Danıştay Kararı 7. Daire 2001/1055 E. 2002/2396 K. 13.06.2002 T.

7. Daire         2001/1055 E.  ,  2002/2396 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No: 2001/1055
Karar No: 2002/2396

Temyiz İsteminde Bulunan Taralar: 1) … Tarım Ürünleri ve Sanayi Ticaret Anonim Şirketi
2) Köprübaşı Vergi Dairesi Müdürlüğü
İstemin Özeti : Davacı Şirketin, nakit parasını ortaklarının yakın akrabalarına; bankalardan temin ettiği kredilerin bir kısmını ise kendisine mal temin eden ve aynı zamanda ortakları arasında yakın akrabalık ilişkisi bulunan başka bir şirkete kullandırdığından ve bu suretle faiz geliri elde ettiğinden bahisle, Aralık/1997 dönemi için salınan katma değer vergisine ve kesilen ağır kusur cezasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; olayda, davacı Şirketin ortaklarının yakın akrabalarına nakit parasını ve … Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketine de bankalardan temin ettiği kredilerin bir kısmını aktardığı halde, herhangi bir faiz geliri elde ederek kayıtlarına yansıtmaması durumunun, iktisadi, teknik ve ticari icaplara uymayan normal ve mutad sayılmayan bir durum olması nedeniyle, davacı Şirketin aktardığı nakit ve krediler karşılığında faiz geliri elde etmemesi örtülü kazanç olarak değerlendirilerek, bu faiz üzerinden katma değer vergisi tarhiyatına gidilmesinin yerinde olduğu; ancak, faiz tutarı hesaplanırken vadeli mevduat faiz oranları ile ticari kredi faiz oranları yerine T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli avans işlemlerinde uyguladığı ortalama faiz oranının esas alınması gerektiği; bu durumda da davacı Şirketin ödünç verdiği paralar nedeniyle vazgeçtiği faiz gelirinin 98.563.150.680.- lira olduğu ve tarhiyatın bu matrah farkı üzerinden yapılmasının icap ettiği gerekçesiyle tarh ve ceza kesme işlemlerinin kısmen iptali; kısmen de davanın reddi yolundaki … Vergi Mahkemesinin … gün ve E:…; K:… sayılı kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının, inceleme raporuna istinaden tesis edilen işlemin yerinde olduğu ileri sürülerek, davalı idare tarafından; redde ilişkin hüküm fıkrasının ise, ticari icaplar gereği ortakların akrabalarına borç verilmiş gibi gösterildiği, … Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketine kullandırılan kredilerin avans niteliği taşıdığı ileri sürülerek, davacı tarafından bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Taraflarca savunma verilmemiştir.
Tetkik Hakimi …’in Düşüncesi: İvaz karşılığı ödünç para verme işini, devamlı ve mutad meslek halinde yapanların, 6802 sayılı Kanunun uygulanması bakımından banker sayılması ve bu işten elde ettikleri kazancın, katma değer vergisine değil, banka ve sigorta muameleleri vergisine konu edilmesi gerektiğinden, bu gelirin katma değer vergisine tabi olduğu görüşünden hareketle verilen mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı …’ın Düşüncesi: Tarafların karşılıklı temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49’uncu maddesinin 1’inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenle tarafların karşılıklı temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; davacı Şirketin çeşitli bankalardan ihracat yapmak üzere almış olduğu döviz kredileri ile 1997 yılı Kurumlar vergisi beyanlarının birbiri ile uyum sağlamaması üzerine yapılan vergi incelemesi sonucu, davacı Şirketin, ortaklarının yakın akrabalarına nakit para ve kendisine mal temin eden ve aynı zamanda ortakları arasında yakın akrabalık ilişkisi bulunan bir şirkete bankalardan temin ettiği kredilerin bir kısmını kullandırdığı halde, kayıtlarına herhangi bir faiz geliri kaydetmediğinin tespit edildiğinden bahisle, hesaplanan faiz geliri üzerinden salınan katma değer vergisine ve kesilen ağır kusur cezasına ait işlemin kısmen iptali; kısmen de davanın reddi yolundaki mahkeme kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulmasının istenildiği anlaşılmıştır.
Davalı idarece ileri sürülen iddialar, mahkeme kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Davacının temyiz istemine gelince: 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28’inci maddesinin üçüncü fıkrasında; 2279 sayılı Kanuna göre ikraz işleriyle uğraşanlarla, ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini devamlı olarak yapanların, bu Kanunun uygulanmasında banker sayılacakları hükme bağlanmış; 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılan 30.9.1983 gün ve 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 3’üncü maddesinde de, devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişilerin ikrazatçı sayılacakları açıklanmıştır. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17’nci maddesinin 4’üncü fıkrasının (e) bendinde ise, banka ve sigorta muameleleri vergisinin kapsamına giren işlemler ile sigorta acente ve prodüktörlerinin sigorta muamelelerine ilişkin işlemlerinin katma değer vergisinden müstesna olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda anılan düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden anlaşılacağı üzere; ivaz karşılığı ödünç para verme işini, devamlı ve mutad meslek halinde yapanların, 6802 sayılı Kanunun uygulanması bakımından banker sayılması gerekmektedir. Dairemizin süregelen içtihadına göre ise, aynı takvim yılı içinde birden fazla kişiye ya da birden fazla olmak üzere bir kişiye veya birbirini izleyen yıllarda bir ya da birden çok kişiye ödünç para verilmesi halleri, ikraz işiyle devamlı ve mutad meslek halinde uğraşıldığını göstermektedir. Bu bakımdan; ivaz karşılığı borç para verme işiyle devamlı ve mutad meslek halinde uğraşanların bu işten elde ettikleri kazancın, katma değer vergisine değil; banka ve sigorta muameleleri vergisine konu edilmesi, açıklanan hukuki durumun gereğidir.
Bu itibarla, banka ve sigorta muameleleri vergisine konu olabilecek anılan işlemlerin katma değer vergisine tabi tutulması, 3065 sayılı Kanunun 17’nci maddesinin, 4’üncü fıkrasının yukarıda açıklanan (e) bendi uyarınca olanaklı bulunmadığından; aksi görüşten hareketle verilen mahkeme kararının redde ilişkin hüküm fıkrasında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı Vergi Dairesi Müdürlüğünün temyiz isteminin reddine; mahkeme kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının onanmasına; davacı temyiz isteminin kabulüne; mahkeme kararının redde ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına; bozma kararı üzerine mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta hüküm tesisine gerek olmadığına, 13.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.