Danıştay Kararı 10. Daire 2020/3491 E. 2020/6533 K. 17.12.2020 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/3491 E.  ,  2020/6533 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3491
Karar No : 2020/6533

DAVACI : … Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti.
DAVALILAR : 1- … Bakanlığı …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

2- … Başkanlığı / …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN_KONUSU : 26/03/1994 tarih ve 21886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 Seri Numaralı 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulama Tebliği’nin giriş paragrafının, (C) ve (İ) bölümlerinin iptali istenilmiştir.

DAVACININ_İDDİALARI : Bağ-kur primi ödeme bildirisi ile 2008 yılı için 35.725,53 TL prim tevkifatının ödenmesinin istenildiği, Bakanlar Kurulunun 03/04/1993 tarih ve 93/4384 sayılı kararıyla çiftçilerden mal alan kişilerden %3 oranında tevkifat yapma zorunluluğu getirildiği, Bakanlar Kuruluna tevkifat oranı belirleme yetkisi verilmediği, Bakanlar Kurulu Kararına istinaden çıkarılan Tebliğin tevkifat hükümlerinin hukuka aykırı olduğu, Tebliğle ceza hükmü getirilemeyeceği ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMASI :
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından; davanın süresinde açılmadığının tespiti halinde süre yönünden reddi ve hasım mevkiinden çıkarılmalarının gerektiği, 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinde; “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescil edilmiş olanların (bağımsız çalışan tarım sigortalıları) prim borçlarını, sattıkları tarımsal ürün bedellerinden borç tutarını geçmemek şartıyla % 1 ilâ % 5 oranları arasında olmak üzere kesinti yapılmak suretiyle tahsil etmeye kurum yetkilidir.” hükmünün yer aldığı ve bu Kanun’a göre çıkarılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 115. maddesinde, “Kurum, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 4 numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescil edilmiş olanların prim borçlarını, diğer tahsilat yolları dışında, sattıkları tarımsal ürün bedellerinden borç tutarını geçmemek şartıyla %5 oranında kesinti yaptırmak suretiyle tahsil eder. Kurum bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tebliğ ile belirler.” ve geçici 10. maddesinde “Bu Yönetmeliğin 115 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre, tarımsal ürün bedellerinden yapılacak tevkifata ilişkin düzenleme yapılıncaya ve tevkifatı yapan gerçek ve tüzel kişilerin Kurum bilgisayar sistemine erişimi sağlanıncaya kadar 26/03/1994 tarih ve 21886 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4 Seri Numaralı Uygulama Tebliği hükümlerine göre işlem yapılır.” hükümleri dava konusu Tebliğ’in dayanak düzenlemeleri olup, adı geçen düzenlemere uygun olan dava konusu Tebliğ’in hukuka uygun olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından: davanın süresinde açılmadığının tespiti halinde süre yönünden reddinin gerektiği, sonradan çıkarılan düzenleyici işlemlerle uygulamanın ara verilmeksizin devam ettiği, Tebliğin hukuki geçerliliğinin bulunduğu ve dava konusu Tebliğ’in hukuka uygun olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı doğrultusunda avukatlık ücreti verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 26/03/1994 tarih ve 21886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 Seri Numaralı “2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulama Tebliği”nin giriş paragrafının, (C) ve (İ) bölümlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88 inci maddesinin 12. fıkrasında; 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescil edilmiş olanların prim borçlarının, sattıkları tarımsal ürün bedellerinden borç tutarını geçmemek şartıyla % 1 ilâ % 5 oranları arasında olmak üzere kesinti yapılmak suretiyle tahsil etmeye Kurumun yetkili olduğu; aynı maddenin son fıkrasında ise, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmış; 106. maddesinin 4. fıkrası ile 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
5510 sayılı Kanun’un 107. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 28/08/2008 tarih ve 26981 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 115. maddesinin 9. fıkrasında, Kurumun, Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 4 numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescil edilmiş olanların prim borçlarını, diğer tahsilat yolları dışında, sattıkları tarımsal ürün bedellerinden borç tutarını geçmemek şartıyla %5 oranında kesinti yaptırmak suretiyle tahsil edeceği, Kurumun bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tebliğ ile belirleyeceği kurala bağlanmış; Geçici 10. maddesinin 5. fıkrasında ise, bu Yönetmeliğin 115. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre, tarımsal ürün bedellerinden yapılacak tevkifata ilişkin düzenleme yapılıncaya ve tevkifatı yapan gerçek ve tüzel kişilerin Kurum bilgisayar sistemine erişimi sağlanıncaya kadar, 26/03/1994 tarih ve 21886 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4 Seri Nolu Uygulama Tebliği hükümlerine göre işlem yapılacağı kuralına yer verilmiştir.
