Emsal Mahkeme Kararı Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2021/6 E. 2021/423 K. 24.11.2021 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/6 Esas – 2021/423
TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2021/6 Esas
KARAR NO : 2021/423

DAVA : Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımla İlgili Kurum Kararlarının İptali – Tasarımın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 08/01/2021
KARAR TARİHİ : 24/11/2021
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/12/2021
Mahkememizde görülmekte bulunan Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımla İlgili Kurum Kararlarının İptali – Tasarımın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 08/01/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin … sayılı çoklu tasarım başvurusuna konu tasarımlara yönelik gerçekleştirmiş oldukları itirazların reddolunduğunu, müvekkilinin tanınmış … markalarının sahibi olduğu gibi aynı zamanda … markasının da sahibi olduğunu, bu markayı 1979 yılından beri kullanmakta olduğunu, bu markayı içerir çok sayıda tescilinin bulunduğunu, uluslararası ofislerde de çok sayıda korumasının mevcut olduğunu, müvekkili markalarının başka ambalajlar içerisinde tescil edilemeyeceğini, müvekkilinin “…” markalarının tanınmış ve yüksek ayırt ediciliği bulunan markalar olarak kabul edildiklerini, “… …” markasının kurum nezdinde de tanınmış markalar sicilinde kaydının bulunduğunu, müvekkilinin “…” markalarının ülke genelinde bilinir olduğunu, müvekkili markalarının uzun süredir kullanımı nedeniyle bilinir hale geldiğine ilişkin mahkeme kararlarının da bulunduğunu, müvekkili markalarının bilinir olmasının sonraki kullanımlar açısından iltibas riskini arttırdığını, tüketicilerin halihazırda sahip oldukları “…” markasının/ ambalaj tasarımının imajının işbu dava konusu tasarımlara transferinin iltibasa sebebiyet vereceğini, dava konusu tasarımın nihai kullanıcılarının ortalama tüketiciler olduğunu, dava konusu tasarımın, nihai tüketiciler nezdinde müvekkilinin “…” markaları ile ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, tasarımların her birinde “…” ibaresinin yer aldığını iddia ederek; … sayılı YİDK kararının iptali ve … sayılı çoklu tasarımların hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı TÜRKPATENT vekili 22/01/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; İtiraza konu çoklu tasarımın itiraza gerekçe olarak gösterilen davacı markaları karşısında yeni ve ayırt edici olduğunu ve bu nedenle davacının taleplerinin kabul edilemeyeceğinin açıkça ortada olduğunu beyan ederek; davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … Group İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi, dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen cevap dilekçesi ibraz etmediğinden HMK m.128 hükmü gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan YİDK Kararının İptali ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.77 hükmüne göre açılan Tasarımın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği … sayılı YİDK kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait … 1,2,3,4,5,6 nolu çoklu tasarımın başvuru tarihi itibari ile mutlak anlamda yeni ve ayırt edici olup olmadığı, tasarım koruması kapsamında kalıp kalmadığı, dava konusu çoklu tasarımda, davacının fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımının bulunup bulunmadığı, davalı tasarımının tescili halinde hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tasarım tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden maddi vakıalara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin 07.12.2019 tarihinde … sayılı çoklu tasarım başvurusunda bulunduğu, başvurunun 24.03.2020 tarihli 337 sayılı Resmi Tasarım Bülteni’nde yayımlandığı, davacının 15.05.2020 tarihli dilekçesi ile yayına itiraz ettiği, T/01977 (… …), 2018/59305 (…), 2008/64515 (…) markalarını itirazına mesnet gösterdiği, bu markaların başvuruya konu çoklu tasarımları kapsaması nedeniyle yenilik ve ayırt edicilik vasfını haiz olmadığı, bu nedenle ya bu tasarımların iptalini ya da benzer şekilde kullanılan … markasının itiraz edilen tasarımlar üzerinden çıkartılmasının talep edildiği, itirazı inceleyen Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun … sayılı kararı ile; “itirazın reddine ve …/1, 2, 3, 4, 5 ve 6 sıra numaralı tasarımın tescilinin devamına” şeklinde oybirliği ile karar verdiği, verilen kararın davacı marka vekiline 27.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği, yasal iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Tasarım, bir ürünün veya onun bir kısmının görmek veya dokunmak gibi insan duygularıyla fark edilen görünümüdür. Görünüm, ürünü veya onun üstündeki süslemeyi oluşturan çizgilerin, özel şekillerin, çevre çizgisinin, renklerin, biçimin ve/veya malzemenin sonucudur .
