Emsal Mahkeme Kararı Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/158 E. 2022/1192 K. 05.12.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/158 Esas
KARAR NO : 2022/1192

DAVA : Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/02/2022
KARAR TARİHİ : 05/12/2022
K. YAZIM TARİHİ : 08/12/2022

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; müvekkili ile davaya konu 02.02.2012 ve 03.02.2012 tanzim tarihli “Aracılık/Danışmanlık” sözleşmelerinin imzalandığını, bu sözleşmeler ile müvekkili şirket “Danışman” sıfatıyla, İrak ülkesinin Kerbela şehrinde ki Konut ve Sosyal Donatılan İnşa işlerinin müteahhitliğinin üstlenilmesi konusunda, Irak ülkesinde ki iş sahibi “…..” firması ile davalı şirkete aracılık yapmayı üstlendiğini, her iki sözleşme bir gün ara ile yapılmış olsa da sözleşme taraflarının ve konusunun tamamen aynı olduğunu, müvekkili şirket yetkililerinin başka projelerle ilgili anlaşma metni olduğunu sandığını, söz konusu her iki antlaşmanın aynı taraflara ve hükümlere haiz olup, yalnızca; “sözleşmenin 2. Maddesinde yer alan “Irak da hiç inşaat müteahhitliği yapmayan ŞİRKET’e” ibaresi davalı şirket yetkilisi …..’çı tarafından üzerinin çizildiğini, sadece kendisi tarafından paraf edildiğini, 03.02.2012 tarihli sözleşmenin 02.02.2012 tarihli sözleşmeyi feshetmediği gibi onun yerine farklı hükümlerle yapıldığına dair bir ibarede olmayıp, her iki sözleşmenin birbirinin aynısı olup, davalı şirket yetkilisinin iş güzarlığından dolayı yapıldığını, aynı sözleşmelerin 3.1. Maddesinde sözleşme konusu işin ön protokol aşamasının tamamlandığını, 3.4 maddesinde ise, inşaat ihalesinin veya işinin muhatabın üzerinde kaldığının kesinleşmesi anında müvekkili şirketin ücrete hak kazanacağının düzenlendiğini, “SÖZLEŞME BEDELİ VE ÖDENMESİ”başlıklı 3. Madde de ücretin ihale veya iş bedelinin net $ 10 oranında olacağının karar- laştırıldığını, aynı maddede, ücretin muhatabının iş sebebiyle hak ediş ödemelerini alımından itibaren en geç 5 iş günü içinde ve alınan hak ediş bedellerinin 10’una karşılık gelen miktarda ödeyeceğinin belirlen- diğini, davalı şirketin ücret ödemelerini iş sahibinden almış olduğu her hak ediş ödemesinin 10 beş gün içinde müvekkil şirkete vererek yapacağını, ihale veya iş bedelinin tamamının alınmasına kadar geçecek sürede ve her hak edişte bu şekilde ödemeler yaparak, sözleşme konusu iş için ödenecek ücret ödemelerinin tamamlanacağını, aynı maddenin devamında KDV, ve/veya Vergi Stopajı ve başkaca yasal gider ve/veya kesintiler % 10’luk net ücret dışında olarak belirlendiğini, davalının iş sahibi ile yapmış sözleşme gereği almış olduğu projeyi bitirmesine yada yüzde doksan bitirmesine rağmen ne kadar hak ediş aldığını müvekkili şirkete bildirmediğini, bugüne kadar da hiç bir ödeme yapmadığını, gerek hak ediş miktarının tamamını gerekse bu alacakla ve sözleşme ile bağlantılı belirteceği cezai şart ve aylık % 2 vade farkı alacak miktarlarını bilemediğinden, aynı maddenin devamında yazılı olan “cezai şart” başlıklı bölümünde, davalı şirketin ücret ödemelerine suiniyetli şekilde uymaması halinde, müvekkiline hak ediş ücretinin 10’u haricinde söz konusu iş için toplam iş bedelinin & 10 oranında cezai şart ödeyeceği belirlendiğini, müteakip “Vade Farkı” başlıklı maddede ise, hak ediş alımından itibaren 5 iş günü içinde müvekkiline ödeme yapılmaması halinde, aylık % 2 vade farkı ödeneceğinin düzenlendiğini, davalı şirketin 2 kez üst üste hak ediş almasına rağmen müvekkili şirkete hiç ödeme yapmamış olması halinde müvekkilinin tüm ücretinin muaccel olacağı ve muaccel olan tüm alacağın 3 iş günü içinde ödenmemesi halinde şart miktarının da müvekkili şirket lehine tahakkuk edeceği düzenlendiği, müvekkilinin dava konusu sözleşme ile yükümlendiği tüm görevleri yerine getirdiğini, davalı şirket ile iş sahibi İrak ülkesinde kurulu …. Firmasının sözleşme konusu müteahhitlik işini düzenleyen sözleşmeyi 07.02.2012 tarihinde imzaladıklarını, ve davalı şirket inşaat işine başladığını, bu sözleşmedeki iş bedelinin 150.000.000 USD olduğunu, ek işlerle birlikte sözleşme bedelinin 185.230.850 USD’ ye çıktığını ve Irak Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Başkanlığı Kutsal Kerbela Eyaleti Kerbela Yatırım Komisyonuna sunulan ve tasdiklenen “Yatırım Lisansı No.