Buna göre, 5510 sayılı Kanun ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar Kanun kapsamında sigortalı kabul edilerek, bu sigortalıların prim borçlarının tahsilinde uyuşmazlık konusu prim tevkifatı uygulaması devam ettirilerek, uygulama usul ve esaslarının yönetmelikle düzenlenmesi, çıkarılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ile de uygulama usul ve esaslarının tebliğ ile belirleneceği ve ayrıca yeni bir düzenleme yapılana kadar dava konusu Tebliğin uygulanacağının kabul edilmesi karşısında, Mülga 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan çiftçilerin prim borçlarının sattıkları tarım ürünlerinden tevkifat yapılmak suretiyle tahsil edilmesine olanak tanıyan 03/04/1993 tarih ve 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına dayanılarak uygulama usul ve esaslarının belirlenmesi amacıyla 26/03/1994 tarih ve 21886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tebliğin dava konusu edilen madde hükümlerinde dayandığı mevzuat hükümlerine aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davanın reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, davanın reddi yolundaki Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 28/01/2016 tarih ve E:2013/2735, K:2016/317 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2018 tarih ve E:2016/3107, K:2018/4686 sayılı kararıyla, hükmedilen vekalet ücretinin avukat aracılığıyla savunma veren Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile hukuk müşaviri aracılığı ile davayı takip eden Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı) arasında paylaştırılması gerektiğinden bahisle vekalet ücreti yönünden bozulduğu görülmekle, bozma kararına uyularak, gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, 26/03/1994 tarih ve 21886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 Seri Numaralı 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulama Tebliği’nin giriş paragrafının, (C) ve (İ) bölümlerinin iptali istemiyle açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollama yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde ise, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, 02/11/2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 6. maddesi ile, idareleri idari yargı mercilerinde temsil etme yetkisi, hukuk birimi amirlerine, muhakemat müdürlerine, hukuk müşavirlerine ve avukatlara tanınmış; aynı Kanun Hükmünde Kararname’nin 14. maddesinde ise, “Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekâlet ücreti takdir edilir.” hükmüne yer verilmiştir. Alıntısı yapılan mevzuat hükümleri uyarınca, hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri veya avukatlar tarafından takip edilip idareler lehine sonuçlanan davalarda, ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi zorunlu olup, “ilgili mevzuat” ifadesinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin anlaşılması gerektiği de açıktır. Bu itibarla, 659 sayılı KHK’nın yürürlüğünden sonra verilen kararlarda, dava 659 sayılı KHK’nın yürürlüğünden önce açılmış olsa dahi, yukarıda belirtilen esaslara göre vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği; 2577 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay Dava Daireleri kararlarına karşı Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabileceği; 49. maddesinin 6. fıkrasında da Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde de bu maddenin 4. fıkrası hariç diğer fıkralarının kıyasen uygulanacağı belirtilerek Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar imkânı tanınmamıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 28/01/2016 tarih ve E:2013/2735, K:2016/317 sayılı kararının verildiği tarihte, 02/11/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK yürürlükte olduğu halde davalı idarelerden Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı) yargılama sürecinde hukuk müşaviri aracılığıyla temsil edilmesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmaktadır.
Bu doğrultuda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca “avukatlık ücreti” ile sınırlı olarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 21/12/2015 tarih ve 29569 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve kararın verildiği 28/01/2016 tarihinde yürürlükte bulunan 2016 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Danıştayda ilk derece olarak görülen davalar için belirlenen … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareler Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı arasında paylaştırılmasına,
2. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, posta gideri avanslarından artan kısımların karar kesinleştikten sonra istemleri halinde taraflara iadesine,
3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.