6769 sayılı SMK’nın 56. maddesinde koruma koşulları düzenlenmiş olup, bir tasarımın tescili için yeni ve ayırt edici nitelikte olması gerektiği vurgulanmıştır. 6769 sayılı SMK’nın 56/4. maddesine göre bir tasarımın “yeni” olması o tasarımın aynısının daha önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması anlamına gelir. Eğer herhangi iki tasarım arasında sadece küçük ayrıntıda farklılık varsa o tasarımlar aynı kabul edilir. Yenilik değerlendirmesinde temel alınan kriter mutlak yenilik, yani dünyada yenilik ilkesidir. Yenilik mutlaktır; çünkü, tescili istenen tasarımın aynısının kamuya sunulması halinde, Türkiye’de dünyanın neresinde, ne zaman yapılmış olursa olsun, yenilik ortadan kalkar. Bundan tescil başvurusunda bulunan tasarımcının haberinin bulunup bulunmaması, hiçbir etki yapmaz.
Ayırt edicilik kriterini düzenleyen 56/5. Madde uyarınca, “Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim; a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, b)Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir.” Bir tasarımın ayırt edici nitelikleri o tasarıma has, yani sadece o tasarıma ait özelliklerdir. Yine 56/5. maddeye göre tasarımlar arasındaki kıyaslama bilgilenmiş kullanıcı tarafından yapılacak olup, 56/6. maddeye göre ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınacaktır.
Bilgilenmiş kullanıcı, tasarımı kullanarak bilgi sahibi olmuş, tasarımı tanıyan, deneyim sahibi kullanıcı demektir. Bilgilenmiş kullanıcı, sıradan bir kullanıcının gözden kaçırabileceği tasarımın önemli özelliklerini fark eder. Ama bir tasarım uzmanı kadar da bilgi birikimine sahip olmadığı için ayrıntılarla ilgilenmez.
Seçenek özgürlüğü kavramı ile ilgili olarak, koruma dışı hallerin değerlendirildiği 58/2. Maddede “Koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır.” ifadesi yer almaktadır. Bir ürün, tasarımcısına ne kadar seçenek özgürlüğü bırakıyorsa koruma kapsamı da o denli genişler; seçenek özgürlüğü ne denli darsa koruma kapsamı da o denli daralır. Bir ürün işlevini yerine getirebilmesi için ancak belirli bir şekilde tasarlanması zorunluysa, bu ürünün tasarımı hiç koruma görmez. Yine 58/4-c. bendine göre, “Tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün, başka bir ürüne mekanik olarak monte edilmesi veya bağlanması için belirli biçim ve boyutlarda üretilmesi zorunlu ürünlerin görünüm özellikleri koruma kapsamı dışında kalmaktadır.”
Belirtilen açıklamalar ışığında tarafların iddia ve savunmaları, tasarım işlem dosyası, itiraza mesnet gösterilen markalar, tasarımlar, hukuki nitelendirme hariç maddi tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu tasarımların, “…” markalı cips atıştırmalık ürünler için tasarlanmış birer ambalaj tasarımı olduğu görülmektedir. Söz konusu ambalajlar incelendiğinde de, ambalaj üzerinde çok sayıda cips görseline yer verilerek bu algı tüketiciye verilmiştir. Bu tür tasarımlar için teknik zorunluluk olarak değerlendirilebilecek yegane özellik; ambalajın kapladığı ürünün formu ile uyumlu olacak bir şekle sahip olması olup bunun dışında ambalajda kullanılan desen, şekil, motif, renk, kurgu, kompozisyon itibariyle hiçbir teknik zorunluluğun var olduğundan bahsedilmesi mümkün değildir. Ancak özellikle gıda sektöründe kimi ürün türleri açısından mutat olarak kullanılan renk unsurlarının var olduğu (örneğin karamelli bir ürünün karamel renkli ambalaja sahip olması, mısır içerikli ürünün sarı/turuncu renklerde olması gibi) yine ambalajlarda ürün içeriğinde kullanılan meyve, kuruyemiş vb. ürünlere atfen ambalajların şekillendirilmesi de mutat bir uygulamadır. (Örneğin antep fıstıklı bir üründe ambalaj üzerine antep fıstığı görsellerine yer verilmesi, yeşil rengin kullanımı gibi).
