemleri San.ve Tic.A.Ş.’nin bayilik yetkisi, … Jeneratör Elektrik A.Ş. tarafından sona erdirilmiş, sözü edilen … Dış Ticaret A.Ş.’nin TGŞ’ye ait bayiliğin iptali sonrasında, … Jeneratör ile yeni bir sözleşme imzalandığı,
Tek bir bayiliğin sona ermesi sonucu şirketin sermayesinin neredeyse tamamının kaybedilmesinin, yeterli önlemler alınmadığı, doğru bir risk yönetimi stratejisi geliştirilmediğinin bir göstergesi olduğu,
Şirketin öngörülemeyen nedenlerle satışlarının düştüğü varsayımında bile düşen satışlara karşın faaliyet giderlerinin bu derece yüksek olmasında yöneticilerin sorumluluğunun bulunduğu,
Ayrıca düşen satışlara rağmen ticari alacaklarının ve ticari borçlarının artması, normal şartlarda şirketlerde beklenmeyen bir durum olup, şirketin çalışma sermayesi yönetiminin kötü yapıldığı anlamına geldiği,
Netice itibariyle yönetimin sorumluluğundan kaynaklanan en azından faaliyet giderlerindeki aşırı artıştan kaynaklanan bir zarar söz konusu olduğu, bu nedenle zarar hesabı satışlar düşse bile faaliyet giderlerinin önceki yıllardaki oranlarında olduğu durumdaki zarar hesaplanarak aradaki fark sorumluluktan kaynaklandığının söylenebileceği,
Öngörülemeyen ve engellenemeyen nedenlerden dolayı Şirketin satışlarının düştüğü kabul edilse bile önceki yıllardaki faaliyet giderleri oranı düzeyinde faaliyet gideri olmasının beklendiği,
Davadışı şirketin 2014 yılında bir önceki yıla göre net satışlarında %18 küçülme meydana gelmiş olmasına karşın faaliyet giderlerinde %18 artış meydana geldiğini, normal şartlarda bu giderlerin orantılı olması gerektiği,
Ancak 2013 ve 2014 yılı mizan kayıtlan içerisinde yapmış oldukları araştırmalar neticesinde 63 ana ve alt hesap detaylarının (diğer hesap kodları olmasına karşın) olmadığının görüldüğünü, bu nedenle satışlardaki düşüşe karşın faaliyet giderlerindeki artışın hangi kalemlerden kaynaklandığının detayının verilemediğini,
Bu nedenle yöneticilerin önceki yıl ortalamalarına göre yüksek faaliyet giderleri ile “2014 yılı Jen. Satış Gelir Tahakkuk Maliyeti” açıklamalı 1.747.799,98 TL giderin izaha muhtaç olduğu, faaliyet giderlerinin ne olduğu konusunda eksik içerikli evrak sunulmasından dolayı tam inceleme yapılamadığı,
Sonuç Olarak;
Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde, yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;
a) Dava dışı … Güç Sistemleri San.ve Tic.A.Ş.’nin bayilik yetkisi, … Jeneratör Elektrik A.Ş. tarafından sona erdirilmiş, sözü edilen … Dış Ticaret A.Ş.’nin TGŞ’ye ait bayiliğin iptali sonrasında, … Jeneratörle başka bir sözleşme imzalandığı,
b) Dava dışı şirketin 2013 yılında 5.197.679,02-TL olan özsermayesinin erimiş ve 2014 yılında 350.331,83-TL düzeyine gerilemiş olduğu, sermayesinin %90’nından fazlasını 1 yıl içinde kaybettiği,
c) Çalışma sermayesi yönetiminin (ticari alacaklar, stoklar ve ticari borçlar) 2014 yılında iyi yapılmadığı,
d) Dava dışı şirketin satışları 2014 yılında bir önceki yıla göre %18 düşmesine karşın faaliyet giderlerinin %18 arttığı, bunun olağan bir durum olmadığı, faaliyet giderlerinin alt hesapları incelenemediği için bu konuda detaylı inceleme yapılamadığı,
e) Dava dışı şirketin 2012-2014 yılları arasında brüt kar marjı (%15, %14, %13) hemen hemen aynı kalmasına karşın faaliyet kar marjının (zarar) 2012 yılında -%0,31 seviyelerinden 2014 yılında -%8,15 seviyelerine gerilediği, 2014 yılında şirketin zararının artmasının en önemli sebebinin faaliyet giderlerinden kaynaklandığı, faaliyet giderlerinin net satışlar içindeki payının %15’den %22’ye çıktığı, faaliyet giderlerindeki artışın en temel sebebinin pazarlama satış ve dağıtım giderlerinden kaynaklandığı, 2013 ve 2014 yılı mizan kayıtları içerisinde yapmış olduğumuz araştırmalar neticesinde 63 ana ve alt hesap detaylarının (diğer hesap kodlan olmasına karşın) olmadığı, bu nedenle satışlardaki düşüşe karşın faaliyet giderlerindeki artışın hangi kalemlerden kaynaklandığının detayı verilemediği, yine 63 muavin kayıtlarında da sadece faaliyet giderlerinin …, Pazarlama, Satış ve Dağıtım ve Genel Yönetim giderleri detaylanna yönelik verilmiş, alt detaylar verilmemiş olduğu,
