Emsal Mahkeme Kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2020/302 E. 2022/282 K. 09.03.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi ….

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR


İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/12/2019
NUMARASI :….
DAVA : Şirket Temsil Yetkisinin Kaldırılması
DAVA TARİHİ : 13/10/2017
KARAR TARİHİ : 09/03/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/03/2022

Taraflar arasındaki şirket temsil yetkisinin kaldırılması istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/01/1997 tarihinde davalı ile müvekkilinin %50şer oranda paydaş oldukları ve iki ortaktan oluşan … … ….’yi kurduklarını, 12/01/2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile müvekkilinin 30 yıl süre ile yeniden şirket müdürlüğüne seçilmesine davalı diğer ortağın ise şirket adına münferit veya müşterek imza ile geniş yetkili ticari temsilci olarak atanmasına karar verildiğini, şirketin temsil ve idaresinin davalı tarafından gerçekleştirildiğini, yedi yıldan bu yana şirketin olağan genel kurulunun yapılmamış olması nedeniyle davalı tarafından yürütülen iş ve işlemlerin denetlenmesi için şirketin gelir-gider ve bilançolarını incelemek üzere davalıya ihtarname gönderildiği ancak davalı tarafından herhangi bir belge ya da defterin teslim edilmediğini banka hesap hareketleri ile vergi dairesinden 2014-2017 yıllarına ait beyannameler ve mizanların incelenmesinden davalının kötü niyetli iş ve işlemler gerçekleştirdiği, sorumluluklarını yerine getirmediği, ticari temsil yetkisini kullanırken şirketin diğer ortağı müvekkilinin hak ve menfaatlerini ihlal ettiğinin anlaşıldığını, şirketin banka hesaplarından kendi adına nakit paralar çektiğini, şirketin muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı düzenlemeler yaptığını, ev hanımı olan eşi … adına aynı faaliyet konusunda şirkete ait binada benzer ticari unvan ile ticaret şirketi kurdurduğunu, şirket üzerinden yürütmesi gereken ticari alışverişleri eşi adına kurdurmuş olduğu … … … … … İth. ve İhr. Ltd. Şti. üzerinden yürütmeye başladığını, eşi adına kurulan firma ile ortağı olduğu şirket arasında piyasa fiyatından daha düşük bedelle kira sözleşmesi imzaladığını şirkette çalışan bazı kişileri … … …. Ltd. Şti.’nde işe başlattığını, müvekkilinin izni ve onayı olmaksızın iki adet olan şirket şube sayısını bire düşürdüğünü davalının şirket yetkilerini kullanarak … … bankası A.Ş.’de açtırmış olduğu banka hesabından nakden çekilen 568.150,00 TL ile ne yapıldığı ya da ne şekilde harcandığına dair herhangi bir bilgi ya da belgenin müvekkiline sunulmadığını, davalı aleyhine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek davalı …’ın tek başına … … ….’ni idare, temsil ve ilzam yetkisinin TTK’nun 630/2. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili ile davacının Niğde ilinde faaliyet gösteren … … Ürt. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile Ankara’da faaliyet gösteren … … ….’nin % 50 şer oranında payı bulunan ortakları olduğunu, Niğde’de faaliyet gösteren şirketin … vb. ürünleri üretmek, Ankara da faaliyet gösteren şirketin ise üretilen bu ürünlerin … ve satışını yapmak üzere kurulduğunu ve bir dönem faaliyetlerini bu şekilde devam ettirdiklerini, Niğde’de bulunan ve bünyesinde fabrikada olan şirketin idaresinin davacı tarafından, Ankara’da bulunan şirketin idaresinin ise müvekkili tarafından yerine getirildiğini, 2012 yılından sonra davacının nedeni anlaşılamayan bir şekilde kardeşi olan müvekkiline karşı hasmane