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda görsel olarak örneklendirildiği üzere; dava konusu ambalaj tasarımlarına ilişkin sair görünümlerin yer aldığı ve bu ürünler bakımından seçenek özgürlüğünün genişliğini gösterir görünümlere yer verilmiştir.
Bir tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğuna karar verecek doğru kişi tasarımcı değil, bilgilenmiş bir kullanıcıdır. Bilgilenmiş kullanıcılar birer uzman olmayacakları için tasarımın detaylarındaki küçük farklılıklara dikkat etmeyecek, ancak alım tercihlerini etkileyecek hususlarda yapılan değişiklikleri fark edebilecek kişilerdir. Somut uyuşmazlıkta ise bilgilenmiş kullanıcı; bu tür ürünlerin satışının gerçekleştirildiği herhangi bir bakkal, market, büfede çalışan bir satış görevlisi olabileceği gibi, bu ürünü satın almak adına araştıran, okuyan, dükkanları ve internet satış mağazalarını ziyaret eden bir kimse de olabilir.
Somut uyuşmazlıkta davacının dava aşamasında ileri sürdüğü ve tasarımın hükümsüzlüğü istemi bakımından dikkate alınabilecek; 2020/10201 ve 2020/10199 sayılı tasarım belgeleri, dava konusu tasarımdan sonraki tarihli olmaları nedeniyle yenilik değerlendirmesinde dikkate alınmamıştır.
Bundan sonra yapılan değerlendirmede, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere;
Davacı yanın önceki tarihli figüratif unsurlar taşıyan markaları ve yine önceki tarihli olduğu tespit edilen tasarımları ile dava konusu ambalaj tasarımı arasında, tasarımsal unsurlar açısından karşılaştırılabilir hiçbir ortak özellik bulunmamaktadır. Dava konusu her bir tasarım temel olarak aynı ambalaj görseli, cips ürününden esinlenilerek yaratılmış bıyıklı ve şapkalı bir karakter, “…” markası ve ürün içeriğine dair figüratif unsurların yerleştirilmesi ile oluşturulmuş olup, hiçbirinin genel mizanpaj açısından davacı tasarımları ile bilgilenmiş kullanıcı nezdinde benzer algılar yaratmaları mümkün görülmemiştir.
Bununla birlikte, taraflar arasındaki temel çekişme noktası da dava konusu tasarımların, davacıya ait önceki tarihli marka görselleri ve tasarımlar karşısında, salt tasarımsal unsurları itibariyle yeni veya ayırt edici olup olmaması değil, dava konusu tasarımlarda davacı adına tescilli “…” markaları ile iltibas yarattığı iddia olunan “…” ibaresinin kullanılmış olması noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
“…” ibaresi dilimizde bilinen ve kavramsal karşılığı itibariyle “kabarık – şiş” anlamına gelen ve özellik ifade eden bir kelimedir. Örneğin “… koltuk” denildiğinde o koltuğun yumuşaklığı anlaşılabileceği gibi “… börek”, “… kek”, “… pasta” gibi tanımlamalardan da aşina olunduğu üzere özellikle hamur işi olarak tabir edilen kek, börek, pasta gibi ürünlerde … ibaresi kabarık, içi boş, yumuşak nitelikte başka bir ifadeyle, pufun şekilsel özellikleri ile yaratılan benzeşme ile oluşturulmuş bir sıfat olarak da halk arasında yaygın olarak kullanılan bir ibaredir. Ancak, bu ürünlerin özellikle kek-pasta-şekerleme ürünleri açısından, ürünün ambalaj içerisine konularak ticari piyasaya sürülüş biçimi açısından, “…” ibaresinin davacı yan ile özdeşleşmiş, çok uzun yıllardır davacı adına gerek “…” lider markası ile gerek tek başına tescil edilmek suretiyle kullanılmış bir marka olduğu tereddütsüzdür.