f) KVB’deki yıl sonu zararı 4.847.347,19 iken dördüncü dönem beyannamedeki zararın 1.810.053,93 olduğu, aradaki farkın 3.037.293,26 TL’ye denk geldiği, bu tutar farkının Karşılık giderlerindeki 1.289.491,77-TL ve Satılan Ticari Mallar Maliyeti (-) ve 1.747.799,98-TL giderden kaynaklandığı,
g) Karşılık giderlerindeki 1.289.491,77-TL tutarındaki artış şüpheli ticari alacak karşılığındaki artıştan kaynaklandığı, şüpheli ticari alacak ayırma koşulları yerine geldiği durumda şüpheli ticari alacak karşılığının dönem sonunda ayrılmasından kaynaklı bir yönetici sorumluluğundan bahsedilmeyeceği,
h) Satılan Ticari Mallar Maliyeti (-) 1.747.799,98-TL gider ile bilançodaki Maliyet Gider Karşılığındaki 1.747.800-TL’lik hesap ile ilişkili olduğu, 2014 yılı Jen. Satış Gelir Tahakkuk Maliyeti açıklaması ile kaydedildiği, Bu hesapta kayıtlı olan 1.747.799,98-TL oldukça yüksek bir tutar olduğu, Satılan malın maliyeti hesabını oluşturan alt hesaplar, Direk işçilik, direk malzeme ve genel üretim giderlerinden oluştuğu, 4. Dönem vergi beyannamesi ile KVB arasındaki dönemde bu derece öngörülemez rakamlar olmaması gerektiği ve bu farkın izaha muhtaç olduğu,
i) Yöneticilerin önceki yıl ortalamalarına göre yüksek faaliyet giderleri ile “2014 yılı Jen. Satış Gelir Tahakkuk Maliyeti” açıklamalı 1.747.799,98 TL giderin izaha muhtaç olduğu, faaliyet giderlerinin ne olduğu konusunda eksik içerikli evrak sunulmasından dolayı tam inceleme yapılamadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Bilirkişi kök ve ek raporuna itirazlar nazara alınarak, daha önce alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı değerendirilerek mahkememizce Makine Yüksek Mühendisi Dr. …., Prof. Dr. …. ve S.M.M.M. / Bağımsız Denetçi
….’den alınan 8.11.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle;
2014/4. Dönem Kurumlar Geçici Vergi Beyannamesindeki gelir tablosunda şirket zararının 1.810.053.93 TL, 2014 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesindeki gelir tablosunda ise şirket zararı 4.847.347,19 TL olarak beyan edildiği,
Her iki beyanname arasında 3.037.293,26 TL farkın 2014 yılı dönem zararını düşük gösterilmesi gayesiyle gelirlerde artış, giderlerde azaltma olarak yapıldığı kanaatine varıldığı,
2014 yılı gelir tablosunda 1.880.120,80 TL gelir tahakkuku yapılarak gelirlerin arttırılmış ve 1.289.491,77 tutarındaki şüpheli alacaklara karşılık ayrılmayarak giderlerin azaltılmış olduğu, bu işlemle Geçici Vergi Beyannamesinde şirketin 4.847.349,19 TL olan reel zararının 1.810.053.93 TL olarak gösterildiği, ancak Bağımsız Denetim şirketinin yapılan yanlışlıkları tespit etmesi üzerine gerekli düzeltmeler yapılarak Kurumlar Vergisi Beyannamesinde reel zarar 4.847.347,19; TL olarak beyan edildiği,
2014 yılı 4. dönem geçici vergi beyannamesinde kanunen kabul edilmeyen giderler 182.711,74 TL, 2014 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde ise 1.532.467,87 TL olarak beyan edildiği, 1.349.756,13 TL tutarındaki bu fark için davacı şirket vekili tarafından “2013 yılında alman kararla zarar oluşmaması adına kur farkının gider olarak dikkate alınmadığı, 2014 yılında ise bu tutarın kanunen kabul edilmeyen giderler hesabına aktarıldığı” belirtildiği, buradan kur farkı gider fazlasının kayıt edilmeyerek dava dışı şirketin 2013 yılı gerçek zararının 1.349.756,13 TL eksik beyan edildiğinin anlaşıldığı, dava dışı şirket yönetimi tarafından bu uygulama ile 2013 yılı şirket zararı düşük gösterilmiş, gerçek zararın şirket hissedarlarından gizlenmiş olduğu kanaatine varıldığı,