tavır ve tutumlar sergilemeye ortağı olduğu … … ….’nin ticari faaliyetlerine zarar vermeye başladığını, … … şirketinin satış ve pazarlamasını yapmış olduğu ürünlere ilişkin avans olarak da para gönderilmesine rağmen siparişleri göndermediği gibi ticari defterlerinde de bu kayıtlara yer vermediğini, davacının … … ….’nin müşteri portföyünü kendi idaresi altında olan … … Ltd. Şti’ne kaydırarak … … Ltd. Şti.’nin ticari olarak zarar görmesine neden olduğunu, davacının müdürlük yetkisini kötüye kullanarak … … Ltd. Şti’nin banka hesabındaki paraları … … Ltd. Şti.’nin hesaplarına aktardığını, … … Ltd. Şti. lehine müvekkili tarafından 2015 yılının 8. ayında yapılan ithalatı durdurmak için ithalata aracılık yapan bankaya gerçek dışı iddialarla 05/08/2015 tarihli dilekçeyi vererek yükleyici firmanın fabrikasında sel baskını iddiasında bulunup ithalat transferinin iptalini talep ettiğini, oysa yükleyici firmasına fabrikasında sel meydana gelmediğini müvekkilinin çabaları ile ithalatın gerçekleştirildiğini, davacının … … Ltd. Şti’nin ekonomik menfaatlerine zarar verecek şekilde … … Ltd. Şti.’nin kullanmış olduğu krediye kefil yaptığını, tarafların şirkette %50’şer oranda hissedar oldukları dikkate alındığında müvekkilinin tek başına alacağı bir karar ile kar dağıtabileceğinin düşünülemeyeceğini, müvekkilinin … … Ltd. Şti’nin banka hesabından kendi şahsı adına değil şirketin ticari faaliyetini yürütmek üzere ticari alımları ve gerekli harcamaları yapmak üzere para çektiğini, çekilen paraların tamamının şirket kayıt ve defterlerinde yer aldığını, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; tüm dosya kapsamı ile ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna göre; davacı … ‘ın şirket müdürü davalı …’ın ise ticari temsilci olduğu dava dışı … Ltd. Şti.’deki davalının temsil yetkisinin kaldırılması istemli davada TTK 631. madde hükmüne göre limited şirketlerde ticari temsilcilere atama ve azletme yetkisinin aksi şirket sözleşmesinde belirtilmediği sürece genel kurula ait olduğu bununla birlikte şirket müdürünün de ticari temsilciyi görevden uzaklaştırma hakkının bulunduğunu, somut olayda tarafların dava dışı şirkette %50şer hisseye sahip ortak oldukları anılan hükümdeki usule uygun şekilde hareket edilerek öncelikle genel kurulda ticari temsilcinin azli hususunun görüşülmesi olmakla birlikte %50şer hisseye sahip ortakları ilgilendiren kararların salt çoğunlukla alınmasının kişinin hakkından feragat etmedikçe mümkün olmadığı ve bu bağlamda dava açılmasında hukuki yarar bulunduğu, mali açıdan yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde davacının iddia konusu ettiği hususların bir kısmında haklı olduğu davalı …’ın ticari temsilcilikten doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği ve dolayısıyla davalının temsil yetkisinin kaldırılması gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne, 01/02/2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile dava dışı … … … İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi’ne ticari temsilci olarak atanan davalı …’ın ticari temsilci yetkisinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
İlk derece mahkemesince, taraflarınca sunulan 09/03/2018 tarihli dilekçede belirtmiş oldukları deliller celp edilmeksizin, deliller incelenmeksizin bildirmiş oldukları tanıklar dinlenilmeksizin müvekkilinin savunma hakkını kısıtlar şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