Ancak somut olayda dava konusu ambalaj görseli bütün olarak incelendiğinde; doğrudan “…” şeklinde bir kullanımın mevcut olmadığı, ambalaj üzerindeki yazımın “… …” şeklinde bir bütün oluşturacak şeklinde olduğu görülmüştür. “… …” kavramı, bilirkişi raporu kapsamında seçenek özgürlüğünde gösterilen ambalaj görsellerinden de görülebileceği üzere şişkin, içi boşluklu şekilde oluşturulmuş cips ürünleri için kullanılan genel/yaygın/jenerikleşmiş bir kavramdır. Dava konusu ambalaj tasarımları üzerinde yazılmış tüm sözcük unsurları yabancı dilde olduğundan, tüketici, işbu ambalaj üzerindeki “… …” ibaresini de yine yabancı bir kelime grubu olarak algılayacaktır. Her ne kadar söz konusu ürünlerin bilgilenmiş kullanıcıları arasında yaş grubu küçük kullanıcılar da bulunabilir ise de ilgili kesim açısından zaten ambalaj görselinde ön planda yer alan tek unsur “…” markası olacağından, bu kesimdeki tüketicinin marka üzerindeki sair unsurlara dikkat dahi etmeyeceği, yaş grubu daha yüksek bilgilenmiş kullanıcı açısından ise tüketicinin anılan ibareyi “…” şeklinde ingilizce telaffuzuna uygun olarak telaffuz edileceği değerlendirilmektedir.
Bu anlamda tüketicinin, dava konusu ambalajlar üzerinde yer alan bu ibareyi, davacı yana ait “…” ya da “…” markaları ile bir şekilde ilişkilendirmesine yol açayacak hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, her iki taraf markalarındaki sözcüklerin yazımları benzerlik göstermekte ise de, nihai tüketicinin dava konusu ambalajları, davacı tarafa ait markalar ile karşılaştırması dahi mümkün değilken bu ambalajlar üzerinde kullanılan “… …” şeklinde ve üstelik ambalaj üzerinde tali konumda yer alacak şekilde, ürün içeriğine dair bilgi verme amaçlı diğer unsurlar ile birlikte kullanılmış olan bu ibareyi de davacı markaları ile ilişkilendirme eğiliminde olmayacaktır. Zira evleviyetle, uyuşmazlık konusu ambalajlar birer “cips” ürünü ambalajı olmalarından ötürü, davacı yanın “…” markalarının aslen bilindiği/tanındığı ürün gamıyla da ilişkilendirilebilir olmadığından, nihai anlamda bu ürünleri tüketecek kimse açısından da farklı nitelikteki bu ürün grupları açısından bir ilişki kurulması da beklenebilir olmayacak, başka bir ifadeyle, tüketici, dava konusu ambalajlı ürünü gördüğünde, zihninde herhangi bir şekilde davacı markalarını taşıyan ürünleri/tasarımları canlandırma ihtiyacı duymayacaktır.
Bunun yanı sıra daha evvelden tescilli bir sözcük markasının, sonraki bir ambalaj üzerinde üçüncü kişilerce kullanımı halinin, ilgili tüketici nezdinde, önceki bir markayı çağrıştırabilmesi için pek tabi ambalajdaki/tasarımdaki hakim unsur olacak şekilde kullanımı da aranmalıdır. Aksi bir durumda çok sayıda unsurun bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş somut olaydaki gibi bir ambalaj görseli açısından, tüketicinin ambalaj üzerindeki tali unsurlar üzerine yoğunlaşması beklenebilir bir tüketici davranışı olmayacaktır.
Dolayısıyla dava konusu tasarımların kullanılacağı ambalajların gıda sektöründe yer alan paketli cips ürünleri için tasarlandığının anlaşılabildiği, bununla birlikte ilgili tasarımların nihai kullanıcısı olarak kabul edilebilecek tüketiciler nezdinde, dava konusu ambalajdaki gibi bir kullanımın, davacı markalarının izinsiz kullanımı şeklinde algılanma ihtimalinin bulunmayacağı kanaatine varılmış olduğundan dava konusu ambalajdaki mezkur kullanımın “bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı” olarak da değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Son olarak; dava konusu tasarımların, tasarımların başvuru tarihi olan 07.12.2019 tarihinden daha evvel tasarım sahibi veya tasarım sahibinin izniyle 3.bir kişi haricinde kalacak şekilde kamuya sunumunun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususunda re’sen mutlak yenilik araştırması yapılmıştır. Zira; 6769 sayılı SMK m.56 ve m.64/6-d hükmü uyarınca, bir tasarımın yeni olup olmadığı kamu düzenine ilişkin bir husus olup, bir tasarımın yeni olup olmadığını tescil aşamasında TÜRKPATENT, yargılama aşamasında ise mahkemeler re’sen dikkate almalıdır (Yeniliğin kamu düzenine ilişkin olduğu hususu hakkında; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26/03/2019 tarih 2017/11-152 Esas, 2019/356).