2014 yılı kurumlar vergisi beyannamesinden şirket net aktiflerinin 1.751.648,91 TL olmasına rağmen 148.026,84 TL değer üzerinden sigorta yaptırıldığı, şirket yönetiminin herhangi muhtemel bir hasara riskine karşı gerekli sigorta tedbirini almadığı,
Şirket yönetiminin satışlardaki ve satışların maliyetindeki azalmalara karşın gerekli tedbirleri almadığı ve faaliyet giderlerinin azalmasını sağlayamadığı,
Şirket yönetimi tarafından şirket zararının düşük gösterilmesi gayesiyle gelirlerde artış, giderlerde azaltma yoluna gidildiği,
2014 yılında şirket ortaklarından sadece …’ya (1120.47 Yönetim Kurulu Üyesi meslek kodu ile) 330.474,55 TL brüt ücret ödendiği, diğer yönetim kurulu üyelerine ücret, huzur hakkı v.b. ödemeler yapılmadığı,
Davalılardan …, …, …, …, …’un dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, ancak …’un 03.07.2014 tarihinde, …’nun ise 16.12.2014 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı, yerine yeni üye seçilmediği, dava dışı şirketin 2014 yılı zarar miktarının 4.847.347,19 TL olduğu belirlendiği,
Dava dışı … Güç Sistemleri AŞ‘nin (2018 yılında gerçekleşen unvan değişikliği ile … Makine Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olmuştur) 2014 yılında 4.847.347,19 TL zarara uğradığı öz varlığının %90‘nına yakın kısmını kaybettiği tespit edilmiş olup, sorumluluğun şartlarından zarar unsurunun dava dışı şirket bakımından gerçekleştiği,
Kanuna veya Sözleşmeye Aykırılığın, sorumluluğun bir diğer unsuru olduğu, TTK md. 553/1 hükmüne göre: “Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karsı verdikleri zarardan sorumludurlar”. hükmünü amir olduğu, kanun veya sözleşmeye aykırılık yoksa, zarar meydana gelse dahi sorumluluk söz konusu olmayacağı, huzurdaki davada davalılar açısından bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğine gelince, özen ve bağlılık yükümlülüğünün yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunda kusurun saptanmasında bir kıstas olmasının yanı sıra bağımsız bir borç olması dolayısıyla sorumluluğun tespitinde önemli bir rol oynadığı, Yönetim kurulu üyeliği görevine getirilen bir kimseden aynı nitelik ve büyüklükteki bir şirketin yöneticisi gibi davranması, önüne gelen bilgileri değerlendirebilecek, uygulayabilecek, sektördeki gelişmeleri takip edebilecek, şirketi kontrolü altında tutabilecek, onu yönetebilecek yetenek ve eğitime sahip olması beklendiği, dava dışı … Güç Sistemleri San. Ve Tic. A.Ş.’nin bayilik yetkisinin, … Jeneratör Elektrik A.Ş. tarafından sona erdirilmesinin ardından her ne kadar … Jeneratörle başka bir sözleşme imzalanmış olsa da şirketin zararının önüne geçilemediği, bayilik sözleşmesinin iptalinin ardından şirketin şube kapatarak küçültmeye giderken faaliyet giderlerindeki artışların sebebi açıklanamadığı, daha da önemlisi ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davalıların … Jenartör, … Pazarlama, … Jeneratör İç ve Dış Ticaret, T Makina şirketlerinde ortak veya yönetim kurulu üyesi sıfatıyla yer aldıklarının anlaşıldığı, hal böyle olunca, dava dışı şirketin menfaatlerini korumakla yükümlü davalıların diğer şirketlerdeki konumlanda dikkate alındığında şirketin en önemli gelir kaynağı olan bayilik sözleşmesinin sonlandınlacağım öngörmemiş ve gerekli tedbirleri almamış