Taraflar arasında oldukça fazla sayıda dava ve ihtilafın bulunmasının, aynı zamanda tarafların … … Ltd.Ş.tinin %50’şer oranında ortağı olması ve tarafların ortağı olduğu şirketi davacının münferiden temsil yetkisinin bulunması hususları dikkate alındığında müvekkiline zarar vermek isteyen kötü niyetli davacının Medeni Kanunun 2.Maddesine aykırılık teşkil eden kötüniyetli hak kullanımı nedeniyle mahkemece verilen karar sonucunda davacının tek başına temsilci olarak kalacağını, dolayısıyla müvekkilinin %50 oranında ortağı olduğu şirketteki haklarının zarara uğrayacağını,
Davacı tarafından tarafların ortağı olduğu … … Ltd.Şti’nin feshi için Ankara 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/864 sayılı dosyası ile dava açıldığını, 08/03/2018 tarihli celsede tarafların ortağı olduğu şirketin feshine ilişkin davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini,
Bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazlar değerlendirilmeksizin, deliller celp edilmeden incelenmeksizin eksik inceleme ile karar verildiğini,
Bilirkişi raporunu, raporda yapılan tespitleri değerlendirmeleri kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişi raporunda şirketin dolayısıyla ortakların somut olarak zararının bulunduğu yönünde bir tespit bulunmamasına rağmen raporun sonuç kısmında ticari temsilcilikten doğan yükümlülüklerin ağır şekilde ihlal edildiği yönündeki tespitin dosya kapsamına hukuk kurallarına aykırı olup, hükme esas alınamayacağını,
Davacının 2012 yılından sonra nedeni anlaşılamayan bir şekilde aynı zamanda kardeşi olan …’a karşı hasmane tavır ve tutumlar sergilemeye, ortağı olduğu … … Ltd.Şti’nin ticari faaliyetlerine zarar vermeye başladığını, … … satış ve pazarlamasını yapmış olduğu ürünlere ilişkin siparişleri göndermediğini, 2013 yılında … … Ltd.Şti. tarafından … … Ltd.Şti’ne sipariş avansı olarak 131.055,92.-TL olarak gönderilmiş olmasına rağmen davacının sipariş verilen ürünleri göndermediği gibi … … Ltd. Şti.’ne zarar vermek için alınmış olan sipariş avansını da iade etmediğini, … … Ltd. Şti. ve … … Ltd. Şti’ne ait ticari defterlerinde bu kayıtlar yer aldığını, dolayısıyla şirketin menfaatlerine zarar verenin davacı olduğu belli iken müvekkilinin ticari temsilcilikten doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal ettiği tespitinin hiçbir şekilde dosya kapsamı ile bağdaşmadığını,
Davcının … … Ltd. Şti’nin müşteri pörtföyünü kendi idaresi altında olan … … Ltd. Şti’ne kaydırarak … … Ltd. Şti’nin ticari olarak zarar görmesine neden olduğunu, bu durumun bilirkişi tarafından ve ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini, … … ticari alışveriş yapmış olduğu müşterileri kaydırmakla yetinmeyen davacının müdürlük yetkisini kötüye kullanarak bu defa … … Ltd. Şti’nin banka hesabındaki paraları … … Ltd. Şti’nin hesaplarına aktardığını, dosyaya sunmuş oldukları 92.000,00.-TL bedelli dekonttan anlaşılacağı üzere 07/10/2015 tarihinde … … Ltd. Şti’nin … Bankası … Şubesindeki hesabından … … Ltd. Şti’nin bankadaki 92.000,00 TL hesabına yapılan bu para aktarma işlemine ilişkin müvekkiline bir belge vermediği gibi hangi gerekçe ile bu paranın aktarıldığına ilişkin herhangi bir izahatta da bulunmadığını,
Davacının … … Ltd. Şti’nde ki yetkilerini kötüye kullanarak müvekkiline bilgi vermeksizin … … Ltd. Şti. kayıtlarında yer almayan … … Ltd.. Şti’nin ekonomik menfaatlerine zarar verecek şekilde … ….Ltd. Şti’ni, … … Ltd. Şti’nin… Niğde Şubesinden kullanmış olduğu krediye 1.938.000,00 TL bedel üzerinden kefil yaptığını, krediye ilişkin kredi onay formunun dosyada olup, banka kayıtlarının ilk derece mahkemesince celp edilmediğini,