Belirtilen açıklamalara göre bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılan mutlak yenilik araştırmasına göre; Dava konusu tasarımlar gıda sektöründe abur-cubur veya hızlı tüketim ürünleri arasında yer alan ambalajlı cips ürünleri için oluşturulmuş ambalaj tasarımları olup ilgili sektörde oldukça yoğun tasarımsal faaliyetler bulunmaktadır. Birbiri ile renk ve bazı temel figüratif unsurlar itibariyle benzerlik taşıyan alternatif sayıda çok fazla ambalajın var olduğu bu sektörde salt bu unsurlardaki ortaklık nedeniyle yenilik değerlendirmesi yapılması sağlıklı bir değerlendirme olmayacak olup somut olarak kamuya sunum tarihleri tespit edilen tasarımların belirlenmesi halinde bütünsel algılar üzerinden bir değerlendirme yapılması gerekecektir.
Bilirkişi heyetince re’sen yapılan araştırmalarda “facebook” isimli sosyal medya platformunda “https://www.facebook.com/….” linkinde yer alan hesapta, dava konusu tasarımları taşıyan cips ürünlerinin reklam ve tanıtım çalışmalarının yapıldığı tespit edilmiştir. İlgili hesap incelendiğinde; “…” isimli bu hesapta, birtakım görseller tespit edilmiş olmakla birlikte bu hesabın davalı yana ait olup olmadığı veya davalı taraf ile olan bağlantısı noktasında teknik olarak net bir değerlendirme ve kanaate varılması mümkün olamamıştır.
Bununla birlikte; söz konusu facebook hesabında yer alan en eski tarihli paylaşımlar 30.08.2019 tarihine ait olup bilirkişi raporunda görselleştirilen paylaşımdan da görülebileceği üzere dava konusu 6 tasarımın tamamı ilgili tarihte kamuya sunulmuştur. Bununla birlikte söz konusu facebook sayfasının davalı ile olan bağlantısı bilirkişi heyetince tespit edilememiş olmakla birlikte bu sayfadaki paylaşımların davalı tarafın izni ile kamuya sunulduğu yorumu yapılması halinde, 07.12.2019 başvuru tarihinden önceki 1 yıl içerisinde kalan bu paylaşımların, dava konusu tasarımların yeniliğini ortadan kaldırıcı doküman olarak değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır. Zira SMK m.57/2 uyarınca koruma talep edilen bir tasarım, başvuru tarihinden veya rüçhan talebi varsa rüçhan tarihinden önceki on iki ay içinde tasarımcı veya halefi ya da bu kişilerin izni ile üçüncü bir kişi tarafından veya tasarımcı ya da halefleri ile olan ilişkinin kötüye kullanımı sonucu kamuya sunulması hâlinde bu açıklama tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemez. Ancak bu bağlantının tespit edilememesi durumunda dava konusu tasarımların, tamamının başvuru tarihinden daha evvel kamuya sunulmuş olması nedeniyle yenilik kriterine haiz olmadıkları yorumunda bulunulması gerekecektir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu sonrası, bilirkişi heyetinin mutlak yenilik araştırması kapsamında tespit ettiği “https://www.facebook.com/….photos/?ref=page_internal” linkinde yer alan hesabın davalı şirket ile irtibatının bulunup bulunmadığının saptanabilmesi için davalı şirkete isticvap davetiyesi çıkartılmış olup, çıkartılan isticvap davetiyesine; “Mahkememizce aldırılan ve daha önce tarafınıza tebliğ edilen 23/08/2021 havale tarihli bilirkişi raporunun 14-17.sayfalarında yer alan maddi vakıalar bakımından yetkili temsilcinizin isticvap olunacağı, bu kapsamda; dava konusu … 1,2,3,4,5,6 sayılı çoklu tasarımların 30 Ağustos 2019 tarihinde kamuya sunulduğunu gösterir “https://www.facebook.com/…./ƨref=page_internal” linkinde yer alan hesabın tarafınıza ait olup olmadığı, bu hesap üzerinden dava konusu çoklu tasarımlara ait yapılan paylaşımların size veya halefinize ya da izniniz dahilinde 3.bir kişi tarafından kamuya sunulup sunulmadığına ilişkin olarak tarafınıza sorular sorulacağı, isticvabınız için tayin olunan gün ve saatte, yetkili temsilcinizin, geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmediği