Emsal Mahkeme Kararı Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/572 E. 2021/1188 K. 15.12.2021 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/572
KARAR NO : 2021/1188

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 30/07/2019
KARAR TARİHİ : 15/12/2021
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/12/2021
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Büyükçekmece …. Noterliğinin 29/04/2008 tarih ve … yevmiye numarasına ile kayıtlı Adi Ortaklık Sözleşmesi ile İstanbul Büyükçekmece … Köyünde kain … Ada … parselde kayıtlı bulunan taşınmaz üzerine yapılacak inşaat hususunda 50:50 hisse ile bir adi ortaklık kurulduğunu ve ortaklığın inşaatın tamamlanmasıyla sona erdiğini, yapılan inşaatta SGK kayıtlarına göre bir dönem … İnşaat – …. İnşaat Adi Ortaklık işçisi olarak çalışan ……. tarafından müvekkili şirkete yönelik açılan iş davası sonucunda Bakırköy …. İş Mahkemesinin … Esas, … sayılı kararı gereği Bakırköy …. İcra Müdürlüğünün …. Esas sayılı takip dosyasına müvekkili şirket tarafından ödenen 83.445,53 TL işçilik tazminat, hak ve alacaklarının , adi ortaklık hissesi kapsamında davalı şirketçe ödenmesi gereken miktarına mahsuben şimdilik 1.000 TL’nin belirsiz alacak hükümlerine göre alacağın tamamının tespit ve hesabı yapıldıktan sonra talebi arttırmak kaydı şartıyla davalı şirketten rücuen tazmini ve tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile adi ortaklık bünyesinde çalıştığı iddia edilen işçinin müvekkili şirket nezdinde çalışmasının bulunmadığını, müvekkili yönünden husumetten reddini talep ettiklerini, işçinin müvekkili şirket nezdinde çalışmasının bulunmadığı dönemler açısından herhangi bir sorumluluğu olmadığını, SGK kayıtlarının incelenerek bu durumun tespit edilmesini, tüm şirketlerin proje kapsamında kendi işçilerini istihdam ettiğini, müvekkili şirketin işveren sıfatına haiz olmadığı dönemlerden bu hali ile sorumlu tutulmasının da hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Bakırköy …. İş Mahkemesinin … Esas ve Bakırköy …. İcra Müdürlüğünün …. Esas Sayılı dosyaları dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişi Prof. Dr. … tarafından dosyaya sunulan 15/12/2020 tarihli raporda TBK ‘da yer alan ilgili maddelerden ve taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinden davacı şirketin adi ortaklıkta çalışan işçi nedeniyle ödemiş olduğu meblağın, ilgili dönemine isabet eden kısmının % 50’sini rücu edebileceği, rücu edilebilecek miktarın net bir biçimde hesaplanabilmesi için Bakırköy …. İcra Müdürlüğünün …. Esas sayılı dosyasının kapsama alınmasını, 23/08/2021 tarihli ek raporda dava dışı işçinin adi ortaklık bünyesinde çalıştığı süreye düşen işçilik alacakları toplamı olan 57.065,70 TL’nin yarısına tekabül eden 28.532,85 TL’yi davalı şirketten rücu edebileceğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
Dava, işçilik alacaklarından kaynaklı rücuen tazminat talebine ilişkindir.
4857 sayılı İş Kanunu 2/6 maddesinde “bir işverenden iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet ürün üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerine sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren alt işveren denir. Bu ilişkide asıl işveren alt işverenenin işçilerine karşı o iş yeriyle ilgili olarak bu kanun da iş sözleşmesinde veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur bulunmaktadır.” hükmüne yer verilmiştir.
“… Dava konusu olayda da, davacı ile davalı şirket arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rucüen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.” T.C. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2016/17309 Esas, 2018/10319 Karar
Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlar. Dış ilişkide Kanundan doğan teselsül gereği borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun ödediği miktarı iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsil edebilir. Bu durumda 6098 sayılı TBK’nın 167. maddesi gereğince yarı oranında indirim yapılmaz, diğer bir değişle anılan madde hükmü uygulanmaz.
Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde;davacı Bakırköy … İş Mahkemesinin … E-… K sayılı 22/02/2017 tarihli kararı gereği, Bakırköy …. İcra Müdürlüğünün …. E sayılı icra takip dosyasına davacı şirket tarafından dava dışı işçinin işçilik tazminatı hak ve alacakları için 83.445,53 TL yatırıldığı, bahis konusu dava dışı işçinin SGK kayıtlarına göre davalı ve davacı şirketlerce oluşturulan 50-‘450 adi ortaklığın çalışanı olması nedeniyle bu döneme tekabül eden ve davacı şirketçe ödenen miktarın davalı tarafından isabet eden kısmın ödenmesini talep etmiştir. Dava dışı çalışan …’nin dosya kapsamında bulunan SGK kayıtlarından 03/06/2008- 28/10/2011 tarihleri arasında … sicil numaralı … İnşaat Utd-….İnşaat A.Ş adi ortaklığında çalıştığı sabittir. Davacının talep edebileceği miktarın belirlenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup Bilirkişi Prof. Dr. … tarafından dosyaya sunulan 15/12/2020 tarihli raporda TBK ‘da yer alan ilgili maddelerden ve taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinden davacı şirketin adi ortaklıkta çalışan işçi nedeniyle ödemiş olduğu meblağın, ilgili dönemine isabet eden kısmının % 50’sini rücu edebileceği, rücu edilebilecek miktarın net bir biçimde hesaplanabilmesi için Bakırköy … İcra Müdürlüğünün …. Esas sayılı dosyasının kapsama alınmasını, 23/08/2021 tarihli ek raporda dava dışı işçinin adi ortaklık bünyesinde çalıştığı süreye düşen işçilik alacakları toplamı olan 57.065,70 TL’nin yarısına tekabül eden 28.532,85 TL’yi davalı şirketten rücu edebileceğinin tespit edildiği davacının bu miktar üzerinden ıslah talebinde bulunduğu ve ıslah dilekçesinin usulüne uygun davalı taraf tebliğ edildiği anlaşılmakla, davacının davasını ispatladığı bu nedenle açılan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
AÇILAN DAVANIN KABULÜNE,
1-Davacının ıslah talebi de dikkate alınarak 28.532,85 TL’nin ödeme tarihi olan 13/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Alınması gerekli 1.949,07-TL harçtan peşin alınan 44,40-TL peşin harcın ve 470,20-TL ıslah harcının mahsubu ile 1.434,47- TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3- Davacı tarafından yatırılan 44,40- TL başvuru harcı, 44,40-TL peşin nispi harç, 6,40-TL vekalet harcı, 470,20-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 565,20- TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 81,95 TL tebligat müzekkere gideri, 800 TL Bilirkişi ücreti toplamı 881,95 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,

7-Taraflarca yatırılıp harcanmayan masrafın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/12/2021

Katip …
E-imza

Hakim …
E-imza

“iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır.”