Davacının, müvekkiline ve tarafların ortağı olduğu şirkete zarar vermek kasdıyla tarafların ortağı olduğu … … Ltd. Şti’nin kiracısı olduğu … ….Ankara adresindeki taşınmazın kira bedelini artırmak için tarafların ortağı olduğu … … Ltd. Şti. aleyhine Ankara 10.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/2378 sayılı dosyası ile kira tespit davası açtığını,
Davacının tarafların ortağı olduğu … … Ltd. Şti’nin SGK borcunu ödemeyerek müvekkilinin banka hesaplarına haciz konulmasına neden olduğunu, davacı tarafından şirketin ticari merkezi olan …….. adresindeki taşınmazın satılması için Ankara 6.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/793 sayılı dosyası ile izale-i şüyu davası açılmış olup bu davanın davacının … … Ltd. Şti’ne zarar vermek için çaba sarfetmiş olduğunun bir başka kanıtı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; dava dışı … … ….’nin ticari temsilcisi olan davalı …’ın temsil yetkisinin TTK’nın 630/2 maddesi uyarınca kaldırılması istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Muhasebeci ve hukukçu bilirkişiden oluşan heyetten alınan raporda özetle; dava dışı şirketin 2013-2017 (dahil) yıllarına ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK’nun 64/3 213 sayılı VUK’nun 220 ve 222.maddelerinde öngörülmüş olan esaslara uygun olduğunu, defter ve muhasebe kayıtlarının incelenmesinde bir kısım muhasebe kayıtlarının ve düzenlenen bilançoların eksik ve hatalı olduğunun tespit edilmiş olup bu durum dava dışı şirketin 2013/2017 yılları ticari defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve muhasebe ilke ve kurallarına uygun olarak tutulmadığını gösterdiği, 2014 yılı için hazırlanan bilanço ve gelir tablosu ile kurumlar vergisi beyanının karşılaştırmalı incelenmesinde 2013 yılı bilançosunda yer alan 19.380,09 TL tutarındaki net dönem karının 2014 yılında geçmiş yıllar karlarına ilave edilmediği, 2013 yılı net karı üzerinden yasal yedek akçe ayrılmadığı bu nedenle 31/12/2014 tarihli bilançoda yer alan 50.575,80 TL tutarındaki net ticari bilanço karı ile ayrıntılı gelir tablosunda yer alan 31.195,71 TL net ticari bilanço karı arasında 19.380,09 TL uyumsuzluk oluştuğunun görüldüğü, ayrıca 2016 yılı bilançosunda yer alan net ticari bilanço karının 110.362,56 TL olarak gösterildiği halde 31/12/2016 tarihli ayrıntılı gelir tablosunda net ticari karının 110.368,29 TL olarak gösterildiği her iki net ticari bilanço karı arasında 5,73 TL oluştuğunun tespit edildiği, dava dışı şirketin 31/12/2017 tarihi itibariyle dağıtılabilir net karlarının toplamının 426.064,51 TL olduğu, ancak dava dışı şirketin hiçbir dönemde kar yapmadığının tespit edildiği birikmiş yasal yedeklerinin toplamının ise 43.475,33 TL olduğu, gelir tablosuna göre yıllık net satış tutarlarının azalma göstermediği, ( 2016 yılı hariç) sürekli olarak artış gösterdiği, davalı şirket temsilcisinin şirketi idare ederken 2013-2017 yılları arasında yönetim giderleri konusunda şirkete bir zarar vermediği, ancak şirket yetkilisinin 2017 yılı sonu itibariyle işletmede bulunan mal stoklarının büyük bir kısmını maliyetler hesabına gönderdiği, 2017 yılında teslim edilen mal ve hizmetlerin büyük bir kısmının stoklardan karşılandığı, dönem sonu mal stoklarını önceki yıllara göre bu nedenle düşük göstermiş olabileceği bu durumun şirket temsilcisinin özellikle dava tarihi itibariyle şirketin faaliyetini azaltmaya yönelik olduğuna yorumlanabileceği nitekim yerinde inceleme esnasında şirketin faaliyetinin çok aktif olmadığı, raflarda ve depoda