veya gelip de sorulara cevap vermediği takdirde, isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı, bu kapsamda; dava konusu uyuşmazlık bakımından aleyhinize sonuç doğuracak şekilde; “https://www.facebook.com/….nternal” linkinde yer alan hesabın tarafınıza ait olmadığı, bu hesap üzerinden dava konusu çoklu tasarımlara ait yapılan paylaşımların size veya halefinize ya da izniniz dahilinde 3.bir kişiye ait olmadığı kabulü ile yargılama devam olunacağı hususu tarafınıza İHTAR EDİLİR.” şeklinde izahat içerir muhtıra eklenmiştir. İhtaratlı isticvap davetiyesi, davalı şirkete 20/10/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, ancak mahkememizce davalı şirket yetkilisinin isticvabı için tayin olunan gün ve saatte davalı şirket yetkilisi/yetkililerinin duruşmaya iştirak etmedikleri tespit edilmiştir. Davalı şirkete yapılan ihtarat gereği, davalı şirketin isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılmış, bu kapsamda; dava konusu uyuşmazlık bakımından davalı şirketin aleyhine sonuç doğuracak şekilde; “https://www.facebook.com/….inkinde yer alan hesabın davalı şirkete ait olmadığı, bu hesap üzerinden dava konusu çoklu tasarımlara ait yapılan paylaşımların davalı şirkete veya halefine ya da izni dahilinde 3.bir kişiye ait olmadığı kabulü ile yargılama devam olunmuştur. Bu yönde yapılan kabule göre; bilirkişi heyetinin tespit ettiği önceki tarihli kamuya sunulmuş doküman, dava konusu çoklu tasarımların mutlak anlamda yeniliğini engelleyen görünümler niteliğinde olup, dava konusu çoklu tasarımların yeni olmaması nedeniyle tescil edilebilirlik şartlarını haiz olmayan tasarımlar olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalı TÜRKPATENT, dava konusu çoklu tasarımların mutlak anlamda yeni olup olmadığını re’sen inceleme yükümlülüğü altında olduğundan, davacı yanca ileri sürülmese bile, dava konusu çoklu tasarımların mutlak anlamda yeni olmadığını tespit ettiği takdirde salt bu nedenle dava konusu çoklu tasarımların hükümsüz kılınmalarına karar vermekle yükümlüdür. Dava konusu … sayılı YİDK kararı incelendiğinde; davalı TÜRKPATENT’in mutlak yenilik incelemesine ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunmadığı, halbuki; dava konusu çoklu tasarımların mutlak anlamda yeni olmadığını tespit ederek, bu yönde araştırmada bulunarak, yukarıda belirtilen önceki tarihli kamuya sunulmuş dokümanı nazara alarak, salt bu sebeple söz konusu tasarımların hükümsüzlüğüne karar vermemesi eylemi hukuka aykırı olduğundan … sayılı YİDK kararının bu sebeple iptaline karar verilmiştir.
Dava konusu çoklu tasarımların mutlak anlamda yeni olmadığı bilirkişi incelemesi marifetiyle ve davayı şirkete çıkartılan isticvap davetiyesine icabet edilmemesi nedeniyle tespit edildiğinden, dava konusu çoklu tasarımların hükümsüzlüğüne de karar verilmiştir.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kabulü ile; … sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu … sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile; … sayılı YİDK kararının İPTALİNE,
2-Dava konusu … sayılı tasarımların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
3-6769 sayılı SMK m.79/4 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re’sen TÜRKPATENT’e gönderilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 59,30 TL maktu karar ve ilam harcı peşin alındığından bu hususta ayrıca harç tahsiline yer olmadığına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 7.375,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı, 17,00 TL vekalet harcı, 281,50 TL posta-tebligat, 2.100,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.517,10 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirketin yokluğunda HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/11/2021