olmaları yine bir yıl içinde faaliyet giderlerinin artışını ve şirketin sermayesinin % 90’nm kaybını önleyecek tedbirleri almamış olmaları özen ve bağlılık yükümlülüğünün açık ihlalinin bir başka anlatımla kanuna ve esas sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirildiği, illiyet bağı sorumluluğun temel öğelerinden birisi olup sorumluluk ister akit dışı sorumluluğa ister akdî sorumluluğa, ister kusur sorumluluğuna ister kusursuz sorumluluğa dayansın, illiyet bağının varlığı mutlaka arandığı, yukarıda sorumluluğa konu yapılan olay özen ve bağlılık yükümlülüğünün ihlali olup, bu yükümlülük ihlali ile yani davalı yöneticiler tarafından zamanında ve gerekli tedbirlerin alınmaması ile şirket zararı arasında uygun illiyet bağının gerçekleştiği, TTK md. 553 vd.’da düzenlenen yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, esas itibarıyla bir kusur sorumluluğu olduğu, Anonim şirketin zarar görmüş olduğu gerçeği, sorumluluğun doğması için tek başına yeterli olmadığı, her tür kusur – hafif ihmal dahi – kusurun doğumu için yeterli olduğu, Yönetim kurulu üyelerine, yöneticilere ve tasfiye memurlarına kusurlu bir hareketin izafe edilememesi halinde sorumluluk söz konusu olmayacağı, TTK’nın 553. maddesinde yer alan hüküm -mülga 6762 sayılı eTTK md. 336’dan ve mehaz kanundan farklı olarak- kasten ve ihmal neticesinde kavramları yerine “kusur” sözcüğü ile yetindiği, bununla birlikte kusur kavramının hafif ihmali de içine alacak şekilde yorumlanması gerektiğinin TTK’nun 553. maddesinin gerekçesinden açıkça anlaşıldığı,
Huzurdaki dava bakımından davalı yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranıp davranmadıklarının tespitinde özen kriterinden yararlanmanın mümkün olduğu, kusurun ölçüsü olan özen yükümlülüğünün normal ve ortalama bir insanın aynı durum ve koşullarda yapacağı davranışlar göz önüne alınarak saptandığını, kusurun objektifleştirilmesi karşısında davalı yönetim kurulu üyelerinden beklenenin aynı durum ve koşullarda herkesten beklenen davranış olduğu, davalıların davranışları aynı konumda olan yönetim kurulu üyeleri ile karşılaştırıldığında normal ve ortalama davranış olarak değerlendirilemeyeceğini,
Yukarıdaki açıklamaların davalı yönetim kurulu üyeleri bakımından sorumluluk koşullarının gerçekleştiği sonucuna götürdüğü,
TTK md. 553 vd. Da yer alan sorumluluk hükümleri mülga TTK dan farklı olarak farklılaştırılmış sorumluluk müessesine yer verildiğini,
“Farklılaştırılmış teselsül/differenzierte Solidaritât” kavramı ile aynı zarardan sorumlu olan yönetim kurulu üyelerinin her birinin, dış ilişkide bireysel indirim sebeplerini ileri sürerek zararın kendilerine isnat edilebilecek miktarıyla sorumlu tutulmalarının kastedildiği, böylece, borçlunun başkaları ile birlikte bir zarar verdiği takdirde zararın tamamından müteselsilen sorumlu tutulmayacağı, sorumluluk tutarı tek başına zarar verseydi, sorumlu olacağı miktarla sınırlandırılacağı, farklılaştırılmış teselsül sistemi, müteselsil sorumlulukta bastırılan uygun illiyet bağını yeniden ön plana çıkararak, bir kimsenin yalnızca sebep olduğu kadar zarardan sorumlu olmasını sağladığı, davalı yönetim kurulu üyelerinden … bakımından icrai fonksiyon üstlenmediği temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığı Temmuz 2014’te görevinden istifa ettiği bu nedenle sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmüşse de sicil kayıtlarında yapılan incelemelerde dava dışı şirkette TTK md. 367’ye uygun görev ve yetki dağılımına ilişkin iç yönergeye rastlanmadığı, bir başka ifade ile davalının ileri sürdüğü hususları inandırıcı bir biçimde ispatlayamadığının, bu durumda davalı yönetim kurulu üyesinin zararın önlenmesinde diğer üyeler gibi özen yükümlülüğünü ihlal ettiği ve diğer üyelerle birlikte zararın tamamından sorumlu tutulabileceğinin düşünüldüğü,