gözle göründüğü şekliyle çok az miktarda mal mevcudu olduğu davalının 27/09/2017 tarihi itibariyle … … bankası hesabına 1.682.450,00 TL para yatırdığı buna karşılık olarak da 2.631.547,49 TL nakit para çektiği çekilen paranın 949.097,49 TL fazla olduğu davalının ortaklar cari hesabını kasa ve banka hesabı gibi kullandığı, bir kısım ödemeleri ortaklar cari hesabına kayıt ettiği yani çekilen parayı şahsi olarak uhtesine aldığı bu paraları şirket adına ödeme yaptığı sırada tekrar bankaya ya da kasa hesabına koyduğu ödemeleri bu şekilde gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, banka hesabının Amerikan Doları cinsinden olup borç ve alacak tutarlarının tamamının döviz cinsinden gösterildiği bu hesabın dava dışı şirketin ticari defterlerinde ki kayıtlarda ise TL cinsinden olduğu kayıtlara göre 181.411,02 TL tutarındaki davalının şirkete olan borcunun TL cinsinden mahsup edilerek kapatıldığı 31/12/2016 tarihi itibariyle 181.412,60 TL’nin yatırılıp yatırılmadığının tespiti gerektiğini, dava dışı şirketin alıcıları arasında yer alan firmalar tarafından cari hesaba mahsuben yatırılan paraların bir kısmının davalı … tarafından nakden veya havale yoluyla alındığı alınan bu paraların davalı tarafından dava dışı şirketin banka hesabına yatırıldığı, banka hesap ekstresinde bu şekilde yatırılan paralar için “… tarafından … … İmal. Ltd. Şti hesabına yatırılan” notu düşüldüğü ve parantez içinde hangi alıcı adına yatırılmış ise o alıcının ismine yer verildiği bu şekilde yapılan işlemlerde alıcılar tarafından cari hesaba mahsuben gönderilen paraların direk olarak dava dışı şirketin banka hesabına gönderilmediği, davalının 2013-2017 yıllarını içeren şahsi banka hesaplarının olup olmadığının araştırılması ve varlığının tespiti halinde hesap özetlerinin dosyaya kazandırılması gerektiğini, …’un ( … … Ltd. Şti.) dava dışı şirketi 06/06/2017 tarihinde gönderdiği 120.000 TL 09/11/2017 tarihinde adı geçen şirkete geri göndermiş olmasına karşılık dava dışı şirketin kayıtlarında verilen sipariş avansları hesabında şirketin borcu olarak gösterildiği, cevap dilekçesindeki açıklamalara göre 01/06/2017 tarihinde imzalanan sözleşmede bahis konusu olan alışverişin gerçekleşmediği alınan sipariş avansı iade edilmiş olmasına karşın 31/12/2017 tarihi itibariyle dava dışı şirketin … …’e borcu olduğunun gösterildiğini, banka hesapları ile yevmiye defterinin birlikte değerlendirildiğinde …’un dava dışı şirkete 06/06/2017 tarihinde gönderdiği 120.000,00 TL’nin 09/11/2017 tarihinde adı geçen şirkete geri gönderilmiş olmasına karşılık dava dışı şirketin kayıtlarında verilen sipariş avansları hesabında şirketin borcu olarak gösterildiğini, bu durumda dava dışı şirketin bazı alıcıları tarafından cari hesap borçlarına mahsuben yapılan ödemelerin bir kısmının VUK ile ilgili olarak yayımlanan tebliğ hükümlerine aykırı olarak yapıldığının anlaşıldığı dava dilekçesinde davalının üçüncü kişi firmalar üzerinden şirkete borç kaydı çıkarıldığı ve gerçekte olmayan naylon faturalar düzenleyerek davacının hak ve menfaatleri zararına hareket ettiği iddiası ile ilgili olarak somut bir örnek veya firma ismi verilmediğinden inceleme nedenine, davalının ortak olduğu dava dışı … … Ltd. Şti.’nin 2017 yılındaki müşteri sayısının ve dönem net satış hasılatının önceki yıllara göre ciddi bir azalış göstermediği 2017 yılında … … müşterilerinin dava dışı … … Ltd. Şti’ne kaydırıldığı yönündeki iddiaların yerinde olmadığı davalının savunmasında yer alan iddiaların da yerinde olmadığı belirtilmiştir.