(2)” belgesinde davalı şirketin iş sahibi ….. firmasına yüklenmiş olduğu proje ve miktarı bilgileri yer aldığını, davalı şirketin sözleşme konusu inşaat işini % 9” ‘unu bitirdiğini, iş sahibinin yapılan işleri için 01.08.2012-01.08.2015 tarihleri arasında site inşaatlarının ilerleyerek davalı şirket tarafından, bir kısım yapılan sitenin tamamlanması ile açılış ve teslim konusunda işin bir kısı rasında ise büyük bir kısmının bitirildiğini, müvekkili şirket yetkilerinin öğrendiği kadarıyla davalı şirket iş sahibi şirketten hak ediş ödemelerini de aldığını, ne kadar aldığını bilmediğini, ilk hak edişlerden sonra davalı şirketin almış olduğu hak edişleri müvekkili şirkete hiç bir şekilde bildirmemesi ve müvekkili şirket yetkililerinde hak edişlerin alındığını öğrenmesinin akabinde, müvekkili şirket tarafından Beyoğlu ….. Noterliği’nin 12.06.2013 tarih ve …. yevmiye numarası ile davalı şirkete ihtarname gönderdiğini, geçen süre zarfında müvekkili şirkete hiç bir ödeme yapılmadığını, neticeten; ihtiyati tedbir talebinin teminatsız aksi halde uygun bir teminat karşılığında kabulüne, sözleşme konusu tüm hak edişler ve toplam miktarın belirlenmesi için davalı şirket ve İş sahibi …. firmasına müzekkere gönderilmesine davalı şirketçe elde edilen toplam hak edişin % 10 oranında net aracılık ücreti alacağı, toplam iş bedelinin % 10 oranında cezai şart alacağı, sözleşmeye uygun olarak ayda yüzde iki vade farkı alacaklarının belirlenerek, her bir alacak için ödenmeleri gereken tarihlerden işletilecek ticari işlere yönelik temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, 50.000 TL’nin davalı şirketten tahsiline, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; davacının tamamen sözlü beyanlara ve tahminlere dayanan iddialarının hiçbir şekilde kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmeler gereği iş sahibinden alındığı iddia edilen hak edişler üzerinden gerekli olanların davacıya verilmediğinden bahisle işbu dava ikame edilmişse de, dava dilekçesinde hiçbir yazılı veriye dayanmayan sözlü ve kulaktan dolma iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, davacı ile davalı arasındaki danışmanlık sözleşmesi kapsamında davalı müvekkilinden davacıdan bir gün dahi hizmet alamadığını, her ne kadar davacının, sözleşme kapsamındaki hizmetleri tam olarak yerine getirdiğini, bu hizmetler dolayısıyla davalı müvekkilinin yetkilisini kendilerine referans mektubu sunduklarını iddia etse de, bu beyanların gerçeği yansıtmadığını, dava sürecinde dinlenecek tanık beyanları ile kanıtlanacağını, mektubu sunduklarını iddia etse de, bu beyanların gerçeği yansıtmadığı dava sürecinde dinlenecek tanık beyanları ile kanıtlanacağını, davalıya bir hizmet sunduğunu söyleyen davacının bu iddiasının ispatla yükümlü olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan referans mektubunun mahkemenin fiziki dosyası içerisinde görülmüş olup, referans mektubunun üzerindeki imzanın davalı şirket yetkilisi …. ya ait olmadığını, davalı şirketin imza yetkilisinin eski …. Belediye Başkanı olup, bu nedenle kendisine ait olmayan kimi imzaların internette de bulunmakta ve bu şekilde usulüne uygun olmayan şekilde kötüye kullanılmakta olduğunu, referans mektubunun bir gerçekliğinin olmadığını, ilgili referans mektubunun davacı tarafından hazırlanmış gerçeğe aykırı bir evrak olduğunu, ilgili referans mektubunun tarihinin 07.05.2012 olduğunu, danışmanlık sözleşmesi tarihinin ise 02.02.2012 ve 03.02.2012 olduğunun iddia edildiğini, belirtmiş olduğu üzere müvekkili şirketin hiçbir zaman davacı şirketten bir danışmanlık hizmeti alamadığından bu hizmetin iyi ya da kötü bir hizmet olup olmadığını da tayin edebilecek durumda olmadığını, davacının her ne kadar, danışmanlık sözleşmesinin 3.4. Maddesinde “inşaat ihalesinin veya işinin muhatabın üzerinde kaldığının kesinleşmesi anında davacının ücrete hak kazanacağının düzenlendiğini” ve ayrıca alınan duyumlara göre inşaat işinin % 90’ının bittiğini ve iş sahibi tarafından davalı Müvekkil şirkete hak edişlerinin verildiği ve bu farazi bilgiler ışığında sözleşme gereğince ilgili oranı talep etmişse de, davacının beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, neticeten; davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, dava dilekçesi ekleri sunulmadığı ve eksik harçlandırma yapıldığı gerekçesi ile usulden reddine, davanın tümden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi SMMM ….. ve Medeni ve Borçlar Hukuku ABD Öğretim Üyesi Doç. Dr. ….. tarafından düzenlenen 13/09/2022 tarihli raporda;