Sonuç olarak;
– Dava dışı şirketin 2014 yılı zarar miktarının 4.847.347,19 TL olduğu,
– Davalı yönetim kurulu üyeleri bakımından sorumluluğun şartlarının gerçekleştiği,
– Davalı yönetim kurulu üyeleri bakımından dış ilişkide bireysel indirim sebeplerinden yararlanma koşullarının oluşmadıği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Alınan son bilirkişi raporuna davalılar vekilince itiraz edildiğinden dosyanın önceki bilirkişi kuruluna tevdi ile davalılar vekilinin itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları irdeleyerek denetime ve hüküm kurmaya elverişli şekilde ek rapor tanzim etmeleri için dosya son bilirkişi heyetine tevdi edilmiş,
Davalı vekilinin itirazları bilirkişi heyetince değerlendirmiş;
Davalı vekilince; Maliyet giderleri başlığında incelenen kur farkına yönelik değerlendirme objektiften ve bilimsellikten uzak olduğu, kur farkı giderlerinin gider kaydedilmemesine ilişkin bir alman herhangi bir yönetim kurulu karan bulunmadığı, 2013 yılında sistemsel bir aksaklık nedeni ile kur değerlemesine tabi tutulması sehven atlanan cari hesapların, 2014 yılında kur değerlemesine tabi tutulduğu, 2014 yılı kurumlar vergisi beyanında kanunen kabul edilmeyen giderlerdeki 1.349.756,13 TL’lik farkın bu husustan kaynaklandığı, bu hususun önceki dilekçelerde de izah edildiği, ancak bilirkişilerce bu açıklamaların değerlendirilmediği, adeta müvekkillerinin niyetlerine gerçeklikle alakası bulunmayan yönelik afaki beyanlarda bulunulduğu belirtilmişse de;

Şirket yönetim kurulu tarafından kur farkı giderlerinin kaydedilmemesi yönünde bir yönetim kurulu karan alınamayacağı, zira Vergi Usul Kanunu 280. Maddesinde yabancı paralann borsa rayici ile değerleneceği ve bu hükmün yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da cari olduğunun belirtildiği, 2013 yılında kur farklarının hesaplanmamasının sistemsel bir aksaklık olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı, şirketin borç ve alacaklarına vakıf olması gereken bir yönetim kurulu bu borç ve alacakların güncel değerlerini çalışanlarından istemesi gerektiği,
Şirketin 2013 yılında uygulanması gereken kur farklarının 2014 yılında kanunen kabul edilmeyen gider olarak kaydedilmesi muhasebenin dönemsellik ilkesine aykırı olduğu, yapılması gereken doğru uygulamanın 2013 yılı kurumlar beyannamesi için düzeltme beyannamesi vermek olması gerektiği,
Davalı vekilince; Mali açıdan değerlendirme başlığında tespit edilen 3.037.293,26 TL’lik farkı yönelik bilimsel veriler ile yapılan açıklamaların incelenmeksizin bilimsellikten ve objektiflikten uzak değerlendirmelerde bulunulduğunu belirtilmişse de;
Kök raporda 2014/4. Dönem Kurumlar Geçici Vergi Beyannamesi ile 2014 yılı Kurumlar beyannamesi arasında bulunan 3.037.293,26 TL farkın nereden geldiği bilimsel ve objektif olarak açıklandığı, davalılar vekilinni kök raporda yapılan açıklamaları tekrarladığı, ancak burada başka bir fark tespit edildiği, davalı şirketin 2014 yılında ise 2.549.077,40 TL tutarındaki şüpheli alacağı için ise 1.833.762,75 TL karşılık ayrıldığı, başka bir deyişle 2014 yılında 715.314,65 TL tutarında şüpheli alacak için karşılık ayrılmadığı, 715.314,65 TL tutarındaki alacağa 2014 yılında karşılık aynlmayarak 2014 ve sonraki senelerde mezkur alacakların kurum kazancından indirilemeyeceği ve Vergi Usul Kanunu’nun tanıdığı bu hakkın kullanılmaması sebebiyle kurum zarara uğratıldığı,