TTK’nın 630. maddesi gereğince; genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı, görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklı olacağı,
Aynı yasanın 631.maddesinde ise; şirket sözleşmesinde başka şekilde düzenlenmediği takdirde, ticari mümessiller ve ticari vekillerin ancak genel kurul kararı ile atanabilecekleri; yetkilerinin genel kurul tarafından sınırlandırılabileceği, müdür veya müdürlerin çoğunluğunun, 623 üncü maddenin kapsamına girmeyen ticari mümessili veya ticari vekili her zaman görevden uzaklaştırabileceği, bu kişinin genel kurul kararı ile atanmışsa, görevden alma ve yetkilerini sınırlandırmak için genel kurulun gecikmeksizin toplantıya çağrılacağı, düzenlenmiştir.
Davacı yanca, dava dışı şirketin diğer ortağı olan ve 02/01/2010 tarihli ortaklar kurulu kararıyla 30 yıl süreyle ticari temsilci olarak atanan …’ın idare ve temsil yetkilerinin kaldırılması istemiyle işbu dava açılmıştır.
Dava dışı … … ….’nin iki ortaklı olduğu, davacı …’ın 12/01/2010 tarihli ortaklar kurulu kararıyla 30 yıl süreyle şirket müdürlüğüne, aynı ortaklar kurulu kararıyla da diğer ortak davalı …’ın 30 yıl süreyle şirket adına münferit veya müşterek imza ile geniş yetkili ticari temsilci olarak atanmasına karar verilmiştir.
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/864 Esas 2021/755 Karar sayılı dosyasının UYAP üzerinden yapılan incelemesinde; davacısının …, davalısının … … …. olup, şirketin feshine yönelik açılan davada mahkemece 20/10/2021 tarihinde haklı nedenle şirketin feshi ile tasfiye memuru olarak mali müşavir …’ın atanmasına karar verildiği görülmüştür.
6102 Sayılı TTK’nun 631.maddesi gereğince şirket sözleşmesinde başka bir şekilde düzenleme bulunmaması halinde ticari mümessil ve ticari vekilin ancak genel kurul kararı ile atanabileceği, yetkilerin ise genel kurul tarafından sınırlandırılabileceği, müdür veya müdürlerin aynı yasanın 623.maddesinin kapsamına girmeyen ticari mümessili veya ticari vekilin her zaman her zaman görevden uzaklaştırabileceği ve bu kişinin genel kurul kararıyla atanmışsa görevden alma ve yetkilerini sınırlandırmak için gecikmeksizin genel kurulun toplantıya çağrılacağı düzenlenmiş olup, düzenleme ile birlikte somut olay değerlendirildiğinde, davacı …’ın dava dışı şirketin müdürü olduğu, bu nedenle 6102 Sayılı TTK’nun 631/2.maddesi gereğince ortaklar kurulu kararıyla ticari vekilliğe atanan davalı …’ı öncelikle görevden uzaklaştırıp, uzaklaştırma kararını ise en kısa zamanda genel kurula sunarak, genel kuruldan bir karar alınması sağlaması gerektiği halde eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla açılan davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 05/12/2019 tarih ve 2017/687 Esas 2019/1156 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
B)1-Davanın 6102 Sayılı TTK’nın 631/2.maddesi ve HMK’nın 115/2.maddesi gereğince hukuki yarar yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 80,70 TL harçtan peşin alınan 31,40 TL maktu harcın mahsubu ile artan‬ 49,30 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödemesine,
5-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
C)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalı tarafa iadesine,
2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf başvuru gideri ve 39,70 TL dosya gönderme ücreti olmak üzere toplam 188,30 TL istinaf giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/03/2022

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.