” Dava konusunun; davacı ile davalı arasında danışmanlık sözleşmesi imzalanıp imzalanmadığı, sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya hizmet verilip verilmediği ve davalı tarafından davacıya ücret ödenmesinin gerekip gerekmediği tespiti talebinden ibaret olduğu, davacı şirket ticari defterleri ile ilgili olarak; defterlerini ibraz etmediği, yerinde inceleme de talep etmediği, ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamadığından, davacı şirket tarafından davalı şirkete hizmet verilip verilmediği hususunun tespit edilemediği, davalının 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalı şirketin ticari defterleri incelendiğinde; davalı şirketin davacı şirket ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, davalı ile davacı arasındaki sözleşme uyarınca davacının ücrete hak kazanabilmesi için sözleşmeye konu konut inşaatlarına ilişkin ihalenin veya işin davalı üzerinde kaldığının kesinleşmesi gerektiği, dosyaya mübrez belgeler incelendiğinde, davacının simsarlık ücretine hak kazanabileceğine ilişkin bir belgeye rastlanıl- maması ile beraber davalının ticari defterleri incelendiğinde taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmaması beraber değerlendirildiğinde, simsarın ücrete hak kazanamadığı, cezai şart talep edebilmek için asıl borcun geçerli olarak doğmuş olması gerektiğinden asıl borca ilişkin koşulun gerçekleşmemesinden dolayı cezai şartın talep edilemeyeceği” hususu bildirilmiştir.
Davacı tarafın beyanlarından ve sunduğu sözleşmeden davacının alacak iddiasının taraflar arasında imzalanan 02/02/2012 tarihli Aracılık Danışmanlık Sözleşmesine dayandığı, söz konusu sözleşme uyarınca davacının dava dışı şirket ile davalı şirket arasında sözleşme imzalanması için tarafların birbiri ile muhatap edilmesi, sözleşme aşamasında danışmanlık hizmeti verilmesi ve inşaat ihalesinin veya işin davalı üzerinde kaldığı kesinleşmesi anında davacının ücreti hak kazanacağı anlaşılmış ve dava dilekçesinde taraflar arasındaki sözleşmenin 07/02/2012 tarihinde imzalandığı belirtilmiştir.
Söz konusu sözleşmenin simsarlık sözleşmesi niteliğinde olması ve bu tür sözleşmelerden kaynaklı ücret alacaklarının TBK 147 uyarınca 5 (beş) yıllık zaman aşımına tabi olması, taraflar arasındaki sözleşmenin 2012 yılında imzalanması nedeniyle davacının 07/02/2017 tarihine kadar alacağı talep etme hakkının olması ve davanın açıldığı tarih itibariyle davanın zaman aşımına uğradığının ve davalı tarafça cevap dilekçesinde zaman aşımı definde bulunulduğunun tespiti karşısında davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-DAVANIN ZAMAN AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu’na göre hesaplanan ve tahsili gereken 80,70 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 853,88 TL harçtan mahsubu ile Hazine’ye irat kaydına, bakiye 773,18 ‬TL harcın karar kesinleş- tiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,

3- Davacı tarafından sarf olunan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafça sarf olunan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar tesisine yer olmadığına,
Sarf olunmayan gider/delil avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine ,

4- 6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL) X 2 = 1.320,00 TL arabulucuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA ,

5-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine red olunan dava değerine göre hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Av. Kan. ve AAÜT gereğince takdir olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa ödenmesine dair,

Davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekilinin yüzüne karşı, 5235 Sayılı Kanun’un geçici 2. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemeleri’nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazete’de ilan edildiği anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 341 ila 360. md hükümleri gereğince mahkememize veya aynı sıfatta başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2022

Katip ….
e-imzalıdır

Hakim ….
e-imzalıdır