Davalılar vekilince; Sigorta primlerine yönelik yapılan değerlendirmenin gerçeklikten uzak ve hukuka aykırı olduğu, şirket yönetiminin satışlardaki ve satışların maliyetindeki azalmalara karşın gerekli tedbirlerin alınmadığı ve faaliyet giderlerinin azalmasının sağlanamadığını belirterek, tüm bu değerlendirmelerin gerekçesiz yapıldığı ve somut verilerle ilişkilendirme gerçekleştirilmediği bildirilmişse de;
Şirketin 31.12.2014 tarihli bilançosunda (birikmiş amortismanlar sonrasında) 1.751.648,91 TL tutarında duran varlığı olduğunun tespit edildiği, sigorta şirketinin 1.751.648,91 TL kayıtlı değerdeki şirket aktifleri için 148.026,84 TL değer biçmesinin gerçeklikten uzak ve sigortacılık uygulamalarına aykırı olduğu, üstelik sigorta poliçelerinin kayıtlı değer üzerinden değil rayiç değer üzerinden yapılmakta olduğu, bilirkişi heyetince raporda belirtilen tüm değerlendirmeler somut gerçekleri gösteren şirket kayıtları, bilançolar, gelir tablolarından alınarak bilimsel ve objektif olarak yapıldığı, şatışlardaki ve satışların maliyetindeki azalmaları şirket yönetiminin güncel olarak izlemesi ve süratle aksiyon almasının esas olduğu,
Davalı vekilince; 2014 yılında …’ya yapılan 330.474,55 TL’lik ödemenin görevi nedeniyle yapıldığını, bilirkişiler tarafından bu hususun değerlendirilmediği belirtilmişse de;
Kök raporun 9. Sayfasında bu hususa değinildiği, ancak şirketin …’ya ödenen ücreti Sosyal Güvenlik Kurumu’na 1120.47 Yönetim Kurulu Üvesi meslek kodu ile bildirdiği, Şirket …’ya ödenen ücretleri Genel Müdür vazifesi nedeniyle ücret ödemesi durumunda 1120.15 meslek kodu ile Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirim yapılması gerektiği,
Mali açıdan kök rapora davalılar vekilinin yaptığı itirazlarının yerinde görülmediği, kök raporumuzda belirtilen mali açıdan yapılan görüşlerinin muhafaza edildiği ve kök raporda değişiklik yapılmasına gerek olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı,
Davalı Vekilince hukuki inceleme ve değerlendirmeler bakımından sorumluluğa yönelik koşulların değerlendirilmesi sonucu varılan kanaatin gerekçelendirilmediği, şirketin kar ve zarar etmesinin ticari hayatın bir gereği olduğu, kusuru ispat yükünün de davacılarda olduğu ileri sürülmekle beraber kök raporda her bir sorumluluk şartı açık bir biçimde incelenip koşulların varlığı hususunda görüş bildirildiği, bir şirketin zarar etmesinin her zaman sorumluluk doğurmayacağı bunun için illiyet bağı, kusur ve kanuna aykırılık hususlarının her birinin gerçekleşmiş olması gerektiği kök rapordaki açıklamalarda belirtilmiş olup netice itibarıyla görüşlerini değiştirecek yeni bir bilgi ve belge bulunmadığından kök raporda sorumluluğa ilişkin kanaatin aynen korunduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirilmiştir. Davalıların yöneticisi olduğu şirketini zarara uğratıp uğratmadıkları, varsa zararın miktarı ve davalıların zarardan sorumlu olup olmadıkları hususunda toplanan deliller ve özellikle şirket kayıtları üzerinden yapılan incelemeler neticesinde üç heyetten ayrı yarı bilirkişi raporu alınmıştır. İlk heyet raporunda 2014 yılı 4. Dönem geçici vergi beyannamesinde 1.810.053,93 TL dönem net zararı raporlanmasına rağmen, 2014 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde 4.847.347,19 TL dönem net zararının raporlandığı görüldüğünden, aradaki (4.847,347,19 – 1.810,053,93) = 3.037.293,26 TL tutarındaki farkı İzaha ve ispata muhtaç olduğu, yasa gereği arada % 10’dan fazla fark olmaması gerektiği, bu husus izah edilemediği takdirde, şirketin zarara uğratılmış olma ihtimalinin mevcut göründüğü kanaati bildirilmiş, KVB’deki yıl sonu zararı 4.847.347,19 iken dördüncü dönem beyannamedeki zararın 1.810.053,93 olduğu, aradaki farkın 3.037.293,26 TL’ye denk geldiği, bu tutar farkının Karşılık giderlerindeki 1.289.491,77-TL ve Satılan Ticari Mallar Maliyeti (-) ve 1.747.799,98-TL giderden kaynaklandığı, karşılık giderlerindeki 1.289.491,77-TL tutarındaki artış şüpheli ticari alacak karşılığındaki artıştan kaynaklandığı, şüpheli ticari alacak ayırma koşulları yerine geldiği durumda şüpheli ticari alacak karşılığının dönem sonunda ayrılmasından kaynaklı bir yönetici sorumluluğundan bahsedilmeyeceği, satılan Ticari Mallar Maliyeti (-) 1.747.799,98-TL gider ile bilançodaki Maliyet Gider Karşılığındaki 1.747.800-TL’lik hesap ile ilişkili olduğu, 2014 yılı Jen. Satış Gelir Tahakkuk Maliyeti açıklaması ile kaydedildiği, Bu hesapta kayıtlı olan 1.747.799,98-TL oldukça yüksek bir tutar olduğu, Satılan malın maliyeti hesabını oluşturan alt hesaplar, direk işçilik, direk malzeme ve genel üretim giderlerinden oluştuğu, 4. Dönem vergi beyannamesi ile KVB arasındaki dönemde bu derece öngörülemez rakamlar olmaması gerektiği ve bu farkın izaha muhtaç olduğu kanaati bildirilmiş, yargılamanın devamında şüpheli ticari alacak ayırma koşulları yerine geldiği hususu da davalı taraça ispatlanamamıştır. 3. Heyet raporunda ise şirketin 2014 yılında 4.847.347,19 TL zarara uğradığı öz varlığının %90‘nına yakın kısmını kaybettiği tespit edilmiş olup, sorumluluğun şartlarından zarar unsurunun dava dışı şirket bakımından gerçekleştiği kanati bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre davalı şirketin 4.847.347,19 TL zarar uğratıldığı anlaşılmış, mahkememizce esasen diğer raporlarda yapılan tespitlerle de uyumlu 3. Heyet raporunda tespit edilen 4.847.347,19 TL zarar miktarına itibar edilmiştir. Her üç bilirkişi raporunda yapılan tespitler davalıların sorumlulukları yönünden birbirini desteklemekte olup, davalı yöneticilerinin şirketin zarara uğramasında kusurlarının bulunduğu, davalılardan … ve …’nun da şirket yöneticisi olarak sorumlu oldukları, davalı yönetim kurulu üyeleri bakımından dış ilişkide bireysel indirim sebeplerinden yararlanma koşullarının oluşmadığı, davacı ortaklarca şirketin uğradığı zararın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesinin talep edilebileceği değerlendirilmiştir. Davacı tarafça dava 100.000,00 TL üzerinden açılmış olup zarar miktarı yönünden dava ıslah edilmediğinden dava değeri üzerinden davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulüne, 100.000 TL ‘nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı … GÜÇ SİSTEMLERİ SANAYİ VE TİC.A.Ş. ‘ye verilmesine,
2-Alınması gereken 6.831,00 TL karar harcının peşin alınan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.123,25 TL ‘sinin davalılardan tahsiline,
3-Yürürlükteki AAÜT gereğince hesap edilen 13.450,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
4-Davacılar tarafından yatırılan 27,70 TL başvurma harcı ile 1.707,75 TL peşin harcın davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine,
5-Davacılar tarafından yapılan ve aşağıda dökümü yapılan 6.606,60 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine,
6-Kullanılmayan yargılama gider avansı konusunda HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra karar verilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341vd. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere hazır taraf vekillerinin yüzünde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 23/09/2020 11:13

Başkan …
e-imzalıdır.
Üye …
e-imzalıdır.
Üye …
e-imzalıdır.
Katip …
e-imzalıdır.

YARGILAMA MASRAFLARI
DAVACILAR
29 Tebligat – 301,50 TL
1 Müzekkere – 5,10 TL
Bilirkişi Ücreti – 6.300,00 TL
Toplam = 6.606,60 TL